Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

33. Bölüm Gizli Görev

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

"Hey, sen…”

Tam konuşacağım sırada Khan bana engel oldu.

“Bana bırak.”

Sonra Huroi’ye yaklaştı, başını salladı.

“Doğru söylüyorsun. Büyük bir şirketle ortak paydada ilerlemek bizim yararımıza olur.”

Neler diyordu?

Buzz buzz.

İnsanlar bir kez daha şaşırdılar, zira Mero Şirketi’nden en çok nefret adam olan Khan Huroi’yi destekliyordu. Doğal olarak bütün gözler ve kulaklar ondaydı. Ardından Khan konuştu, “Winston Kont Steim’a ait olmasaydı Mero Şirketi’yle birlikte var olabilirdik.”

Manalı sözlerdi. Huroi’nin aklı karıştı.

“Kont Steim’a ait olmasaydı mı…?”

“Evet. Burada önemli bir gerçeği unutuyorsun; köy Kont Steim’ın. Nereden geldiğini bilmiyordum, ama yerel heykelimizde ‘İnsan Hakları’ yazar. Bu insanlara değer verdiği için Kont Steim’in bizzat koyduğu bir kanundur. Sana o yazıtlardan bir kısmını okuyayım. ‘Kont Steim’in bölgesinde yaşayan insanlar yaşadıkları bölgeye dair haberleri diğer herkesten önce alma hakkına sahiptir.’”

Khan bu cümlenin anlamını açıkladı.

“Kuzeyin keşif çağı diye bir şey duydun mu hiç? Kuzeyde hava soğuktur, o civarda çok sayıda yaratığın yaşadığı söyleniyor. Şu anda insanlar kuzeyi keşfetmek için mücadele veriyor. Peki yeni bir toprak bulurlarsa ne olur?”

“… Çevredeki şehirler ve köyler bundan etkilenir.”

Khan Huroi’nin cevabını duyunca başını salladı.

“Evet, kesinlikle. Peki Winstons’un şu anda gelişme dönemine girmesinin sebebi ne? Düzeltilen yollar ve ulaşım hatları. Neden yollar düzenlendi ve ulaşım desteklendi? Çünkü buraya yakın yeni topraklar keşfedildi. Winston yeni topraklar ve başkent arasında köprü görevi görecek. Anlıyor musun? Kuzey biz konuştuğumuz sırada bile değişiyor. Ani değişimler oradaki insanlara zarar verebilir.”

Khan ana meseleye girdi.

“İşte bu yüzden Kont Steim’in topraklarında yaşayan insanlar, bu gibi durumlara dair bilgileri diğer herkesten önce alma hakkına sahiptir. Böylece ani değişimlere hazırlanabilir, hasarı minimuma indirerek çıkarlarımızı artırabiliriz.”

Huroi durumu kavradı. “Yani diyorsun ki bu ani gelişimden Mero Şirketi değil, Winston sakinleri faydalanmalıydı. Kont Steim’in istediğinin aksine hepiniz para kaybettiniz. Mero Şirketi’nin tekelliğine ve onlara bu bilgiyi sizden önce veren Winston Lordu’na karşı mücadele etmekle mükellefsiniz… Doğru mudur?”

“Evet. Mero Şirketi’ne karşı taviz veremeyiz. Burada sadece kişisel çıkarımız söz konusu değil, aynı zamanda Kont Steim’in iradesine de ihanet etmek istemiyoruz. Winston’un Lordu ve Mero Şirketi’ni, Kont Steim’in iradesine karşı gelen bu şahısları adalete teslim etmeliyiz.”

İnanılmaz bir açıklamaydı. İnsanlar Khan’ın sözlerini duyunca heyecanla tezahürat ettiler. Herkes Mero Şirketi’ne karşı bir bütün halinde ilerlemeye hazır görünüyordu.

Huroi yüksek bir sesle konuştu.

“Winston Lordu’nun kötü emelleri ve Mero Şirketi’nin hareketleri Kont Steim’a bildirilmeli! Ama şu anda lordun gözleri sizin üstünüzde olduğu için sesinizi Kont Steim’a duyuramıyorsunuz. Bana bırakın! Elimden geleni yaparak Winston’da yaşananları ona bildireceğim! Winston için! Halk için! Kont Steim’in onuru için Winston Lordu’nun gerekli cezayı aldığından emin olacağım!”

“Teşekkürler. Sana inanıyoruz ve bekleyeceğiz.”

Eh? Çok açıktı. Huroi demin Khan’dan görev almıştı. Ama garip değil miydi? Normalde NPCler oyunculara bir görev verirdi. Oyuncu pasif şekilde görevi alırdı. Fakat bu durum bana pasif görünmüyordu. Daha çok Huroi, görevi vermesi için Khan’ı oltaya getirmişti.

‘Yok artık.’

Huroi’nin peşinden koştum, demirciden çıkmıştı. “Hey!”

Huroi bana sinik ifadesiyle baktı. Demin demircide gördüğüm heyecanlı halinden eser kalmamıştı; resmen farklı bir insana benziyordu.

“Köşede takılmıyor muydun? Benden ne istiyorsun? İşim var.”

Köşede takılmak mı?

‘Ah, doğru ya. Şu anda yeni yetmenin tekine benziyorum.’

Çok ama çok iyi değilseniz genelde oyuncu olarak yeni yetmelerle konuşmak istemezdiniz. Yeni yetmeler hiçbir şey bilmedikleri için çok soru soruyor, bazen para bile dileniyordu.

Bu yüzden Huroi beni görmezden gelmesin diye hemen konuya girdim.

“Mero Şirketi’nden görev aldığın için gelmedin mi buraya? Asıl planın Winston sakinlerini Mero Şirketi’yle birlikte var olmaya ikna etmekti. Niye bir anda fikrini değiştirdin?”

“Hoh?” Huroi merakla bana baktı. “Görevde olduğumu anladın mı? Sen, oyuna yeni başlamadın mı yoksa? Şey, aslında çok basit; sadece çıkarlarımızı gözettim. Göreve bir bakınca anlarsın.”

[Oyuncu ‘Huroi’ sizinle görev bilgilerini paylaşmak istiyor. Kabul ediyor musunuz?]

Kabul ettim ve önüme görev ekranı çıktı.

[Winston Halkı İçin]

Zorluk: A

Açıklama: Winston sakinleri Mero Şirketi ve bencil köy lordundan çok çekti. İlk etapta Mero Şirketi için çalışıyordunuz, ama köy sakinlerine sırt çeviremediğiniz için şirkete ihanet ettiniz. Şimdi, Mero Şirketi’nin intikamından kaçmalı ve ‘Hudut’a, Kont Steim’in bölgesinin başkentine gitmelisiniz. Oraya varıp Winston’da yaşanan her şeyi Kont Steim’a anlatmanız gerekiyor!

Başarı Koşulu: Kont Steim’le konuşun.

Ödül: ‘Adaletin Havarisi’ unvanı. Winston sakinleriyle yakınlık zirveye çıkacak. Winston’daki itibarınız zirveye yükselecek. Kont Steim’in hediyesi.

*Adaletin Havarisi: ‘Cesaret’ hüneri açılacak. Bütün hüner puanları +10. ‘Mutlak Adalet’ yeteneği oluşacak.

Ceza: -1 Seviye. Winston sakinleriyle aranız bozulacak. Winston Lordu değişene dek Winston’a giremeyeceksiniz.

“B-bu ödüller de ne böyle?!”

Şehirde muazzam bir itibara sahip olmak demek her şeyi ucuzdan almak demekti. Ayrıca gizli görevleri bulma şansı artardı. Bununla birlikte kıdemli bir soyludan alacağı ‘hediye’ en az destansı seviye olacaktı. Üstelik yepyeni bir unvan, hüner ve yetenek kazanacaktı. Bu kesinlikle gizli bir görevdi. Benimkinden bile iyiydi!

‘A-ah karnım ağrıyor…’

Kıskançlık başıma, oradan da mideme vurunca bağırsaklarım alev almıştı sanki. Öfkeliydim, ama Huroi keyifle gülüyordu.

“İnanılmaz, değil mi? Gizli bir görev. Mutluyum, çünkü ilk defa gizli görev aldım.”

S-sinir bozucu. Ama gururum bunu göstermeme izin vermezdi.

“Hmph? Bu mu inanılmaz? Gizli görevleri çok abartıyorlar! Bok gibi! Beş para etmez. O ödülleri hiç kıskanmadım. Hiç!”

“…Ah, öyle mi?”

“Evet. Hiç kıskanmadım. Bu yüzden bırak böbürlenmeyi de bana ne yaptığını anlat. Yanılmıyorsam NPC’yi sana görev vermesi için yola getirdin. Değil mi?”

Huroi omuzlarını silkti.

“Fark ettin demek. Gerçi çok insan biliyor, yakında herkesin kulağına gider. Gizli görev almışken bunu senden saklamayacağım.”

Sonra inanılmaz bir şey duydum.

“Tatmin’deki özgürlüğün ucu bucağı yok. Görevi de bu ‘özgürlük’ sayesinde aldım. NPClerin bana görev vermesini beklemedim. Bana görev vermelerini sağlayacak sözlerle onları yönlendirdim. Mesela şunu dinle. Eğer bir restoran sahibinin önünde ‘Yemek servisi konusunda hızlı ve tecrübeliyimdir’ dersem restoran sahibinin bana bu konuda bir görev vermesi kuvvetle muhtemel.”

“Ç-çok mantıklı… Niye düşünmedin ki… Daha önce böyle bir görev alan var mı? Öyleyse herkes uçar gider.”

“Merak etme. Tatmin’i bir yıldır oynayan eski kullanıcılardan biri değilsen bunu uygulayacak kadar oyun bilgisine sahip olamazsın. Eski oyuncular dışında çoğu insan senin gibi pasif görevleri bekliyor. Dolayısıyla kimsenin uçup gittiği yok. Sadece birkaç kişi bundan faydalandı, o kadar. Zaten son zamanlarda farklı farklı sitelerde bunu gördüm, yakında herkes duymuş olur.”

 “...”

“Hey, niye yüzün değişti? Alnından terler akıyor!”

“…Ben bir.”

“…?”

“Ben… Ben bir yıldır Tatmin’i oynuyorum, açıldığından beri…”

“Ne? Pff! Puhahahahat!” Huroi karnını tuttu ve göz yaşları dökene dek ağlamaya başladı. Sonra zar zor durunca bana baktı. “Duyduğum en komik şakalardan biriydi. Ahh, çok güldük başımıza bir şey gelmese bari! Yoksa sen gerçek hayatta komedyen misin? Arkadaş olmak ister misin?”

“…Kaybol.”

Şaka değildi. Tatmin’i bir yıldır oynayan eski oyunculardan biriydim. Sırf bunun için okuldan ayrılmıştım, ama böyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Tatmin’deki bir yılımda hiç kendi başıma bir şey öğrenmiş miydim?

Hayır. Genelde sitelerde okuduğum dış kaynaklara bel bağlamıştım. Dolayısıyla oyunu çok iyi bilmiyordum, eski bir oyuncu olduğuma kimse inanmazdı.

‘Zavallıyım… Kendimden utanıyorum.’

Gözlerimden yaşlar aktı.

“Kahretsin! Kahretsi---innnnnnn! Çıkış.”

“H-hey! Niye böyle yapıyorsun?”

Huroi aniden çıktığım için afallamıştı.

 

***

“Neyi vardı bunun?”

Grid’in aniden oyundan çıktığını gören Huroi şaşkına döndü. İyi bir espiri anlayışı olan asyalı bir kullanıcıydı; dost olabilirlerdi.

“Pfft.”

Aklına gelince yine güldü. Grid görev işini bilmemesine rağmen eski bir oyuncu olduğunu iddia etmişti.

“Neden yalan söyledi ki? Gerçekten ilginç bir adamdı. Pekala, gidelim mi artık?”

Sadece rastlandı eseri konuştuğu, bir daha hiç görmeyeceği bir adam olduğunu sanıyordu Grid’in. Dolayısıyla özel bir şey hissetmedi. Sadece komik bir hikayeydi.

Fakat kaderin çarkları iki adamı birbirine yaklaştırmaya kararlıydı.

……