Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

8. Bölüm Kıvrılan Buğulu Adımlar

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

Gu Qingluo ile tanışmak Su Chen’i değiştirmişti. Karanlık hayatındaki ışık noktası olmuştu.

O günden sonra Gu Qingluo ve Su Chen arkadaş oldular. Arkadaşlıkları çok hızlı derinleşti ve her konudan konuşabilecek kadar yakın oldular. Ancak aralarındaki bu ilişki sır olarak tutuldu, kimse bilmiyordu.

Çünkü Gu Qingluo, Lin Klanı’nın soylu misafiriydi.

Lin Klanı, Kuzey Yüzü Şehri’ndeki dört büyük klandan biriydi. Kuzey Yüzü Şehri ıssız ve vahşi yerdeki stratejik bir sınırdı. Güçlü klanların hiçbiri burada toplanmaya gönüllü olmadığı için dört küçük karışık kan klanı bölgenin yerli egemenleri olmuştu.

Sapa ve ıssız bir yer olmasına rağmen yine de büyük güçler arasında keskin bir rekabet söz konusuydu.

Dört büyük klan da birbirine karşı kibirliydi ve hepsi arasında büyük bir çekişme vardı. Hepsi de Kuzey Yüzü Şehri’nin nüfuzunu elinde tutmak için bütün yolları deniyordu. Doğal olarak, aralarındaki ilişkiyi söylemeye gerek bile yoktu.

Gu Qingluo, Lin Klanı’nın onurlu misafiriydi. Dolayısıyla Su Chen ile yakın bir ilişkisi olması pek uygun görülmezdi.

Ancak, doğuştan gelen asilikleri gençlerin huyuydu. Klan ilgisini çekmek istemeyen on dört yaşındaki kız, bu durumu anlamaktan uzaktı ve düşünmek istediği bir şey de değildi. Normalde, bir kız hisleri ve mutluluğuyla hareket ederdi.

Gu Qinluo’ya göre Su Chen; sakin, etkileyici, kibar ve düşünceli bir çocuktu.

Bu karakteristik özellikler genelde kaçınılmaz olarak kadınları etkilerdi. Özellikle uygunsuz huyları olan akranlarıyla karşılaştırıldığında, Su Chen tavukların arasındaki turna misali daha olgun duruyordu.

Gözleri göremese bile kalbi pırıl pırıldı.

Su Chen’le beraberken Gu Qingluo kör bir insana kibarlık yaptığını asla hissetmedi. Aksine, Su Chen’in ona karşı kibar davrandığını hissediyordu.

Bu yüzden Gu Qingluo klanlar arasındaki çatışmayı önemsemedi ve Su Chen ile arkadaş oldu.

Doğal olarak bu, arkadaş olmakla sınırlıydı.

Gu Qingluo çoğu zaman Su Chen’i bulmak için Su Klanı’nın yanındaki dağa giderdi. Burada etkileyici bir manzara vardı ve şehirden uzak olduğu için insanların onu görmesiyle ilgili endişe duymuyordu. Dağın kaynak suyu tazeleyiciydi ve banyo yapmak için çok uygundu. Bu nedenle, banyo yapmak için düzenli olarak oraya gidiyordu. Su Chen, kör olması ve etrafındaki şeyleri hissedebilme yeteneği ile onun için mükemmel bir nöbetçi olduğunu kanıtlamıştı.

Sonuç olarak Su Chen hayatındaki bir başka hazza ulaşmıştı. Ağaca yaslanarak sıçrayan suyun sesini dinleyip Gu Qingluo’nun banyo yaparken ki duruşunu hayal ediyordu.

Bugün de aynıydı.

Su Chen suyun kenarındaki büyük kayaya oturdu.

Rüzgar esti ve ölü yaprak bulutu Su Chen’in arkasından aşağı doğru süzüldü.

Su Chen arkasına bakmadı. Bunun yerine, soluna doğru baktı: “Orada mısın?”

Gu Qingluo ortaya çıktı ve gülümseyerek alkışladı: “Yine kazandın. Gerçekten kör müsün?”

Bu, Su Chen ve Gu Qingluo’nun sık sık oynadığı Su Chen’in onun nerede olduğunu tahmin etmesi üzerine kurulu bir oyundu.

Ancak, çoğu zaman Su Chen kaybederdi. Ne de olsa ondan saklanmak isteyen birinin tek yapması gereken hiç ses çıkarmamaktı. Su Chen’in duyma yetisi keskin olsa da hala onun için algılamak zor oluyordu.

Buna rağmen Su Chen vazgeçmemişti. İnatla, Gu Qingluo ile bu oyunu oynamaya devam etmişti. Biraz zaman geçtikten sonra Gu Qinluo’nun yerini beklenmedik bir şekilde daha doğru tahmin etmeye başlamıştı.

O anda Gu Qingluo: “Hey, bunu nasıl yapabiliyorsun? Beklenmedik bir şekilde üç gün arka arkaya doğru tahmin etmeyi başardın. Hareketlerimin olabildiğince sessiz olduğundan emindim.”

“Hava akımı ve kalp atışı… Ayak seslerini gizleyebilirsin ama kalp atışlarını gizleyemezsin. Varlığın ayrıca etraftaki hava akımını da etkiliyor. Bunları hissedebildiğim sürece bedeninin yaklaştığını hissedebiliyorum.”

“Bunu gerçekten yapabiliyor musun?” Gu Qingluo şaşkınlıkla sordu.

“Tüm bu zaman boyunca yardım ettğin için sana teşekkür etmeliyim.” Su Chen hafifçe gülümsedi.

“Neden bana teşekkür ediyorsun? Bunların hepsi senin çaban sayesinde oldu.” Gu Qingluo, Su Chen’e doğru gözlerini yuvarladı. Görememesi gerçekten çok yazıktı. Etkileyici bakışları kör bir insanın üzerinde hiçbir etkiye sahip değildi.

Gu Qingluo havuza doğru yürüdü. Kısa bir süre sonra suyun sesi duyulabiliyordu ve çoktan banyo yapmaya başlamıştı.

Kör olmasına rağmen Su Chen asla biraz olsun havuza yaklaşmadı.

Sadece oturdu ve dikkatle dinledi.

Görebilecek pozisyonda olsa bile hiçbir şey görememesi şanssızlıktı.

Gu Qingluo’nun neye benzediğini; daha da önemlisi, banyo yaparken duruşunun ne kadar güzel olduğunu bilemeyebilirdi.

Hafif bir depresyon kalbinde belirdi ve acı bir kez daha onu boşlukla doldurdu.

Hala vazgeçmemiş olmasına rağmen her zaman kararlı kalabileceğinin garantisini kim verebilirdi? Gece yarısı kabusundan uyandığı zaman ceketi gözyaşlarıyla ıslanmış olurdu.

Su Chen’in güçsüz hisleri sadece bir anlığına ortaya çıktı ve hemen geri bastırıldı.

Ne olursa olsun, direnmeliydi; yıkılamazdı.

Tüm dünya ondan umudunu kesse bile o asla kendinden vazgeçmemeliydi!

Gu Qingluo’nun sesini duydu: “Su Chen, Su Klanı’nızın yıl sonu büyük değerlendirmesinin birkaç gün içerisinde gerçekleşeceğini duydum.”

“Evet.” Su Chen hafif bir sesle cevapladı.

“Kuralların bu sefer değiştiğini duydum. Resmi değerlendirmede birinci gelen kişinin tanınmadan önce meydan okumayla karşılaşması gerektiğini...”

Gu Qingluo başından beri bulunduğu bu yerden tamamen habersiz değildi. Su Chen ve Su Klanı’nın meseleleri hakkında uzun zamandır bilgi ediniyordu.

“Doğru.” Su Chen cevapladı.

“O zaman ne yapacaksın?” Gu Qingluo, Su Chen’e baktı.

Su Chen hala aynı şekilde oturuyordu: “Dövüşeceğim.”

“Dövüşeceğim mi?”

Gu Qingluo’nun kalbi sarsıldı.

Bunu çok kolay bir şekilde söylemişti ama sonuçta Su Chen hala kördü.

Doğru, kulakları çok fazla sesi duyabiliyordu. Ancak, gözlerinin yerini asla alamazlardı. Arenada, rüzgarı duyma fırsatı bulamayacaktı. Küçücük bir hatasıyla rakibi bu fırsatı kullanıp onu yenebilirdi!

Hiç şansı yoktu.

Ancak, Gu Qingluo o sözleri söylemedi; sonuçta Su Chen’in babası değildi. Su Chen’i çok net anladığı gibi ona saygı da duyuyordu.

Su Chen’in hayallerini küçümseyip umutlarını kırmayı kesinlikle istemiyordu.

Bu düşünceyle Gu Qingluo aniden konuştu: “Sana Kıvrılan Buğulu Adımları öğretmeme izin ver.”

“Ne?” Su Chen şaşırmıştı.

Longxi’nin Gu Klanı’nın üç kesin tekniği vardı. Bunlardan biri “Kıvrılan Buğulu Adımlardı.” Adımları ve tuhaf hareketleri bir araya konulduğunda, kişinin karşılaştırılamaz bir hız sergileyeceği ve onu yakalamanın oldukça zor olacağı söylenirdi. Ayrıca, Gu Klanı’nın bastırılan klan tekniğiydi.

Gu Qingluo’nun sözlerini duyan Su Chen, içgüdüsel olarak sordu: “Bu bir şaka mı? Bastırılan klan tekniklerini başkalarına sıradan bir şekilde öğretmeye iznin var mı?”

Gu Qingluo gülümsedi ve cevap verdi: “Kıvrılan Buğulu Adımlar, gizli bir kan bağı tekniği. Eğer uyan bir kan bağın yoksa gerçek gücünü sergilemekten basitçe aciz olursun. Sana öğretsem bile sorun olmaz.”

Bu dünyada kan bağı, birinin başarısı için kesinlikle kritikti.

İnsanlar sayısız yıllar boyunca gelişmiş olsa da hala gelişme sistemiyle kan bağı mirasını aynı ölçüde tartışabilecek durumda değillerdi.

Yıllarca deli gibi gelişmiş bir savaşçı, uyanmış kan bağına sahip hazcı bir rezile rakip olamayabilirdi.

Dünya adil değildi ve kan bağı mirasları bunun en büyük örneğiydi.

Gu Klanı’nın Kıvrılan Buğulu Adımları bu ilkeyi takip ediyordu.

İki kısımdan oluşuyordu: Bir kısmı ayak hakimiyeti diğer kısmı ise kan bağı mirasıydı.

Sadece kan bağına gerçekten sahip olanlar Kıvrılan Buğulu Adımların etkisini tam olarak sergileyebilirdi. Yalnızca ayak hakimiyetiyle sadece yüzeysel olarak elde edilir ve özü ortaya çıkartılamazdı.

Gu Qingluo’nun Su Chen’e Kıvrılan Buğulu Adımları öğretmeye cesaret etmesinin sebebi buydu.

Bu dünyada teknikler yasak değildi, kan bağları yasaktı!

Doğal olarak yasak olmasa bile kolay kolay yayılamazdı. Bu nedenle Gu Qingluo, Su Chen’den eğer gerekli değilse bu ayak hakimiyetini kimseye sergilememesini istedi.