Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

36. Bölüm Görüş Gelişimi

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

Serap vaşağını öldürdükten sonra Su Chen soğurma tekniğini çalışmaya başladı.

Ölen bir korkutucu canavarı ile aynı ortamda bulunduktan sonra vücudundaki köken enerji yavaş yavaş havaya karışmaya başladı.

Bazı insanlar o anda gelişmenin kişinin çabasıyla iki katı etkiye sahip olduğunu söylüyordu. 

Ancak hızlı bir ilerleme hiç görülmemişti. Bunun uydurma olduğuna inanan insanlar bile vardı. Bu yüzden insanların cesetlerin yanında gelişirken çok farklı yaklaşımları vardı.

Su Chen herhangi bir ilerleme olup olmadığını bilmiyordu. Bir süre geliştikten sonra durdu. Hiçbir değişim belirtisi hissetmiyordu. 

Ardından yapılması gereken savaş ganimetlerini toplamaktı.

Korkutucu canavarların vücudu hazinelerle doluydu. Derisi satılabilir, eti yenilebilir ve kanı ile ilikleri Kan Bağı İlacı için damıtılabilirdi. Köken kristalleri varsa bunlar, birinin gelişimini ilerletmek için kullanılabilecek değerli bir hazine haline gelirdi.

Ancak vaşak, düşük seviye bir korkutucu canavardı. Bu yüzden köken kristaline sahip olması ihtimali binde birdi. Birisi Kan Bağı İlacı’nı oluşturabilse bile ilaç yine de düşük seviye olurdu. Değeri sınırlıydı ve etrafta taşıması zahmetliydi. Böylece vazgeçmek en iyisiydi.

Bu vaşakla dövüşmek için iki köken taşı tüketmişti. Elde ettiği kazancı köken taşlarının değeriyle karşılaştırdığında Su Chen aslında küçük bir kayıp vermiş gibi görünüyordu.

Birincisi, vaşakla dövüşü çok uzun sürmüş; enerji tüketim oranını artırmaya zorlamıştı. İkincisi, sınırlı saklama kapasitesiyle tüm cesedi taşımasının imkanı yoktu. 

Tabii uzamsal yüzüğü olsaydı…

Ancak, para kaybetmek Su Chen için önemsiz bir şeydi. Önemli olan, bu dövüş sayesinde hatırı sayılır bir deneyim kazanmış olmasıydı.

Korkutucu canavar ile ilk kez dövüşmüştü. Korkutucu canavarların gücüne tanık olan Su Chen nihayet kendisi ile korkutucu canavarlar arasındaki güç farkını anlayabilmişti. Aynı zamanda korkutucu canavar ile dövüşmesiyle özgüveni artmış ve büyük ölçüde güçlenmişti. 

En önemlisi, Su Chen’in gözleri bir kez daha yeni bir atılım yaşamıştı.

O anda Su Chen’in gözleri üç kez değişmişti.

İlk değişimden sonra Su Chen ışığın varlığını hissetmişti. Artık dünyası karanlıkla kaplı değildi.

İkinci değişimden sonra Su Chen nihayet görebilmiş ve görüşünü tamamen kazanmıştı.

Bu iki değişim, Su Chen’in görüşünün normal bir insanınki gibi olmasına izin vermişti.

Ancak üçüncü değişim, Su Chen’in daha önce hiç deneyimlemediği ve normal bir insanın sahip olamayacağı bir şey vermişti.

Bu “Hareket görüşü”ydü.

Su Chen, gözlerinin çok hızlı hareket eden objelerin hareketlerini yakalayabildiğini keşfetmişti. Ayrıca çok daha net görebiliyordu. Su Chen otuz metre uzaktan uçan sivrisineği görebiliyordu. Hatta sivrisineğin kanatlarının geride bıraktığı ardışık görüntüleri bile görebiliyordu. 

Yaşlı dilencinin bahsettiği şey bu muydu? 

Eğer öyleyse, yanılmamıştı. Üç yıl boyunca bir kabusta sıkışıp kaldıktan sonra ızdırabı nihayet neşeye dönmüştü!

Gözlerinin evrilmeye devam edeceğini uzun zaman önce tahmin etmiş olsa da yine de Su Chen bu evrimin gerçekten yaşanmasının heyecanını bastıramıyordu.

Su Chen günün geri kalanında dövüşmek için korkutucu canavarları çekmeye çalışmadı. Onun yerine tepenin zirvesine oturup yeni hareket görüşünü durmadan test etti. 

Gün boyunca oyalandıktan sonra Su Chen sonunda hareket görüşünü nasıl kullanacağını anladı.

Hareket görüşünü aktifleştirip kapatabiliyordu. Her kapattığında görüşü normale dönüyordu.

Uzun süre hareket görüşünü kullanması gözlerini yoruyordu. Yalnızca kapattığı sürece gözlerinin yorgunluğu büyük oranda azalıyor ve hızla toparlanıyorlardı. 

Eğer gözleri çok yorulmuşsa hareket görüşünü kapattığında normal görüşü de geçici olarak bulanıklaşıyordu. Ancak toparlandıklarında bu buğulu görüş etkisi de hızla kayboluyordu.

Buna karşılık hareket görüşünü uzun süre kullanmayıp gözlerinin enerjisini korursa normal görüşü de ilerliyordu. Bu ilerleme çok belirgin değildi ama yine de Su Chen’in orijinal görüşünden çok daha iyiydi.

Sonuçta hareket görüşü, sadece hareket görüşüydü. Zamanı ve kendi hareketlerini değiştirmiyordu. Sadece hızlı hareket eden şeyleri görebilme yeteneği sunuyordu. Bu hızlı şeylere nasıl tepki verdiği hala ona bağlıydı aynı vaşağı öldürmek için kullanması gibi.

Böylesi bile bu Su Chen’i heyecanlandırmaya yetmişti.

Bu, görüşle ilgili bir köken yeteneği gibiydi. Bugün, Su Chen bu yeteneği bedavaya almıştı. 

Hareket görüşü direkt olarak gücünü arttırmasa da hala dövüşte oldukça işe yarar bir şeydi. 

Ayrıca, Su Chen görüşünün bu kadarıyla sınırlı olduğuna inanmıyordu. Belki de gözleri ileride evrilmeye devam edecekti.

Ne de olsa Gu Qingluo’nun odasında gördüğünü hala unutmamıştı.

Acaba bir gün gözleri objelerin ardını da görebilir miydi?

İleride bir gün gözlerinin daha fazla yeteneği olabilir miydi?

Su Chen bilmiyordu ama öğrenmek için sabırsızlanıyordu. 

Su Chen hayatı boyunca tek bir gün bile bugünkü kadar beklentiyle dolmamıştı.

Devam eden günlerde Su Chen tepede avlanmaya devam etti.

On ikinci gün Su Chen, dişlek dev ayı ile karşılaştı.

Dişlek dev ayının tüm vücudu delicesine güçlüydü. Gücü, serap vaşağından çok daha fazlaydı. Baştan savma saldırısı bile bir kayayı yok edebilirdi. Ayrıca, dişlekliği aracılığıyla enerji benzeri saldırılar salan dövüş yeteneği vardı. Su Chen, yakın çeyrek dövüşçü korkutucu canavar onun uzun mesafe saldırısından kurtulduğunda hazırlıksız yakalanmıştı ve hemen hemen birkaç darbe de almıştı. 

Su Chen günün büyük kısmını dişlek dev ayı ile dövüşerek geçirdi. Kazanmadan önce bu korkutucu canavara karşı dövüşmek için Ametist Savaş Zırhını, Bulut Adım Savaş Botunu ve Siyah Meç Savaş Bıçağını kullanmak zorunda kalmıştı.

Siyah Meç Savaş Bıçağı sekizinci derece köken gereci olarak değerliydi. Bıçağın ağzı zaten fazlasıyla keskindi. Su Chen üzerindeki kan figürünü aktifleştirdiğinde kan renginde bir sisin sızdığını gördü. Su Chen’in onlarca kez bıçakladığı dişlek dev ayı tek saldırıyla ikiye bölünmüştü.

Ancak, bıçağın yeteneği oldukça güçlü olsa da o tek saldırı Su Chen’in tüm enerjisini sömürmüştü. Yerde yorgun yorgun oturması bayağı bir uzun sürmüştü.

Su Chen, durumu en iyi haldeyken bıçağın yeteneğini kullanırsa en fazla üç kez kullanabileceğini hesaplamıştı. Ancak kan figürünü aktifleştirmeden uzunca bir süre kullanabilirdi. 

Su Chen bir kayıp daha yaşamıştı. Dev ayı, vaşağa göre daha kaliteli çiğ kaynaklara sahip olsa da Su Chen’e dört köken taşına mal olmuştu.

Ancak, Su Chen’in elde ettiği kazanç parayla sınırlı değildi. Dev ayıyla dövüşü sayesinde Su Chen’in dövüş gücü artmış ve hatırı sayılır bir dövüş deneyimi kazanmıştı.

Bu özellikle ayı etini yedikten sonra doğrulanmıştı. Korkutucu canavarın özünü içeren bu ayı etinin büyük parçası Su Chen tarafından mideye indirilmişti. Sürekli gücünü artıran dövüşte güçlenerek bunu ortaya çıkartabilirdi. Sadece on günde, Su Chen yeniden doğmuş gibi hissediyordu. Gücünün artışı aşikardı. 

On beşinci gününde Su Chen ilk gerçek tehlikesiyle karşılaştı. İki siyah pullu canavar beraber gelmişti.

Su Chen tereddüt etmeden uçurumdan atladı ve ip ağı kullanarak iz bile bırakmadan kaçtı. 

İki siyah pullu canavar tüm gün orada dolaştı. Onların tekrar yerini bulmasını önlemek adına Su Chen’in uzak bir konumda yeni bir kamp kurması gerekti.

Kızıl Sıradağlardaki on sekizinci gününde Su Chen Cehennem Leoparını öldürdü. Ancak ölümünden hemen önce ateş topları fırlatmasıyla Su Chen ağır yaralar aldı. Bu da Su Chen’e fazla özgüvenli olmanın sonuçlarını hatırlattı. Ardından Su Chen siyah kıyafetli adamın verdiği ilaçlardan birini kullandı. Yarası hızla iyileşti ama bedelini bütün gün ishalle uğraşarak ödedi.

Yirminci gününde Su Chen başka bir serap vaşağını öldürdü. Bu sefer Ametist Savaş Zırhını kullanmamış ve kayıp vermemişti.

Yirmi beşinci gününde Su Chen, Kara Bulut canavarı ile karşılaştı. Oldukça güçlü olan bu korkutucu canavarın vücudunu sise dönüştürmesini sağlayan köken yeteneği vardı. Su Chen onun rakibi olabilecek kadar güçlü değildi bu yüzden aceleyle uçurumdan atlayıp kaçtı.

Yirmi dokuzuncu günde Su Chen, bir kez daha siyah pullu canavarlar ile karşılaştı. Onları ayrılmaları için kandırdı ve bu fırsatı birini öldürmek için kullandı. Siyah pullu canavar ölmek üzereyken karşı saldırı yapmaya çalışarak köken yeteneğini aktifleştirdi ve tüm pullarını fırlattı. Bu sefer Su Chen hazırlıklıydı. Hemen bariyerini aktifleştirerek rakibine arkasını döndü ve saldırıyı engelledi. Ancak ikinci siyah pullu canavar koşarak geldi. Su Chen’in dövüşmeye devam edecek gücü kalmadığından üçüncü kez uçurumdan atladı. Siyah pullu canavar, Su Chen fırsatını bulup onu öldürene kadar bütün gün Su Chen’i kovaladı. 

Bu şekilde Su Chen Kızıl Sıradağlarda korkutucu canavar eti yiyip kanlarını içerek savaşmaya devam etti. Dövüştükçe Su Chen’in gücü ve savaş tecrübesi de yükseliyordu.

Kızıl Sıradağlara gelmeden önce Vücut Tavı dokuzuncu kata yeni girmişti ve Köken Yıldızı sonucu Beyaz Yıldız doksan birdi. Büyük ölçüde korkutucu canavar eti yedikten ve sürekli savaştıktan sonra bütün o korkutucu canavarların enerjisi Su Chen’in giderek artan gücü haline gelmişti. Sadece bir ayda Su Chen’in gücü üç Beyaz Yıldız artmıştı. Eğer bu şekilde ilerlemeye devam ederse Kızıl Sıradağlardaki süresinin sonunda Vücut Tavı’nın zirvesine ulaşmış olacaktı.

Ancak yolculuğu sorunsuz ilerlemiyordu.

Çok kısa sürede Su Chen yeni bir sorunla karşılaşmıştı.

Canavar çeken ilacı bitiyordu.