Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

37. Bölüm Bir Lonca Kurmak

Çevirmen: MidnightSun / Editor: Zakowske

“Kendim mi kursam yoksa bir tane çalsam mı?”

“Ça...çalmak mı? Öyle bir şey yapamazsın ki.”

“Bir tane kurmam lazım öyleyse.”

“......”

“Nasıl kurabiliriz öğrenmen gerek bu arada.”

Sunggoo şaşırmış kalmıştı ve Woojin’e nasıl yanıt vereceğini bilmiyordu. Bir lonca kulüp gibi bir şey değildi. Öyle keyfine göre kuramazdın.

“Kapının önünde çok muhabir var diye çıkamam dışarı galiba.”

“Sunggoo.”

“Evet abi.”

“Hayatının sonuna kadar onlardan saklanamazsın. Şimdiden sana gösterilen ilgiyi görmezden gelmeyi öğrenmen lazım ki hayatını yaşayabilesin.”

“Ne? İlgi çekmek istemeyen sensin sanıyordum abi.”

“Öyle mi?”

Woojin’in yüzünde kafası karışmış gibi bir ifade vardı. Alphen’deyken nasıl bir insandı? Her hareketi, her isteği kıtadaki tüm insanları ilgilendirirdi.

Herkesin onunla ilgilenmesi normal bir şeydi. O yüzden medyanın ona gösterdiği ilgi onu ne heyecanlandırıyordu ne de rahatsız ediyordu.

Şimdi ise sıradan, orta tabaka bir insan gibi mi yaşamalıydı?

Saçmalık. Trahnet metro istasyonlarıyla yeraltı tünelleri kazıyor ve dünyayı ele geçirmeye çalışıyordu.

“Ünlü biri olduysam ne olmuş ki? Bu dünyada engelleyebileceğin şeyler varsa, olmasına izin vermen gerekenler de var.”

“Doğru aslında.”

Normalde toy dursa da böyle durumlarda doğru şeyler söylüyordu Woojin. Onun dediği gibi medyaya yeterince alet olmuşlardı.

Çekiç loncası medyaya baskı uyguladığı için kimlikleri ortaya çıkmamış bu yüzden halkın onlara olan ilgisi zirveye ulaşmıştı.

Ne de olsa bu kişi yanlışlıkla 5 yıldızlı bir zindana girmiş ve sonra onu tek başına temizleyebilecek bir canavar olduğu ortaya çıkmıştı. Ayrıca idare ajansı da Woojin’in düzeyinin yanlış ölçüldüğünü ve yeni bir ölçüm yapılacağını söylemişti.

“Ben gidip biraz araştırma yapacağım.”

“Orduya gitmem gerekmeden hallet her şeyi.”

“Peki.”

“Ne de olsa orduya gidersem kaybedecek olan sensin. Değil mi?”

“Evet.”

Ancak her halükârda, Woojin gibi üst düzey bir Uyanmış kayırılacaktı zaten.

Sunggoo bunun için tam bilgisayarını açarken Woojin’in telefonu çaldı.

“Alo?”

[Merhaba Bay Woojin. Ben Kim-haemin.]

“Merhaba. Senin için ne yapabilirim? Soju içmek için biraz erken değil mi?”

[Haha. Onu gelecek sefere yapabiliriz. Sizinle yüz yüze görüşmem gereken bir şey var. Seul İstasyonu 6. çıkışın yönetim haklarını kime vereceğiniz hakkında sizinle konuşmam gerekiyor.]

“Hımm.”

Haemin arayınca Woojin’in aklına iyi bir fikir geldi.

“Yüz yüze konuşalım en iyisi. Sizinle lonca hakkında konuşmam gerekiyor. Bu yüzden ekip lideri Jung da gelsin.”

[Ne? Lonca mı? Emin misiniz?]

“Evet. Nerede buluşmak istersin?”

[Be...ben yoldayım. Az sonra orada olurum.]

Telefon kapanmadan önce Haemin’in koşuşturmalarını duyabiliyordu.

“Hah. Niye bu kadar seviyorlar beni?”

*

*4. Destek Ekibi. Ekip Liderinin Odası*

Baaam

Kapı sert bir şekilde açılmış ve Jung-minchan’ın kaşları çatılmıştı.

“Hangi şerefsiz bu kadar kaba...”

“Patron! Başardık! Başardık!”

Haemin içeri koştu ve mutluluğu yüzünden okunuyordu. Gören de Kore, dünya kupasını kazanmış sanırdı.

Onun bu aşırı neşeli hali Minchan’ın işyerinde takındığı resmi tavrını bırakmasına sebep olmuştu. Hem Kore kültürünün iliklerine işlemiş, büyük ve küçükler arasında olması gereken görgü kuralları da bir anda yok olmuştu.

“Ne...ne dedin sen?”

“Bay Woojin bizimle buluşmak istiyor. Bizimle lonca işi hakkında görüşmek istiyor!”

“Ne!!!”

Minchan aniden yerinden fırladı. Bunu yaparken sandalyesi yere yuvarlanmıştı ama umurunda değildi.

“Bir tane daha yakaladın patron!”

“Hahahahahaha!”

Son zamanlarda çok stres altındaydı ama bundan daha güzel bir şey olabilir miydi? Jung-minchan hızla ceketini giydi ve Haemin’le konuştu.

“Hemen onunla buluşmak için hazırlanalım. Ben önce gidip başkana rapor vereyim.”

“Baş üstüne. Haha.”

Haemin mutluluk içinde koşmaya başladı. Minchan da başkanın odasına giderken mutluluktan uçuyor gibiydi. Minchan vardığında sekreter dahili telefonun tuşuna bastı.

“Başkanım Dördüncü Destek Ekibi lideri geldi.”

[Oooo. İçeri gönder hemen.]

Minchan telefondan gelen o hafif sesi duyunca mutlulukla gülümsedi. İşte bu. Jung-minchan daha ölmedi.

Minchan özgüvenle başkanın ofisine girdi ve Çekiç loncasının lideri Park-sahngoh onu koltuğun yanında karşıladı.

“Vay, vay, vay. Ekip lideri Jung gelmiş. Ne oldu.”

“Kang-woojin bizi aradı efendim.”

“Gerçekten mi? Ne kadar güzel bir haber bu.”

Park-sahngoh, Jung-minchan’ın ellerini tuttu.

“Ekip liderimiz Jung-minchan çok zorluk çekti. Ah ah ah.”

“Hmm hmm. Bay Kang-woojin hakkında bir konuyu netliğe kavuşturmak istiyorum aslında.”

“Evet? Tüm yetkiyi sana vermemiş miydim zaten?”

“Başkan yardımcılığı hakkında önceden konuşmuştuk ya...”

“Haaa. Eğer vermek istiyorsan bize de vermek düşer.”

Park-sahngoh’un bu coşkulu ve neredeyse külfetli desteğini görünce Jung-minchan daha mutlu olamazdı.

“Haha. Tüm çabaların için teşekkür ederim. Ekip lideri Jung sayesinde loncamız Kore’nin 1 numarası olacak.”

Kore’nin 3 büyük loncası.

Ne Çekiç ne Hwarang, ne de KH’de 3 tane A düzey Uyanmış vardı. Woojin’in loncaya katılması durumunda Çekiç loncası rakip tanımaz bir konuma gelecekti.

Bu yüzden Jung-minchan, Park-sahngoh’un gözüne bir hazine gibi görünüyordu şu anda.

“O zaman sizin onayınızın olduğunu bilerek gidiyorum.”

Park-sahngoh, Jung-minchan’ı odanın kapısına kadar geçirdi.

“Tabi ki. Yolda dikkatli ol. İyi haberlerini bekliyorum.”

“İyi haberlerle geleceğim inşallah.”

“Hahaha. Sekreter Kim, tüm lonca için bir şirket yemeği ayarla!!”

“Peki başkanım.”

Jung-minchan asansöre bindiğinde, Park-sahngoh onun ellerini bir kez daha mutlulukla sıktı.

Asansörün kapısı kapandığı an Jung-minchan havaya mutluluk yumrukları attı.

“Evet!!”

Hah. O olmasaydı Park-woojin gibi bir A düzeyi asla bulamazlardı. Her şey onun sayesindeydi.

“Öhöm.”

Minchan, kaybetmeye başladığı özgüveni geri kazanıyormuş gibi hissetti. İyileşmek böyle bir şey miydi? Bir kez daha başarmıştı sonunda.

Jung-minchan daha ölmemişti. Hala turp gibiydi turp.

Kontratları, gerekli dokümanları ve not defterini aldı.

1. kata indiğinde Haemin çoktan arabanın içinde bekliyordu. O da Minchan kadar mutluydu.

*

*Sahdahng istasyonu kafesi. Angel Angel Resmi Görüşme Odası*

“Ne Yanlış mı duydum?”

Kulakları çalışıyor mu çalışmıyor mu çok merak ediyordu Minchan. Sözleşmeyi çıkarmaya bile fırsat bulamamıştı. Woojin söylediklerini tekrarladı.

“Amca, bizim loncamıza katılmanı istiyorum.”

“......”

Nasıl bir durumdu bu? Cevabı çok beklenmedik olduğu için Woojin’in ne söylediğini anlayamıyordu.

“Aradığım zaman Çekiç loncasıyla bir sözleşme yapmaktan bahsetmiyor muydun?”

Woojin sırıttı.

“Neden oraya gideyim ki? Ekip lideri Jung ile Bay Haemin’in loncama katılmasını istiyorum.”

“......”

Hem Jung-minchan, hem de Kim-haemin şoktaydı.

Jung-minchan sızlandı.

Zaten bir loncası vardı. Woojin’in zaten bir loncası vardı. Demek ki bu yüzden Çekiç loncasına katılmayı reddetmişti.

Neredendi acaba? Hwarang? KH? Yoksa başka küçük bir lonca mı?

“Şey, loncanızın adı ne Bay Woojin?”

“Alandal loncası.”

Ne? Alandal mı? Bu ismi ilk kez duyuyordu. Eğer o bilmiyorsa, büyük ihtimalle küçük bir loncaydı. Haemin durumu fark etti ve hemen araştırdı loncayı. Ancak öyle bir lonca yoktu.

“Pardon ama Alandal isminde bir lonca yok.”

Woojin, Haemin’in sözlerini başını sallayarak onayladı.

“Tabi ki.”

Haemin ve Minchan’a baktı.

“Gelmeniz...”

“Evet?”

“...ve kurmanız lazım.”

“......”

Bu sabah birisi uyuşturucu filan mı atmıştı kahvesine? Niye sürekli deli saçması şeyler duyuyordu? Yeni bir lonca kurmak istiyordu ha?

“Şu anda ne kadar kazanıyorsun Bay Haemin?”

“Ne?”

“Yıllık kazancın ne kadar?”

“50,000 dolardan biraz fazla kazanıyorum...”

“Ben sana 100,000 veririm.”

“Ne?”

“O da azsa fazladan bir 50 bin daha eklerim.”

“......”

Haemin’in gözleri fal taşı gibi açıldı ve Woojin ekip lideri Jung’a döndü. Ancak o, Woojin’den daha erken davrandı.

“Ben parayla etkilenecek bir insan değilim. Hayır. Ayrıca bu durum biraz absürt değil mi?”

“Hangi durum?”

“Aniden bir lonca kurmaktan bahsetmen. Ayrıca bizim iş değiştirmemizi istiyorsun. Ben zaten Çekiç loncasında bir ekip lideriyim.”

Loncalar, Uyanmışların toplandığı bir yer olduğu kadar bir şirketti de. Aynı bir yetenek ajansı gibi çalışıyordu. Her Uyanmışın loncayla akdi bir ilişkisi vardı.

Normal insanlar ise destek ekibi gibi bölümlere girerdi çalışan olarak. Jung-minchan ise loncada deneyimli bir çalışandı. Çekiç loncasına geç katılmıştı ama buna rağmen ekip lideri pozisyonuna tırmanacak kadar yetenekliydi.

Durum böyleyken sadece para için nasıl değiştirebilirdi işini. Uzun vadede baktığında bu, kariyerinde kesin bir iz bırakacaktı bu.

Woojin sırıttı.

“Alandal loncası. Kurucu üyelerden biri olmak istemez misin?”

“......!”

Jung-minchan’ın gözleri parladı. ‘Kurucu üye’ kelimesi kalbini hızlandırmıştı.

“Bir lonca kurmak istiyorum ama hiçbir şey bilmiyorum. Neden sen gelip biraz yardım etmiyorsun amca?”

“......”

“Eğer gelmezsen Pyongyang’a giderim ben de.”

“......?”

Onun işini değiştirmesiyle Pyongyang’ın ne alakası vardı?

*

“......”

Çekiç loncasına geri dönerken, Haemin ve Minchan arabada hiç konuşmadılar. Angel Angel, Sahdahng istasyonunun yakınındaki bir kavşaktaydı ve bu yüzden Çekiç loncası yürüme mesafesindeydi. Gözlerini açıp kapayana kadar otoparka geldiler ve sessizlik daha uzun sürmedi.

“Patron, ben işi bırakıyorum.”

“Sen...”

“Doğruyu söylemek gerekirse, bu yapmaya çalıştığı çok iyi bir şey değil mi? Bay Woojin A düzey bir Uyanmış olabilir. Hayır, olduğuna eminim. Başka kim 5 yıldızlı bir zindanı tek başına temizleyebilir ki? Bu yüzden loncasının ne kadar büyük olacağını tahmin edemiyor musun? Hem Çekiç loncasında kalırsam ne kadar yükselebilirim ki?”

Çekiç loncası büyüyebildiği kadar büyümüştü ve bunun ötesi çok zor olacaktı. Loncaya ondan önce girenler en üst seviyelerde koltuklarını sağlamlaştırmışlardı. Onun yüksek bir pozisyona gelebilme ihtimali ise çok azdı.

“Bay Woojin’de zaten 5 yıldızlı bir zindan yok mu? İşin doğrusu, sadece o zindanı yönetse yine ödeyebilir benim yıllık maaşımı.”

“......”

Haklıydı. Sadece Woojin’in zindanları temizleyiş şekline bakarak bile onun kuracağı loncayı parlak bir geleceğin beklediğini söyleyebilirdi.

“Kurucu üye olma şansım var ayrıca. Kim bilir? Belki Destek Ekibinin başına bile geçebilirim.”

Destek ekipleriyle ilgili her şeyi halleden bir pozisyondu. Bundan bahsediş şekline bakılırsa, Haemin uzun süredir hayalini kurmuştu o koltuğun.

Minchan düşündü.

Hedefi neydi? Çekiç loncasında yeri neresiydi?

Çekiç loncasının bütün kurul üyeleri ve bölüm liderleri hep kurucu üyelerdi. Loncaya ciddi katkılar sağlasa bile Jung-minchan asla onları geçip yönetimin bir parçası olamazdı.

“Ben de bırakıyorum.”

“Patron.”

Minchan’ın kararını duyunca, hep yanında taşıdığı istifa dilekçesini çıkardı.

“Hep yanında mı taşıyorsun onu?”

“Heh, heh. Tüm çalışanlar yapar böyle.”

Jung-minchan sırıttı ve o da takım elbisesinin cebinden bir istifa dilekçesi çıkardı. Haemin’in gözleri kocaman açıldı.

“Sen de mi patron?”

“Tüm çalışanlar yapar böyle.”

“Öyleyse gidip başımız dimdik bu dilekçeleri verelim ve sonra biraz soju içmeye gidelim.”

“Öyle olsun.”

Jung-minchan ve Kim-haemin, Çekiç loncasındaki bu son günleriyle yüzleşmek için ilerlediler.

Asansöre binip 4. destek ekibinin olduğu 11. kata çıktılar. Ofisin bütün ışıkları kapatılmıştı.

“Ha?”

Perdeler çekilmişti ve içerisi çok karanlıktı. Ekip üyelerinin, mumları yakılmış bir pastanın etrafında durduğunu gördü.

Sadece 4. ekip değildi. Tüm destek ekipleri bir odada toplanmıştı. Başkan Park-sahngoh ve başkan yardımcısı Park-jinwoo bile oradaydı.

“Ekip lideri Jung-minchan! Bölüm başkanlığına terfiiniz için tebrikler!”

“Ha?”

Minchan’ın kafası karışmışken, Başkan Park-sahngoh gülerek konuşuyordu.

“Hahaha. Gözüm üstündeydi Minchan ve bölüm liderini yetersiz buluyordum zaten. Yarından itibaren yeni bölüm lideri sen olacaksın.”

“Ne?”

Minchan onlara şok içinde bakarken, ekip üyeleri onu cesaretlendiriyordu.

“Patron, çabuk ol da üfle mumları.”

“Bölüm lideri olduktan sonra unutma bizi.”

“Hahaha. Terfi için tebrikler patron.”

“Ha ha.”

Minchan çok paniklemişti ve bu yüzden sadece gülebiliyordu. Şaşkınlık içinde mumları üfledi ve bütün ofis alkışladı.

“İşte müthiş bir anlaşma yaptıktan sonra geri döndü. Bu adam tam bir pazarlık dehası. Lütfen bir kez daha alkışlayın Bölüm Lideri Jung-minchan’ı”

“Harikasın bölüm başkanı!”

Park-sahngoh’ın başlattığı slogan ve alkış seslerinden başka bir şey duyamıyordu. Minchan ve Haemin’in ise beti benzi atmıştı ve sadece gülebiliyorlardı.

‘Evet başkanım. Pazarlık dehası, pazarlık yapmaya gitti ama kendisi onlarla bir anlaşma yaptı.’

Kendinden utanıyordu şu anda.

“Bakar mısınız başkanım?”

“Ha ha ha. Hadi yemeğe gidelim de orada duyalım senin bu güzel haberini. Bugün çok güzel bir yer rezerve ettim.”

“Vaaaay! Şirket yemeği.”

“Ha ha ha.”

Sadece gülebiliyordu.

Çekiç loncasının bölüm lideri ya da yeni bir loncanın kurucu üyesi olabilirdi.

Her zaman istediği tatlı meyve bir elindeydi ve diğer elindeyse sınırsız olasılıklara sahip bir tohum vardı.

İstifa dilekçesini veremeden, herkes şirket yemeğinin olduğu yere gitmeye başladı.

“Pa...patron, ne yapacağız şimdi?”

“Ne bekliyorsun...”

Afallamış Haemin ona bir soru yöneltti ama Minchan’ın tek yapabildiği kafasını sallamaktı. Başkan niye böyle abartıyordu bugün?

“Ha-ah. Bize bir elveda partisi veriyorlar. Gitmemiz lazım.”

Bu büyük karışıklık Jung-minchan’ın eseri değildi. Park-sahngoh’un eseriydi. Başkan açmıştı bunu kendi başına. Minchan istifa mektubunu ceketinden çıkardı ve arka cebine koydu.