Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

45. Bölüm Kör İnsanları İtip Kakmak Kolay Değil

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

İlerleyen günlerde Su Chen’in Tang Zhen’den ders almak için Gerçek Yeşim Köşk’e gitmesinin yanı sıra yeni bir sorumluluğu vardı. Her gün yeni özümseme tekniğini ve köken yeteneklerini geliştirmek zorundaydı.

Özümseme teknikleri ve köken yetenekleri farklı amaçlara hizmet ettiği gibi ayrı ayrı geliştiriliyordu.

Özümseme tekniği, daha fazla köken enerji özümsenmesini sağlayıp kişinin gücünü arttırarak gelişim tabanını da arttırıyordu. Burada yükselttiği şeyler, kişinin bütünsel gücü ve köken enerji seviyesiydi.

Köken yetenekleri köken enerjiyi kullanmak için bir yöntemdi. Güçlendirdikleri şey, kişinin dövüş yeteneğiydi.

İkisi kesinlikle ortak bir noktaya sahip değildi. Bu yüzden köken yeteneğini geliştirmenin kişinin gelişim tabanını arttırmadığı söylenebilirdi.

Aynı şey köken taşlarının yapımı için de geçerliydi.

Birisinin köken enerjisi ile bu köken enerjiyi tutabilecek özel bir taşın birleştirilmesi sonucu köken taşları elde edilirdi. Ancak bunu yapmak için köken enerjiyi kullanmak gelişmekle aynı şey değildi ve kişinin gelişim tabanını arttırmazdı. Üstelik vücuttaki saf köken enerji, taşla birleştiği anda saflığını yitirirdi. Zaten bu yüzden sadece kişinin köken enerjisini yenilemek için kullanılabilir, gelişim tabanını yükseltmek için kullanılamazdı.

Dolayısıyla köken taşlarını yapmak insana sadece zenginlik katardı, gelişim tabanını arttıracak hiçbir şey yapmazdı.

Eğer birisi gelişime seviye atlamak olarak bakarsa o zaman seviye atlamak, dövüş mahareti ve zenginlik birbirine paralel ilerleyen üç at arabası olurdu. Aynı anda birden fazlasını sürmek imkansızdır.

Tabii bu onları değiştiremeyeceği anlamına gelmezdi.

Birisi köken taşlarını değerli ruh bitkileri ve ilaçları ile değiştirebilir ve bunlarla gelişimini arttırabilirdi. Güçlü bir köken yeteneği geliştirmek ve güçlü bir korkutucu canavarı öldürmek için bu yeteneği kullanmak da kişiye zenginlik sağlayabilirdi. Kişinin gelişim tabanını yükseltmek aynı şekilde köken yeteneğinin daha güçlü olmasını ve dövüş maharetinin artmasını sağlardı.

Üçünün birbirini tamamladığı söylenebilirdi. En çok hangi alana yoğunlaşıp ilerletileceğine gelirsek bu tamamen kişisel tercihlere bağlıydı.

İş hayatını sevenler köken enerjilerini, köken taşlarına dönüştürmeye odaklanabilirdi. İş hayatına yabancı olup risk almak istemeyenler zamanlarını köken enerji özümseyip gelişerek harcayabilirdi. Dövüşmeyi sevenler köken yeteneklerini geliştirebilirdi. Ne kadar onların da taban gelişimi aynı şekilde önemli olsa da köken yeteneğinin gelişimi gibi anında sonuç vermiyorlardı.

Su Chen, sorgusuz sualsiz üçüncü yolu seçti.

Bu, üçünün arasında en köklü ve tehlikeli olanıydı ama şüphesiz güç kazanmanın da en hızlı yoluydu.

Köken Akışı Bilgeliği’ne giden yol, en başından beri kahramanların yeriydi. Sadece en güçlü ve cesur kahramanlar bu yolun en uzak noktalarına kadar gidebilirdi.

Su Chen’e gelince bunu seçmesinin daha basit bir nedeni vardı: Köken enerji topları.

Sadece dövüş aracılığıyla köken enerji ışıklarını görme yeteneğini kullanabilirdi.

Böylece Su Chen çoğu zaman Akan Rüzgar Vücut Tekniği ve Ruh Gözü üzerinde gelişti.

Sadece bir ay içerisinde Su Chen, Akan Rüzgar Vücut Tekniği’nda küçük bir başarı elde etti.

Fiziksel bedeni gücü açısından büyük bir artış deneyimledi. Eğer Vücut Tavı dokuzuncu kattayken on atın gücüne sahipse Enerji Çekme Diyarı’na girmesiyle birlikte yirmi atın gücüne sahip olmuştu. Şu anda ise Akan Rüzgar Vücut Tekniği’nde geliştiği için bir ay içerisinde Su Chen’in gücü on at daha artmıştı. Hızı yükselmiş ve tepki süresi de belirgin bir şekilde iyileşmişti.

Karşılaştıracak olursak ruh gözü gelişimi çok daha yavaştı.

Bir ay geliştikten sonra Su Chen sadece saf bir köken enerji tılsımı oluşturabilmişti. Henüz köken enerji modelini kurmamıştı.

Köken enerji modelleri, gizem teknikleri kullanımındaki özel bir bileşendi. Köken Akışı Bilgelerinin gizem tekniğinin gücünü ortaya çıkarmadan önce köken enerji modeline yoğunlaşmaları gerekiyordu. Her gizem köken yeteneğinin ona uyan bir köken enerji modeli vardı. Bu yüzden aynı tür gizem tekniğini geliştirmiş insanların bile köken enerji modellerinde küçük farklılıklar olurdu.

Karşılaştıracak olursak şu anki köken yetenekler herhangi bir köken enerji modeline değil de köken enerji tılsımına ihtiyaç duyuyordu. Dövüş sırasında kişinin uyumlu köken yeteneğini kullanabilmesi için tek yapması gereken köken enerji tılsımını aktifleştirmekti.

Köken enerji modeliyle karşılaştırıldığında köken enerji tılsımı çok daha esnekti ama üretebileceği güç oldukça azdı.

Her koşulda, antik gizem teknikleri esas olarak uzun mesafe patlayıcı saldırılara odaklanmıştı. Şu anki köken yetenekleri ise köken enerji israfını sınırlayarak uyumluluk ve sürdürülebilirliğe odaklanmıştı.

İkisi de nesnel olarak bakıldığında diğerinden üstün değildi. Şu anki köken yetenekleri dönemin ortamına daha çok uyuyordu. Bu yüzden gizem teknikleri yavaşça kaybolmaya başlamıştı.

Ancak Su Chen’in elde ettiği gelişmiş gizem tekniği biraz farklıydı. Antik gizem teknikleri ile şu anki köken yeteneklerinin karmasıydı. Birisinin, gelişmiş gizem tekniğinin hem gücünü hem de esnekliğini büyük ölçüde arttırması için köken enerji tılsımını da köken enerji modelini de oluşturması gerekiyordu. Ancak sonuçta kişinin sadece köken enerji modelini değil aynı zamanda tılsımını da çalışması gerektiği için ikisini de öğrenmek oldukça zordu.

Akan Rüzgar Vücut Tekniği fena değildi. Pasif köken yetenekleri çok karışık olmadığından geliştirmek kolaydı. Diğer yandan Ruh gözü, iki yolun birleşim modelinin örneğiydi.

Bir ay geliştikten sonra Su Chen zar zor ruh gözünü aktifleştirebilmişti. Her aktifleştirdiğinde çok fazla zaman ve enerji harcaması gerekiyordu. İstediği gibi kullanabilmekten çok uzaktı. Ruh gözünün, gözleri üzerinde herhangi bir ilave etki oluşturması konusunu ise şimdilik bir kenara bırakmıştı. Öncelikle köken yeteneklerinin deneyimi ve kavrayışında belli bir seviyeye ulaşması gerekiyordu.

Su Chen’i asıl heyecanlandıran şey ise kıvrılan buğulu adımlardaki gelişimiydi.

Bir keresinde kıvrılan buğulu adımları çalıştığı sırada istemeden köken enerjisini birleştirmişti. Beklenmedik bir şekilde kıvrılan buğulu adımların hızı şiddetle artmıştı.

Kıvrılan buğulu adımlar aslında bir tür köken yeteneğiydi ama tam potansiyelini ancak kişi köken enerjiye sahip olduğunda ortaya çıkarabiliyordu. Aksi halde Gu Klanı’nın üç mutlak yeteneğinden biri olarak düşünülemezdi. Köken enerji tılsımı, çalışmasının başlarında oluşmuştu bile. Köken Akışı Bilgesi olduktan sonra yavaş yavaş uyanmıştı. Ancak Su Klanı’nın yanan kaplan yumruğu gibi teknikler, Vücut Arıtma Aşaması’ndayken tılsımı oluşturamazdı. Tekniğin köken yeteneği olmasını istiyorsa gelişmeye devam etmeliydi.

Bu aynı zamanda Su Chen’in üç tane köken yeteneğine sahip olduğu anlamına geliyordu. Gücü, eskiden sahip olduğu sınırlarını aşmış ve büyük ölçüde artmıştı.

Ne yazık ki gelişim tabanının seviyesi pek değişmemişti.

Su Chen, bir buçuk ay önce Enerji Çekme Diyarı’nın ilk katındaydı ve on iki sarı yıldızı vardı. Bir buçuk ay sonra durum hala aynıydı.

Bu, insanın tüm çabasını köken yeteneklerinde gelişmek için odaklamasının sonucuydu.

Ancak Su Chen bunu umursamadı. Bundan uzun zaman önce bir plan kurmuştu.

Bugün uygulamak için güzel bir gündü.

Gökyüzünde tek bir bulut bile yoktu ve güneş pırıl pırıl parlıyordu.

Su Chen, Gerçek Yeşim Köşk’ten döndü. At arabasından indiği anda bir hizmetkar onu karşılamak için geldi. “Dördüncü Genç Efendi döndü.”

Su Yue’yu dövüp Mo Dayan’ı sakat bıraktığından ve üstüne bir de Yan Wushuang’ı dövdüğünden beri Su Chen’in adı yayılmıştı. En basitinden, hizmetkarlar artık bu genç efendiyi kışkırtmaya cesaret etmiyordu.

Karşı taraf “Kör bir insan” olsa bile onu pervasızca kışkırtacak kimse yoktu.

Elbette Su Chen ile aynı pozisyona sahip olanlar umursamayabilirdi.

Su Chen cevap verip kapıya doğru ilerlediği anda başkası kapıdan çıkarak Su Chen’e çarptı.

Bu, Su Qian’dı.

Belki de acele etmesi gereken bir şey vardı ama Su Qian’ın kafası koşturduğu sırada önüne eğilmişti. Su Chen’e paldır küldür çarpmayı hiç beklememişti.

Aslında bu konu önemsiz bir şeydi. Ancak Su Qian’ın ifadesi karardı: “Lanet olası kör herif sadece başkalarının yolunu engellemeyi biliyor.”

Ne kadar ağzından kaçırmış olsa da bu içinde yıllardır söyleyemediği bir şeydi. Bu yüzden konuşurken düşünmedi bile.

Gerçi düşünerek konuşmuş olsa bile muhtemelen Su Qian yine bunu söylerdi.

Su Chen daha önce Su Qian’ı dövmüş olsa da Su Qian her zaman onun sadece şanslı olduğunu söyleyerek kendini kandırmıştı. Öyle ki eğer yumruklarını tokuşturacakları başka bir fırsat olsa Su Chen’e kaybetmeyeceğinden emindi.

Su Qian’ın hala kendisini Su Klanı üçüncü kuşaktakiler arasında en güçlü görüyor olmasının altında bu düşüncesi yatıyordu. Su Chen, acı verici bir şekilde Su Yue’yu dövüp Mo Dayan’ı sakatladığı halde…

Su Qian’ın söylediklerini duyan Su Chen’in kaşları hafifçe yükseldi: “Ne dedin sen?”

“Dedim ki, seni lanet olası kör herif yolumu tıkıyorsun. Ne, mutlu musun?” Su Qian yüzünde kışkırtıcı bir ifadeyle cevapladı.

Sana lanet olası kör herif dediysem ne olmuş, bana ne yapabilirsin?

Ancak sessizce birkaç adım geri çekildi.

Su Chen fark etmemiş gibi davrandı. Konuşmadan önce bir an düşündü: “Kızıl Sıradağlar’a gittiğimde birkaç küçük şey elde edebilsem de bulut yarasasını elde edemediğim için hep küçük bir pişmanlık duydum. Biliyorsun, Kızıl Sıradağlara gitmeyi en başta isteme sebebim buydu.”

Ha?

Şimdi bunu söyleyerek ne demek istedi?

Su Qian anlamadı.

Su Chen konuşmaya devam etti: “Demek istediğim tekrar oraya gitmek istiyorum.”

Su Chen’in ifadesi aniden değişti.

Su Qian tekrar geri çekildi.

Ama artık çok geçti.

Su Chen aniden gölgeye dönüştü. Bir anda Su Qian ile arasındaki mesafeyi kapatıp direkt Su Qian’ın göğsüne saldırdı.

Sol eli çoktan Su Qian’ın boğazına kenetlenmişti. Su Chen gizemli bir şekilde güldü: “Şimdi elime düştün.”

Su Qian çok şaşırmıştı. Zaten oldukça dikkatli davranıyordu ama nasıl olmuştu da o kadar savuşturmaya çalışmasına rağmen yine de anında yakalanabilmişti?

Hemen arkasından Su Chen’in demir yumruğu çoktan Su Qian’a doğru yöneldi.

Yumruk Su Qian’ın burun kemiğine indi.