Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

36. Bölüm Akasha'nın Yılanı (4)

Çevirmen: HoaqiN / Editor: Momental

Yeon-woo kulübeden ayrıldıktan sonra aceleyle Akasha’nın Yılanı'nın olduğu yere doğru gitti.

Günlükte gördüğü kadarıyla orası ağaç gibi görünen birkaç yüksek kayayla dolu bir yer olmalıydı.

"…."

Ancak Yeon-woo geldiğinde her yer kelimenin tam anlamıyla harabeye dönmüştü.

'Bu yeri nereden biliyorlardı? Arthia dışında kimse bilmemeliydi.'

-Akasha'nın Yılanı ile karşılaşmamızı sadece şansla açıklayabilirim. Kendini göstereceği sırada o yerden geçiyorduk ve Galliard orada olduğu için şanslıydık.

-Eminim ki o zaman yaşadığımız deneyimler bizi birbirimize bağladı ve kendimiz olmamıza yardımcı oldu.

Bildiği kadarıyla Akasha’nın Yılanı yalnızca şu son üç gün içinde ortaya çıkmış olmalıydı. Ancak buradaki çatışma izleri en az bir hafta öncesinden kalmaydı.

Yeon-woo, Phante ve Edora'nın dövüştüğü yılanın Akasha'nın yılanına benzeyen sahte bir yılan olma ihtimaline karşı yakındaki bölgeyi taradı.

Ancak…

'Lanet olsun. Beklentilerimi paramparça ettiniz.'

Yeon-woo, Akasha'nın Yılanı'nın neredeyse parçalanmış cesedini parçalanmış kayaların ötesinde buldu. Birkaç kayalık dağın birleşimi kadar büyük olan yılan şimdi önünde ölü halde yatıyordu. Her pulu Yeon-woo'nun kendisi kadar büyüktü. Vücudu o kadar uzundu ki sonsuz görünüyordu. Ölü olmasına rağmen vahşiliği hâlâ vücudundaydı. Sadece görüntüsü bile Yeon-woo'yu şok etmeye yetmişti.

Yeon-woo, Phante ve Edora'nın geride önemli bir şey bırakmış olabileceği umuduyla titizlikle cesedi inceledi ama çabası boşunaydı. Akasha'nın Yılanı'nın öz ve zehir bezi gibi en önemli kısımlarını almışlardı.

Bu, Phante ve Edora'nın Yeon-woo gibi Akasha'nın Yılanı'nı akıllarında bir "Amaç" ile avladıklarını kanıtlıyordu.

'Ama onu nasıl öldürdüler?'

Yeon-woo cesetten birkaç metre uzaklaşırken dilini tıklattı. O kadar uzaktan bile yılanın bütün vücudu görüş alanının içine giremiyordu.

Baktıkça merakı daha da arttı.

Akasha’nın Yılanı kolayca avlanabilecek bir canavar değildi. Gücü de boyutu kadar fazla olduğundan genellikle ona yaklaşmak bile zordu. Dişlerinden çıkan zehir kayaları eritecek kadar güçlüydü. Bu canavarı haklamak için en az on hatta yirmi oyuncu gerekliydi.

Sadece ikisi onu nasıl öldürmüştü?

Bu, güçlerinin ölçülemez olduğu anlamına mı geliyordu? Yoksa bilmediği başka bir şey mi vardı?

'Her şeyden önce Akasha'nın Yılanı'nı nasıl çağırmayı başardıklarını anlamıyorum.'

Undine'nin Kadehi'ni kullansalar bile Akasha’nın Yılanı'nı bu kadar çabuk nasıl çağırmışlardı? Büyü kullanmış olabilirler miydi? Ya da belki bilmediği başka bir yol mu vardı?

Yeon-woo’nun aklından sürüyle düşünce geçiyordu. Bir süre düşündükten sonra zihninde sadece tek bir düşünce kaldı.

'Şimdi ne yapacağım?'

Yeon-woo bir an maskesini çıkardı ve elini alnına koydu. Eğitime girdiğinden beri neredeyse ilk defa maskesini çıkarmıştı.

Kafasındaki her şey darmadağınıktı, karman çorman olmuştu. Düşüncelerini organize etmek için rüzgârı hissetme ihtiyacı duymuştu.

Eğitimin başlangıcından bu yana hedeflediği gizli parça artık ortadan kaybolmuştu. Öndeki rakiplerine yetişeceğine bu kadar kendine güvenmesinin tek nedeni Akasha’nın Yılanı'ydı.

Şimdi tekrar düşününce çok kayıtsız olduğunu hissetti. Artık Phante ve Edora'nın nasıl bu kadar inanılmaz miktarda karma puanı biriktirebildiğini anlamıştı.

Ama dökülmüş süt için ağlamanın bir faydası yoktu. Tüm çabaları çoktan boşa gitmişti.

Telafi etmek için bir şeyler yapması gerekiyordu.

Yeon-woo, hızla eğitim sıralama penceresini açtı.

[Eğitim Sıralaması]
1. Edora (64.571 Puan)
2. Phante (58.774 Puan)
3. Kahn (57.300 Puan)
···
40. Bilinmiyor (40,980 Puan) (Siz)
···

'Edora ile benim aramda 20.000 puanlık bir fark var. Aradaki fark da giderek azalıyor. '

Yeon-woo gözlerini kıstı.

'E Bölümü'nde olabildiğince çok jeton biriktirirsem F Bölümü'nde kalan tüm gizli parçaları temizler ve G Bölümü'nde farkı kapatmaya çalışsam olur mu acaba?'

Yeon-woo, beynini harap ederek çeşitli durumları hesaplamaya çalıştıysa da mümkünatı yok gibi görünüyordu.

'Zaman çok dar. En iyi ihtimalle 11. sırayı geçerim. Şanslıysam belki 8. sıraya yerleşirim. Birinciliğe ulaşmamın hiçbir yolu yok.'

Yeon-woo eğitimi ilk sırada bitirmek zorundaydı. Ancak bu şekilde intikam gününe bir adım daha yaklaşabilirdi. Birinci olamazsa her şey boşa gitmiş olacaktı.

Ayrıca halefiyet sürecini tamamlamak için de Akasha’nın Yılanı'nın özüne ihtiyacı vardı. Artık elde edemeyeceği için her şey altüst olmuştu.

Bu noktada tüm planlarını tekrar gözden geçirmek zorundaydı. Ama şimdilik eğitimin son dakikasına kadar Kkarma puanlarını toplamak için elinden gelenin en iyisini yapmaktan başka bir seçeneği yok gibiydi.

Sonunda Yeon-woo, zamanını daha fazla puan toplamaya harcaması gerektiğini düşünerek oradan ayrılmaya karar verdi.

Ama sonra…

'Bir saniye... Bu da ne?'

Yeon-woo uzaklaşmadan hemen önce bir şey gördü.

Dikkatlice incelemediği diğer tarafta yılanın başı boyunca birkaç ayak izi görünüyordu ve kafatasında güçlü darbe izleri vardı

İlk başta yılanla kavgaları sırasında Phante ve Edora'nın yaptığını düşündü.

'Hayır. Bu yara kesinlikle ölümünden sonra açılmış. Hatta yeni sayılır.'

Phante ve Edora'nın yanı sıra buraya Yeon-woo'dan önce gelen başka insanlar da olmuştu.

'Bir şeyler olmalı.'

Yeon-woo’nun içgüdüsü ona bir şeyler olduğunu söylüyordu. Bir yandan da daha fazla karma puanı biriktirmek için ilerlemesi gerektiğini düşünüyordu.

Ancak…

'Gidip bir kontrol edeyim.'

Yeon-woo bu sefer "İçgüdülerine" güvenmeye karar verdi.

Savaş alanında bu tür içgüdüleri takip etmek çoğu zaman beklenmedik sonuçlar doğururdu.

* Pat *

Ayaklarını yere vurarak bir anda havaya fırladı. Ani Adım'ı öğrenmenin ardından gelen değişim sayesinde hareketleri artık çok daha hafifti. Kesinlikle daha gösterişli ve daha hızlıydı.

[Vücut hareketlerinizi nasıl özgürce idare edebileceğinizi öğrendiniz.]

["Ani Adım" becerinizin ustalığı arttı. %1,2]

* Tak *

Yeon-woo ölü bedene birkaç kez bastıktan sonra yılanın başına anca ulaşabildi. Kafatasının tepesine yakın bir yerde, büyük bir balta ile defalarca vurulmuş gibi birkaç iz vardı.

'Her kim yaptıysa kafatasından bir şey çıkarmaya çalışmış. Ne olabilir? Beyin mi?'

Bildiği kadarıyla Akasha'nın Yılanı'nın tek yararlı kısmı özü ve zehir beziydi.

Geri kalanlar sadece vücudunun büyük parçalarıydı ve işe yaramazlardı.

Beyni almışlardı. Ama neden?

Yeon-woo, geride bırakılan ayak izlerinin boyutuna bakarak beyni ele geçiren grubun kimliğini kolayca çıkarabildi.

'Orklar yapmış.'

Yeon-woo birden kardeşinin söylediklerini hatırladı.

-E Bölümü'nde birçok canavarın kendilerine göre farklı gelenekleri vardı.

-Bunların arasında, bölümün doğu kesiminde bulunan orklar; uzun zamandır doğu çöl bölgesinin sahibi Akasha'nın Yılanı'nı onurlandırırdı.

E Bölümü'nde birçok farklı canavar gruplar halinde yaşıyordu.

Normalde kuzey bataklığında Kertenkele adam grupları, batı ormanında Goblinler ve köylerde örgütlenmiş olan Koboldlar, doğu çöl bölgesinde Orklar ve son olarak güney bölgesinde de Troller ile Ogreler yaşıyordu.

Ama sırf doğu çölünde çok sayıda ork bulunuyor diye bu toprakların sahibi onlar değildi.

Yerin derinliklerinde Akasha'nın Yılanı yaşıyordu.

Akasha'nın Yılanı bazen yüzeye çıkarak yerleşim yerlerine saldırırdı. Orklar için korku ve dehşetin bir simgesiydi. Bu nedenle Akasha'nın Yılanı'nı Tanrı olarak kabul edip ona ibadet etmeyi gelenek edinmişlerdi. Görünüşe göre Orklar, Akasha'nın Yılanı'nın ölümünü fark etmiş ve bir şeyler planlayarak beynini çıkarmışlardı.

'Onunla ne yapmayı planlıyorlar? Ritüel yapıyor olsalardı ya burada yaparlardı ya da yerleşim yerlerine götürürlerdi.'

Ancak izler başka yere gidiyordu. Ork yerleşimlerinin bulunduğu yerin tam tersine.

'Orada bir şey olmalı!'

Yeon-woo daha fazla zaman kaybetmeden patikayı takip etmeye başladı.

* Hışırtı *

Patika, Akasha'nın Yılanı’nın vücudunun yanından harabelere doğru gidiyordu.

Yol boyunca daha derine inerken kayalık dağlar ile çorak arazi kaybolmaya başladı. Burası kardeşinin bile keşfetmediği bir yerdi.

O kadar uzağa gitmişti ki kısa süre sonra E Bölümü'nün sonuna ulaştı. Sonsuz yükseğe uzanan bir duvar tarafından durduruldu.

'Büyük Duvar. Burası E Bölümü'nün doğu ucu. O zaman…'

Yeon-woo, Ejder Gözleri'yle duvarı taradı. Orkların izleri, kayalar ve ağaçlarla ustaca gizlenmiş bir tünelin önünde sona eriyordu.

'Böyle bir yerde ne yapıyorlar acaba?'

Yeon-woo hemen tünele girdi.

O anda…

["Akasha’nın Yılanı Tüneli"ne giren ilk oyuncusunuz.]

[1.000 ek Karma aldınız.]

'Ne?'

Yeon-woo beklenmedik mesaja baktı.

Yılan tüneli mi?

Akasha’nın Yılanı ile ilgisi olan bir şey mi?

* Badump *

* Badump *

Yeon-woo kalbinin yüksek sesle çarptığını hissetti.

Kardeşini bırak Galliard bile bu mağarayı bilmiyordu. Bu nedenle eğitim her sıfırlandığında Akasha’nın Yılanı'yla yüzleşmek için belirli bir süre beklemek zorunda kalıyordu. Bir mağarası olduğunu bilseydi hikâye daha farklı olurdu.

'Bu mağaranın içinde bir yumurta veya dişi bir yılan olabilir.'

Orkların beyni alıp buraya getirmeleri içerde gizli bir şey olduğu anlamına geliyordu. En azından Akasha'nın Yılanı'na eş değerde bir şey.

Yeon-woo olabildiğince kendini gizleyerek tünele girdi. Derinlere doğru indikçe orklardan gelen sesler daha anlaşılır oldu.

Yeon-woo nihayet geniş bir boşluğa geldiğinde, geniş açık alanda sıralanan düzinelerce Ork gördü.

'Bu ne lan? Ne yapıyor bunlar?'

*Bum* *Bum*

Orklar, davulların sesiyle birlikte saygıyla başlarını eğiyorlardı. Görüntü ciddi bir dini ritüeli andırıyordu.

Sunağın sonunda bir yığın ölü Ork ve Kertenkele adam vardı. Sunağın üzerindeyse Akasha'nın Yılanı'nın beynini taşıyan bir tepsi bulunuyordu.

'Bu Orklar kafayı sıyırmış.'

Yeon-woo orkların deliliği karşısında kaşlarını çatarken elinden geldiğince kendini sakladı.

Onları herhangi bir şekilde rahatsız ederse sonsuza kadar orada mahsur kalabileceğini hissetti.

Tam o sırada…

* Kung *

Bir Ork Şamanına benzeyen şey oturduğu yerden kalktı, delirmiş halde yüksek sesle dua ederken bastonuyla sertçe yere vurdu.

"Chwiiik! Kötü insanlar tarafından öldürülen Tanrımız! Ölümünüzden doğun! Savaşçılarımızın ruhlarını alın, kendinizi hayata döndürün ve sizi öldürenleri cezalandırmamıza yardım edin!"

Dua ederken sunağın yanındaki maltızdan bir meşale çıkarıp kurbanları ateşe verdi.

*Fuşşş*

Adeta önceden yağlanmışlar gibi cesetlerden şiddetli bir alev yükseldi.

O anda Yeon-woo'nun gözlerinin önünde tuhaf bir şey oldu.

Bir ceset yandığı zaman yanık kokusu vermeli ve siyah küllere dönüşmeliydi. Ancak şu anda yanan kurbanlar, alev aldıkları anda dumana dönüşmeye başladı. Sonra bu duman havada toplandı ve çok geçmeden Akasha'nın Yılanı'nın beynine çekildi.

Duman, sünger tarafından emilen su misali hızla beyinde kayboldu. Sunağın üzerine yığılmış kurbanlar ortadan kaybolurken beyin canlıymış gibi kıpırdanmaya başladı.

Tüm kurbanlar kaybolduğunda beynin içinden bir şey fırladı.

Kaah!

"…!"

Yeon-woo bunun ne olduğunu görünce gözlerinin kocaman açılmasına engel olamadı.

Yılandı.

Akasha'nın Yılanı'na kıyasla şaşırtıcı derecede küçük bir yılandı ama yine de üç metreden uzun görünüyordu.

Genç Akasha'nın Yılanı.

Yılan açlıktan çığlık attı.

Kaaah!

Sonra Yeon-woo'nun önünde bir mesaj belirdi.

[Gizli Görev / Diriliş Töreni]
İçerik: Akasha’nın Yılanı'nın bedeni yarı öz, yarı ruhtan oluşur. Yeterli enerji(Akasha) verildiği takdirde Akasha’nın Yılanı diriltilebilir.
Orklar eski ritüelleriyle Akasha'nın Yılanı'nı hayata döndürmeye çalışıyor. Diriliş törenini durdurun ve daha fazla büyümeden yılanı öldürün.
Ödül: ????

Yeon-woo şaşkınlıktan gözlerini fal taşı gibi açtı.

Orkların yılanı diriltmesini durdurmasını söyleyen bir görev belirmişti ama Yeon-woo tek bir şeye odaklanmıştı. Akasha’nın Yılanı yeniden canlandırılabilirdi.

O anda aklına harika bir fikir gelmiş olmalı ki Yeon-woo'nun dudakları yukarı kıvrıldı.

'Akasha’nın Yılanı'nı eskisinden daha büyük bir hale getirip özünü alabilirsem…!'