Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

4. Bölüm Eğitim (2)

Çevirmen: Zakowske / Editor: Momental

[İnanılmaz bir acıya maruz kaldınız. ‘Yerine sabitleme’ ye maruz kaldınız.]

[‘Soğukkanlı’ özelliğiniz sakinliğinizi korumanıza yardımcı oldu.]

[‘Yerine sabitleme’ etkisi kaldırıldı. Acıya dayanıklılık geliştirdiniz.]

Yeon-woo bu hisse alışıktı.

Dişlerini sıkıp bilincine sıkıca tutundu.

Afrika’dayken buna benzer bir sürü acı yaşamıştı. O zaman vurulmuştu ve hayatı tehlikedeydi. Bu acı onla mukayese bile edilemezdi.

Hızlıca durumunu gözden geçirdi.

‘Okların saplandığı yerler sol omzum, ön kolum ve uyluğum. Kaburgalarım… Sadece sıyrılmış. Yaralar kötü görünüyor ama hâlâ yürüyebilirim.’

Kararını verdiği anda vücudu harekete geçti. Delik deşik olmuş çantasını havaya kaldırıp elinden geldiğince hızlı bir şekilde geri çekildi.

‘Görünen o ki tuzakların hepsi belirli bir noktadan geçtiğim anda aktifleşiyor.’

Bu da demektir ki tuzakların yoğunlaştığı bir alan vardı.

O alana ulaşıncaya kadar kaçmalıydı.

Geriye doğru çekilirken bile çelik oklar üzerine gelmeye devam ediyordu.

İlk başta sadece bir iki ok geliyordu ama belirli bir alanı geçince dört beş tane gelmeye başlıyordu.

Buna rağmen kendini olabildiğince gizleyerek ilerlemeye devam etti.

Yaralarından akan kan duvarın üzerinde uzun bir iz oluşturmuştu. Bu arada iki çelik ok daha baldırına saplandı.

Bir noktaya ulaştıktan sonra çelik oklar üzerine yağmayı bıraktı.

Yeon-woo sırtını duvara yaslayıp çelik oklarla dolu sırt çantasını yere attı.

Başı deli gibi dönüyordu.

Burnuna hoş olmayan yoğun bir koku doldu.

[Yaralarınız aşırı kanıyor. ‘Yerine sabitleme’ ye maruz kaldınız.]

[‘Soğukkanlı’ özelliğiniz sakinliğinizi korumanıza yardım etti.]

[‘Yerine sabitleme’ etkisi kaldırıldı. Kanamaya karşı direnç geliştirdiniz.]

Yeon-woo şuurunu açık tutmakta zorlanıyordu.

Vücudu onu neredeyse refleks olarak buraya getirmişti. Burada kendinden geçecek olursa kesinlikle ölürdü.

Yeon-woo elini yırtık sırt çantasına daldırdı.

Sırt çantasının içindekiler ortalığa dağılmıştı, yerlerindeyse çelik oklar duruyordu.

Şansına sıhhiye kiti düşmemişti ve eliyle kolayca aldı.

Yeon-woo kiti açtı ve içinden dezenfektan, bandaj, iğne, iplik, yağlı pamuk ve çakmağı çıkardı.

Sol kolunu neredeyse hiç kullanamadığı için bunları çıkarması uzun sürmüştü.

Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra hemen eliyle sol kolundaki oka uzanıp onu çekip çıkardı.

“Keuk!”

Beklediği gibi kolu kopacakmışçasına korkunç bir acı hissetti.

Oku tutan eli titriyordu. Yaradan kan fışkırıyordu.

Gözleri kanla lekeli bir halde Yeon-woo pamuğu yakıp yaraya bastırdı.

*Tsss*

Yanan etin kokusu havaya karıştı.

[Cildiniz ateşe verildi. ‘Yerine sabitleme’ ye maruz kaldınız.]

[‘Soğukkanlı’ yeteneğiniz sakinliğinizi korumanıza yardım etti.]

[‘Yerine sabitleme’ etkisi kaldırıldı. Yanmaya karşı direnç geliştirdiniz.]

Yara hızlıca iyileşip arkasında sadece bir iz bıraktı.

Aynı şekilde Yeon-woo bacağındaki oku da çıkarıp kanamayı durdurdu. Sonra da üzerine dezenfektan sürdü.

Şükürler olsun ki hiçbir kemiği kırılmamıştı. Vücudunu sürekli hareket ettirmesi işe yaramıştı.

Tüm yaralarını kapattıktan sonra zar zor nefes alabiliyordu.

“Ha…Ha…Ha…!”

Vücudundaki tüm kuvvet bitmişti. Sol kolu ve bacağı zayıflamıştı.

'Daha en başındayken bu kadar zorluk... Bu delilik.'

Yeon-woo o kadar şaşkındı ki küfretmek istiyordu.

Zor olacağının farkındaydı ama bu kadar zor olmasını beklemiyordu.

Zihninden geçirmekle gerçekten yaşamak arasında çok büyük fark vardı.

‘Bu özelliğe sahip olduğum için mutluyum.’

Her durumda sakinliğini korumanı sağlayan bir yetenek ‘Soğukkanlılık’ 

Yeon-woo yeteneğinin etkilerine minnettardı.

Öncesinde de sağlam bir iradeye sahipti ama şimdi böyle zor durumlarda bile çabuk seçimler yapabildiği için daha güçlü hissediyordu.

Ek olarak “Dayanıklılık” acısını azaltmaya yardımcı oluyordu.

Yeteneğinin mi geliştiğini yoksa vücudunun uyum mu sağladığını bilmiyordu.

Sistemin nasıl çalıştığını bilmiyordu.

Bildiği tek şey Yeon-woo’ya yardımcı olduğuydu.

Hemen düşüncelerini toparladı.

Gözlerini hâlâ karanlıkta duran geçide çevirdi.

Bir canavarın çenesi gibi korkutucuydu ama her canavarın bir zayıf noktası vardı.

‘Her ok özel bir zamanlamayla atılıyor. Ayrıca her atıştan önce çok zayıf bir sinyal sesi geliyor.’

Yeon-woo gözlerini kıstı.

‘Zamanlamayı çözmem gerek.’

Çelik oklarla dolu tuzaklar birçok cihazın kombinasyonundan oluşuyordu.

Sensörler birinin geldiğini algılıyor, çarklar yönü ayarlamak için dönüyor ve sonunda çelik oklar namludan salınıyordu.

‘Karanlıkta okları çıplak gözle saptamanın imkânı yok. Ama ondan önce çarklar aktifleşiyor. Çarkların sesini duymam gerek. Okların nereden geldiğini anlayabilmek için tek şansım bu.’

Yine de çarklarla oklar arasında sadece iki üç saniye fark oluyordu. Ayrıca çarklar çok sessizdi.

Okların çıkış noktasını çok dar bir zaman aralığında hesaplaması gerekiyordu.

Söylemesi kolay olsa da keskin duyular ve refleksler olmadan gerçekleştirmek imkânsızdı.

Şansına Yeon-woo’nun yeni bir silahı vardı.

‘Beceriler… Algı güçlendirme becerim var.’

Duyularına yoğunlaşmasını sağlayan bu beceriyle başarılı olabilirdi.

Bütün oyuncuların kendilerine uygun basit yeteneklerle başlamasının sebebi, bu yetenekleri zorlukları aşmak için kullanabilmeleriydi.

Olay onları ne kadar iyi kullanabildikleriydi.

Yeon-woo sessizce gözlerini kapatıp etrafındaki seslere yoğunlaştı.

Konsantre olmak çok zor olmamıştı.

Böyle şeylere zaten alışıktı.

[‘Algı Güçlendirme’ aktifleştirildi. İşitme duyusu güçlendirildi.]

[‘Algı Güçlendirme’ yeteneği gelişti. %0.8]

Yeon-woo sessizliğin içinde duyabildiği her şeye yoğunlaşmaya çalıştı.

İnanılmaz zorlayıcıydı. Onlarca küçük sesin içinden ihtiyacı olanı ayırması hiç kolay değildi.

*Şıp*

*Şıp*

Tavandan damlayan suyun sesini duydu.

*Tıkırt* *Klik*

Tuzaklara dolan çelik okların sesini de duydu.

Bunlardan başka geçidin içinde bir sürü başka ses de duydu.

Yine de ihtiyacı olan sesleri bir bir yakaladı.

*Gıcırt*

‘İşte bu.’

Bir şey paslı bir gıcırtı sesi çıkarmıştı. Kesinlikle bir çarktı.

Yeon-woo gözlerini açıp hançerlerinden birini yana doğru fırlattı.

*Tak*

*Katırt*

Hançer tavana saplanırken kırılmış tuzak ve çelik oklar aşağı düştü.

‘Evet! Yerlerini bulabiliyorum.’

Yeon-woo’nun gözleri ışıldadı.

Tabii ki diğer duyularını kullanamayıp sadece işitmeye yoğunlaşmanın kötü yanları vardı ama önemli olan geçitte ilerlemek için bir yol bulmuş olmasıydı.

Yeon-woo hâla acı içinde olan halsiz vücudunu kaldırdı.

Sol kolunu zorlukla oynatabiliyordu ve yürürken topallıyordu. Bu halde hareket etmek çılgınlıktı.

Adımları yavaş olsa da Yeon-woo bir sonraki tuzağın olduğu yere ulaşmayı başardı.

*Fışş*

Çelik oklar bir kez daha fırlatıldı.

‘Sağ omuz!’

Yeon-woo çoktan çark sesini duyup okun geldiği yeri hesaplamış, bedenini yana döndürmüştü.

*Tak*

Çelik ok omzunu ıskalayıp duvara saplandı.

‘Evet!’

Yeon-woo yumruklarını sıktı.

[‘Algı Güçlendirme’ becerisinin ustalığı arttı. %1.5]

İşe yaradığına emin olduktan sonra Yeon-woo bir sonraki alana doğru yürümekte hiç tereddüt etmedi.

*Fışş* *Fışş* *Fışş* *Fışş*

‘Dört.’

Yukarıdan aşağıya doğru başı, kalbi, karnı ve dizine nişan alınmıştı.

Yeon-woo kafasını yana çevirip aynı anda ileri doğru bir adım atarak hepsinden kurtuldu.

Uyluğunu hedefleyen ok bacağının yanından geçip yere saplandı. Aynı anda hançerinin kenarıyla da karnına hedeflenen oktan kurtulmayı başardı.

*Klank*

Hançer titreyerek hoş bir ses çıkardı.

Çarpmadan dolayı eli acısa da başarmış olmanın verdiği his içini adrenalinle doldurmuştu.

[‘Algı Güçlendirme’ becerisinin ustalığı arttı. %2.1]

[Güç bir puan arttı.]

[Çeviklik bir puan arttı.]

Güç ve çeviklik puanlarının artışını gösteren bildirimler retinasını kapladı.

‘Eğer gücüm ve çevikliğim arttıysa… Durum penceresi.]

[Oyuncu: Yeon-woo Cha]

Özellik: Soğukkanlı

Güç: 11 Çeviklik: 16 Sağlık: 12 Büyü Gücü: 21

Beceriler: Ejder Gözleri(0.0%), Algı Güçlendirme(2.1%), Öngörü(0.0%)

‘Düşündüğüm gibi…’

Yeon-woo’nun yüzünde tatminkâr bir gülümseme belirdi.

Gerçek hayatta bir yeteneği geliştirmek uzun zaman ve emek gerektirirdi ama burada her şey farklıydı.

‘Kendimi geliştirdiğim sürece ilerleme elde edebilirim. Bunun gibi başka bir yer olamaz.’

Kardeşinin hızlı ilerleyişi de bu ara yüz sistemi sayesindeydi. Yeon-woo durum penceresini kapatıp sakince olayları gözden geçirdi.

‘Şu anda oklardan kaçınabiliyorum ama reflekslerim hâlâ yavaş.’

Okları saptadıktan sonra hançeri biraz yavaş kalıyordu. Eğer tepki veremeyecek kadar yavaş kalırsa oku saptamasının da bir anlamı kalmayacaktı.

Yeon-woo odağını hem işitmeye hem de sağ koluna yoğunlaştırdı.

[‘Algı Güçlendirme’ aktifleştirildi. Dokunma duyusu güçlendirildi.]

[‘Algı Güçlendirme’  becerinizin ustalığı arttı. %2.3]

Yeon-woo öne doğru bir adım daha attı.

*Fışş*

Alnını hedefleyen bir ok.

Hemen oku yana savuşturdu.

Ne yavaş ne de hızlıydı.

‘Sadece işitme yeteneğime ve sağ koluma odaklanabiliyor olsam da odağımı aynı anda ikiye bölmek zor.’

Gözleri arkasındaki karanlığı taradı.

‘Yavaş... Ama çok da değil.’

Yeon-woo yavaşça ilerlemeye devam ederken…

*Fışş* *Fışş* *Fışş*

Her adımda çelik oklar da üzerine gelmeye devam etti.

Yeon-woo oklardan küçük hareketlerle kaçınmaya çalıştı, kaçamayacağı kadar zor olanları hançeriyle saptırdı. Sıyrılma tekniğini biraz geliştirdi. Okları hançerinin yanıyla saptırıyor ya da onlardan kafasını eğerek kaçınıyordu. 

*Tak*

Savuşturamadığı bir ok sırtına saplandı ama Yeon-woo hiç tepki vermeden oku yerinden söktü.

Kanamayı durdurduktan sonra topal adımlarla yürümeye devam etti.

Yeon-woo bir robot gibi yürüyordu.

[‘Duyu Güçlendirme’ becerinizin ustalığı arttı. %3.1]

[Güç bir puan arttı.]

[Sağlık bir puan arttı.]

……