Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

50. Bölüm Li Shu

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

Zhang Yuanliao ölmüştü...

Su Chen’in bıçağıyla öldürülmüştü.

Zhang Yuanliao, enerji engelleyici tozun etkisi altında olduğu için onu öldürmek Su Chen’in enerjisini fazla tüketmemişti. Ancak Su Chen yine de birinin canına kıydığı için huzursuzdu.

Lin Xie’yi öldürdüğünde sadece kaçmaya odaklanmıştı. Ne yaptığını düşünecek zamanı olmamıştı.

Rakibi ne kadar alçak da olsa yaptığını öğrenecek kimse olmasa da Su Chen’in içi rahat değildi.

“Alışırsın.” Su Chen ağaca tutunduğu sırada kendi kendine mırıldandı.

Kendini, kanlar içinde yatan bir insanın görüntüsüne alıştırmak için zorlayarak cesede baktı.

Uzun bir süre sonra parlayan kan artık Su Chen’i eskisi kadar rahatsız etmiyordu. Su Chen yürüyüp Zhang Yuanliao’nun elindeki yüzüğü çıkardı.

Yüzüğü alan Su Chen biraz köken enerjiyi yüzüğe yönlendirdi ama hiçbir şey olmadı. Biraz inceledikten sonra yüzüğün üzerinde bir mekanizma olduğunu fark edip bastı. Ayrı, bağımsız bir boşluk şüphesini doğrulayarak gözlerinin önüne serildi. Bu kesinlikle uzaysal yüzüktü.

Yüzüğün bağlı olduğu alan çok geniş değildi, yaklaşık üç metrekareydi. İçeride birkaç farklı kıyafet, birkaç şişe şarap, biraz saf altın ve bazı tıbbi şişeler vardı. Bunlardan birini Su Chen daha önce görmüştü, Zhang Yuanliao’nun ona verdiği enerji engelleyici tozdu. Son olarak iblisvari bir yüz maskesi vardı.

Uzaysal yüzük olduğu kesindi ancak köken enerji deposu olmayan sıradan bir uzaysal yüzüktü. Su Chen iç çekti.

Zhang Yuanliao ile ilk karşılaşmasında çanta taşımadığını fark etmişti. Bu yüzden Su Chen uzaysal yüzüğü olmasından şüphelenmişti. Şarap içtikleri sırada Zhang Yuanliao, Su Chen’i zehirlemek için enerji engelleyici tozu direkt olarak yüzüğünden çıkarmıştı. Bu da Su Chen’in tahminini doğrulamıştı.

Ne yazık ki köken enerji deposu olmayan bir yüzüktü.

Köken enerji deposu olmayan yüzükler genellikle düşük kalite malzemelerle yapılıyordu. Sadece normal eşyaları depolayabilir ve köken enerjili hiçbir şeyi depolayamazdı. Eğer köken enerjili bir şey içerisine konulursa köken gereçleri, köken taşları, kökenle ilgili malzemeler vs içindeki her şey boş alanın durağanlığından etkilenip parçalara ayrılırdı. Su Chen’in köken enerji yönlendirmesi riskli bir hamleydi neyse ki çok az enerji kullanmış ve sadece mührü açmak için kullandığı için kötü bir şey olmamıştı.

Bu yüzden bu tür bir yüzük mühürlenemezdi ve herhangi biri, üzerindeki mekanizmayı kullanarak açabilirdi.

Ancak küçük bir alana sahip olduğu için depolaması kısıtlı olmasına ve koruması olmamasına rağmen bu yüzükler yine de değerliydi. Su Chen’in bildiği kadarıyla en az altı yüz köken taşına satılıyorlardı.

Daha önce Su Chen bunlardan bir tane almak istemiş ama dikkatlice düşündükten sonra altı yüz köken taşına sahip olmanın daha iyi olacağına karar vermişti. Gücünü arttırmak yerine böyle cafcaflı bir yüzüğü almaya değmezdi. Gerçi kocaman çantayı her yere taşımak zahmetliydi ama kritik bir durumda köken yeteneğini kullanamamasından iyiydi. Yeterince para biriktirdiğinde tekrar birini almayı düşünebilirdi.

Nihayetinde pek fazla para biriktiremeden depolama yüzüğü ellerine konmuştu.

Su Chen, Zhang Yuanliao’dan hiçbir iz kalmadığından emin olmak için yüzüğü biraz daha inceledi. Aslında bu tür ürünler anında el değiştirebileceği için arkada iz bırakmak mantıklı değildi. Ve kendisi bu yüzüğü elde etmişti.

Birkaç gündür elde ettiği canavar derilerini vardı. Hepsini içine yerleştirdi ve aniden çok hafiflemiş hissetti.

Elbette Su Chen her şeyi içeriye koymadı. En çok kullandığı eşyaları taşıdığı çantasında tuttu ama önceden kocaman olan çanta küçülmüştü. Ona bakan insanlar depolama yüzüğü olduğunu tahmin edemeyecek ve açgözlü davranmayacaklardı. Daha sonra Su Chen, siyah meç bıçağını ve ametist zırhını bazı kıyafetlerle kapladı ve ayrıldı. Sadece bulut adım savaş botları biraz sorundu. Botların sahip olduğu köken yeteneği hiçbir şeyin üzerini kaplamasına izin vermiyordu. Aksi halde köken enerji döngüsü bozulurdu. Bu yüzden Su Chen onları olduğu gibi bıraktı.

Bunları hallettikten sonra Su Chen, iblisvari yüz maskesini taktı ve Dingin Vadi’ye doğru ilerledi.

Dingin Vadi’de çok fazla insan ve göz olacaktı. Su Chen sürekli kör bir insan gibi davranabileceğini düşünmüyordu. Bu yüzden Su Chen’in kör olmadığını anlamalarını önlemenin en iyi yolu, kimliğini gizlemekti.

Bu maske oldukça kullanışlı olacaktı.

————————————

Dingin Vadi, Kızıl Sıradağların batısındaki ormanlarda yer alıyordu. Kızıl Büyük Kanyon’dan oraya gitmek yaklaşık üç gün sürüyordu.

Kızıl Büyük Kanyon, insan ırkı ile canavar ırkını ayıran çizgiydi. Kanyonun güneyi insanların bölgesiyken kuzeyi canavar ırkına aitti.

İnsanlar bu tarafta olduğu için Köken Akışı Bilgeleri de etkinliklerini Kızıl Sıradağların güneyinde gerçekleştiriyordu. Avladıkları korkutucu canavarların hepsi kanyondan geçenlerdi.

Kimse kuzeye gitmeye cesaret etmedi. O bölge canavarlar için cennetken insanlar için cehennemdi.

Kızıl Büyük Kanyon’dan üç gün uzaklıkta olması, Dingin Vadi’nin Kızıl Sıradağların batı bölgesinin ortalarında olduğu anlamına geliyordu.

O bölgede daha fazla korkutucu canavarlar vardı ve hepsinin seviyesi de yüksekti.

İki gün boyunca yürüdükten sonra Su Chen nihayet Dingin Vadi’ye geldi.

Vadi, koyu yeşille kaplıydı. Tüm dağ yoğun mavimsi yeşil kayın ağaçlarıyla kaplıydı. Dingin Vadi denilmesine şaşmamak gerekirdi.

Küçük yeşil ırmak, uzaktaki ormandan akıp uzun bir kaynak oluşturuyordu.

Kaynak ve vadinin güzelliği, mükemmel bir manzara yaratarak birleşiyordu.

Ancak belli bir canlı türü bu doğal güzelliği ve uyumlu manzarayı mahvetmişti.

İnsanlar...

Vadinin içerisinde, insanlar oradan oraya koşturup duruyordu. Gözle görülebildiği kadarıyla yüzlerce insan vadide aceleyle itişip kakışıyordu.

Yavaşça ırmağın etrafında toplanmışlardı. Bazıları süzgeçlerini hazırlamış ırmağın içine daldırıp bir şey bulma umuduyla ırmağın suyunu süzüyordu. Bazıları ellerinde kürekler buldukları tüm açık toprak parçasını kazıyordu. Bazıları da dağdaki mağaraya tırmanmış orada olabilecek yıldız gümüşünü arıyordu. Zengin olma umutlarıyla bütün vücutları çamur ve tozla kaplanmıştı.

Bu insanlar arasında Köken Akışı Bilgeleri, dövüş sanatçıları, avcılar hatta sıradan insanlar bile vardı.

Bu sahneyi gören Su Chen bir nevi şaşırdı.

“Hassiktir! Haberler nasıl bu kadar hızlı yayıldı?” Su Chen’den çok uzakta olmayan uzun sakallı adam küfür etti.

Besbelli o da Dingin Vadi’ye zengin olma hayaliyle gelmişti. Ancak gördüğü şey, onunla aynı şeyi elde etmek isteyen büyük bir grup insanın hayal kırıklığına uğratan manzarasıydı.

Sayısız insan maden aramak, iş yapmak, iş yapmamak vs. için burada bulunuyordu. Her biri zenginliğe olan açlıklarına tutunarak şansını denemeye gelmişti. Kimi ırmağı eliyor kimi dağı kazıyor kimisi de mağaralarda kazıyordu. Her biri yeteneklerini sergiliyordu; sonuç, kimin daha şanslı olduğuna bağlıydı. Ara sıra birisi “Biraz buldum!” diye bağırıyor ve büyük bir grup başına üşüşüyordu. Tam bir kaos söz konusuydu. Birçok insan bir şey bulsa bile hiçbir şey bulmamış gibi davranıyordu.

“Hey, bu yıldız gümüşünün kazılabilecek bir kuyu olması gerekmiyor mu? Neden insanlar ırmağı eliyor?” birisi kafası karışmış bir halde sordu.

“Çünkü bu yüksek kalite bir yıldız gümüşü madeni değil, düşük kalite.” başka biri cevapladı.

Herkes, sesi takip etti. Konuşan kişi çenesinde bir tutam sakalı ve cingöz bakışları olan, büzüşmüş orta yaşlı bir adamdı. Pek uzun sayılmazdı ve ifadesi ile sakalı birleştirdiğinde diğerlerine fare gibi görünüyordu.

“Yüksek kalite maden mi? Düşük kalite maden mi? Fark var mı ki?” uzun sakallı dövüş sanatçısı sordu.

Orta yaşlı adam onu görmezden geldi ancak Su Chen’e bakıp güldü: “Yüksek kalite yıldız gümüşü madeni genellikle oldukça büyüktür ve sıradağlarda bulunur. Bu yüzden de kazmak gerekir. Düşük kalite yıldız gümüşü madeni ise küçük parçalar halindedir. Hatta bazıları bir tırnağın boyunu geçmez. Burası aslında düşük kalite yıldız gümüşü madeni deposu… Birkaç yüz yıl önce gerçekleşen deprem dağın parçalanmasına sebep oldu. Büyük miktarda taş ırmağa indi bu yüzden de dağda da ırmakta da maden var. Suda çok fazla maden var ama hepsi parçalanmış halde. Dağda ise daha az maden var ama hepsi birbirlerine yakınlar. Böylece nereye gidersen git yıldız gümüşünü elde edebilirsin. Kişisel tercihine kalmış.”

“Hey, seni orospu çocuğu! Ben sana soru soruyorum. Neden onunla konuşuyorsun?!” Uzun sakallı dövüş sanatçısı görmezden gelindiğini görünce küplere bindi. Adamı yakalamak için elini uzattı.

Adam Su Chen’in arkasına saklandı ve dövüş sanatçısını işaret ederek konuştu: “Köken Akışı Bilgesi’nin önünde hamle yapmaya cesaret mi ediyorsun? Biraz fazla cesur değil misin?”

Köken Akışı Bilgesi!

Uzun sakallı adam donakalmıştı.

Hemen ardından havaya yükseldi. Yere çakılmadan önce havada otuz metreden fazla uçtu.

Etraftakiler sadece yaşanan olaya bir bakış attıktan sonra kafalarını indirip kendi işlerine baktılar. Olan bitene dikkat etmediler.

İnsanların zenginlik için mücadele ettiği böyle bir yerde, bu tarz olaylar her gün yaşanıyordu; bunda şaşılacak bir şey yoktu. Kimse öldürülmediği sürece insanlar umursamazdı.

Özellikle de hamleyi yapan Köken Akışı Bilgesi ise.

Hangi katta olduğuna bakılmaksızın, Köken Akışı Bilgelerinin hepsi yüksek bir statüye sahipti.

Dövüş sanatçısından kurtulduktan sonra Su Chen merakla sordu: “Köken Akışı Bilgesi olduğumu nerden bildin?”

Adam güldü: “Köken Akışı Bilgelerinden başka kim tek başına Dingin Vadi’ye gelir ki? Ayrıca botlarınız sizi ele veriyor.”

Doğru, botları hala onu ele veriyordu. Su Chen şaşırmadı. Ancak bu insan oldukça zekiydi. Botları görüp onu fark etmiş ve kısa sürede Köken Akışı Bilgesi olduğunu onaylamıştı.

“Sen kimsin ve buraya ne yapmaya geldin?” Su Chen sordu.

“Siz de biraz yıldız gümüşü madeni için burada değil misiniz? Bu küçüğün adı Li Shu. Birkaç gündür Dingin Vadi’deyim ve burada olan biten her şeye aşinayım. Sadece bir köken taşına, bu küçük adam size beş gün hizmet etmeye gönüllü.”