Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

44. Bölüm Köken Yeteneği Alışverişi

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

Gece İblisi diğer gece tekrar ortaya çıktı.

Belki buraya çok fazla geldiği ve Su Chen ile bir nevi samimi oldukları için geldiğinde ilk sözleri “Açım. Dünden hiç hamur işi kaldı mı?” oldu.

“... Biraz bekle, gidip senin için getireceğim.”

Su Chen kısa süre sonra döndü. Gece İblisi’ni yatağının üzerinde bağdaş kurmuş taşla oynarken buldu. Taş her düştüğünde Anka kuşunun haykırışını çıkarıyordu.

Su Chen: “Okyanus sesi taşı. İstersen alabilirsin.”

“Biliyorum.” Gece İblisi umursamadan cevapladı: “Okyanus sesi taşları deniz seviyesinin yaklaşık bir kilometre altında yer alıyor. Bu yüzden de sadece Okyanus Irkı onları toplayabiliyor. Bu taşlar, kayıt kutusunun yapımında kullanılan malzemeler arasında yer alıyor.”

“Okyanus ırkını ve kayıt kutularını gerçekten biliyor musun?” Su Chen bilerek şaşırmış gibi davrandı.

Gece İblisi hamur işlerini ondan aldı: “Diğer insanları fazla küçük görme olur mu? Herkes altı büyük ırkı bilir.”

“Altı mı?” Su Chen bu kez gerçekten şaşırmıştı. “Ben sadece beşini biliyorum; İnsan Irkı, Okyanus Irkı, Tüylü Irk, Ruh Irkı ve Yırtıcı Irkı. Altıncı ne?”

“Gizem Irkı! Gizem Irkı diğer beş büyük ırkın toplamından bile çok daha güçlü.” Gece İblisi cevapladı.

“Ama onların nesli tükendi ve tarihin tozlu sayfaları arasında kayboldular.”

“Kim demiş?” Gece İblisi’nin gözleri kocaman açıldı. “Gizem Irkı’nın hiçbir zaman nesli tükenmedi. Sadece kış uykusuna yattılar.”

“Demek öyle.” Su Chen ilgisiz bir şekilde cevapladı.

Sanki çok fazla şey söylediğini fark etmiş gibi Gece İblisi konu üzerine başka bir yorum yapmadı. Elini salladı ve bir grup inci yatağın üstünde belirdi. Her biri onları küçük ışık topları gibi gösteren hafif bir ışığa sahipti.

Uzaysal yüzük mü?

Su Chen’in gözleri bir anlığına parladı ama hiçbir şey fark etmemiş gibi davrandı.

“İstediğin şeyler burada. Düşün ve seç.”

“Göremiyorum.”

“Önemi yok, herhangi birini al ve bilmen gereken şey otomatik olarak aklına girecek. Ancak üzerlerinde köken mührü var dolayısıyla şu an görebileceklerin sadece özet. Hangisini istediğine karar verdiğinde köken mührü açılacak.

Gece İblisi konuşurken hamur işlerini yemeye başladı.

Su Chen incilerden birini aldı. Gerçekten de kelimeler aklında belirmeye başladı.

Bir nevi Ruh Serabı Tekniği mi?

Kişinin başka bir insanın bakış açısına bir çeşit görüntü yansıtmasını sağlıyordu.

Oldukça güçlü bir yetenekti. Sadece özel köken gereci ustaları böyle bir tekniği bu inciyi yaratmak için kullanabilirdi.

Gelişim yönteminin kişiye sunduğu yetenek büyük ihtimalle olağanüstü görünüyordu.

O sırada Su Chen başka bir orta sınıf özümseme tekniğini eline aldı. Amuluo’nun Nefes Tekniği’ydi bu. Vücuda giren köken enerji oranını arttırmak için özel, güçlü bir nefes alımından yararlanıyordu. Aynı sınıftaki diğer benzer özümseme tekniklerine göre çok daha güçlüydü. Ancak küçük bir kusuru vardı, çok fazla çevresel faktöre ihtiyaç duyuyordu. Aşırı sıcak, çok yüksek oranda hava, dolu bir yer gibi. Eğer kapalı bir alan olursa nefes almak zorlaşırdı ve bu da kişinin gücünü önemli bir oranda düşürürdü. Zor şartlar altında kişi boğulabilirdi.

Su Chen böyle büyük bir zayıflığı kabul edemezdi. Bu yüzden ışık incisini bıraktı ve başka bir taneyi eline aldı.

Bu inci ise içerisinde Gök Gürültüsü Çekme Tekniği ismindeki bir köken yeteneğini barındırıyordu. Bu köken yeteneği gök gürültüsü yaratmıyordu ama gök gürültüsünü cezbediyordu. Böylece kişi bu yeteneği saldırmak için kullanmadan önce etrafında en basitinden gök gürültüsü ve yıldırım olması gerekiyordu. Ancak bu teknik sadece gök gürültüsünü yönlendirdiği için gök gürültüsünün gücü, kişinin gelişim seviyesi ve köken gücünü aşabilirdi. Fırtınalı günlerde özellikle güçlü bir yetenekti ama aksi durumda hiç de iyi sayılmazdı.

Su Chen başka bir inciyi eline aldı. Siyah Sis Tekniği isimli bir köken yeteneğiydi bu. Büyük ölçüde siyah bir sis salarak sis içerisinde kalan kişinin görüşünü kısıtlayabiliyordu. Oldukça kullanışlı bir köken yeteneğiydi. Ancak bu yeteneği kullanabilmek için kullanıcısının karanlık sembol canavarının kan bağına sahip olması gerekiyordu.

Tekrar incileri değiştirdi.

“Parlak Teknik” kişinin silahına parlak bir ışık ekliyordu. Karanlığı dağıtabilir aynı zamanda karanlık ya da pis sembol varlıklarına direkt zarar verip öldürebilirdi. Ancak bu yüzden kişi çok net bir hedef oluyordu.

“Rüzgar Hızı Tekniği” kişinin veya bir başkasının hızını arttırabilirdi.

“Ateş Topu Tekniği” rakibe saldırırken büyük ateş topları yaratıyordu.

“Gölge Vücut Tekniği” kişinin gölgesine geçici olarak can veriyor ve ona savaşta yardımcı olması için gölgeyi görsel ikiz haline getiriyordu. Kullanabilmek için serap-sembol canavarının kan bağına sahip olmak gerekiyordu.

……

Dur bir dakika.

Su Chen hepsine tek tek bakmaya devam ettiği sırada ağzının kenarı fark edilmeyen bir gülümsemeyle kıvrıldı.

“İlginç!”

Su Chen, Gece İblisi’nin getirdiği birçok köken yeteneğinin gizem tekniklerinden izler taşıdığını fark etti.

Gizem teknikleri, Gizem Irkı’nın yarattığı köken yetenekleriydi.

Şu anki köken yetenekleri ile gizem teknikleri arasındaki en büyük fark, ortaya koydukları şeylerin çok farklı olmasıydı.

Antik gizem tekniklerinin kullanılma amacı başkalarına uzak mesafeden zarar vermekti ve Gizem Irkı’nın köken yetenekleri de uzak mesafe saldırılara yoğunlaşmıştı. Bununla beraber çok azı kişinin temelini ilerletmeye odaklanmıştı.

Gizem tekniklerinin sadece saldırıya odaklandığı ve başka bir özelliği olmadığı söylenebilirdi.

Ateş topu, antik gizem tekniğinin en iyi temsilcisiydi. Ateş topu yaratır ve rakibine fırlatırdı. Yetenek için saldırıdan çıkan sonuç önemli değildi.

Peki ya şu anki köken yetenekleri nasıl farklıydı?

Şu anki köken yetenekleri; uzak, orta, kısa mesafeleri birleştirerek ve kişinin kullandığı güce bağlı olarak genel uyuma odaklanıyordu.

Mesela Su Feihu’nun kullandığı Parlak Gün Kılıcı tekniği tamamen bir kılıç tekniğiydi. Toplamda dokuz hali vardı. Bu yüzden Parlak Günün Dokuz Şekli olarak da biliniyordu. Aynı zamanda bir köken yeteneğiydi ama dokuz basit kılıç yolu ve yüzlerce kombinasyonlu bir kullanım şekli vardı.

Güç ya da mesafe olarak karşılaştırıldığında büyük bir ateş topu bir kılıç saldırısından çok daha iyiydi. Ancak köken enerji tüketimlerini de hesaba katarsak Parlak Gün Kılıcı tekniği dokuz farklı halde saldırabildiği ve çok fazla kombinasyona sahip olduğu için tek bir ateş topu tekniğinden çok daha güçlü ve esnekti.

Bu teknikler, farklı dönemlerde farklı ırklar tarafından değişken ihtiyaç ve güçlere göre yaratıldıkları için aralarında böyle ayrımlar bulunuyordu.

Antik zamanlarda köken enerji oldukça boldu. Gizem Irkı’nın güçlü zihinleri ama zayıf bedenleri vardı. Bu yüzden yakın dövüşle uğraşmadılar ve zaten köken enerji kullanımında tasarruflu olmalarına da gerek yoktu.

Modern dönemde ise köken enerji eskiye göre çok daha nadir bulunan bir şey oldu ve gelişmek de çok zorlaştı. Bu yüzden insanlar, köken yeteneğin gücünü tam olarak kullanabilmek üzerine yoğunlaştı. İnsanların, Gizem Irkı’ndan daha güçlü fizikleri olduğu gerçeğini de eklemek gerekiyor. Böylece yeni gelişim ve dövüş yöntemleri Gizem Irkı’nın kullandığı eski sistemi ezip geçti.

Buna rağmen birkaç antik köken yeteneği yine de aktarılmayı başardı.

Dönemine göre bu köken yetenekleri çok uygun olmasa da hala belli koşullar altında oldukça kullanışlı olduklarını kabul etmek gerekirdi. Gerçi zamanla işe yaramaz bir hale gelseler de sahneye tamamen çıkmayı başarmışlardı. Ancak artık ana odak değillerdi.

Gece İblisi’nin ona getirdiklerinin yüzde kırkı gizem tekniği, yüzde kırkı şu anki köken yetenekleri ve kalan yüzde yirmi ise iki yeteneğin birleştirilmesi sonucu oluşan yeni köken yetenekleriydi. Bunlara “Gelişmiş Gizem Tekniği” deniyordu ve tüm köken yetenekleri arasında en değerli olanlar bunlardı.

Gece İblisi’nin söyledikleri ve ortada çok fazla antik gizem tekniği ile gelişmiş gizem tekniğinin olması birleştiğinde Su Chen organizasyonu gittikçe anlamaya başlamıştı.

Tabii ki bunları dile getirmedi. Onun yerine ihtiyacı olan köken yeteneklerini sessizce seçti.

“Seçebildin mi?” Gece İblisi boğuk sesiyle sordu. Hala hamur işleriyle mücadele ediyordu ve tıka basa yemişti.

“Neredeyse.” Su Chen üç tane ışık topunu aldı.

Gece İblisi onlara baktı ve ardından homurdandı: “Akan Rüzgar Vücut Tekniği, Ruh Gözü ve Ok Kurbağası Özümseme Tekniği… Yani cidden bu üçünü seçiyorsun.”

Akan Rüzgar Vücut Tekniği, ender rastlanan pasif köken yeteneği kategorisindeydi. Öne çıkan bir özelliği yoktu ama ustalaşıldığında bütünsel bir gelişim oluşturarak kişinin gücünü, hızını ve tepki verme süresini geliştirirdi. Kısaca kişiye belli semboller veren bir köken yeteneğiydi ve bir nevi gelişmiş gizem tekniğiydi.

Su Chen bu yeteneği, siyah meç bıçaktan dolayı seçmişti.

Sekizinci seviye köken gereci bir bıçak olarak kullanılması çok kolaydı.

Ancak yüksek enerji tüketme oranı bıçağın tüm gücünün göstermeyi mümkün kılmıyordu. Enerji Çekme Diyarı’na girdikten sonra bile bıçağın kan atmosferini sadece dört kez kullanabilmişti. Su Chen bu sorunu çözmenin en iyi yolunun fiziksel bedenini güçlendirmek olduğunu fark etmişti. Akan Rüzgar Vücut Tekniği ile bedeni fazladan özellik kazanacaktı. Bunun, bıçağı birkaç kez daha kullanmasına olanak sağlayacağını umuyordu. Gece İblisi, Su Chen’in bir daha siyah meç savaş bıçağını kullanma fırsatı olacağını düşünmediği için bunu ona tabii ki de söylemedi. Sadece Su Chen, siyah meç bıçağın çok geçmeden tekrar eline geçeceğini biliyordu.

Ruh Gözü’ne gelecek olursak ruhla ilgili bir gözbebeği tekniği olmakla birlikte aynı zamanda gelişmiş gizem tekniğiydi. Kullanıcısının rakibine bakması ve ruh saldırısını aktifleştirmesi gerekiyordu. İlk olarak Su Chen, bu teknikle bir deney yapıp kullandığında herhangi bir özel etkinin olup olmayacağını görmek istedi. İkinci amacıysa ruhunun gücünü arttırmaktı. Bu şekilde kalan çatlak ruh büyü incilerini ileride kullanacak olursa ruhunun herhangi bir yaralanmaya karşı dayanıklılığı artmış olacaktı. Aynı zamanda ruh gözü tekniğinin gözlerinin bir kez daha evrilmesini sağlayıp sağlamayacağını merak ediyordu. Böylece bir taşla pek çok kuş vurabilirdi. Bu sayede kör insanlar bile ruh gözünü öğrenip kullanabiliyordu. Ancak saldırısının rakibi bulup bulmayacağı tamamen farklı bir konuydu.

Su Chen’in gösterdiği gerekçe ise kör olduğu için kimsenin gözbebeği tekniğine sahip olduğunu düşünmeyeceği ve gözlerine bakmaktan kaçınmayacağıydı. Bu ona çok fazla fırsat sunabilirdi. Üstelik eğer ruh saldırısını yeterince kullanırsa belki de gözleri tetiklenirdi.

Bu mantıklı bir açıklamaydı.

Ama Gece İblisi, Su Chen’in sadece aç gözlü olduğunu düşündü. Ruh tipi köken yeteneklerine çok ender rastlanırdı ve elde etmek çok zordu. Elde ettiğinde kullanamayacak olsa bile yine de aktarabilirdi.

Son olarak Ok Kurbağası Özümseme Tekniği çok eşsiz bir özümseme tekniğiydi. Kişinin, köken enerjiyi sadece nefes alarak değil bedeniyle de özümsemesini sağlayan bir antik gizem tekniğiydi. Ok Kurbağası Özümseme Tekniği pek de yüksek seviye bir özümseme tekniği sayılmazdı, aksine düşük seviye bir teknikti. Kişinin derisi aracılığıyla da nefes alabilmesinin çok fazla etkisi ve diğer özümseme tekniklerine oranla pek artısı da yoktu. Özümseme teknikleri uzun süreli gelişime ihtiyaç duyardı fakat en önemlisi saf güçtü.

Su Chen’in bunu seçme sebebi çok basitti. Köken enerji ışık topları deri aracılığıyla özümseniyordu. Özümseyişini orta seviyeye yükseltmek bile gelişim oranını arttırırdı.

En iyi teknikler ona uyan tekniklerdi.

Tabii Su Chen, sebep olarak parasının olmadığını ve tutumlu olmaya çalıştığı bahanesini sundu.

Ancak bu tam olarak yalan sayılmazdı. İki köken yeteneği ve bir özümseme tekniği Su Chen’e bin düşük kalite köken taşına patlamıştı.

Su Chen’in o kadar köken taşı yoktu. Daha önce aldığı dört işyerinden kullanmak zorunda kaldı.

Su Chen’in daha kullanışlı orta seviye özümseme tekniği almak yerine ender köken yeteneklerini alması üzerine Gece İblisi memnuniyetsizliğini gizlemedi.

“Büyük bir hata yapıyorsun.” önerisinin boşa olduğunu görünce sempatiyle Su Chen’e baktı.

Su Chen cevapladı: “Size ulaşabilmem için bana bir yol açın. Böylece eğer gerçekten bir gün pişman olursam en azından yenilerini almak için size ulaşabilirim.”