Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

46. Bölüm İki Kalp (3)

Çevirmen: HoaqiN / Editor: Momental

-Kalbime beş kılıç saplanmıştı. Üçü Lordlara aitti, biri önceki sevgilime.

-Diğeriyse arkadaşım olduğuna inandığım bir insana aitti.

* * *

Kahn ve Doyle en büyük neden olsa da Yeon-woo'nun Arangdan'ı yok etmeye karar vermesinin tek nedeni kesinlikle onlar değildi.

Bunun Buz Mavisi Kılıç Klanı'nın gücünü azaltma fırsatı olabileceğini düşündü.

'Buz Mavisi Kılıç Klanı eğitim turları boyunca birkaç insan çiftliği inşa etmiş ama... Neden?'

Verimlilik söz konusu olduğunda insan çiftliği oyuncuları soymak için iyi bir yol değildi. Amaçları oyunculardan yadigârları ve jetonları almak olsaydı sadece saldırıp yağmayabilirlerdi.

Öyleyse neden yönetilmesi zor birkaç çiftlik kurdular ki ve neden Arthia tarafından yok edildikten sonra bile yeniden organize oldular?

'Bir sebebi olmalı.'

Yeon-woo bunun bir sebebi olması gerektiğinden emindi.

Ve bu...

'Dünyada asla var olmaması gereken bir şey. Onlara karşı kullanılabilecek bir şey.'

Keşke bunun ne olduğunu öğrenebilseydi ve onu onlardan kapacak kadar şanslı olsaydı...

Yeon-woo’nun ağzının köşeleri yavaş yavaş yükselmeye başladı.

'Buz Mavisi Kılıç Klanı'nı sarsabilecek bir silah…'

İlk 8 klan… Arthia'yı parçalayanlar ve kardeşini öldürenler…

Ayrıca kardeşini kalbinden bıçaklayanlardan biri Buz Mavisi Kılıç Klanı'na gitmişti.

Planladığından erkendi ancak sonunda intikamına başlayacaktı.

Kararını vermişti ve hedefi belliydi. Artık savaşmaya gitmeden önce hazırlıklarını tamamlaması gerekiyordu

'Arangdan’ın savaş gücünü ölçebilmemin hiçbir yolu yok. Ama kesin olan bir şey var: Daha önce Arthia'ya karşı savaşanlardan daha güçlüler.'

Leşçil örgütü o kadar ısrarcı, güçlü ve sayıca üstündü ki Arthia onlara boyun eğdirirken birkaç defa ölümle burun buruna gelmişti. Arangdan'ın şu anki boyutuysa onlardan daha güçlü değilse bile kesinlikle daha güçsüz değildi.

Ek olarak...

'Buz Mavisi Kılıç Klanı, Arangdan'ı yönetmesi için bir ila beş oyuncu gönderiyor.'

Onlar sadece sıradan oyuncular değildi, Buz Mavisi Kılıç Klanı'nda mükemmelliklerini kanıtlamış oyunculardı.

Önemli olan, bu oyuncuların ne kadar yetenekli olduklarını bilmekti.

'Doğrudan saldırı başlatmak aptallık olur. Düşünmek zorundayım, onlara karşı kullanabileceğim ne gibi avantajlarım var?'

Yeon-woo fikir üretebilmek için beynini son raddesine kadar kullanmaya başladı.

'Kullandığım beceriler hakkında hiçbir bilgileri olmadığı için ne kadar iyi olduğumu tam olarak bilmiyorlar. Ayrıca konumum hakkında yalnızca kaba bir tahmin yapabilirler. Geride bıraktığım izleri sildiğimden emin olursam beni bulamazlar ve…'

Arangdan ona kilitlenmişti ancak açığa çıkmış olduklarının farkında değillerdi. Düşmanın gardı inik haldeyken sadece bir defalığına da olsa Yeon-woo pusu kurabilirdi.

Ayrıca Yeon-woo çok hızlıydı. Eğitimdeki neredeyse hiç kimse Ani Adımı'nın hızına yetişemezdi, sinsiliğinden bahsetmeye gerek bile yoktu.

Düşmanın konumunu belirlemede duyuları çok yardımcı olurdu.

Hepsinden önemlisi...

Yeon-woo'nun artık yeni silahları vardı.

Elmas Fizik ve Mana Dolaşımı. Bu ikisiyle eğitimdeki ortalama bir oyuncunun çok üstündeydi. Eğitimdeki Arthia'dan bile daha güçlü olduğundan emindi.

Tabii yine de gardını indirmemeliydi.

'O zaman geriye vur-kaç taktiği kalıyor.'

Askerlerinin orduda çokça kullandığı bir taktikti.

Bir düşman kampını hedeflerken düşmanları sürekli yıpratan birkaç gerilla saldırısı düzenlerler ve düşman nihayet savunmasında bir boşluk ortaya çıkardığında son darbeyi indirerek onları yok ederlerdi.

Yeon-woo’nun beyni bir kez daha hızla çalıştı.

'Ne kadar zamanım kaldı?'

[88: 25: 48_63]

'Yaklaşık üç buçuk gün.'

Bu zaman Kahn ve Doyle'u kurtarmaya yeterdi ancak Arangdan'dan birilerinin saldırısından sağ çıkmasına izin verirse hayatta kalanlar eğitimin kalanında büyük olasılıkla ona sorun çıkartırdı. Daha da kötüsü, Buz Mavisi Kılıç Klanı'na küçük organizasyonlarını kimin yok ettiği haberini ulaştırırlardı.

'Savaşacaksam onları tamamen bitirmeliyim. Kurtulan biri olmamalı ki Buz Mavisi Kılıç Klanı onlara kimin saldırdığını bilmesin.'

Başlatmak üzere olduğu şey bir savaştı.

Daha sonra sorun yaşamamak için savaşta tüm düşmanların yok edilmesi gerekirdi.

Öte yandan Yeon-woo henüz birinci sırayı almaktan vazgeçmemişti.

Özetlemek gerekirse Yeon-woo'nun, Arangdan'ı yok etmek ve geri kalan bölümleri tamamlayıp birinciliği alması için üç günden biraz daha fazla bir süresi vardı.

Yeon-woo her şeyi adım adım planladı. Kafasında kaba bir taslak oluşturdu.

'Üslerine girip çıkmam ve onları aralıksız saldırılarla boğmam gerekecek. Yorgunluk belirtileri gösterdiklerinde de sonlarını getireceğim. Tamamı yok olana dek üslerini, kafalarını ve diğer her şeylerini yok edeceğim.'

Yeon-woo’nun gözlerinde soğuk bir alev parladı.

'Bunların hepsini bir günde yapacağım.'

* * *

Ve o gece Yeon-woo gerekli tüm hazırlıkları tamamladığında, veda etmek için Galliard'ı ziyaret etti.

Galliard, Yeon-woo'ya bakarak ciddi bir ses tonuyla sordu.

"Savaşa mı gidiyorsun?"

Gizlemeye gerek yoktu.

Yeon-woo başıyla onayladı.

"Nasıl bildin?"

"Bir zamanlar halkı için savaşan bir savaşçıydım. Savaşmanın her şey olduğunu düşünen bir aptaldım ve dostum..."

Galliard dudaklarının bir yanını kaldırırken devam etti.

"Sende kendimi görüyorum."

Dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi.

"Bakışların, davranışların ve hatta atmosferin… Hepsi savaşa girmek üzere olan birine ait. Aslında beni buraya ilk ziyarete geldiğinden beri böyleydin. Dünyaya karşı savaşan bir savaşçı gibi görünüyorsun."

Yeon-woo ağzını sıkıca kapattı.

"Ama şu anda bu daha belirgin. Bunu göremeyecek kadar aptal olsaydım kendime nasıl Kara Elf derdim?"

Ardından gözlerini kıstı.

"Yardımıma ihtiyacın var mı?"

Galliard ona yardım edecek olsaydı işler çok kolay olurdu. Kule'deki oyunculara denk olduğu düşünüldüğünde Arangdan'ı tek başına bile yok edebilirdi.

Ancak...

"Hayır, gerek yok."

Yeon-woo başını iki yana salladı.

Galliard merakla baktı.

"Neden?"

"Bu benim savaşım."

Savaşta ulaşmaya çalıştığı tek hedef Kahn ve Doyle'u kurtarmak değildi. En büyük amacı, kardeşine zarar veren düşmanlardan Buz Mavisi Kılıç Klanı'na bir darbe vurmaktı.

Böyle bir görevi başka birine mi verecekti? Yeon-woo bunu asla yapmazdı. Bu savaşı kendisinin vermesi gerekiyordu.

Daha bu dünyaya açılan kapıyı geçmeden önce kendisine söz vermişti.

"Zor olacak."

"Bu dünyada kolay bir şey var mı ki?"

"Sanırım haklısın."

Galliard anlayış göstererek başını salladı.

Sonuçta kişi sorunlarıyla kendi başına mücade etmeliydi.

"Tamam o zaman, sana bol şans diliyorum."

Yeon-woo, sırt çantasını omzuna takarken yanıt olarak başını salladı.

Hançerlerinin kemerine bağlı olduğunu doğruladıktan sonra Galliard'ın kulübesinden ayrıldı.

Yeni bir savaşa doğru gidiyordu.

* * *

"Buldunuz mu?"

Bild'in önünde duran ast soruya başını eğdi.

"Hâlâ bulamadık. Tüm E Bölümü yerle bir edildi..."

"Yürüyen bir felaket..."

Bild, kaynayan öfkesini dindirmek zorundaydı.

Beklenmedik bir Canavar İstilası Arangdan'ın ana savaşçılarının yaklaşık %70'ini yok etmişti.

Buz Mavisi Kılıç Klanı'nda lider güç olacağını düşündüğü Takım 1 ile iletişimi kaybetmekle kalmamış, düşüşünden sonra çok zahmetler vererek yeniden organize ettiği leşçil örgütü de tamamen dağılmıştı.

Sadece bu da değil, diğer tüm üyeleri ortadan kaldırılırken Arangdan’ın eğitimdeki tüm ağı da onlarla birlikte buharlaşmıştı.

F Bölümü'nde ve İç Alan'da bulunan bazı gizli üsler dışında Arangdan pratikte bitmişti.

Bild'in son birkaç yılda inşa ettiği şey birkaç gün içinde tuzla buz olmuştu.

Bu da...

Bild için ölüm cezası demekti.

"Mümkün olduğunca Arangdan'ı yeniden düzenlemeliyim. Ada bu konuda bir şey fark etmeden..."

Bild, gerginlikle atan kalbini sakinleştirmeye çalıştı.

Her şeyin başında, Arangdan'da sergilediği performansla Buz Mavisi Kılıç Klanı'nda zirveye çıkmayı planlamıştı.

Aslında yakın zamanda "Efendisi"nden Yeonhwagak ve Cheonmujeon pozisyonlarının doldurulmasıyla alakalı tartışmalar olduğunu ve kendisinin de adaylar arasında olduğunu duymuştu.

Efendisi defalarca Bild'den "O"nu tamamlamasını istemişti. "O" tamamlandıktan sonra efendisi Buz Mavisi Kılıç Klanı'nda daha yüksek bir rütbeye yükselebilirdi.

Yani pratikte Bild, efendisini kendi elleriyle Buz Mavisi Kılıç Klanı'nın beş liderinden biri haline getiriyor gibiydi.

Ancak işler çok saçma bir noktaya gelmişti.

Eğitimin bitmesine yalnızca üç gün kalmıştı ve bu süre Arangdan'ı yeniden inşa etmeye hayatta yetmezdi.

Eğitim sona erdiğinde Ada olanları öğrenecekti ve Bild, yönetmedeki zayıflığının sorumluluğunu almaktan kaçınamayacaktı.

Ancak kendini bu krizden çıkarmasının bir yolu vardı.

"Onu" tamamlamak.

'Mümkün mü?'

Bild, kaynayan gerginliğinden dolayı birkaç kez dudaklarını yaladı.

Tamamlanması kolay olmayacaktı. Kolay olsaydı son birkaç yılda büyük meblağlarda para harcanmasına ve çeşitli leşçil organizasyonları ile insan çiftlikleri yönetmiş olmalarına rağmen ilerleme sadece %60 mı olurdu?

Ve şimdi kalan %40'ı sadece üç günde bitirmesi gerekiyordu. Bu kadar hızlı tamamlanınca kırılabilir veya kontrolden çıkabilirdi.

Gel gör ki Bild her ne kadar gergin olsa da bir şeyden emindi.

Tamamlayamamasının nedeni sadece işlemin zor olması değil aynı zamanda kullandığı oyuncu ve canavar parçalarının kalitesizliğinden kaynaklanıyordu.

Bild’in ifadesi çöktü.

'İşe yaraması için en üst sıralarda yer alan kişileri zorlamam gerekecek…!'

Bild, şimdiye kadar bu yöntemi kullanmamıştı çünkü üst sıralarda yer alanların çoğunun arkasında büyük klanlar vardı.

"Onun" yapımının Ada'da bile bilinmesine izin veremezdi.

Gizli kalması gerektiğinden ortadan kaybolması çok fazla sorun yaratmayacak oyuncuları seçmeye çalışıyordu.

Ama artık işler bu raddeye geldiğine göre Bild seçici davranacak durumda değildi. Kurban olarak düşündüğü ilk kişi de bu duruma düşmelerine sebep olan Cain'di.

Yaptığı şeyin karşılığını ona ödetmek istiyordu.

"Rotasına bakılırsa F Bölümü'nde olduğunu tahmin ediyoruz."

"O zaman kıçınızı kaldırın ve F Bölümü'nün her bir köşesini arayın. Onu buraya getirin. Hemen!"

Ast, okyanus kadar geniş olan bölümde bir kişiyi nasıl bulmaları gerektiğini sormak istedi ama Bild’in ateş saçan gözlerine bakınca ağzından tek kelime çıkmadı. İmkânsız olduğunu söyleseydi anında ölürdü.

"An- anlaşıldı."

Ast, başını eğerek odadan ayrıldı.

Bild oturduğu yerden kalkarken dişlerini gıcırdattı.

"Şimdilik sahip olduğumuz her şeyi kullanmak zorundayım."

Ardından Arangdan’ın üssünde bulunan insan çiftliğine doğru yola koyuldu.

Birkaç gün önce hapsettiği ikiliyi düşünürken yüzünde sinsi bir gülümseme belirdi.

İkili, Kanlı Kılıç ve Tilki Kuyruk'tu.