Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

14. Bölüm Kara Rota (3)

Çevirmen: Zakowske / Editor: Momental

*Gulp*

Kan, dur durak bilmeden akıyordu. Çoğu ağzından gelse de Yeon-woo yutmak için elinden geleni yaptı.

Boğazı zehirden yanarken iğrenç koku öğürmesine neden oluyordu. Yeon-woo, tiksinmesine rağmen deriden daha sert olan kalbi çiğnerken kanı içmeye devam etti.

O anda.

*Vhoosh*

Beyaz Yosun’un içindeki enerji bedeninde dolaşıyordu. Bu, ayın enerjisinden oluşma Saf Öz’dü. Sıcağı ve tortuları filtreleyip enerjileri bir araya toplayan kofaktör* olarak etki gösteriyordu.

*Çatırt* *Çuturt*

Yeon-woo’nun bedeni biraz biraz değişmeye başladı.

Kırık kemikleri kaynaşmaya başladı. Yırtılan kasları kapandı. Soyulmuş derisi yeni deriyle değişti fakat bu kadarla kalmadı. Kemikleri çok daha sertleşti, kasları sağlamlaştı ve derisi pürüzsüzleşti. Fiziği ufak ufak gelişiyordu.

[Kızıl Çiyan başarıyla öldürüldü. Normalde öldürmenizin imkânsız olduğu bir düşmanı yendiniz. Ek Karma ile ödüllendiriliyorsunuz.]

[100 Karma elde ettiniz.]

[Güç yedi puan yükseldi.]

[Çeviklik altı puan yükseldi.]

[Sağlık beş puan yükseldi.]

[Bedeniniz yavaş değişimler geçiriyor.]

["Fiziksel Direnç" becerinizin ustalığı dikkate değer artış yaşadı. %7.2]

[Kızıl Çiyan’ın kalbi sindirildi. Beyaz Yosun’la birleşerek gizli etkilerini ortaya çıkardı.]

[Bir parça ‘Alev Kalbi ve Buz Kresti’ elde ettiniz.]

[Şu anki ilerleme: %1.5]

[Avlanan canavar sayısı: 1]

Kızıl Çiyan’ın cesedinden kafasını çıkarması epey sürdü. Kanla kaplıydı ama artık yorgun gözükmüyordu.

 “Hoo.”

Yeon-woo duvara dayanıp soluklandı. Yaralarının hepsi iyileşmişti ama yine de zihnen yorgundu.

“Pekala, bir şekilde başardım.”

İlk defa olmamasına rağmen garip bir enerjinin bedenini biraz biraz değiştirdiği hissi hâlâ yabancıydı.

Değişimin ardından gelen tazeliğin ironik olduğunu düşündü.

Yeon-woo, Kızıl Çiyan’a kısa bir bakış atarken ağzında kalan bir parça kalbi tükürdü.

'Zindan böyle canavarlarla dolu. Ne ürkütücü bir yer ama.'

Kafasını inançsızlıkla iki yana sallamasına rağmen görüşündeki mesajlar daha iyi hissetmesini sağladı.

'Alev Kalbi ve Buz Kresti elde etmeyi başardım.'

Beyaz Yosun ve ateş özelliğinde bir canavarın kalbini birlikte tüketmesinin yarattığı bir etkiydi bu. Kişinin iskeletini ve kaslarını güçlendiren gizli parçaydı.

İlerlemesi yalnızca %1.5’daydı fakat halihazırda daha canlı hissetmeye başlamıştı.

"Beden ne kadar güçlenirse yorgunluğu o kadar kolay atlatır dediklerini duymuştum. Pekala, bu rahatlatıcı.”

Yeon-woo gelişmiş bedenini kontrol etmek için durum penceresini açtı.

[Oyuncu: Yeon-woo Cha]
[Özellik: Soğukkanlı]
Güç: 60 Çeviklik: 65 Sağlık: 62 Büyü Gücü: 21]
Yetenekler: Ejder Gözleri (%3.1), Algı Güçlendirme (%17.8), Öngörü (%0.0) Fiziksel Direnç (%7.2), Savaş İradesi (%3.2)

'Kızıl Çiyan’ı öldürerek patron odasından kazandığımdan daha fazla puan kazanacağımı beklemiyordum.'

Yeon-woo bu düşünceyle sersemlemişken boş bir kahkaha attı. Gel gör ki oyuncuların aştıkları zorluğa göre daha çok puan kazandığı açıktı ki Kara Rota da dikkate değer derecede tehlikeliydi. Ama kesin olan bir şey vardı, bedeni sağlam bir değişim geçiriyordu. Çoğu puanı çoktan 60’ı geçmişti.

'Tek kusurum düşük Büyü Gücü’m fakat ne yapabilirim ki?'

Yeon-woo ilk başta en yüksek niteliği olup da şimdi en düşük olan Büyü Gücü’ne bakarken kaşlarını çattı.

Şu anlık Büyü Gücü’nü kullanması mümkün değildi dolayısıyla uslu uslu beklemekten başka çaresi yoktu.

Yine de Büyü Gücü ve diğer nitelik puanları arasındaki gittikçe artan fark konusunda endişelenmeden edemiyordu.

'Mümkün olan en kısa sürede manayı hissetmenin bir yolunu bulmalıyım.'

Yul sayesinde halihazırda mana konseptini anlamıştı. Dolayısıyla şimdi yapması gereken tek şey hissetmenin bir yolunu bulmaktı.

'Sorun nasıl olduğu.'

Aslında, doğal dâhi olarak nitelendirilebilecek kardeşinin aksine Yeon-woo’nun tüm başarıları sıkı çalışmasından geliyordu. Çocukluklarından beri böyleydi.

Yeon-woo her şeyi çaba göstermeden yapan kardeşinden farklıydı. Bir sorunu çözmek için genellikle tekrar tekrar denemesi gerekirken harcadığı çabayı göstermemeye çalışarak sorun yok gibi davranırdı.

Afrika’ya gönderildiğinde bile başlangıçta öyle zayıftı ki sıkça bölüğünün toplu ceza almasına sebebiyet veriyordu lakin sonrasında özel kuvvetlerin bir parçası olmayı başarmıştı.

Yeon-woo, kendisini sınırlarına kadar zorlamaya alışkındı. Tekrar tekrar sınır duvarlarına kafa atar ta ki nihayetinde kırana kadar da devam ederdi. Başka bir duvarla karşılaştığında, bir kere daha kırana kadar vurmayı sürdürürdü.

Bu sefer de durum pek farklı değildi. Yeon-woo, eğitime katılan oyuncular arasında en geridekilerden biri olduğu gerçeğinin farkındaydı. Sırf bu yüzden en zoru seçmiş bu sayede olağanüstü gelişim göstermişti.

Yetenekli olmadığından kendi yargısına göre en uygun yolu bulmalıydı. Mana da aynı yaklaşımı gerektiriyora benziyordu.

Manayı kontrol etmek adına bir ipucu bulmayı denemesi gerektiğini biliyordu. Sorun, ipucu bulmanın pek mümkün olmayışıydı. Bu gidişle Büyü Gücü muhtemelen durum penceresindeki koca bir çukur olacaktı. Bunun olmasına izin veremezdi.

'Şu anda yeteneklerime güvenebilirim ama mananın epey işe yarayacağı birçok durum olacak. Daha yükseklere tırmandıkça bunun gerçekleşmemesi mümkün değil.'

Kule doğaüstü yeteneklerle dolu bir yerdi bu yüzden böyle bir güçten vazgeçemezdi. Üstüne üstlük, Yeon-woo daha uyanışını tamamlamamıştı.

Kadim Ejderha Kalatus’dan gelen bu gücü tamamen kabul etmek için mana temel gereklilikti. Ejderha ırkı tüm mana ve büyü sisteminin kurucusu olarak bilinen soylu bir türdü.

'Bir süre bekleyip görelim. Endişelenmek sorunu çözmez.'

Şu anda yapabileceklerine odaklanmalı ve mana sorununu sonra çözmeliydi. Ne kadar denerse denesin bir çözüm bulamazsa etik olmayan başka yollara da başvurabilirdi.

'Söylenene göre büyüyle arası gerçekten iyi olan bir sürü oyuncu varmış. Eğer gerçekten hiçbir yolunu bulamazsam o vakit birini kaçırıp nasıl olduğunu öğrenebilirim.'

Kendisiyle alakası olmayan birisine zarar vermek hoşuna gitmiyordu ama hiçbir şey yapmadan beklemeye de devam edemezdi.

Yeon-woo mana ve Büyü Gücü konusunu askıya aldı. Elde ettiği yeni iki yeteneğe baktı.

[Fiziksel Direnç]
Derece: E-
Ustalık: %7.2
Aktifleştirildiğinde fiziksel saldırılara direnç artar. Bazı durumlarda yüksek direnç, bazı etkileri ortadan kaldırır.

[Savaş İradesi]
Derece: D+
Sarsılmaz ve pes etmez bir irade vasıtasıyla şartlar ne olursa olsun savaşçı ruhuyla yanarsınız. Savaşa odaklanırken düşünceleri hızlandırarak çabuk karar vermeyi sağlar.

'Derece?'

Yeon-woo yeni eklenen bilgiyi ilk gördüğünde, şaşkın bir ifade takınarak yavaşça kafa salladı.

Yetenekleri güçlendikçe başlangıçta göremediği şeyleri artık görebilirdi.

Derece bir yeteneğin değerini yansıtıyordu. Yüksek derece yeteneğin güçlü olduğunu ve daha az mana ya da zihinsel güç tükettiğini ifade ederdi.

Bir yeteneğin derecesini artırma yolları basitti. İlk yol aydınlanma vasıtasıyla yeteneğin kullanımını değiştirmek ve sistemin onayını almaktı. Diğeriyse ustalığını artırmaktı.

İki yeteneğinin derecelendirmesi fena değildi.

Hayır, aslında Savaş İradesi yeteneği şahaneydi.

'Eğitimde D derecesinin üstünde yetenekleri elde etmek gerçekten zor.'

Yeon-woo memnuniyetle gülümseyerek iki yeteneğinin bilgilerini kafasında düzenledi.

'Fiziksel Direnç, darbelere karşı etkili. Bir saldırının verdiği zararı ve acıyı azaltıyor.'

Yakın dövüşe dayanan Yeon-woo için kesinlikle gerekli bir yetenekti.

Eğitimi boyunca birçok kez korkunç acılara dayanmak zorunda kalmıştı.

Soğukkanlılığı sayesinde bilincini korumuştu ama eğer birisi devamlı acıya maruz kalırsa zihinsel sağlığında yıkıcı bir etki yaratabilirdi.

Gel gör ki bu yeteneği düzgünce kullanabilirse böyle durumlardan kaçınabilirdi.

'Etkilere karşı yüksek direnç olayını da sevdim.’

Zehir, yanık, buzkesiği, sersemleme, halüsinasyon ve lanetler baskınlar sırasındaki en büyük engellerdi. Eğer bütün bunlardan kaçınabilirse büyük bir avantaj elde ederdi.

Yeon-woo Fiziksel Direnç yeteneğini birçok açıdan sevmişti. Abartılı bir yetenek değildi ama savaş tarzına büyük desteği vardı. Fakat en çok ağzının tadına uyan Savaş İradesi'ydi.

'Düşünce hızlandırma, benim için en önemlisi.'

Gergin anlarda, hızlı yargıya varmak iki ucu keskin kılıç gibiydi. Hayatta kalmak için anahtar etken olabilirdi ama aynı zamanda kişiyi öldürtebilecek en kötü hareket de olabilirdi. Dolayısıyla yargıya ihtiyatla varılmalı ve düşünce süreci komplike olmalıydı.

Fakat bu yetenek hem hızlı karar almayı hem de derin düşünmeyi aynı anda mümkün kılıyordu. Kızıl Çiyan’ı öldürürken kendisi de deneyimlemişti.

Zamanın yavaşladığını hissettiğinde, Kızıl Çiyan’ın ağzı kafasına ulaşmak üzereyken, düşünce hızlandırma sayesindeki hızlı kararı Yeon-woo’yu zafere götürmüştü.

'Gerçekten de sakince yargıya varabilmek büyük yarar sağlar. Ayrıca bu yeteneği başka şekillerde de kullanabilirim.'

Savaş İradesi’nin yararı bu kadarla kalmıyordu. Mutlak odaklanma sağladığından, Algı Güçlendirme ve Ejder Gözleri’nde de büyük etkiye sahipti.

Duyularını daha titiz kontrol edebilmeli böylece fark etmediği şeyleri tespit etmesi daha kolay olmalıydı.

Bunu bir fırsat olarak kullanan Yeon-woo, gözlerini kapatarak bir kere daha Savaş İradesi’ni kullandı.

Algı Güçlendirme halihazırda aktifti. Şu anda Yeon-woo on beş metrelik alandaki her bölgeyi tarayabilirdi.

Lakin Savaş İradesi’ni kullandığı anda...

-^#$$#$%^$#!##*!!!

“…!”

Yeon-woo, zihnine akın eden devasa miktardaki bilginin yarattığı baskı yüzünden neredeyse çığlık atıyordu.

Ardından ani bir sersemleme ve kusma dürtüsü eşlik etti.

“Bu da ne?”

Yeon-woo inanılmaz sabır göstererek kusmamayı başardı fakat zihni odaklanamıyordu.

Yeteneğin etkisi tahmin ettiğinden çok daha güçlüydü. Aşırı fazla şeyi görebiliyor, duyabiliyor, koklayabiliyor, hissedebiliyor ve tadabiliyordu.

Bir tür sınır olmalıydı fakat adeta sınırlar kaldırılmış gibi öyle çok bilgi akın akın geliyordu ki neyin ne olduğunu çözemiyordu.

Görüşündeki ışıklar dalgalanıyor, kulakları uğulduyor ve kokular burnunu yakıyordu. Gelen bilgilerin beynini yaktığını hissettiğinden çabucak yeteneği kapattı.

Devasa miktardaki bu bilgi yığınından her şeyi temizleyebileceğine dair şüphesi vardı.

'Durum düşündüğüm gibi işlemiyor.'

Yeon-woo, kaşlarını çatarken çenesine akan teri sildi.

Ancak burada öylece oturamazdı.

Sadece kısa bir anlığına olsa da Yeon-woo bedeninin iki yeteneği kullanmasıyla adeta süzüldüğünü hissetmişti. Bu süreçte birçok şey hissedebilmişti.

Gelişmenin bir yolunu bulduğunda elinden kaçmasına izin vermeye gerek yoktu.

'Hadi bakalım.'

Bir kere daha gözlerini kapatıp Savaş İradesi ile Algı Güçlendirme’yi aynı anda aktifleştirdi. Beynindeki alev alev yanan acı, kaşlarını daha da çattırdı.

Zindanda ilerleyerek Fiziksel Direnç’i de aktifleştirdi ve bir şekilde berbat baş ağrısına dayandı.

Çevirmen notu
*kofaktör, bir enzimin bir katalizör olarak aktivitesi için gerekli olan, bir kimyasal reaksiyonun hızını artıran, protein olmayan bir kimyasal bileşik veya metalik iyondur.