Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

47. Bölüm Bir Kez Daha Kızıl Sıradağlar’a Doğru

Çevirmen: Ritnix / Editor: Güz

 

Ayrıldığı gün, tüm klan onu uğurlamak için oradaydı.

Geçen seferin aksine Su Keji artık içindeki kini saklamıyordu. Formalitelerle bile uğraşmadı. Su Chen’e her baktığında gözleri zehir ve vahşilik doluydu. Eğer klan lideri orada olmasaydı büyük ihtimalle Su Chen’e dersini vermek için üzerine atılırdı.

Su Changche’nin ifadesi torununa bakarken karmakarışıktı.

Bir süre sonra konuştu: “Sana bir kez daha soracağım. Kızıl Ceza’yı seçmek istediğinden kesinlikle emin misin? Hala geri adım atmak için şansın var eğer fikrini değiştirirsen senin için başka bir ceza bulacağım.”

Su Chen kafasını salladı: “Şu anda, tek isteğim oraya gitmek.”

“Tamam.” klan lideri iç çekti. “Kızıl cezayı seçtiğin için her şey kurallara göre olsun. Bu kez kolay olmayacak, artık sana yardımcı olamam. Yüz günlük Kızıl Ceza veriyorum. Ayrıca dağın doğusundaki kara tepeye gitmeli ve zirvesinden Kızıl Kan Nilüferi’ni almalısın. Şafakta açan bir çiçek… Altı taç yaprağı ve egzotik bir kokusu var. Bu yeşim kutunun içerisine mühürle ve geri getir. Ardından Yüz Dağ Tepesi’ne git ve bir tane kayın ağacı kütüğü al, daha fazla değil. Sadece ağacın başı ile kök arasındaki kısımdan al. Kökleri ve dallarında dikenler olmalı. Ağaç da otuz yaşından yaşlı olmamalı.”

Gerçek Kızıl Ceza’nın sürgününe ilaveten birkaç özel görevi de vardı. Bu görevleri dahil ederek suçlunun izleyeceği yol önceden belirleniyor ve bu sayede ormana girdiği gibi sığınıp saklanacağı bir yer bulmasının önüne geçiliyordu.

Geçen sefer Su Changche, Su Chen’in körlüğünü ve bu cezaya gönüllü olmasını göz önünde bulundurmuştu. Üstelik o zaman Su Chen’in suçu saygısız bir hizmetkarı dövmekti. Böylece Su Changche bu görevlerden hiçbirini vermeyip Su Chen’in yüz gün boyunca hayatta kalmaya çalışmasının yeterli olduğunu düşünmüştü.

Ama bu kez Su Chen, Su Qian’ı dövdüğü ve tekrar bu cezayı seçtiği için koşullar değişmişti.

Ne kadar Su Chen kör olsa da Su Changche’nin ona yardım edebilmesi mümkün değildi.

Kör bir insanın oldukça tehlikeli bir bölgede verilen konumları bulup belli eşyaları toplaması hiç de kolay bir şey değildi. Su Changche, Su Chen’in Kızıl Sıradağların arka bahçesi olmadığını bilmesini istemişti. İstediği gibi gelip gidebileceği bir yer değildi ve kesinlikle gereksiz yere öfke nöbeti geçirdikten sonra kullanabileceği bir koruyucu tılsım da olamazdı.

Ne yazık ki Su Chen yine de bu koruyucu tılsımı seçmişti!

“Torunun bunu hatırlayacak.”

Su Chen sakin bir özgüvenle cevap verdi ve ardından arkasını dönüp ayrıldı.

Su Changche Su Chen’in arkasından bakarken sanki Su Klanı bir şeyi kaçırmış gibi hissetti.

Bu histen kurtulması imkansızdı ve keyfinin iyice kaçmasına sebep olarak içine huzursuzluk ve gerginlik çöktü.

——————————————

Bu kez tamamlaması gereken görevler olduğu için Su Chen geçen sefer izlediği yolu seçmedi. Onun yerine sıradağlara girdikten kısa süre sonra kara tepeye doğru ilerlemeye başladı.

Kara tepe ile yüz dağ tepesi, Kızıl Sıradağların en bilinen tepelerindendi ve bulmak zor değildi. Ancak birbirlerine çok uzaktılar ve birinden diğerine gitmek için ormanın büyük kısmında yolculuk etmek gerekiyordu. Bu yüzden Su Chen tehlikeden kaçınmak istese bile yapamazdı. Böylece tehlikeyle karşılaşmaktan korkmamayı ve yaşayabileceği her türlü mücadeleye kendini hazırlamayı seçerek cesur bir şekilde ilerledi.

Kızıl Sıradağlardaki ilk günü olaysız geçti. Çok hızlı ilerleyen Su Chen, ikinci gününde tek korkutucu canavarla karşılaştı. Ancak bu, orta seviye bir canavardı ve gücü Enerji Çekme Diyarı’nın üst sınırına yakındı. Su Chen anında tüymek zorunda kaldı. Neyse ki korkutucu canavar pek hızlı olmadığından Su Chen kaçmayı başardı.

Açılış karşılaşması başarısızdı ve Su Chen’in özgüvenine ağır bir darbe indirdi. Bir kez daha Gece İblisi’nin söylediklerini hatırladı.

Su Chen çok daha dikkatliydi.

Gözleri uzak mesafe görüşünü geliştiremediği için kendi kendine hayıflandı. Eğer gözleri bu seviyede olsaydı en azından çevresinde bir tehlike belirdiğinde çok uzaktan görebilirdi.

Ama bunu düşünürken böyle bir şeyin onu, güçsüzü ezip güçlüden korkan bir insana dönüştürebileceğini fark etti. İleride, daha fazla tehlikeyle karşılaşabilirdi ve gücünü arttırmak için bu süreçte tehlikelerle burun buruna gelmeliydi.

Nasıl bakarsa baksın, ana hedefi hala güçlenmekti.

Su Chen, kaçtığı orta seviye korkutucu canavar gibi başka bir istisnayla karşılaşmadı. Dördüncü gününde bu yolculuğundaki ilk düşük seviye canavarıyla karşılaştı: Zırhlı Dağ Canavarı.

Su Chen dört köken gerecini kullanarak bu zırhlı dağ canavarını kolayca alt etti.

Kan atmosferi korkutucu canavarı iki parçaya ayırdı ve canavarın kanı ayaklarının altına döküldü.

Ok Kurbağası Özümseme Tekniği’ni çalıştıktan sonra Su Chen, havada süzülen köken enerji toplarını özümsemeye başladı.

Su Chen beklentisinde haklı çıkmış ve köken enerji toplarını özümseme oranı büyük ölçüde artmıştı. Normalde yaklaşık bin tane köken enerji topundan on üç ila on dört tanesini özümseyebilirken bu tekniğin yardımıyla yirmi civarı köken enerji topunu özümsemeyi başarmıştı. Bu, öldürdüğü her korkutucu canavarın gücünü iki beyaz yıldız ya da 0.2 sarı yıldız arttırdığı anlamına geliyordu. Enerji Çekme Diyarı’nın zirvesi yüz sarı yıldızdı ve buna ulaşabilmek için kabaca beş yüz düşük seviye korkutucu canavarı öldürmesi gerekiyordu.

Elbette bu hesaplamanın önemi yoktu. Her zaman enerji özümsenirken bir kayıp olacaktı ve her bir korkutucu canavarın köken enerji miktarı farklıydı. Yine de Su Chen’in gelişim tabanı büyük ölçüde yükseldi.

Ok Kurbağası Özümseme Tekniği’nin değerine tanık olduktan sonra Su Chen’in tereddüttü kalmamıştı. Kızıl Sıradağlarda daha da derinlere ilerlemeye devam etti.

Daha derinlere gittikçe daha fazla korkutucu canavarla karşılaşmaya başladı.

İlk başlarda iki üç günde bir korkutucu canavara rastlamıştı. Ama çok hızlı bir şekilde artık her gün farklı türden korkutucu canavarla burun buruna geliyordu.

Su Chen şu anda resmi olarak Köken Akışı Bilgesi’ydi ve dört köken gerecine sahipti. İyi bir şekilde donanımlıydı. Kızıl Sıradağlarda onunla rekabet edebilecek pek fazla şey yoktu. Teke tek durumlarda düşük seviye korkutucu canavarlar onun rakibi olamazdı. Su Chen bu canavarlarla karşılaştığı gibi hepsini ölümle tanıştırıyordu.

Ancak Su Chen bazı beklenmedik durumların da ortaya çıkmasıyla çok fazla korkutucu canavarla karşılaşmaya başladı.

Ara sıra birkaç orta seviye korkutucu canavara ya da av arayışında olan korkutucu canavar sürüsüne denk geliyordu.

Su Chen ne zaman bu gibi durumlarla karşılaşsa üzgün bir halde kaçmak zorunda kalıyordu. Bu yüzden bulut adım savaş botları en çok kullandığı köken gereci haline gelmişti.

Gece İblisi kesinlikle haklıydı. İnsanın gücü ve özgüveni arttıkça karşılaştığı tehlikeler de büyüyordu.

Kızıl Sıradağlara yaptığı geçen seferki yolculuğu sırasında Su Chen, sadece dört kez kaçmıştı. Bu kez on günden daha az bir sürede üç farklı gruptan kaçmıştı. Bu durum biraz canını sıkıyordu.

Muhtemelen bu da insan hayatının bir gerçeğiydi. Bir insanın gücünün ne kadar artmış olduğu önemli değildi, her zaman daha yüksek bir gök ve aşılmaz engeller olacaktı.

Bu engellerle yüz yüze geldiğinde kimisi vazgeçmeyi seçerken geri kalanı durmadan devam etmeyi seçerdi.

Su Chen doğal olarak ikinci gruba dahildi.

Bu beklenmedik karşılaşmalar Su Chen’in daha dikkatli ve tedbirli olmasını sağladı ama tehlikeli bir ormanda olmasına rağmen köken yeteneklerini ve dövüş maharetini arttırma hedefini bir kenara bırakmıyordu.

Belki de bu ölüm kalım mücadeleleri tüm potansiyelini ortaya çıkardığı için bu zorlukları deneyimlemesi on beş günde Su Chen’in ruh gözü kullanımı yeteneğinde belirgin bir artış sağladı. Artık çok fazla hazırlık yapmasına gerek kalmadan normal bir şekilde kullanabiliyordu. Ancak Ruh Gözü oldukça karışık bir yapıya sahip olduğu için istediği gibi kullanabilmesi biraz zaman alacaktı.

Bu, ruh tipi köken yeteneklerinin eşsiz sembolüydü. Birisi ruh tipi köken yeteneklerini mükemmel bir şekilde geliştirse bile bu yetenekleri arka arkaya aktifleştirmek çok zordu.

Nereden bakılırsa bakılsın, ruh gözünün ilerleyişi Su Chen’in gücünün bir kez daha artmasını sağlamıştı. Çok güçlü olmadıkları sürece Su Chen iki tane korkutucu canavar aynı anda saldırsa bile onları kolayca alt edebilirdi.

Gücünün artmasıyla savaşmayı daha çok seçebilmişti. Buna bağlı olarak kaçmasına sebep olan beklenmedik karşılaşmaların sayısı da azalmaya başlamıştı.

Beklenmedik karşılaşmalar azaldıkça tehlike de azalıyor ve kullanabileceği zaman çoğalıyordu. Bu, sırasıyla Su Chen’in gelişim tabanını ve bütünsel gücünü pozitif bir döngü halinde arttırıyordu.

Kızıl Sıradağlara geldikten bir ay sonra Su Chen çoktan Su Changche’nin ona verdiği görevleri bitirmişti. Ayrıca yirmi dört düşük seviye korkutucu canavarı öldürmüş ve on iki sarı yıldızdan on yedi yıldıza çıkarak Enerji Çekme Diyarı’nda bir kat daha yükselmişti. Aynı zamanda Ruh Gözü tekniğine daha aşina olmuştu.

Su Chen’i diğer insanlardan ayıran şey, savaşmadığı zamanlarda tüm odağını köken yeteneklerini geliştirmeye vererek dövüş maharetini hızla arttırmasıydı.

O gün Su Chen tırmanmak için bir dağ buldu. Tırmandığı gibi dağın zirvesinde dikilip çevresinde avlayabileceği korkutucu canavarları taramaya başladı.

Arayışı devam ettiği sırada uzaktan birinin hızla koşturduğunu gördü. Arkasında iki tane gökkuşağı renkli çift kuyruklu kaplan vardı.