Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

38. Bölüm Köken Enerji Işıkları

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

Işık topu bedenine girdiği gibi Su Chen içine bir sıcaklığın aktığını hissetti. Bu his oldukça silikti ve Su Chen hissin gerçek mi yoksa hayal mi olduğunu ayırt edemedi.

Ancak sıcaklığın akmasıyla Su Chen’in kolu hafifçe hareket etmeye başladı.

Artık kolunu kaldırabiliyordu.

Su Chen’in gözleri parlamaya başladı. 

Bu gerçekten köken enerji olabilir miydi?

Ama eğer bu doğruysa nasıl köken enerjiyi görebiliyordu?

Su Chen şaşırmıştı.

Yerine sabitlendikten ve ruh ayırmayı yaşadıktan sonra olanları düşündü.

Ruh saldırısına maruz kaldıktan sonra gözleri bir kez daha evrilmiş olabilir miydi?

Ruh saldırısının enerjisini emdiği için olabilir miydi? Ya da aklı bir nevi uyarıcı aldığı için olabilir miydi?

Su Chen bilmiyordu. Sadece bekleyip bunun üzerine kafa yorabildi.

Sonuçta bu köken enerji topları uzun süre varlığını sürdürmüyordu. Belirdikleri andan itibaren kaybolmaya başlıyorlardı.

Bunu gören Su Chen, köken enerjinin bu şekilde var olamadığını anladı.

Bu ışık topları, maymunun sayısız gün ve ay boyunca gelişip yoğunlaştırdığı köken enerjiyi temsil ediyordu. Basit görünse de aslında uzun zamandır birikiyorlardı. Bunlar, gerçek köken enerjiydi. 

Köken enerji kullanıcısı öldüğünde, köken enerjileri daha fazla vücutlarında kalmayıp geldikleri dünyaya geri dönmek için bedenlerini terk ederdi. Birikmiş tüm köken enerji bağlılığını da kaybediyordu ve doğal özgür haline geri dönerek dağılıyordu.

Bu ışık toplarının sönüşü aslında birikmiş enerjinin doğal dağılmasıydı.

Su Chen’in gözleri köken enerjinin gerçek, saf halini göremiyordu. Sadece oluşan kümelenmeleri görebiliyordu. 

Bu bi fırsattı!

Bu düşünce aniden beyninde yankılandı.

Ne yapması gerektiğini biliyordu.

Su Chen elini kaldırdı. Ardından havadaki bir ışık topuna odaklanarak özümseme tekniğini çalışmaya başladı. 

Işık topları su damlaları gibi Su Chen’in derisinde yuvarlanıyorlardı. Sanki Su Chen tarafından özümsenmeye oldukça isteksiz gibiydiler. Ama Su Chen’in bedeninden yayılan emici atmosfer inatçılığıyla birleşince direnişleri de gittikçe daha da zayıfladı. Nihayet bir ışık topu Su Chen’in bedenine girdi.

Silik ama tanıdık sıcaklık hissi bir kez daha belirdi… 

Su Chen fiziksel ve ruhsal gücünün daha çok toparlandığını hissetti.

Su Chen içinden bağırdı. Şu anki haline bakılırsa bir ışık topunu özümsemesi, birkaç günlük gelişmeyle kazanabileceklerine eş değerdi.

Bu onu kaç gün idare ederdi?

Su Chen bilmiyordu ama umursamadı. Şu an en önemli şey bu fırsatı boşa harcamamaktı!

Serap vaşağını öldürdükten sonra özümseme tekniğini çalışmış olsa da o sırada bu topları göremediği için körlemesine çalışabilmişti. Eğer o sırada enerji emebildiyse tamamen şansaydı.

Şimdi tekniğini odaklayabileceği somut bir şey olduğu için başarı şansı da artmıştı.

Su Chen tüm gayretini havada süzülen ışık toplarını özümsemek için kullandı.

Yeşim gözlü maymunun köken enerjisi çok hızlı dağılıyordu. Çok geçmeden de tamamen kayboldu. Su Chen sadece sekiz köken enerji topu emebilmişti.

Sadece sekiz köken enerji topu olsa da Su Chen çok farklı hissediyordu.

Sahip olduğu enerji bir şekilde yenilenmişti.

Normalde eğer kan atmosferini üç kez arka arkaya aktifleştirirse günün yarısından fazlasını yerde yatarak geçirirdi. Şimdi, hala yorgun hissetse de kalkıp hareket edebilmişti. 

Tabii ki köken enerji sadece kişinin gücünü toparlamak için kullanılmıyordu. Kullanıcının bedenini dönüştürüp büyütüyordu. Karşılaştığı toparlanma hissi aslında daha da güçlendikten sonra bedeninin büyümesiydi. Eğer bir insanın fiziği değişirse dayanıklılık ve iyileşme oranı da yükselirdi. Bu yükseliş doğal olarak fiziksel güçleriyle orantılıydı. 

Bu sekiz top köken enerjiyi özümsedikten sonra Su Chen’in bedeninin daha güçlü bir şekilde büyüdüğü söylenebilirdi.

Bir süre analiz ettikten sonra Su Chen gücünün kabaca bir beyaz yıldız kadar arttığı sonucuna vardı.

“İnanılmaz!” Su Chen heyecanla bağırmaya başladı.

Sadece bir tane korkutucu canavarı öldürmüştü ve gücü bir beyaz yıldız kadar artmıştı. Bu neredeyse imkansız bir deneyimdi. Bundan daha iyi ne olabilirdi ki?

Daha önce hiç hissetmediği bir heyecan Su Chen’in içini kapladı. İlk defa Su Chen, geleceğe karşı umut ve özgüven doluydu! 

——————————

İlerleyen günlerde Su Chen, Kızıl Sıradağlarda çalışmaya devam etti. Neşesinin dikkatsiz davranmasına sebep olmasına izin vermedi. Aksine kararlı bir şekilde ormanda avlanmaya devam etti. Su Chen sınırsız bir potansiyel elde etmiş olsa da potansiyel sadece bir olasılıktı. O sırada hala güçsüzdü. 

Kızıl Sıradağların tehlikeli bölgelerinde hayatta kalmak için dört köken gerecine güvenmek zorunda kalacak kadar güçsüzdü.

Kendine biraz bile fazla güvense bu sahip olacağı geleceği mahvedebilirdi. Aşırı özgüvenin, yavaş ve sinsi bir katil olduğunu kendine hatırlattı.

Bu yüzden Su Chen, önceden olduğu gibi dikkatle ilerlemeye devam etti.

Kızıl Sıradağlardaki elli dokuzuncu gününde Su Chen bir kez daha dişlek dev ayı ile karşılaştı. 

Kendi gücü arttığı için mi yoksa daha önce dev ayıyla dövüştüğü için mi bilinmez… Her halükarda Su Chen kolay bir şekilde bu dövüşü bitirebildi.

Dev ayıyı öldürdüğünde Su Chen bir kez daha ışık toplarını gördü.

Bu sefer hazırlıklı olduğu için on bir tanesini özümseyebildi. Geri kalanlar ise kayboldu.

Su Chen bunun bir seferde özümseyebileceği limite yakın olduğunu tahmin etti.

Su Chen, dişlek dev ayının öldüğü sırada kabaca bin tane ışık topu yaydığını aklının bir köşesine not etti. Eğer on tane ışık topu bir beyaz yıldızı temsil ediyorsa dev ayının gelişimi yaklaşık yüz beyaz yıldız değerinde olmalıydı. Bu kabaca, sıradan düşük seviye bir korkutucu canavarın sahip olduğu ile aynıydı.

Yaklaşık yüzde bir oranda enerji emebilmişti.

Korkutucu canavarı öldür ve ardından gelişiminin yüzde birini elde et, Bundan daha iyi bir şey olabilir miydi?

Belki de Gökler ona yardım ediyordu. Devamındaki birkaç gün içerisinde güçleri oldukça düşük olan üç korkutucu canavar ile karşılaştı. Üçünü de kolay bir şekilde yenebildi.

Su Chen köken enerjinin son parçasını da özümsediğinde sanki bedeni dolmuş gibi garip bir seviyeye ulaştığını hissetti. Ne kadar özümserse özümsesin daha fazla artış olmayacaktı.

Su Chen, Vücut Tavı’nın zirvesine ulaştığını biliyordu ve gelişimi tıkanmıştı. 

Bu şartlar altında ne kadar özümsemeye çalıştığının bir önemi yoktu. Tıkanıklığı aşmadığı sürece tek bir adım bile ilerleyemeyecekti. 

Enerji Çekme Diyarı’na gir!

“Sonunda bu noktaya gelebildim.” Su Chen derin bir iç çekti.

Normalde kızıl ceza bitmeden önce en fazla Vücut Tavı’nın zirvesine çıkabileceğini düşünmüştü. Keşfettiği bu köken enerji toplarının bu süreci hızlandırıp planladığından bir ay daha önce hedefine ulaşmasını sağlamasını hiç beklemiyordu. 

Şimdi yapması gereken şey, gücünü toplayıp Enerji Çekme Diyarı’na girmekti.

İnsanlar on binlerce yıl boyunca gelişmişti. Bunun sonucunda köken enerjiyi oldukça iyi bir şekilde kullanabildikleri söylenebilirdi. 

Enerji Çekme Diyarı’na girmek, diğer diyarların aksine başarıyı garantilemek için kan bağına ihtiyaç duymadığından en düşük eşikti. Bu yüzden bir insanın sadece deniz yolunu açması için binlerce farklı yöntem vardı. 

Aşırı bir zorluğu olmadığı için Su Chen bu diyara girmek için klanına dönmeyi düşünmedi bile. Onun yerine Enerji Çekme Diyarı’na Kızıl Sıradağlarda girmeye karar verdi.