Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

47. Bölüm Kuzeyin Novası

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

‘Kopyacı…’

Kanlı Cadı Yura, Güney Kore sıralamasında 1. ve genel sıralamada 5. olan kadın. İki milyar kullanıcının zirvesinde yer alan bu kadın bile büyük büyüler kullanırken uzun cümleler sarf etmek zorundaydı. Fakat Kopyacı olduğunu söyleyen Euphemina, Yura’nınkilere denk büyüleri kaşla göz arasında kullanabiliyordu.

‘Kopyacı… diğerlerinin yeteneklerini kopyalayabilen bir çeşit büyücü gibi. Destansı sınıf olduğunu anlıyorum, ama bana biraz abartı geldi. Dengeleri tamamen yerinden oynatacak bir sınıf.’

Büyücü sınıfının dezavantajları neydi?

Büyünün birçok kullanım alanı olması kesinlikle büyük bir avantajdı, ama büyücülerin en büyük avantajı yüksek saldırı güçleriydi.

En güçlü savaşçı kılıcıyla yahut mızrağıyla düzinelerce düşmanın üstesinden gelebilirdi, ama üst düzey büyücüler tek hamlede koca orduları yok edebiliyordu. Yani anlayacağınız büyücülerin saldırı gücü muazzamdı.

Fakat her seferinde büyü sözlerini söylemeleri gerekiyordu. Kullandıkları büyünün seviyesi arttıkça sarf etmeleri gereken cümle miktarı da artıyordu. İşte bu, büyücülerin en büyük dezavantajıydı. Fakat bu kısıtlama Euphemina’ya işlemiyordu. Yani art arda büyüler yapabilirdi ve bunun için tek bir kelime bile söylemek zorunda değildi.

Kadın İleri Düzey Demirci Ustalığı’nı bile kopyalayabiliyordu.

“… Ah, Demek Kopyacı sınıfı hiçbir kısıtlama olmadan bütün yetenekleri kopyalayabiliyor… o zaman… Ah, bilmiyorum. Neyse, saçma sapan bir sınıf işte.”

Kopyacı sınıfı üzerine düşündükçe sinirim bozuluyordu, bu yüzden Huroi’yi kurtarmaya odaklanayım dedim.

***

"Alçak herif…”

Grid kaçtığı için Euphemina tek başına kalmıştı. Neden bu kokuşmuş, kasvetli zindandaydı ki?

Çünkü Tavşan’dan aldığı görev yüzünden Grid’i kurtarması gerekiyordu. Peki Grid’in özel seviye hançerini neden ona geri vermişti? Çünkü ileride onunla iyi bir ilişki kurmak istiyordu, böylece arzu ettiği küreyi yapmasını sağlayabilirdi.

İşte bu yüzden Euphemina Grid’e nazik davranmış, ama karşılığında beklemediği bir geri dönüş almıştı. Grid Euphemina’nın gücünü kullanarak onu düşmanların arasına atmıştı.

“Birinin yem olması, diğerinin de kurtarmaya gitmesi gayet mantıklı, biliyorum. Bunu biliyorum, ama…” Euphemina’nın öfkesi tavan yaptı ve nihayetinde infilak etti, “O minnet nedir bilmeyen alçak herif beni yem olarak kullanır ha? Ona yardım etmeseydim sonsuza dek zindandan çıkamayacaktı!!”

Shaaaa-

Euphemina’nın etrafını saran hava dalgası soğudu.

“N-ne?”

“Kadın büyücü. Büyü yapmasına izin vermeyin!”

Euphemina’yı kuşatan askerler zırhlarının ve miğferlerinin donmaya başladığını anlayınca hızla saldırıya geçtiler, ama artık çok geçti.

“Buz Kraliçesi’nin Nefesi.”

Kudududuk!

İnanılmaz bir manzara yaşandı ve aniden ortaya çıkan buz fırtınası askerleri tepeden tırnağa dondurmaya başladı.

“Kuaaaaak!”

“Hiiik! Vücudum… hareket edemiyorum!!”

“S-soğuk… Soğukkkkkk!”

Ayakları donduğu için hiçbiri kaçamıyordu. Oldukları yerde donakaldılar ve acıyla kasıldılar. Bir süre sonra Euphemina’nın karşısında yüzleri korkuyla çarpıklaşmış 50 buzdan heykel duruyordu.

Euphemina ise öfkeden tir tir titremekteydi.

“Grid… o küreyi yapacağını söylememiş olsaydın seni gebertirdim.”

Piaro’yla yapacağı karşılaşma için hazırladığı düzinelerce büyüden geriye sadece 11 tanesi kalmıştı. Öte yandan karşısındaki düşman sayısı azalmak bilmiyordu. Askerler sürekli geliyor, sanki fabrikadaki seri üretim eşyalar gibi akın ediyorlardı.

Bilhassa şövalyelerden çekiniyordu. Henüz karşısına tek bir şövalye bile çıkmamıştı. Yani Winston Lordu’nun beş şövalyesi hala kalede bir yerdeydi.

Beş şövalye ve sonu gelmeyen askerlere karşı koymak için 11 büyü yetecek miydi? Yetmesi imkansızdı. NPC şövalyeleri minimum 180. Seviye’de oluyordu. Euphemina güçlü olmasına güçlüydü, ama hepsiyle başa çıkamazdı.

“Hah…”

Pişmandı. Ödülleri görünce gözü dönmüş, Grid’le dost olma fikrini aklından geçirerek Tavşan’ın görevini kabul etmişti. Fakat olan olmuştu artık, geri dönüşü yoktu.

“Eh? İki kişi değil miydi bunlar?”

“Evet. Grid’i kurtarmış olmalıydı… Ha! Grid farklı yerde o zaman!”

“Huroi’ye gidiyor olmalı! Dördüncü kata bu yüzden indi. Adamları ikiye ayırın, yarısını dördüncü kata gönderin!”

Askerler Euphemina’nın yalnız olduğunu görünce nizami bir şekilde Grid’in peşine düştüler. Euphemina bunu başından beri biliyordu, kuzeyli askerler yeteneksiz değildi. Düşük seviyeli olanlar bile bu duruma iyi ayak uyduruyordu. Sıkı çalıştıkları açıktı.

Bu yüzden Euphemina elinden gelenin en iyisini yaptı.

“İblis Kralın Kuyruğu… Dur biraz, burada ateş büyüsü kullanırsam kendi canımdan olurum. Işığın Kılıcı.”

Kachichichik.

Havada ışıl ışıl parlayan bembeyaz bir kılıç belirdi. Euphemina kılıcı Grid’in peşinden giden asker grubuna doğru fırlattı.

Sekeokeok!

Işık kılıcı askerlerin vücutlarını delik deşik ederek ortalığı kan gölüne çevirdi. Ardından Euphemina kalan askerleri temizlemek için bir büyü daha kullandı.

Şimdi, geriye dokuz büyü kalmıştı. Euphemina gücünü saklamak istiyordu, ama askerlerin ardı arkası kesilmiyordu.

‘Durum ciddi. En kötü ihtimalle Zar Atma’yı kullanmam gerekebilir.’

Zar Atma hedefi rastgele etkileyen garip bir yetenekti. Şansı yaver giderse durumu kendi lehine çevirebilirdi. Fakat talih ondan yana gülmezse işler iyice beter bir hal alabilirdi. Dolayısıyla Euphemina bu yeteneği iyi şans hünerini geliştirmeden önce kullanmak istemiyordu, ama başka çaresi kalmazsa yine de Zar Atma’ya başvuracaktı.

Önce şövalyelerin işini bitirmek lazımdı.

“Buradaki asıl sıkıntı… Grid’e güvenmiyorum.”

Bir titremedir aldı Euphemina’yı. Grid’in kaçıp onu tek başına bırakabileceğini düşününce tüyleri diken diken oldu.

‘Onun gibi şerefsizin tekine güvenebilir miyim? Eğer içinde vicdan namına bir kırıntı bile varsa…’

İyimser olmaya çalıştı…

“Ahhh! O alçağın vicdanı yok ki! Ne yapacağım?”

Euphemina ağlamak istiyordu. Mümkün olsaydı zamanda geriye döner ve Tavşan’ın görevini geri çevirirdi.

***

Dördüncü katın en derinlerindeki hücre.

“Ahh… ah…”

Sınırına ulaştığı için artık iğrenç suyun bile kokusunu alamıyordu. Ne görebiliyor ne de duyabiliyordu. Sadece karanlığın bulunduğu bu dar alanda, Huroi nerede olduğunu, neden burada olduğunu ve kim olduğunu dahi unutmuştu.

Gerçek hayatta 50 saat, Tatmin’de 200 saattir karanlıkta yalnız başınaydı.

"Kuohh...Kuaaaah!"

Korkunç çığlıklar yankılandı. Grid sesleri duydu.

“…Huroi?”

Tanıdık olduğu kadar kulağa yabancı da gelen bir sesti. Grid sesin koridorun sonundan geldiğini anladı.

“Tamam, geliyorum! Salak herif. Bana yaşattığın her şeyi ödeyeceksin.”

Bu görev bitince Huroi’nin ağzını burnunu kırmak istiyordu. Grid çığlıkların geldiği yere yöneldi. Fakat çok geçmeden duraksadı.

“Bu anı bekliyordum.” Leo’ydu bu, Grid’in sorgu odasında küfrettiği genç şövalye! Grid’in yolunu kesti.

“N-ne? Bakir Hayalet? Ne işin var burada?”

Grid şövalyelerin ve askerlerin üçüncü katta ya da çıkışta olacağını düşünüyordu. Bu yüzden dördüncü katta bir şövalye görünce şaşırdı.

“Kime diyorsun Bakir Hayalet diye?” Leo öfkeden kıpkırmızı kesildi. “Huroi’yle iş yapıyordunuz, değil mi? Tek başına kaçmayacağını biliyordum. Huroi’yi kurtaracağını bildiğim için burada bekledim.”

‘Hay sıçayım, alt tarafı herifle iki üç kelime ettim. Neyse, NPCler beyinlerini kullanıyor anlaşılan.’

Grid etrafına baktı. Ortalıkta Leo’dan başka kimse yoktu.

Leo ona bakarak alay etti. “Hah! Askerlerle gelir miyim sandın? Kendini çok büyük görüyorsun, anlaşılan! Senin gibi zavallının tekini öldürmek için askerlere ihtiyaç mı duyacağım? Tek başıma yeter de artarım. Grid! Bana ettiğin hakaretlerin bedelini ödeyeceksin!”

Leo keyifle bakıyordu. Grid’le arasındaki husumet derindi. Grid birkaç saat önce sarf ettiği cümlelerin etkisiyle karşı karşıyaydı.

‘Öfkeden çıldırtmıştım onu… Böyle olacağını bilseydim çenemi kapalı tutardım.’

Grid bir kez daha insanlara küfretmemesi gerektiğini anladı. Fakat son pişmanlık fayda etmezdi.

İleri atılan Leo’nun mavi pelerini dalgalandı.

Grid yetenek kullandı.

“Demirci’nin Öfkesi. Hızlı Manevralar.”

[Demirci’nin Öfkesi aktif. 20 saniye boyunca saldırı gücünüz ve saldırı hızınız ciddi oranda artacak.]

[Hızlı Manevralar aktif. 1 dakika boyunca atikliğiniz ve atlatma oranınız ciddi oranda artacak.]

…..