Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

12. Bölüm Kara Rota (1)

Çevirmen: Zakowske / Editor: Momental

[Kara Rota’ya girdiniz.]

[Göleti güvenle geçerek karşı tarafa ulaşın.]

Yeon-woo, hançerin üstünde kalan kanı sildikten sonra onu beline yerleştirdi.

Belki de bir süredir hiç kan dökmediğinden şu anda bütün bedeninin alev alev yandığını hissediyordu.

'Bir nebze de olsa işe yarar.'

Ufak karıncalara karşı bir çarpışma olmasına rağmen yine de denemeye değerdi. Belli ki Yeon-woo hâlâ beceri veya kabiliyet açısından zayıf durumdaydı.

'Deneyim.'

Savaş alanında ölüm kalım durumlarını atlatmanın deneyimi, bu olayların öğrettiği içgüdüler ve kararlılık gerekliydi.

Bunları elde etmesk kendisi için hiç de kolay olmamıştı.

Yeon-woo gücünü ve zayıflığını net olarak biliyordu.

“Beceri ve kabiliyetler ileride yetişebileceğim konular. Acele etmeme gerek yok. Sadece şimdiye kadar yaptığım gibi devam etmem lazım. Hatalı değilim.”

Yeon-woo, düşüncelerini toplarken etrafa bir bakış attı.

‘Demek burası Kara Rota, en yüksek zorluk.’

Kara Rota epey basit bir düzene sahipti.

Geniş bir çukurun yanı sıra devasa bir gölet vardı.

'Buradan geçmemi mi söylüyorsun?'

Gölet uzun, kıvrımlı çukur boyunca uzanıyordu. Görünüşe göre amaç bu gölette yüzmekti.

[Ağırtesir Suyu Göleti]

Dev Mimir’in kellesi taşınırken yanlışlıkla dökülen sudan oluşma bir göletti bu. Sıradan bir yaşam formu bunun içinde yaşayamazdı.

Yeon-woo eğilip elini suya batırdı. Normal su gibi hissettirmiyordu. Daha yoğundu. Sırf emin olmak için yakınınlarda bulduğu ufak bir taşı fırlattı. Taş parçalanarak göletin altına battı.

‘Tıpkı düşündüğüm gibi.’

Yen-woo kaşlarını çattı.

‘Sıradan bir su değil. ‘Ağırtesir Suyu’ demek yanlış olmaz. Yoğunluğundan dolayı mı bu ad verildi acaba?’

Yoğunluğu ve baskısı öyle yüksekti ki sıradan sularla kıyaslanamazdı.

Sıradan birisi suya girse anında ezilidi. Bedeni baskıya dayanabilse bile enerjisi çok dayanmazdı. Bu suda yüzmek için suyun kaldırma kuvvetine bile güvenilemezdi.

‘Eğer göletin derinliğini ve genişliğini bilmeden karşıya yüzmeye çalışırsam çok geçmeden ölürüm. İçinde ne olduğunu bile bilmiyorum.’

Yeon-woo, bilgi penceresindeki ‘Sıradan yaşam formu içinde yaşayamaz.’ yazısına odaklandı. Başka bir deyişle içeride olağanüstü yaşam formları olabilirdi.

Yoksa bile, en azından yüzeyin altına kurulmuş bir tür tuzak olabilirdi.

Yeon-woo acele etmedi.

Bunun yerine...

'Buralarda bir yerde olmalı.'

Dikkatle gölete giden yolun duvarlarını taradı.

'Ejder Gözleri.'

Duvarlardaki düzinelerce kusur açığa çıktı.

Yeon-woo kusurların hepsinin bağlandığı bir nokta bulup eliyle bastırdı.

*Çat*

O anda, duvarın içe kaydığını fark etti.

*Güm*

Duvar yana dönmeye başlarken toz bulutu kaldırdı. Ardından 'tak' ederek durdu. Aşağı inen bir merdiven açığa çıktı.

‘Ha şöyle.’

Yeon-woo’nun yüzünde ufak bir gülümseme belirdi. Dördüncü zorluk Kara Rota'ya gizlenen gizli parça buradaydı. ‘Bathory’nin Kaniçen Kılıcı’nın saklandığı yer.'

[Zindana girdiniz.]

[Gizli parça ‘Buz ve Ateş Odası’ nı buldunuz.]

[300 karma elde ettiniz.]

Yeon-woo kafasındaki hoş sesleri görmezden gelerek zindana indi. Spiral merdiven derinlere gidiyordu. Belki de mağara derin olduğundan, bir noktadan sonra ışıklar kesildi ve merdivenler görüşünden çıktı. Ancak Yeon-Woo pek endişelenmedi.

[Algı Güçlendirme: %17.8]

A bölümü’ndeki patron odasını temizledikten sonra neredeyse %3 artan yüksek ustalığı sayesinde, artık görüşüne odaklanmadan etrafını farklı duyularıyla tanıması mümkündü.

Hayır, bunu yaparken sadece gözlerine güvenmediğinden daha fazla bilgi elde etmesi de mümkündü.

Çevredeki sesler, bölgenin yapısı, kendi hareketleri... Her şey hissettiği gibiydi. Kör nokta yoktu. Dahası, sadece birkaç gün önce olsaydı becerisini aktif tutmak için odaklanması gerekirdi ama şimdi öyle ustalaşmıştı ki pek dikkat etmeden kullanabiliyordu.

Aktif yeteneğinin pasif yeteneğe dönüştüğü söylenebilirdi. Bu sayede Yeon-woo zorluk yaşamadan zindanda ilerleyebildi.

Kim bilir ne kadar derinlere inmişti. Çok geçmeden sağır edici bir rüzgar esti.

*Vuuuu*

Merdivenlerin sonu görünürken yeni bir mağara belirdi.

‘Buldum.’

Mağara, duvarların yanını kaplayan beyaz yosunlarla doluydu.

[Beyaz Yosun]
Ay özünü taşıyan bir tür yosun. Eğer yenirse hastalığa neden olabilir. Tadı da iyi değildir.

Açıklama olabilecek en basit şekildeydi fakat Yeon-woo Beyaz Yosun’un gizli etkisini iyi biliyordu.

-Kara Rota ne kadar zor olursa olsun onu bitirmenin birçok farklı çözüm yolu olduğunu ancak sonralarda öğrendim. Çözümlerden birisi Beyaz Yosun’du.

-Beyaz Yosun ay özü taşıyan bir bitki. Birçok hayvanın temel besini.

-Gel gör ki  insan yapısına uymuyor, dolayısıyla tüketilse bile beden, enerjisini özümseyemez ve genellikle hastalanır.

-Bu yüzden oyuncular zindanları bulduğunda genellikle Beyaz Yosun’dan kaçınır.

Kara Rota'yı seçen oyuncular bu mağarayı bulduktan hemen sonra genellikle geri dönerdi.

Çünkü ışık yoktu, yüzlerinin önüne getirdiklerinde bile ellerini göremezlerdi. Mağara zaman israfı denecek kadar uzunken aynı zamanda değersiz şeylerle doluydu. İlerlemekle meşgulken kimse böyle bir yerde zamanını harcamak istemezdi.

Yeon-woo’nun kardeşi bile bu yer hakkındaki sırrı epey sonralara kadar öğrenememişti.

-Yeon-dan ailesinden olan yakın bir arkadaşımdan duyunca öğrendim ki bu Beyaz Yosun bir tür materyal ve tüketmenin eşsiz bir yolu var.

'Beyaz Yosun aşırı hassas ve ince olduğundan sindirildiğinde direkt eriyor ama...'

Yeon-woo düşünmeyi bırakıp gözlerini sesin geldiği yere çevirdi.

Gigigic...

Gigic...

Birdenbire bir şey Beyaz Yosun’dan kafasını çıkardı. Kol boyutunda bir kırkayaktı. Kırmızı dış iskeleti oldukça sert duruyordu.

[Kızıl Çiyan]
Beyaz Yosun’la beslenen bir kırkayak. Nemli mağaralarda yaşadığından gözleri körelmiş, diğer hisleri gelişmiştir. Bazen yosun yerine et tercih eder.

Khaak!

Kırkayak, davetsiz misafir yemeğinin peşindeymişçesine düzinelerce ayağını harekete geçirirken hiddetle Yeon-woo’ya yaklaştı. Tavandan sürünüyordu.

Sıradan birisini hem şaşırtacak hem de tiksindirecek bir görüntüydü. Yeon-woo’ysa öne çıktı.

'Beyaz Yosun yiyen böcekler ve hayvanlar ay özünü özümsemek için yapay sıcaklık yayacak şekilde evrilir. Bu sıcaklık da kalplerindeki ateş özelliğinden yayılır.'

Parmak uçlarıyla hançerini hissetti.

'Diğer taraftan, Beyaz Yosun’un niteliği sudur. Eğer kalp ve yosun aynı anda tüketilirse iki nitelik birbiriyle birleşerek kemiklerle kasları sertleştiren bir iksir halini alır.'

Kule’de sayısız iksir vardı. Bazısı büyü gücünü destekleyebilir bazısı da belli niteliklerle özellikleri etkilerdi. Yeon-woo bunların arasında kemiklerini ve kaslarını güçlendiren iksirin peşindeydi.

İnsan bedeni çok zayıftı. Kolayca hastalanır, kırılır ve parçalanırdı. Fakat Beyaz yosun ve ateş özellikli bir yaratığın kalbi bu durumu değiştirebilirdi. Kemikleri çok daha güçlü, kasları daha sağlam hâle getirebilirdi. Savaşa daha uygun bir bedene dönüştürebilirdi.

*Pat*

Yeon-woo ileri fırladı, elindeki hançeri fırlattı. Hançer, Kızıl Çiyan’ın sert zırhına saplanarak kan ve beden sıvıları sıçrattı.

Kiek!

Kırkayak, ağzını açıp öfkesini gösterirken bedeni büküldü.

*Gümm*

Kırkayağın indiği yer içe göçtü.

[Alev Canavarı belirdi.]

[Gizli görev / Ateş ve Buz]
İçerik: Ateş ve Buz Odası Beyaz Yosun’la beslenen eşsiz yaratıklarla dolu. Zindandan çıkarlarsa ekosistem kaosa sürüklenebilir. Mümkün olduğu kadar çok canavar avla.
Ödüller: Ödüller avlanan canavar sayısına göre verilecektir.
– 100 veya daha fazla: 100 Karma
– 300 veya daha fazla: 300 Karma
– 500 veya daha fazla: 500 Karma + Başarıya göre ek ödül
– 1,000 üzeri: ??

'İşte.'

Buz ve Ateş Odası’nın Bathory’nin Kaniçen Kılıcı'nı bulundurması ve bedenini güçlendirmesi dışında bir avantajı daha vardı.

Avlanan canavar sayısına göre fazladan karma elde edilebilirdi. Ayrıca bu sayı beş yüzü aşarsa ek ödül de vardı.

Ne kadar avlarsa bedeni o kadar güçlenirdi. Bu sayede Karma’yla ödüllendirilirdi. Tam bir hazine odasıydı.

'Ne olursa olsun bin canavar avlama ödülünü kazanmalıyım.'

*Pat*

Yeon-woo kafa kafaya girişmemeyi seçti. Bunun yerine hızlıca yana kayıp saldırıdan ucu ucuna kaçındı.

*Kvang*

Kızıl Çiyan’ın kafasını vurduğu noktada, ayakları bazı kayaları parçaladı.

'Buradaki canavarlar çok güçlü. A Bölümü’nde geliştirdiğim bu bedenle bile öldürmesi kolay değil. Eğer önden saldırmalarına izin verirsem gerçekten tehlikeli olur.'

Yeon-woo, Kızıl Çiyan’ı tartmayı bitirdiği gibi gövdesini hedef aldı.

Gel gör ki...

*Tak*

Hançeri yüzeyinden geri sekerek sadece bir çizik bıraktı.

'Evet, sert; aşırı sert.'

Fakat bu bile Kızıl Çiyan’ı öfkelendirmek için yeterliydi, hemen ayaklarıyla Yeon-woo’yu yakalamak için döndü.

Bir kere daha Yeon-woo, saldırıdan ucu ucuna kaçındı.

Durduğu yerde derin bir çukur açılırken toz bulutu yükseldi.

'Normal saldırılar zarar vermiyor. Dış kabuğu aşırı sert. Az önce fırlattığım hançer kabuğunu şansa deldi ama... Çok az deldi. Zayıflatmaya yeterli değil.'

Ancak bu kapışmayı direnç savaşına çeviremezdi.

Kızıl Çiyan’ın ne kadar sağlığı olduğunu bilmiyordu ve burası daha zindanın girişiydi.

Zindanın ne kadar derin olduğunu bilmediğinden savaşı mümkün olan en kısa sürede bitirmeliydi.

*Kvaang*

Bir kere daha Kızıl Çiyan, Yeon-woo’nun durduğu yere kafa attı.

Kieeec!