Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

7. Bölüm Eğitim (5)

Çevirmen: HoaqiN / Editor: Momental

[355:59:32_11]

*Fışş* *Fışş*

15 çelik ok Yeon-woo’nun üzerine uçuyordu. Normalden fazlaydı.

Yeon-woo daha fazla tuzağı harekete geçirmek için zig zag çiziyordu.

Hepsi farklı açılardan farklı hızlarda geliyordu.

Önceden Yeon-woo’nun sadece duyularını kullanarak hepsini engellemesi imkânsızdı.

*Pat*

Yeon-woo hançerini önünden gelen oka sallayıp vücudunu çevirdi. Aynı anda boştaki eliyle ileri uzandı.

Göğsünün önünden geçen bir oku eliyle yakalayıp arkasından gelen bir oka fırlatarak onu da savuşturdu.

Sonrasında sol ayağını kaldırıp bileğini hedef almış bir oku tekmeledi.

 *Çat*

Açıklaması uzun olsa da bunların hepsi milisaniyeler içinde gerçekleşiyordu.

İnsan kapasitesinin ötesinde bir durumdu

Yine de Yeon-woo hiç yorgunluk hissetmiyordu.

Aksine, hayal kırıklığı içinde kendini daha da tehlikeli durumlara atıyordu.

Artık okları bulmak için kendini zorlamasına gerek duymadığı bir seviyeye ulaşmıştı. Okların yerini güçlendirdiği duyularıyla içgüdüsel olarak algılayıp refleksleriyle engelleyebiliyordu.

Ayrıca çelik okları engellediğinde acı da hissetmiyordu artık.

*Tak*

Varış noktasına ulaştığında koşmayı bıraktı.

Patron odasından gelen sesleri duyabiliyordu. Günlerdir aynı sahne devam ediyordu.

Yeon-woo patron odasında olanları bırakıp dikkatini saate verdi.

[351:48:11_78]

“Hoho! Bu sefer 4 saat mi?”

Bu, A Bölümü'nü geçmek için harcadığı süreydi.

İlk denemesinde 34 saatten fazla harcadığı düşünülürse inanılmaz bir gelişmeydi.

A Bölümü'nü geçerken 10 yenileme bileti harcadıktan sonra müthiş bir ilerleme sağlamıştı.

Her tekrarlayışında tuzakların yeri ve tipi değişiyordu bu yüzden ilk tekrarlarında okların yerini belirlemek için alarmda kalması gerekmişti.

Dahası, gidip gelmek için harcadığı zamanı azaltmak için kendini kısıtlaması da gerekmişti.

Birkaç kez kendini ölümle burun buruna bulmuştu.

Bir seferinde okların sayısını yanlış hesaplamıştı ve bir tanesi neredeyse kafasına geliyordu. Başka bir sefer de bir ok sağ koluna saplanıp neredeyse kolunu kaybetmesine neden oluyordu.

Birçok zorlu durumla baş etmesi gerekmişti ama Yeon-woo her seferinde ölümden kurtulup amacına ulaşmayı başarmıştı.

Başladığından beri 6 gün geçmişti.

[Oyuncu: Yeon-woo Cha]

Özellik: Soğukkanlı

Güç: 51  Çeviklik: 56  Sağlık: 55  Büyü Gücü: 21

Yetenekler: Ejder Gözleri(%2.1), Algı Güçlendirme(%15.1), Öngörü(%0.0)

‘Bayağı yükseldiler.’

Stat puanlarına bakarken Yeon-woo'nun yüzünde mutlu bir gülümseme vardı. İlk başladığı zamana göre ortalama 40 puan artmışlardı.

Büyü gücü aynı kalsa da öbür yetenekleri ilk halleriyle kıyaslanamazdı.

'8. denememden sonra yeteneklerimdeki artışın yavaşlaması kötü oldu.'

Renkli oklardan yararlanmak üzerine kurulu eğitim metodu yeteneklerinde büyük artışa sebep olmuştu. Vücudundaki değişim o kadar şaşırtıcıydı ki kendisi bile neredeyse bu değişimlere inanamıyordu.

Ne yazık ki belli bir noktadan sonra nitelik puanları artmayı durdurmuştu.

Gizli parçadan kazanılabilecek nitelik puanlarının bir sınırı var gibi gözüküyordu. Ayrıca okların artık Yeon-woo’ya bir tehlike oluşturmaması da gelişiminin yavaşlamasına katkıda bulunmuştu.

‘Şimdi çoğu oyuncuyla baş edebilir durumdayım ama yine de öndekilere yetişmem zor olacak.’

Çoktan yeteneklerine uyum sağlamayı başarmıştı.

Artık sadece işitme ve dokunma değil görme, koklama ve tat alma hislerini de rahatça kontrol edebiliyordu.

Tüm hislerini aynı anda kullanarak yeteneğini daha hızlı geliştirebileceği bir yöntem bulmuştu. Her fırsatını bulduğunda bunu uyguluyordu.

Daha önce sadece adını duyduğu "Sinestezi"yi de artık kullanabiliyordu.

‘Ejder Gözlerini de’

Ejder Gözleri; kullanıcının, Antik Ejderha Kalatus’un Doğruluk Gözlerini ödünç almasını sağlayan bir yetenekti.

Yeon-woo, Ejder Gözleri'ni ilk defa kullandığında gördüklerine inanamamıştı.

Ejder Gözleri'nin ona verdiği görüşte her şey rengini kaybetmişti.

Dünya sadece beyaz arka plan üzerine kurulmuş siyah çizgilerden oluşuyordu.

Objeler sadece dış hatlarını gösteren siyah çizgiler şeklindeydi. Eğer objenin içinde ayrı bir bölüm varsa o da daha küçük boyutta görünüyordu.

Beyaz tuval üzerinde bir kroki gibiydi.

‘Hayır. Daha çok röntgen görüntüsü gibiydi. Neredeyse durugörü gibi…'

Gözler, dış görünüşü silip sadece şekli ve iç görüntüyü gösteriyordu.

Nesnelerin sahip olduğu ‘Gerçek’ görüntüyü, nesnelerin temelini oluşturan çizgileri yansıtıyordu adeta.

Kardeşi bunlara nesnelerin "Kusurları" diyordu.

-Ejder gözlerini ilk kullandığımda gördüğüm bu yeni dünya beni şaşkına çevirmişti. Çok sonraları ‘Kusurları’ görmenin ne kadar önemli olabileceğini anladım.

Yeon-woo bir denemek istedi. Deney olarak küçük bir taşı kesecekti.

Varış noktasında oyuncuların dinlenebilmesi için konulmuş bir taşı gözlemleyip bıçakladı.

Normalde hançerin taşa saplanmaması gerekiyordu ama beklediğinin aksine taş kolayca kesilmişti. Tereyağı keser gibi.

Taşa dokunup yumuşak olup olmadığını kontrol etti ama taş A Bölümü'nün duvarları kadar sertti. Kestiği yerse zımparalanmış gibi pürüzsüzdü.

O zamandan beri Yeon-woo, Ejder Gözleri'ni kolayca saldırabileceği kusurları görebilmek için kullanıyordu.

Gurur duyulabilecek bir ilerlemeydi.

Bunların hepsini kendini uyku bile uyumadan sürekli zorlamasına borçluydu.

Yine de hâlâ tatmin olmuş değildi.

‘Öndekilerle başlamış olsam çoktan E Bölümü'ne varmıştım. Daha fazla geride kalırsam asla onları yakalayamayacağım.’

Onlar daha ileri seviyelere ilerlerken aradaki farkın açılması çok doğaldı.

Yeon-woo daha fazla bekleyemezdi.

Gözlerini patron odasına dikti.

Artık yarışa başlamanın zamanı gelmişti.

*  *  *

Yeon-woo, ayrılmadan önce meditasyon yapıp düşüncelerini toplamak için biraz bekledi.

Savaşa girmeden önce meditasyon yapmayı adet edinmişti.

Bunu, Afrika'da iken Hintli bir askerden öğrenmişti ve o zamandan beri uyguluyordu.

Dikkat dağıtıcı düşüncelerden kendini arındırıp çarpışmaya odaklanmasına yardımcı oluyordu.

Şimdi olduğu gibi...

Yeon-woo kafasında şimdiye kadar öğrendiği her şeyi bir araya topladı.

Çoğu, artan nitelikleri ve hislerinin bu yeni vücudunda oluşturduğu değişikliklerle alakalıydı.

Yeon-woo her hareketinde kaslarında ve kemiklerinde meydana gelen tepkiyi ölçmek istiyordu.

Öncesinde hislerini sadece etrafındakileri algılamak için kullanıyordu.

Nereden ve ne zaman bir okun gelebileceğini bilmiyordu ve hayatta kalabilmek için etrafına dikkat etmesi gerekiyordu.

Şimdi biraz daha rahat olduğundan hislerinin bir kısmını kendi vücuduna odaklamaya karar verdi.

Elinden geldiği kadar fazla fiziksel değişikliği algılamaya gayret etti.

Dışarıdan tetiklenince kaslarında ortaya çıkan hareketler, sinir sisteminin tepkisi, kemiklerinin çıkardığı ses, farklı hareketlerin vücudunda oluşturduğu değişiklikler, becerilerin etkileri...

Vücudunda ortaya çıkan her küçük değişimi ezberlemeye çalıştı.

Eğer kendini ölümle burun buruna bulursa kurtulmak için tüm hareketlerini en küçük detayına kadar kontrol etmesi gerekecekti.

Bunu yapabilmek için de ilk önce vücuduna hakim olması gerekiyordu.

*Çat*

Büyük ihtimalle sebebi buydu.

Bir an Yeon-woo, vücudunda zayıf bir enerjinin dolaştığını hissetti.

Ne olduğunu anlamak kolaydı.

‘Büyü Gücü’

Manaydı.

Sönük de olsa mana kesinlikle vücudunda dolaşıyordu. Sürekli yer değiştirip yavaşça vücuduna işliyordu.

Ne zaman bir beceri kullansa mana da oraya doğru yöneliyordu.

Yeon-woo mananın vücudunda izlediği yolu takip ederek hareketlerini daha iyi anlamaya çalıştı ama mana sanki onunla oyun oynar gibi bir anda kayboldu.

Tüm duyularını vücuduna odaklayıp manayı bulmaya çalıştı ama nafileydi.

Yeon-woo biraz ağır hissetti, kendini daha fazla zorlamamaya karar verdi.

Mananın becerilerinin temelini oluşturduğunu ve bir şekilde vücudunda pasif şekilde var olduğunu keşfetmişti.

Öyleyse sadece adım adım ilerlemesi gerekiyordu. Belki de bir gün manayı istediği gibi kontrol edebilecek duruma gelirdi.

***********

[348:25:10_01]

Yeon-woo meditasyonunun ardından gözlerini açtı. İyi bir uyku çekmiş gibi zinde hissediyordu. Vücudu öncesine oranla hafiflemiş gibiydi.

Hazırlıklarını tamamladıktan sonra sırt çantasını omzuna atıp demir kapıyı açtı.

[A Bölümü'nün patron odasına giriş yaptınız.]

[88 adet korkuluk ve birçok tuzak ilerleyişinizi durdurmaya çalışacak. Korkulukları yok edip patron odasını geçin.]

Mesaj çıkar çıkmaz…

*Fışş*

Sanki bu anı bekliyormuşçasına metal bir ok fırladı.

*Çat*

Yeon-woo içgüdüsel olarak hançerinin kenarıyla oku saptırdı.

Metal ok yukarı doğru sekip geldiği yerdeki tuzağa saplandı.

Kırık parçalar tavandan aşağı döküldü.

Bu, A Bölümü'nü 9. geçişinde geliştirdiği bir hareketti.

Bu yöntem hoşuna gitmişti çünkü bu şekilde hem isabet hem de teknik çalışabiliyordu.

Yeon-woo geçidi dolduran korkulukları inceledi.

Köylerde sıkça görülen normal korkuluklara benziyorlardı ama bu odadakiler oldukça yavaş hareket ediyordu.

Elleri ve ayakları bağlı değildi böylece serbest bir şekilde hareket edip yanlarından geçmeye çalışan oyuncuları engelleyebiliyorlardı.

‘Gerçekten sağlam duruyorlar.’

Bir takım bir haftadır bu odayı geçmeye uğraşıyordu.

Yeon-woo A Bölümü'nü her bitirişinde onları korkulukları geçememiş halde görüyordu.

Korkuluklar oyunculara saldırmıyor sadece geçişlerini engelliyordu.

Sadece bu bile onları yerlerinde tutmak için yeterli olmuştu.

Oyuncuların korkulukları geçmeye çalıştığı her sefer başarısız olmuştu. Korkuluklar saldırılardan hasar almamış, oyuncular da bir adım bile ilerleyememişti.

Korkulukların üstünde sadece küçük sıyrıklar ve is kalmıştı. Bu da fiziksel saldırı ve yeteneklerin korkuluklar üzerinde etkisiz olacağını gösteriyordu.

Ayrıca etrafta bir sürü tuzak da vardı.

Buradaki tuzaklar A Bölümü'ndekilerden farklıydı.

Çelik oklara ek olarak zehirli oklar, yanan oklar, çukurlar, kazıklar gibi yeni tuzaklar da eklenmişti.

Oyuncular korkuluklara çok fazla odaklanırlarsa kendilerini bu tuzaklardan birine kaptırabilirlerdi.

Tabii Yeon-woo’nun kendine güveni tamdı.

‘Çabucak B Bölümü'ne geçmeliyim.’

Yeon-woo hançerini sağ eline alıp ileri atıldı.

*Fışş* *Fışş*

Anında 5 ok üzerine geldi.

Yeon-woo oklara bakmadan hançerini yana doğru savurdu.

*Tak* *Tak*

‘Daha hızlı olmalıyım. Hiç yavaşlamamalıyım.’

Yeon-woo bacaklarına daha fazla güç verdi.

*Papat*

*Kıtırt*

Sonrasında Yeon-woo’nun önündeki zemin çöktü ama Yeon-woo bu tip tuzaklara alışıktı.

Çoktan güçlendirilmiş hisleriyle tuzağı ‘Okumuştu’.

*Ta-tak*

Yeon-woo çöken zeminin üzerinde havaya sıçradı.

Altında dipsiz bir karanlık ona bakıyordu.

‘Eğer düşseydim anında ölürdüm.’

Yeon-woo akrobasi yapar gibi boşluğun üzerinde bir parende attı.

Uzun bir kavis çizip boşluğun öbür tarafına geçecekti ki iki tarafından birer tane ok uçarak üzerine doğru geldi.

Havadayken oklardan kurtulmak zor olmalıydı ama Yeon-woo gövdesini çevirip üzerine gelen okları uzaklaştırdı.

*Çat* *Çat*

Oklar çaresizce boşluğun içine düştüler.

*Tak*

Yeon-woo güvenle boşluğun öteki tarafına inmeyi başarmıştı.

Bu sefer de tavandan gelen bir sıcaklık hissetti.

Gizli bir tuzaktan gelen alevler Yeon-woo’yu yakalamak isteyen kırmızı bir kırbaç gibi dalgalandı.

 *Foşş*

Yeon-woo özelliğiyle ateşe karşı bir miktar direnç kazanmıştı.

Hemen ağzını bir mendille kapatıp ateşin içinden koşmaya başladı.

Giysileri biraz kül olsa da çabucak temizleyip koşmaya devam etti.

Hançerini yan çevirip savurarak ateşi dağıtıp ona yol açan bir hava dalgası oluşturdu.

Zaman kaybetmeden ateşlerin içinde koşmaya devam etti.

*Fışş* *Fışş*

Çelik oklar dışında farklı oklar da üzerine yağmaya başladı.

Yanan oklar, zehirli oklar, ucu çatallı oklar vb...

Oklar ne zaman üzerine gelse ya oklardan kaçıyor ya da onları engelliyor veya saptırıyordu.

Her yanından gelmelerine rağmen Yeon-woo’nun saçına bile dokunamamışlardı.

Sanki her yerde gözü vardı.

Engellere rağmen Yeon-woo yavaşlamamıştı.

Tam tersine, Sağlık puanları arttıkça ilerleme hızı da artıyordu.

Diğer tuzaklar da farklı bir etki yapmamıştı.

Çukurlar, alev tuzakları, kazıklar, düşen kayalar hiçbiri Yeon-woo’yu durdurmayı başaramamıştı.

Bundan sonra korkuluklar harekete geçmeye başladı.