Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

5. Bölüm Eğitim (3)

Çevirmen: HoaqiN / Editor: Momental

Uzun bir yürüyüşün sonrasında Yeon-woo, tuzaklarda bir düzen olduğunu fark etti.

'Nitelik puanlarım okları savuşturma yöntemime göre artıyor.'

Mesela bir oku hançeriyle savuşturursa güç puanı, oktan kaçınırsa çeviklik puanı, vurulursa sağlık puanı artıyordu.

Bu şekilde işliyormuş gibi gözüküyordu çünkü yaptığı hamleler farklı nitelik puanlarını tetiklemişti. Yine de her zaman tutarlı değildi.

Dahası...

‘Normal okların arasında nadiren farklı renk oklar da oluyor.’

Nitelikleri sürekli yükselirken duyuları da hassaslaşmaya devam etti. Nasıl olduğunu anlayamadan okları gerçekten görebildiğini fark etti.

En başta inanamadı.

Okların uçları çok küçüktü ama farklı renklere boyanmıştı.

Işık, renkleri birbirinden ayırmak için yetersizdi ve farklı yönlerden uçan bütün okları kontrol etmenin imkânı yoktu.

Ayrıca çoğu okun başının renksiz olması da bu düşünceye ters düşüyordu.

Buna rağmen görüşü güçlendikçe hareketli nesneleri algılama yeteneği de arttı ve şüphesi zaman içinde azaldı.

Boyanmış oklar kesinlikle vardı.

‘Şu ana kadar gördüğüm renkler… Kırmızı, yeşil ve mavi miydi?’

Yeon-woo düşüncelere daldı.

‘Bu da neyi nesi? Neden farklı renkteler ki?’

Sonra günlükte gördüklerini hatırladı.

-Şimdi düşününce eğitimdeki hiçbir şey sebepsiz değildi, en küçük ayrıntının bile bir amacı vardı.

-Her şey bir anlam ifade ediyordu.

-En merak uyandıran şey de buydu: Boyanmış ok uçları.

‘Jeong-woo da bunun nedenini çözememişti. Acaba bu bir gizli parça mı?’

Kardeşi takım arkadaşlarıyla A Bölümü'nü zar zor geçmişti ama Yeon-woo tek başına ilerliyordu. Bu ilerleyişi daha önce gelenlerin bulamadığı gizli parçayı bulmasına yardımcı olabilirdi.

Yeon-woo yürümeye devam ederken bir şey denemeyi düşündü.

*Svish*

Tam o an, üzerine gelen altı oktan biri mavi renkliydi.

‘Şimdi nitelik ve becerilerimi kontrol edebilirim Öyleyse...’

Yeon-woo tüm oklardan kaçınıp sadece mavi olana vurdu.

*Tak*

[Gücünüz bir puan arttı.]

["Algı Güçlendirme" becerinizin ustalığı arttı. %4.2]

Gücü ve becerisinin güçlendiğini gösteren bir mesaj belirdi.

Boşuna değildi ama...

‘Bu değil.’

Yeon-woo başını iki yana salladı.

‘Başka bir şey olmalı. Bu okları öbürlerinden ayıran bir özellikleri olmalı.’

Uzun bir aradan sonra başka bir renkli ok geldi. Bu sefer kırmızıydı.

Yeon-woo kendi etrafında dönerek kırmızı dışındakilerden sıyrıldı sonra da onu engelledi.

Bileğinde engellemenin verdiği bir titreşim vardı. Bu diğerlerinden daha ağırdı.

[Kırmızı bir oku engellediniz.]

[Gücünüz üç puan arttı.]

‘İşte bu!’

Yeon-woo kendini daha iyi hissetti.

Gücünde etkili bir artış.

Bu, her zamanki yavaş gelişiminden çok daha farklıydı.

‘Durum Penceresi.’

[Oyuncu: Yeon-woo Cha]

Özellik: Soğukkanlı

Güç: 19  Çeviklik: 19  Sağlık: 14  Büyü Gücü: 21

Yetenekler: Ejder Gözleri(%0.0), Algı Güçlendirme(%4.3), Öngörü(%0.0)

Yeon-woo hafifçe gülümsedi.

Zaman ilerledikçe niteliklerinin gelişim hızı azalmıştı.

Şimdi niteliklerini geliştirmek için bir yolu vardı artık.

‘Her renk farklı bir niteliğe ait olmalı. Kırmızı, Güç için. Peki diğerleri?’

Mavi oku engellediğinde hiçbir şey olmamıştı. Bu da demektir ki farklı renkler için farklı hareketler gerekiyordu.

Yeon-woo temel bilgileri kavradıktan sonra çok daha hızlı ilerlemeye başladı.

*Fışş*

Mavi ok diğerlerinden daha hızlıydı.

Bu sefer oku engellemedi ama çarpmadan hemen önce oktan kaçındı.

[Mavi bir oktan kaçındınız.]

[Çevikliğiniz iki puan arttı.]

Sarı oklar daha keskindi.

Engellemek ve kaçınmak diğer renklere ait olduğundan işe yarayıp yaramayacağını görmek için sol kolunu uzattı.

*Puk*

[Sarı bir ok tarafından vuruldunuz.]

[Sağlığınız iki puan arttı.]

'Bu saçmalık.'

Yeon-woo yüzü acıyla kaplanmadan önce okun sadece küçük bir kısmını çıkarabildi. Kolu kopacak gibiydi.

Acıyı taşıyan sinirlerini mümkün olduğunca engellemeye çalışırken sadece kemik ve eklemlerinin hasar görmeyeceği yerleri açıkta bıraktı. Yine de bu kesinlikle normal birinin yapacağı bir şey değildi.

Kan kaybı yüzünden yine başı dönmeye başlamıştı.

Artan sağlığı sayesinde kendini ayakta tutmayı başarabiliyordu. O olmasa çoktan yere yığılırdı.

Sonrasında...

*Öhöhö*

Bir ağız dolusu kan öksürdü. Kan, ağzını kapattığı avcunun içinden yere damladı.

Sinirleri bastırmak semptomları ortadan kaldırmıyordu.

Acı sol kolundan tüm vücuduna yayılıyordu.

Öğürmeye devam etti.

Bayılmak üzereydi.

Vücudu daha fazla dayanamayacağını söylüyordu. Bu kadar dayanması bile delilikti, hemen dinlenmezse kesinlikle yere yığılacaktı.

Yeon-woo daha önce olduğu gibi dişlerini sıktı.

‘Bu acı Jeong-woo’nun yaşadıklarının yanında hiçbir şey.’

Yeon-woo, kendi yaşamamış olsa da günlükte kayıtlı olayları tekrar tekrar izlediği için kardeşinin yaşadığı acıyı tahmin edebiliyordu.

Eğer buna bile dayanamıyorsa ileride kardeşi için yapabileceği hiçbir şey yoktu.

Yeon-woo sol kolundan oku çıkarmak için kendini zorladı.

Vücudu çoktan limitine ulaşmıştı ama bu sırada istediklerini elde etmişti.

Kırmızı güç, mavi çeviklik, sarı sağlık içindi.

Artık tek yapması gereken uygun tepkileri vermekti.

Geçidin sonuna ulaşmadan önce hâlâ çok yolu vardı.

Hisleri sayesinde ileride birçok tuzak olduğunu algılayabiliyordu. Bu da toplayabileceği birçok nitelik puanı anlamına geliyordu.

Kan bir kez daha ağzında toplanırken Yeon-woo kanı yutup yürümeye devam etti. Gözleri alev alev yanıyordu.

Her seferinde tek atım atarak daha doğrusu sendeleyerek ilerlemeye devam etti.

*  *  *

“Ohyohyohyo. Gerçekten de inanılmaz bir katılımcı. Daha önce böyle birini gördüğümü hatırlamıyorum.”

Binlerce ekran sıralar halinde gardiyan Yvlke’nin önünde uçuşuyor, şu an eğitimde olan yarışmacıların durumunu gösteriyordu. Hepsi birbirinden farklıydı.

Buna rağmen Yvlke’nin gözleri köşedeki bir ekrana takılı kalmıştı.

O ekranda, her an düşecekmiş gibi görünen Yeon-woo geçidin içinde ilerliyordu.

‘Başlarda dikkat çekici bir yarışmacı gibi görünmemişti.’

Bu eğitim turunda görülecek bir sürü şey vardı.

Tek Boynuz Kabilesi'nin en ünlülerinden Cheong-lam hanesinin çocuklarının yanı sıra ilk ona girmeyi hedefleyen bir ikili ve Marcusian soyundan bir kılıç ustası da vardı.

Her biri doğrudan kuleye tırmanmaya başlasalar bile geri kalmayacak kadar güçlülerdi.

Çoktan E Bölümü'ne geçip görevlere başlamışlardı. Hatta bazıları F Bölümü'ndeydi.

Bu eğitimde kimin en yüksek puanı alacağı belli değildi.

Yine de Yvlke’nin gözleri garip bir şekilde E Bölümü'ndekilere değil, günlerdir A Bölümü'nde tek başına olan Yeon-woo’ya takılıydı.

İlk karşılaştıklarında birkaç adımdan sonra Yeon-woo’nun öleceğini düşünmüştü.

Hiçbir yeteneği olmayan bu küçük çocuğun kendine fazla güvenip yok olacağına emindi.

Gel gör ki Yeon-woo kesinlikle beklentilerini aşmıştı.

Diğerleri parti halinde bile A Bölümü'nü geçmekte zorlanır hatta bazen tamamen yok edilirlerdi ama Yeon-woo hem tek başına ilerlemeyi başarmış hem de ok başlarındaki gizli parçayı çözmüştü.

Sarsılmaz bir iradeyle stat puanlarını güçlendirmeye devam ediyordu.

Yine de, Yeon-woo her an yere yığılabilirdi.

‘Bu çocuk, bu çocukta iş var.’

Bunca zaman gardiyanlık yaptıktan sonra bunu sezebiliyordu.

Diğer yarışmacılar da iyiydi ama bu çocuk eğitimi alt üst edecek tiptendi.

“Bu bölümü güvenle geçmeyi başarsa bile önünde büyük tehlikeler olacak. Ancak öbür bölümleri de bu şekilde geçmeyi başarırsa…”

Yvlke gözlüğünü düzeltti.

Yeon-woo A Bölümü'nün sonuna gelmişti.

“Bu eğitim turu eğlenceli olacak gibi. Ohyohyohyo.”

*  *  *

[Oyuncu: Yeon-woo Cha]

Özellik: Soğukkanlı

Güç: 29  Çeviklik: 33  Sağlık: 30  Büyü Gücü: 21

Yetenekler: Ejder Gözleri(%0.0), Algı Güçlendirme(%8.3), Öngörü(%0.0)

Geçitte ilerleyen Yeon-woo, durum penceresine bakarak yumruklarını sıktı.

‘Büyü gücü hariç tüm yeteneklerim arttı.’

İlk başladığı haline kıyasla toplamda 55 puan kazanmıştı.

‘Stat puanı kazanmak için kişi ya sürekli antrenman yapmalı ya da kendini zorlamalıydı. Tek başıma ilerliyor olsam da bir günde elde ettiğim başarı ortalama sayılıyor olmalı.’

Hayır aslında ortalama sayılmazdı.

Büyük bir başarıydı.

Diğer oyuncuların hiçbiri bu kadar kısa süre içinde nitelik puanlarını bu kadar arttırmayı başaramamıştı.

‘Sadece bu da değil. Kas kuvvetim, hareketliliğim, dayanıklılığım, patlayıcı kuvvetim ve genel olarak kuvvetim de arttı.’

Fiziksel olarak yorucu olsa da sonuçlar onu memnun etmişti.

Büyü gücünü arttıramamış olması biraz moralini bozuyordu ancak bu düşünceyi hemen kafasından attı. Şu an büyü gücüne ihtiyacı yoktu.

*Sırıtış*

Yeon-woo yüzünde hafif bir gülümsemeyle önündeki demir kapıyı itti.

*Gıcırt*

[Varış noktasına ulaştınız.]

[Yaralarınız iyileştirilecek.]

Demir kapıya ulaştığı an bitmek tükenmek bilmeyen bu geçit sona ermişti.

Yeon-woo çoktan tükenmiş durumdaydı.

Kan lekeleriyle kaplı vücudunda hâlâ çıkarmadığı birkaç ok vardı.

Sürekli hislerine odaklanmaktan beyni yanmıştı.

Kapının arkasında daha ne tuzaklar olduğunu bilmiyordu. Yine de açıp içeri adım attı.

Karşısına 30 metrekare büyüklüğünde bir oda çıktı.

Aynı anda...

*Vhoosh*

İrin kaplı yaralarından beyaz ışıklar parıldamaya paşladı.

Yaraları yavaşça iyileşirken irin kayboldu. Yorgun vücudu da enerjiyle dolmaya başladı.

Oda, A Bölümü'nde yaralanan ve bitkin düşen oyuncuların toparlanması için tasarlanmıştı.

Yeon-woo soluklanabileceği için rahatlamış ve buraya kadar ilerlediği için de tatmin olmuştu.

*Şıp*

Farkına bile varamadan uyuyakaldı.

*  *  *

‘Uyuya mı kalmışım?’

Yeon-woo’nun vücudu kaskatı olmuştu.

Günlükte de gördüğü gibi oyuncular, varış noktalarında güçlerini toparlayabilirlerdi.

Yaralarının iyileşmeye başladığını görünce rahatlamış ve biraz kestirmek istemişti.

Ama beklediğinden fazla uyumuştu.

Zamanı kontrol etmek için gözlerini açtığındaysa.

“Ce eeee?”

Bir anda yüzü görünmeyen cübbeli bir adam Yeon-woo’ya doğru el salladı.

Yeon-woo o kadar şaşırmıştı ki anında ayağa kalkıp geri sıçradı. Eli hemen beline uzandı.

Sırtından aşağı soğuk terler aktı.

‘Bu adam da neyin nesi?’

Nasıl olmuştu da bu kadar yakınındaki birini hissetmemişti?

Algı Güçlendirme yeteneği hâlâ çalışıyordu.

Yeteneği tüm odayı tarıyordu ama bu adamı algılayamıyordu.

Sanki bu dünyadan soyutlanmıştı.

O anda günlükten bir bölüm aklına geldi.

-Bazen varış noktalarında tüccarlar belirir ve oyuncuların ihtiyacı olabilecek şeyleri belli bir ücret karşılığı satarlar. Normal yiyeceklerden iksirlere, beceri kitaplarından diğer her türlü eşyaya kadar tüccarlarda isteyebileceğin her şey bulunurdu.

“Gizemli tüccar?”

“Hoho!”

Cübbeli adam küçük bir kahkaha atıp ellerini birbirine vurdu.

*Şap*

Sonra adamın arkasındaki alan değişerek her türden eşyanın bulunduğu raflar ortaya çıktı.

“Beni tanıdığına sevindim. Selamlar, küçük ahmak yani sevgili müşterim! Ben, gezgin bir tüccarım.”