Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

46. Bölüm Aptal Kız

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

“Ne dedin? Tekrar Kızıl Ceza mı aldın?”

Sanki boğazını kapıya kıstırmış gibi Gece İblisi’nin sesi oldukça tizdi…

Su Chen’e yönelttiği bakışları öfke ve kafa karışıklığıyla doluydu. Sesi sertti. “Ne yaptın?”

“Önemsiz bir şey, aslında… Sadece Su Qian’ı biraz dövdüm.”

“Ağır bir şekilde mi?”

Su Chen kafasını yana yatırıp cevaplamadan önce düşündü: “Öyle kötü bir şey değil. Alt tarafı burun kemiğini ve iki dişini kırdım, sol kulağını lime lime ettim, gözlerini parmakladım ki şişsinler - yaklaşık üç gün boyunca göremeyecek - ve ardından sağ omzunu kırdım… Hareketlerimde oldukça dikkatliydim. Hepsi kolay bir şekilde halledilebilecek şeyler.”

Gece İblisi derin bir nefes aldı. Su Qian’ın halini ve Su Klanı üyelerinin öfkesini sadece hayal edebiliyordu.

Tabii hepsi Su Chen’in “Kızıl Ceza’yı seçiyorum.” dediğini duyduğunda şaşkınlıkla öfkelerini yutmuştu.

O gün Su Klanı’ndaki herkes Su Chen’e sanki deli bir adama bakıyorlarmış gibi bakmıştı.

Hayal edebilmelerinin de anlamalarının da hiçbir yolu yoktu.

“Neden bunu yaptın?” Gece İblisi sordu.

“Çünkü bir kaçış istedim. Bulut yarasası kan bağını istiyorum. Daha güçlü olmak istiyorum ve özgürce dövmek istediğim insanları dövmek istedim.”

Bir açıdan sözleri doğruydu.

Gece İblisi’nin dili tutuldu.

Bir süre sonra zorlukla konuşabildi: “Kızıl Sıradağlardan bir kez dönmüş olman, ikinci kez dönebileceğin anlamına gelmiyor. Kızıl Sıradağlarda ne tür insanların hemen öldüğünü biliyor musun?”

“Güçsüz insanlar mı?” Su Chen sordu.

“Hayır.” Gece İblisi kafasını salladı: “Güçsüz insanlar, güçsüz olduklarını bilirler. Bu yüzden rahatsız hissettikleri hiçbir şeyi yapmazlar. Dikkatli davranır ve hayatta kalmak ilk hedefleridir. Öyle kolay kolay da tehlikeli bölgelere gitmezler. Hemen ölen insanlar, belli bir gücü olan ve sıradağlarda hayatta kalma deneyimine sahip insanlardır. Daha önce Kızıl Sıradağlardan başarılı bir şekilde çıktıkları için o yerdeki tüm gizli tehlikelere çoktan alıştıklarını hissederler. Üstelik eskisinden daha güçlü oldukları için daha tehlikeli bölgelere gidebileceklerine inanırlar. Daha çok özgüvenleri olduğu için o dağlardaki tehlikeleri küçük görürler… Savunmalarını indirdikleri an son nefeslerini verdikleri andır.”

Su Chen titredi.

Gece İblisi bazen oldukça aptal olabiliyordu ama söylediklerinde haklıydı.

Su Chen tam olarak tarif ettiği insan tipiydi. Kızıl Sıradağları bir kez görüp sağ salim dönünce içgüdüsel olarak dağdaki tehlikeleri hafife almıştı. Çoktan zaman kazanmak için sıradağların daha derinlerine gidip daha fazla korkutucu canavarla karşılaşmaya karar vermişti.

Oldukça tüyler ürpertici ve pervasız bir düşünceydi. Daha büyük tehlikelerle karşılaşabileceğinin göstergesiydi.

Belki birçok tehlikeden zaman zaman kaçardı ama bir kez başarısız olduğunda… Bir geleceği olmazdı!

Bunu düşününce Su Chen saygıyla Gece İblisi’nin önünde eğildi: “Beni azarlamakta haklısın. Kızıl Sıradağların tehlikelerini küçük gördüm ve kendi yeteneklerimi abarttım.”

Gece İblisi besbelli Su Chen’in onu böylesine dikkatli dinlemesini beklememişti. Kendinden gurur duydu: “Hiç fena değilsin, en azından bir şeyler öğrenebiliyorsun.”

Kendi bilgeliğinden gurur duyduğu çok belliydi.

Su Chen gizlice güldü.

“O zaman artık gitmene gerek yok, değil mi?”

Su Chen kafasını salladı: “Hala gitmem gerekiyor. Ne de olsa birini çoktan dövdüm ve geri adım atamam. İş işten geçti artık. Kendimi daha iyi hazırlamam, daha dikkatli ve tedbirli olmam gerekecek ama bu vazgeçeceğim anlamına gelmiyor. Aslında sadece siyah meç savaş bıçağı ile ametist savaş zırhını ödünç almayı düşünüyordum ama görünüşe göre dördünü de almalıyım. Ayrıca bana daha fazla ilaç ve biraz çatlak ruh büyü incisi vermelisiniz.”

Gece İblisi öfkeyle parladı: “Bizi biraz daha soyabil diye mi fikrini değiştirmek için bu kadar dil döktüm ben?”

“Hey, ne demek istiyorsun? Soymak, kulağa çok çirkin geliyor. Ortak çıkar diyelim. Ne de olsa eşyalarınızı aldığımda geri veriyorum, geçen sefer her şeyi geri vermedim mi?” Su Chen alaylı bir şekilde kendini savundu.

“Tüketim eşyalarını geri vermedin.”

“Öf, bu kez kendi köken taşlarımı kullanacak olmam yetmez mi? İlaçları ve incileri satın alıyormuşum gibi bana hesap çıkaramaz mısın? Elbette hepsi rezil derecedelerdi, o yüzden ucuz olması lazım. Hem geçen sefer sizden o teknikleri satın aldığımda işinize yardım ettim. Şu an gerçekten pek param da yok.”

“Bu…” Gece İblisi çenesini sıvazladı: “İmkansız değil ama yine de önce gidip sormalıyım.”

……...

Ertesi gece her zamanki gibi Gece İblisi geldi.

Derhal konuya girdi: “Liderler biraz tartıştıktan sonra sana dört köken gerecini de ilaçlar ve incilerle birlikte ödünç vermeyi kabul etti. Merak etme bu sefer hepsi iyi ilaçlar ve bir şey ödemek zorunda değilsin.”

“Bu kadar iyi mi? Doğru olamaz.” Su Chen gökten öylece börek yağacağına inanmadı.

“Bize bir konuda yardım ettiğin sürece sorun yok.”

“Hangi konuda?”

“Bir süre önce Han nehri aracılığıyla Su Klanı’na eşya kargosu geldi mi?”

Su Chen güldü: “Shengxing Şirketi’nin henüz aldığı odun kargosundan mı bahsediyorsun? Evet, üçüncü amcam Su Feihu kargonun gönderiminden sorumlu. Ne? Grubunuzun bu odun kargosu için bir planı mı var?”

“Tabii ki hayır sadece bazı şeyleri kaçırmamıza yardım etmeni istiyoruz.”

“Kaçırmak mı? Kaçak mal mı?”

“Hayır sadece bazı rakiplerimizin öğrenmesini istemediğimiz eşyalar.”

“Eğer amcamın şirketinin menfaatiyle çakışmıyorsa düşünebilirim. Ancak bana sunduğunuz şeyler sadece biraz defolu gereç ve ucuz ilaçsa beni ikna etmek için yeterli değil.”

“Ne istiyorsun?”

“Geçen sefer o teknikleri satın aldığımda klanın işyerlerinden ödünç aldım. Ne kadar çok fazla olmasa da kayıp için hala endişeliyim.”

“Sana üç yüz köken taşı vereceğiz.”

“Bin.”

“Hey, sadece yanında bir şeyler taşımanı istiyoruz!” Gece İblisi’nin gözleri kocaman açıldı.

“Eğer bir klanın genç efendisini kendi tarafınıza çekmek istiyorsanız bazı şeyleri gözden çıkarmalısınız.”

Gece İblisi alayla gülmeden önce bir anlığına şaşırdı: “Demek anladın.”

Su Chen’den bazı eşyaları taşımasını sebepsizce istediklerine göre gerçekten Su Klanı’ndan birinin onlara yardım etmesi mi gerekiyordu?

Su Chen buna inanamadı.

Neden Kızıl Sıradağlardan döndükten sonra bu gizemli organizasyon hevesle ona yardım etmeye devam etmişti? Ve neden oldukça ender bulunan ruh gözü gibi bir köken yeteneğini öylesine ucuz bir fiyata satmayı kabul etmişti?

Besbelli onu ağlarına çekmek içindi!

Öldürdüğü Lin Xie’yi düşününce organizasyonun her yerden insanları yanına çektiğini biliyordu.

Bu insanların bazıları ileri gelişim tabanında olan Köken Akışı Bilgeleri bazıları yüksek kıdemli yetkililer ve tabii ki bazıları da klan ve tarikatlardan genç efendilerdi.

Lin Klanı’yla küçük bir bağı olan Lin Xie bile ağlarına çekmek için değerliyse Su Chen nasıl daha da değerli olmazdı?

Ayrıca onu kendi taraflarına çekerlerse herhangi bir bilginin sızdırılma ihtimali de çok düşük olurdu.

Sonuçta sırlarını bilen birisini öldüremiyorlarsa kendi adamı yapmaları en iyi seçenekti.

İlerlemek için oldukça iyi bir yoldu.

O anda Su Chen’in böyle bir şeyi reddetmek için hiçbir sebebi yoktu.

Su Klanı ile bağlarını yavaş yavaş kesmeye devam ettikçe geçici olarak tek başına ilerleyemeyen bir delikanlı olacaktı. Organizasyonun ileride başını belaya sokma ihtimali olsa da gerçekten yeni bir destekçiye ihtiyacı vardı.

Bu yüzden teknikleri satın alma konusunu bilerek sunmuş ve karşı tarafa bir yol açmıştı. Karşı taraf da durumu çok net bir şekilde anlamış ve onun niyetini kabul etmişti. Sadece ona pek çok değerli teknik göndermemiş aynı zamanda çok uygun fiyatlara vermişlerdi. Böylece birbirleriyle iş yapmaya devam edebilirlerdi.

Ve şimdi olaylar hızla onları nabız yoklama aşamasına getirmişti.

Ne de olsa birini ağına çekmek adım adım ilerleyen bir süreçti.

“Eğer yem yeterince büyükse birisi yem olduğunu bile fark etmeden onu yutar.” dedi Su Chen. Bütün tavrı “Satın alınmayı umursamıyorum sadece bedelinin yeterince büyük olup olmadığı beni ilgilendiriyor.” diye bağırıyordu.

“Tamam o zaman, bin köken taşı. İşbirliğimiz kazançlı olsun!”

“İşbirliğimiz kazançlı olsun.” Su Chen aynı şekilde cevap verdi.

Ardından ekledi: “Artık arkadaş olduğumuza göre konuşurken sesini değiştirmek zorunda değilsin. Gerçek sesini duymama izin ver.”

“Bu…” Gece İblisi bir anlığına tereddüt etti.

“Kadın değil misin? Şimdiye kadar saklamana değdi mi?”

Gece İblisi’nin gözleri kocaman açıldı: “Kadın olduğumu biliyor muydun?”

Su Chen’in cevabı onu kızdırmıştı.

“Ancak bir kadın böyle aptal bir misafire katlanabilir.”