Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

50. Bölüm Yeşil Çimenler

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

 

Grid ve Euphemina hızla kaçtılar. Euphemina’nın zindana dair bilgileri sayesinde fazla dolaşmadan yüzeye ulaştılar.

Parlak gün ışığı! Masmavi gökyüzü! Yeşillikler! Grid zindanın aksine ışıltılarla dolu dünyayı görünce heyecanlandı.

“Hahahahahat! Kaçtık---“

Grid ve Euphemina’nın kaçtığı zindan girişi kulelerin arasında olup doğu surlarına dönüktü. Birlikte kuleden çıktıkları yerin üstünde bir gözetleme alanı bulunuyordu. Diğer bir deyişle kuledeki korumalar Grid’in sesini duyabilirdi.

“Sessiz ol, hala düşman bölgesindeyiz.”

Euphemina Grid’i sakinleştirmeye çalıştı, ama adam öyle heyecanlıydı ki dünya umurunda değildi.

“Kyaaa! Şu temiz havaya bak. Zindandaki nemli havadan tamamen farklı! Orada ciğerlerim çürüyordu. Hava dediğin önemli şey! Şehirdeki insanlar boş yere taşralara temiz oksijen almaya gitmiyormuş!”

Grid yeşilliklerin üzerine yatıp yuvarlanmaya başladı. Kontrolden çıkmıştı.

Euphemina’nın başı ağrıyordu. Askerlerin çoğunu öldürmüş olmasına rağmen lordun korumaları hala hayattaydı. Korumalar şövalyeler kadar güçlü olmasalar da sıradan askerlerden güçlüydüler. Euphemina onlarla karşılaşmak istemiyordu. En kötü ihtimalle ayak bağı olur, şövalyeler gelene kadar onları burada oyalayabilirlerdi.

“Hey Grid, bir an önce buradan çıkmamız gerekiyor, sessiz olsa…”

“Hahh--- çimenlerin kokusu ne kadar taze! Bayıldım!”

“…”

Euphemina şakaklarını ovarken sabrının sonlarına yaklaşıyordu.

“…”

Nihayetinde Euphemina çimenleri koklayan Grid’e yaklaştı ve onu yakasından tuttu. Ardından ağzını Grid’in kulaklarına dayayarak bağırdı.

“Sen! Sessiz ol demedim mi sana? Beynin yok mu? Düşman bölgesinin ortasındayız! Kaçacağımız yerde yerde yuvarlanıyorsun!!!”

“Aaaahh!”

Grid’in kulak zarı patlamak üzereydi. Gözleri yaşla dolan Grid kadından kaçmak için debelenmeye başladı.

“Hey, daha fazla beni utandırma ve uslu dur. Bu kahrolası yerden gitmek istemiyor musun? O zaman sessizce beni takip et. Bir daha aptalca bir şey yaparsan seni şuracıkta gebertirim.”

Euphemina Grid’in ondan daha üst düzey bir sınıfa sahip olduğunu biliyordu. Zayıf değildi. Fakat ona bakarken kızmadan edemedi.

Grid Euphemina’nın gerçekten onu öldüreceğinden korktuğu sırada aniden başını çevirdi. Ardından fısıldadı.

“Şunlar… düşman mı?”

Kötü his. Euphemina yavaş yavaş Grid’in gösterdiği yere döndüğünde asabı bozuldu. Plaka zırhlara bürünmüş 16 koruma formasyona girmiş halde ilerliyordu.

Chaeeeeeng!

16 kılıç gün ışığında parlamaktaydı.

Grid kaşlarını çattı ve ona sitem etti. “Kızdığın için başımıza neler geldi baksana… O kadar ses çıkardın ki bizi herkes duydu.”

Euphemina öfkeliydi, “İlk bağıran sendin!”

Öldürme isteğiyle doldu. Grid bunu görünce dehşete kapılarak özür diledi. “Ü-üzgünüm, hatalıydım. Dilim sürçtü.”

Euphemina’nın başı ağrıyordu.

‘Bu adam ne yapmaya çalışıyor? Neden benden korkuyormuş gibi davranıyor ki?’

Grid Kuzeyin Novası’nı teke tekte yenmiş bir adamdı. Ayrıca varlığıyla dört şövalyeyi korkutmuştu. Ne tür yeteneklere sahip olduğunu bilmiyordu, ama Euphemina’nın aklında birkaç fikir vardı. Grid güçlüydü. Tatmin’deki kimseden korkmayacak türden bir adamdı.

Bu yüzden Euphemina titremeye başladı.

‘Benimle oynuyor.’

Euphemina başından beri Grid’den hoşlanmamıştı. Eşya yarışı sırasında tanıştıklarında Grid Euphemina’nın güzelliğine hiç kanmamıştı. Sadece bu bile Euphemina için yeterince kötüyken, üstüne bir de adamın aşağılık sözlerine maruz kalmıştı.

Velet, tilki, daha neler neler!

Şimdiyse onu hiçbir şey yapmadığı için mi suçluyordu? Bu adam! Euphemina’nın unutmak isteyeceği anıların kaynağıydı.

O esnada, gümüşi ve altuni zırhlara bürünmüş orta yaşlı bir adam korumaların arasından çıktı. İsmi Baron Lowe’du. Mero Şirketi’yle iş çeviren, Winston halkının başına bela olan Winston lorduydu.

“Buraya kadar geldiğinize göre… bütün askerlerin ve şövalyelerin icabına baktınız mı? Ha… hahaha! İnanamıyorum!”

Baron Lowe çılgınlar gibi gülmeye başladı. Ordusunu tek bir yabancı ve bir mahkum yüzünden kaybettikten sonra delirmesi gayet doğaldı.

“… Ordu olmadan insanları nasıl kontrol edeceğim. Artık Kont Steim’e ulaşmalarına engel olamam. Ne yaptığımı öğrenecek, hayatım bitecek.”

Baron Lowe kaderinin farkına varınca öfkeye kapıldı. Her şeyini alan Grid ve Euphemina’yı affedemezdi.

“Yakalayın şunları! Kollarını bacaklarını parçalayın ve her şeyi izletin onlara!”

Takip eden 16 koruma lordun son adamlarıydı ve formasyona bürünmüşlerdi. Bir şövalyeyle bile başa çıkabilecek durumdaydılar. Fakat ne yazık ki karşılarında Euphemina vardı.

“İblis Kralın Kuyruk Ateşi.”

“Ahh?!”

Korumalar aynı anda inlediler. Çünkü zırhları ısınıyordu. Ardından müthiş bir manzara yaşandı.

Haruruk!

Korumaların vücutlarından mavi ışıklar çıktı.

“Ahhhhhh!”

“Bu ne böyle…? Kuacckkk!”

Korkunç çığlıklar ve acı dolu direniş uzun sürmedi. Kısa süre içinde adamlar küllere dönüştü.

“Vov.”

“G-gerçek gibi değil…”

16 korumayı katleden bir büyü. Grid ve Baron Lowe her şeye bizzat tanık olmalarına rağmen gözlerine inanamıyorlardı. Dehşet içinde bembeyaz yüzleriyle baktıkları kadın, Euphemina, gülüyordu. Korumaların icabına bakarak Grid yüzünden çektiği çilenin bir kısmını atmayı başarmıştı.

‘Lordun korumaları epey güçlüymüş. Verdikleri TP’ye bak.’

Grid ve Baron Lowe ona bakarken benzer duyguları paylaşıyordu.

‘Şeytani kadın, kaçmalıyım…’

‘İblis. Bu kadın bir iblis.’

Ardından Euphemina Baron Lowe’u yakaladı. Adamı köpek gibi bağladıktan sonra başladı sürüklemeye.

Grid bir yemin daha etti. ‘Bir daha bu kadına dokunursam ne olayım…’

Belki de Huroi başarılı olmuştu, zira hala şövalyelerden iz yoktu. Euphemina’nın önderliğinde alelacele kaleden çıktılar.

Kalenin dışında onları beklemedikleri bir adam karşıladı. Mero Şirketi’nin ikinci adamı, Tavşan. Yanında 10 adamla bekliyordu.

Lord onu görünce kendine geldi. “Ohh! Tavşan, sensin değil mi? Haberi alınca beni kurtarmaya geldin!”

Grid gerildi.

‘Bunlar… Mero Şirketi’nin adamları değil mi?’

Grid içinden bağırdı. Euphemina Tavşan’a doğru yürüdü. Ona ve adamlarına baktıktan sonra sordu.

“Bahsettiğin adamlar bunlar mı?”

Tavşan başını salladı. “Evet. Normalde Valmont’u takip ediyorlardı, ama acımasızlığı yüzünden ondan çekinmeye başladılar. Sıkıntı çıkarmayacaklar.”

“Güçlü görünüyorlar. Güzel. Onlara güvenebilirim.”

Dost gibi konuşuyorlardı!

Grid kaygılandı. ‘Niye bu kadar yakın görünüyorlar? Dur biraz, Euphemina zaten Mero Şirketi’nin kiraladığı demirci değil miydi? O zaman neden? Belki de beni tuzağa çekmek için kurtarmıştır!’

Grid şöyle düşünüyordu:

1-) Winston Lordu ve Mero Şirketi iş birliği yaptı.

2-) Mero Şirketi tarafından işe alınan Euphemina doğal olarak Winston Lordu’nun adamı oldu.

3-) Birinci ve ikinci maddelerden yola çıkarsak, Euphemina düşman.

Euphemina gerçekten de lordun adamıysa askerleri öldürmezdi. Ayrıca lordu köpek gibi yerde sürüklemesi de pek mümkün olmazdı. Ayrıca düşmansa niye Grid’i kurtarma zahmetine girsindi ki? Bununla birlikte özel hançeri satmak yerine ona vermişti.

Fakat Grid’in aklı öyle karışıktı ki imkansız olanı mümkün sanıyordu. Euphemina’nın düşman olduğundan başka bir şey düşünemez haldeydi.

‘Nihayetinde… Onun gibi alçak bir hayvana güven olmazdı! İyi niyet gösterdim, ama beni tuzağa düşürdü!’

Aklına izlediği bazı tarihi dramalar gelince kararını verdi.

‘Beni öldürmesini bekleyecek değilim. Hüner dağılımı konusunda dikkatli olmam gerekiyordu, ama yapacak bir şey yok. Durum Penceresi.’

İsim: Grid 

Seviye: 45 (3.400/238.000)

Sınıf: Pagma’nın Soyu

* Ekipman yaparken fazladan seçenek eklenme olasılığı artar.

* Eşya geliştirme olasılığı artar.

* Bütün ekipmanlar hiçbir koşul olmadan takılabilir. Fakat, ekipmanın seviyesine göre bir kısıtlama uygulanacaktır.

Unvan: Efsane Olan Adam.

* Anormal durumlar sizi fazla etkilemez.

* Canınız minimum düzeye düşse bile ölmezsiniz.

* Kolayca tanınabilirsiniz.

Unvan: İlk Özel Eşya Yapımcısı

* Çeviklik/Beceri +200

Unvan: Şövalye Katili

* Dayanıklılık +100

* Güç +30

Unvan: Adaletin Havarisi

* Bütün hünerler +10.

* Adaletin Havarisi’nin cesareti eşsizdir.

Can: 2.964/2.964

Mana: 243/243 Güç: 166

Dayanıklılık: 244  Atiklik: 118

Zeka: 91  Çeviklik/Beceri: 391

Dirayet: 74  İçgörü: 66

Dinginlik: 66  Asalet: 66 İnat: 82

Cesaret: 10

Hüner Puanları: 240

Ağırlık: 842/4.960