Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

37. Bölüm Ruh Sarsan, Ruh Ayıran

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

Su Chen elindeki şişeyi salladı. Tedariği tamamen bitmeden önce şişenin ağzından birkaç damla sıvı yere düştü. 

Su Chen umursamaz bir şekilde şişeyi fırlatıp çevresine bakındı. 

Bu mesafeden baktığında görüşünü sadece yeşil kaplı sıradağlar dolduruyordu. Döktüğü birkaç damla muhtemelen hiçbir korkutucu canavarı çekmeyecekti.

Tereddüt etmeyen Su Chen, çantasını sırtlanıp tepeden aşağı doğru yürüdü.

Su Chen daha derine ilerlemesi gerektiğini düşünüyordu.

Şüphesiz, sıradağların daha derinine ilerlemek çok tehlikeli olacaktı. Ancak, Su Chen’in daha fazla canavar çeken ilacı kalmamıştı ve burada kalan sınırlı zamanını boşa harcamak istemiyordu. Böylece korkutucu canavarların daha yaygın olduğu bölgelere gitmek zorunda kaldı. Sonuçta bu yöntemi sonsuza kadar kullanamazdı.

Geçen bir ayda sanki yeniden doğmuştu. Otuz gün boyunca güçlenen Su Chen’in hayatta kalma becerileri de artmıştı. Artık, daha tehlikeli bölgelerde savaşacak kadar da kendine güveniyordu. 

Su Chen üç gün boyunca patikayı takip etti.

Bu üç gün içerisinde tek bir korkutucu canavar ile karşılaşmadı. Ancak, neredeyse hayatına mal olan çeşitli sorunlarla karşılaştı. Bir keresinde istemeden böcek yuvasını kırdı ve sonuç olarak kocaman zehirli böcek sürüsü tarafından kovalandı. Daha sonra, zarar görünen bir bitki neredeyse onu bayıltacak güçte bir zehri aniden üzerine saldı. Neyse ki Su Chen hızlı davranıp kaçabildi. Buna rağmen zehir yine de günün yarısından fazlasında Su Chen’i felç bir halde bıraktı. 

En kötüsü muhtemelen küçük bir kaynaktan su içtiği sırada baskına uğramasıydı. Bu sularda aniden hedeflerinin üstüne atlayan küçük ama oldukça vahşi balıklar yüzüyordu. Hedefin ne olduğu fark etmezdi. Balıkların dişleri o kadar güçlüydü ki en sert deriyi bile kesebiliyordu. Bu yüzden balıkların bir sürüsü, korkutucu canavarı bile saniyesinde lime lime etmeye yeterdi. 

Su Chen demir kemik şeytanının binlerce küçük balık tarafından özümsenişini izledi. Geriye tek bir kemik parçası bile kalmamıştı.

Kızıl Sıradağlarda baktığınız her yerde ürpertici şeyler bulmak mümkündü.

Ancak bu, Su Chen’in geri çekilmesi için yeterli değildi. Aksine daha da ilerlemeye devam etti.

İlerleyen günlerde Su Chen, her türden korkutucu canavar ile karşılaştı. Neyse ki oldukça şanslıydı ve hiç yenemeyeceği güçte bir canavar ile karşılaşmadı. Karşılaştığı bütün korkutucu canavarlar Su Chen tarafından tek tek öldürüldü.

Elli altıncı gün başlamak üzereyken tehlike bir kez daha Su Chen’i buldu.

Yeşim gözlü maymun yolunu tıkamıştı.

Bu dev maymun yaklaşık üç metre uzunluğundaydı. En güçlü, düşük derece korkutucu canavarlardan biriydi. Gücünün dişlek dev ayıdan eksik bir yanı yoktu ama hızı çok daha fazlaydı. Eğer Su Chen dağın tepesinde avlanırken bu maymunla karşılaşsaydı kaçmayı tercih ederdi. 

Ancak şu an düşmanıyla karşı karşıyaydı.

Geri çekilebileceği bir yol yoktu. Önünde iki seçenek vardı ya ölüm ya da zafer.

Su Chen tereddüt etmeden arbaleti çıkarıp maymuna vurmaya başladı. Ancak kısa oklar yeşim gözlü maymunun bedenine değil de sanki çelik bir yüzeye çarpmış gibi oluyordu. Maymunun derisini çizmeyi bile başaramamışlardı. Ardından dev maymun Su Chen’e doğru uludu.

Uluma, Su Chen’in kulaklarına ulaştığında görüşü sarsılıp bulanıklaştı.

Köken yeteneği!

Uluma, kök sabitleme yeteneğiydi. Su Chen orada kıpırdayamayarak durdu… 

Panik olmadı. Aksine arbaleti, Yanan Avcı Alaybozanı ile değiştirip dev maymuna saldırdı.

BAM!

Siyah dumanla birlikte dev maymunun bedeninde kanlı bir çiçek açtı.

Acı, dev canavarı çılgına çevirmişti. Yolundaki tüm ağaçları devirerek Su Chen’e doğru atıldı.

O sırada Su Chen tekrar hareket edebilmeye başlamıştı. Dev maymuna ateş etmeye devam ederken hızla geri çekildi. Silahın geri tepmesi tekrar ve tekrar vücudunu sarstı.

Üç kez silah sesi duyuldu ama sadece biri hedefini bulup maymunun vücudunda bir delik açtı. 

Lanet olası isabetlilik!

Yeşim gözlü maymun patisiyle Su Chen’e vurmaya hazırlanarak koşmaya başladı. 

Su Chen, Bulut Adım Botu ile birlikte Kıvrılan Buğulu Adımları kullandı. Görüntüsü duman kadar çevikti. Aynı anda hem bıçağını maymuna sapladı hem de Siyah Meç Bıçağı’nın kızıl ışığını kullandı. Kızıl ışık maymunun bedenine çarptığında sekizinci derece köken gerecin köken yeteneği dev maymunu derin bir şekilde kesti.

Dev maymun hala vahşiydi. Başka bir ulumayla köken yeteneğini tekrar kullandı.

Su Chen’in görüntüsü sarsıldı. Maymunun patisi, Su Chen’in savunmasız göğsüne indi. Koruyucu zırh giyiyor olmasına rağmen Su Chen bir ağız dolusu taze kan kustu. 

Darbenin gücüyle hemen geri çekildi. Aynı zamanda alaybozanı kaldırıp dört kez daha ateşledi. Bu kez, özellikle maymunun yaralarını hedef almıştı ve ikisi isabet etti. Dev maymunun yaraları bolca kanın akmasına sebep olarak patladı.

Dev maymun acıdan deliye dönerek bir kez daha patisiyle vurmak için Su Chen’e doğru atıldı. Su Chen başka bir bıçak saldırısıyla karşılık verdi ve dev maymunun kolunu keserek tekrar kanlı bir atmosferin oluşmasına sebep oldu.

Ancak dev maymun aşırı dayanıklıydı. İki kanlı saldırıdan sonra ölmedi. Onun yerine, Siyah Meç Bıçağı kullanan Su Chen’in görüşü kararmaya başladı. Neredeyse ayakta duramıyordu.

Tam o sırada yeşim gözlü maymun bir kez daha havaya zıpladı ve Su Chen’in kafasını hedef alarak öne doğru saldırdı.

Su Chen kaçınmak isteyerek Kıvrılan Buğulu Adımları etkinleştirdi. Ardından yeşim gözlü maymunun ağzını açtığını gördü. Durum hiç iyi değildi ve maymun yeteneğini kullanıp onu yerine sabitlemek üzereydi.

Dev maymun uluduğu sırada Su Chen bir eşyayı fırlattı.

Çatlak Ruh Büyü İncisi.

Ruh sarsan bir uluma duyuldu. Aynı zamanda Çatlak Ruh Büyü İncisi şekilsiz bir ışık yayarak etrafa dağılmaya başladı.

Kök sabitleyen uluma…

Ruh ayıran yetenek…

İki ruh saldırısı aynı anda patladı. Su Chen bir şey ruhunu sökerken görüşünün karardığını hissetti, acı hissi sınırlarının üstündeydi.

Acıya daha fazla dayanamadı. Kafasını elleri arasına aldı ve bağırmaya başladı.

Sanki bir şey kafasının içini tahrip edip aklını büyük bir öfkeyle koparıyordu. Tam Su Chen bu acıya dayanamayacağını düşündüğü sırada gözlerinden bir soğukluk hissi yayılmaya başladı. Onu neredeyse delirtmek üzere olan ruh saldırısı sanki bir çıkış yolu bulmuş gibi hızla gözlerinden çıktı.

Acı kayboldu.

Su Chen şaşırmıştı. Gözlerini açtığında yeşim gözlü maymunun hala kafasını tutmuş acı içinde uluduğunu gördü. 

Yaralarının yanında bir de Çatlak Ruh Büyü İncisi ile vurulmuştu ve ruh ayıran acıyı yaşıyordu.

Su Chen bunun son şansı olduğunu biliyordu. Siyah Meç Bıçağını kaldırdı ve kan atmosferini bir kez daha aktifleştirdi.

Işık, havanın içinde uçtu.

Yeşim gözlü maymuna çarparak yere düşürdü. Su Chen’in bedeni de birkaç kez sarsıldı ve ardından tekrar kalkamayacak bir şekilde yere düştü.

Ormanın ortasında yatarken Su Chen tek bir parmağını bile kaldıramadığını hissetti.

Dövüş uzun sürmemişti ama oldukça zorluydu.

Su Chen, piç kurusunun icabına bakmak için sahip olduğu dört köken gerecini de kullanmak zorunda kalmıştı! Bunlara ek olarak Çatlak Ruh Büyü İncisini de kullanmaya zorlanmıştı. 

Çatlak Ruh Büyü İncisi’nin gücünü gördükten sonra kesinlikle bu acıyı tekrar yaşamak istemiyordu. 

Kesinlikle, Kızıl Sıradağlar tehlikelerle doluydu. Sınırdaki bir bölgede bile her adım çok sıkıntılıydı ve yetmezmiş gibi türlü türlü tehlike vardı.

Ancak bunun ana nedeni kendi gücünün hala çok zayıf olmasıydı.

Eğer Enerji Çekme Diyarı’na daha önce girebilmiş olsaydı… 

Enerji Çekme Diyarı’na girdiği sürece köken enerji ve köken yeteneklerini kontrol edebilecekti. Yapabilecekleri sınırsız olacaktı.

Bir köken yeteneğinin karşısında Yanan Kaplan Yumruğu gibi yetenekler sadece sıradan hareketler olabilirdi.

Ancak, şu anki şartlar altında Kızıl Sıradağlar’daki süresi dolmadan önce Vücut Tavı’nın zirvesine ulaşabilmesi bile yeterince iyiydi. Enerji Çekme Diyarı’na girme konusunu ise unutması gerekiyordu. Yeterince köken enerji biriktiremezse deniz yolunu açıp vücuduna enerji çekmesi imkansız olurdu.

Kendisine acımakla meşgul olan Su Chen, o sırada yeşim gözlü maymunun bedeninden birkaç ışık topunun çıktığını gördü.

“Bu da ne?” Su Chen düşündü.

En azından oturmaya çalıştı ama enerjisi vücuduna söz geçirmeye yetmedi. Sadece dev maymunun cesedinden ışık toplarının tek tek belirmesini izleyebildi. Işık topları havada kaybolmadan önce kısa bir süre durabildi.

Denize düşen su damlaları gibiydiler.

Bir ışık topu Su Chen’in yüzüne kondu. Su Chen’in yüzünde birkaç kez sıçradıktan sonra uzaklaştı.

“Bu… Köken enerji olabilir mi?” dedi Su Chen, bir aydınlanma yaşayarak.

Köken enerji insan gözüyle görülemezdi. Korkutucu canavarların ölürken köken enerji saldıkları iddiası, köken enerjiyi hissedip algılarını çekebilen oldukça güçlü Köken Akışı Bilgeleri tarafından ortaya atılmıştı.

Bu, aynı insanların havayı göremediği halde var olduğunu bilmesi gibiydi.

Ama şu anda Su Chen büyük ihtimalle köken enerji olan ışık toplarını görebiliyordu.

Test ettiğinde bu kesinleşecekti.

Su Chen bekledi.

Kısa süre sonra bir ışık topu Su Chen’in koluna kondu.

Su Chen ışık topunu izlediği sırada ışığa odaklanarak özümseme tekniğini çalışmaya başladı.

Bu sefer ışık topu zıplayıp kaybolmadı.

Sanki isteksizmiş gibi birkaç kez Su Chen’in derisi üzerinde yuvarlandı ve ardından Su Chen’in bedenine girdi.