Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

29. Bölüm Yarış

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Hafifçe yanıtladım,

“Pagma’nın bahsettiği kahramanlar… Muhtemelen onlardan farklıyım.”

Khan hayal kırıklığına uğradı. Aceleci bir adamdı. Biraz eğlenmenin ne zararı olur ki?

“Dürüst olmak gerekirse o kahramanlardansa Pagma’ya daha çok benziyorum.”

“Pagma’ya mı benziyorsun? Bu ne anlama… Ah! Olamaz… yoksa sen?!”

Khan Pagma’nın bahsettiği kahramanların Dainsleif ve Valhalla’yı kullanabileceğini biliyordu, ama onlar tek bakışta bu ekipmanların değerini anlayabilir miydi? Albanito’yla benzer seviyede bir demirci olmadıkları sürece bunu yapmaları imkansızdı.

Fakat ben yapabiliyordum. Yani-

“Evet! Anladın demek! Ben Pagma’nın soyundan geliyorum!” diye gururla ilan ettim. “Dainsleif ve Valhalla’yı benden daha iyi kimse anlayamaz; hatta onları istediğim gibi kullanabilirim! Bana bir şans ver.”

“Ohh…!”

Khan heyecandan titredi. Gayet doğaldı. 130 yıl önce Pagma’yla tanışan atası gibi şimdi o da Pagma’nın soyundan gelen biriyle tanışma fırsatına sahipti.

“Anladım. Eğer Pagma’nın soyundan geliyorsan bu yadigarları sana verebilirim. Fakat bir şey sormak istiyorum; acaba Pagma’nın soyundan geldiğini kanıtlayabilir misin?

[Pagma’nın Soyu görevi oluşturuldu.]

[Pagma’nın Soyu]

Zorluk: Sınıf görevi.

Açıklama: Pagma’nın demirci yeteneklerine sahipsiniz, ama gerçekten Pagma’nın kim olduğunu biliyor musunuz? Gururunuzla, kendinize tamamen inanarak iradesini miras aldığınızı söyleyebilir misiniz? Kimdi Pagma? Sadece yetenekli bir demirci olsaydı adını kıtadaki efsanelerin arasına yazdıramazdı.

Önce gökleri delen kılıç ustalığına dair ipucuyla başlayın ve Pagma’nın efsanesini takip edin. Bütün efsaneleri toplayabilirseniz Pagma’yı gerçek manada anlayacak, iradesinin asıl veliahtı olacaksınız.

İşte o vakit yeni bir efsane doğacak.

* Zaman sınırı yoktur.

* Bir efsanevi sınıfın sınıf görevini kabul ederseniz bir daha sınıf değiştiremezsiniz.

* Efsanevi sınıf görevi alacağınız sonuçlar doğrultusunda Tatmin’in dünyasını değiştirme gücüne sahiptir.

Başarı Koşulu: Bütün bağlantılı görevleri tamamlayın.

Ödül: Bilinmiyor.

* Birinci Sınıf Görevi: [Pagma’nın Kılıç Ustalığı.]

Derler ki Pagma’nın kılıç ustalığı gökleri delecek kudrete sahiptir. Bu Pagma’nın nadir kitabında bahsi geçmeyen kılıç ustalığına dair bir ipucu olabilir.

Birinci Sınıf Görevi Tamamlama Koşulu: Pagma’nın kılıç ustalığını öğrenin.

Birinci Sınıf Görevi Ödülü: Dainsleif – Yeniden Üretim –

[Görev aktif.]

En başından bunu tahmin etmeliydim; onca ekipmanı takabilen bir adam basit bir demirci olamazdı.

‘Şimdi ne olacak? Pagma’nın Soyu sınıfı sadece demircilikle sınırlı değil mi yani?’

Görevleri tamamladıktan sonra neye benzeyecektim? Demirci ve savaşçı mı olacaktım? Ya da, daha fazlası? Kestiremiyordum. Belki de yeni bir efsane doğacaktı.

“Güzel! Pagma’nın kılıç ustalığını bulacağım.”

Tam demirciden çıkacaktım ki duraksadım.

‘Nereye gideceğim? Ayrıca şu anda 21. Seviye’deyim. Plan yapmadan maceraya çıkabilir miyim gerçekten?’

Sınıf görevinin nihai amacı Pagma’nın efsanelerini toplamaktı ki bunlar kıta boyunca dağılmış haldeydi. Kıtayı gezmek için buna uygun bir seviyeye ihtiyacım yok muydu? İmkansızdı.

‘Yavaş yavaş, sabırla yapılacak bir görev bu. Hemen bitirmek istiyorum, ama… başka çarem yok.’

Heyecanım yarıda kesildi. Khan hayal kırıklığımı görünce bana içecek bir şeyler verdi.

“Vakit geç, bir şeyler iç istersen? Seninle konuşmak istediğim çok şey var. Pagma’dan, demirci tekniklerinden ve dükkanın geleceğinden bahsetmek istiyorum.”

“Pardon ama… içkiyi bırakman gerekmiyor muydu?”

“… Öhööm öhööm.”

Şişeyi elinden aldım. Ardından dükkana gizlediği bütün içki şişelerini çıkardım. “Şunlardan kurtulalım.”

Tamamlayana dek ödülünü öğrenemeyeceğim bir sınıf görevi! Günün birinde tamamlayacağım, ama görevi bana veren kişi ölürse ödülü alamazdım. Khan’ın içkiyi bırakmasını sağlamak zorundaydım.

“Bugün keyfim yerinde, sadece bir şişe…”

“Olmaz!” dedim sert bir sesle ve şişeleri envanterime yerleştirdim.

‘Güzel. Bütün bu şişeler toplamda iki altın eder.’

Para kazandığım için keyifle güldüğüm sırada dükkanın kapısı açıldı. İnce bir adam girdi içeri. Gözlüklerini düzelterek bana baktı, sonra Khan’a dönerek onu nazikçe cevapladı.

“Khan siz misiniz? Tanıştığımıza sevindim. Bendeniz Tavşan, Mero Şirketi’nin çalışanıyım.”

Mero Şirketi mi?

‘Serserileri gönderen şirket mi? İyi de bu herif çok nazik görünüyor!’

Sessizce izledim. Khan gergin gergin ve ihtiyatla bakıyordu Tavşan’a. Tavşan hafifçe gülümseyerek ağzını açtı.

“Mero Şirketi’ne 600 altın borcunuz var. Fakat duyduğum kadarıyla borcu ödeyecek paranız yokmuş.”

“Buna karşılık dükkanı vermemi mi istiyorsun?”

Tavşan gülümsedi. “Size bir fırsat vermek istiyorum, zira yeteneğiniz benim için değerli.”

“Fır… sat mı?”

“Evet. Khan’ın demircilik yetenekleri müthiştir, bunu herkes söylüyor; ben de bu yetenekleri satın almak istiyorum. Ne diyorsunuz? Mero Şirketi dükkanı satın alacak, ama işletmeyi size devredeceğiz. Yüksek bir maaş alacağınıza şüpheniz olmasın.”

Mero Şirketi taviz veriyordu. Dükkanın sahibi olacaklardı, ama dükkanı Khan işletecekti.

“Diğer bir deyişle Mero Şirketi büyük patron olacak?”

“Haha, böyle kaba sözlere gerek yok.”

“Ya kabul etmezsem?”

Tavşan’ın yüzünde anlam veremediğini gösteren bir ifade belirdi. “Niye kabul etmeyeceksiniz ki? Teklif yeterince iyi sanıyordum.”

“İşimi kaybetmekten korkmuyorum! Nesillerdir ailemin işlettiği bu dükkanı vermek istemiyorum, o kadar.”

“Hmm… Gerçekten de öyle.”

Gözlüklü Tavşan elini çenesine atarak kendi kendine mırıldandı.

“O zaman zor mu kullanmam gerekiyor? Hayır, bu hoş olmaz. Borç ödenmediği için dava açsam? O da olmaz, uzun sürer. Khan inatçı bir adam, onu nasıl ikna edebilirim?”

Mırıldandı ve mırıldandı.

Düşüncelerini yüksek sesle dile getiren garip bir adamdı. Kısa sürede yeni bir fikir buldu.

“Khan, bu demirciyi elinde tutmaya layık olup olmadığını görmek istiyorum. Ne diyorsun? Mero Şirketi’nin kiralayacağı demirciyle rekabet et. Demircimizden daha iyi bir şey üretir ve kazanırsan, bu dükkana layık olduğunu kabul ederim. Ayrıca borcunu da silerim. Fakat kaybedersen dükkanı bize vereceksin. Ne diyorsun?”

Koşullar ilk başta iyi görünüyordu, ama bence Khan kabul etmemeliydi. Karşısına ondan daha yetenekli birini çıkaracakları belliydi. Bu krizi aşması için köy lorduna Mero Şirketi tarafından kandırıldığını anlatmalı ve yasal yardım almalıydı. Fakat Khan heyecanla Tavşan’ın teklifini kabul etti.

“Tamam!”

“Oh, iyi karar.”

Khan birkaç koşul ekledi, “Fakat içki yüzünden eski yeteneklerimden uzak kaldım. Acaba yerime varisim geçebilir mi?”

Tavşan’ın yüzü kasıldı. “Varisin yok diye duymuştum?”

“Yanlış duymuşsunuz. Şurada. İşte o.”

“Hoh… anlıyorum? Ama pek bir yeteneksiz görünüyor. Onu seçmek istediğine emin misin?”

“Şaka yapar gibi bir halim mi var?”

“Neyse, benim için fark etmez. Hatta, minnettarım.”

Neler oluyordu? Khan niçin beni gösteriyordu?

[‘Mero Şirketi’yle Ekipman Yarışı’ adlı görev oluşturuldu.]

“Hassiktir?”

Khan aklını yitirmiş olmalıydı! Sormadan beni ateşlere atmıştı!

“Olmaz, hey, Khan… ha?”

Tam sıkıntımı dile getirecektim ki önümde görev penceresi açıldı.

[Mero Şirketi’yle Ekipman Yarışı!]

Zorluk: A

Açıklama: Mero Şirketi demirci Khan ile bir demircilik karşılaşması düzenlemek istiyor. Fakat Khan’ın durumu iyi olmadığı için karşılaşmaya sizin katılmanızı uygun gördü.

Başarı Koşulu: Yarışı kazanın.

Ödül: Winston’da 500 itibar. Winston sakinleriyle ilişkiniz gelişecek. 600 altın.

Ceza: Winston Köyü’ndeki itibarınız yerlere düşecek.

Khan’ın demircisi Mero Şirketi’ne geçecek.

[Kabul etmek istiyor musunuz?]

Khan’a ettiğim küfürleri hemen unuttum. Şu ödüllere bakın! 600 altın! 600 koca altın! Kaç parayı bu? 100 altın 120.000 won ise… 600 altın 720.000 won ederdi! Bu parayı kazanmak için gerçek hayatta yiyip içmeden sekiz gün amelelik yapmam gerekirdi. Böyle bir ödül varken o cezayı kim umursardı ki? Evet biraz sıkıntı çıkacaktı, ama başarırsak Khan turnayı gözünden vurmuş olacaktı. Ayrıca böyle nadide görevler kolay kolay verilmiyordu.

“Neden geri çevireyim ki? Kabul ediyorum!”

[Görevi kabul ettiniz.]

Tavşan şaşırmıştı.

“Hoh? Varisin kendine epey güveniyor gibi.”

“Niye şaşırdın ki? Şu cesaretime bak. Kendime güveniyorum tabii!”

“Huhuhut öz güven dediğimiz şey bazen korkunç bir zehre dönüşebilir… Pekala, yarışın yerini ve zamanını size bildiririm. O güne dek, görüşmek üzere.”

Sonra Tavşan gitti. Khan önümde diz çöktü.

“Üzgünüm. Gerçekten üzgünüm. Sana sormadan yaptım… Ama başka çarem yoktu. Dükkanı kaybetmek istemiyorum!”

Adamı kollarından tutarak ayağa kaldırdım, sonra sımsıkı sarıldım. “Niye üzülüyorsun? Merak etme. Aramızda böyle şeylerin lafı olmaz. Sana yardım edeceğim.”

“Ah… teşekkür ederim… Acaba dünyada senin gibi başka melek var mı?A hh!”

Khan’ın göz yaşları yanaklarıma düştü. Kıyafetler için kuru temizleme parası isteyecektim, ama o kadar abartmayayım dedim. 720.000 won fırsatını bana getiren kişi Khan’dı.

"Kukukuk... kuhahahaha!”

Winston! Vadedilen topraklar! Canımsın!

…….