Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

8. Bölüm Kimsin Sen?

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

 

Kara büyücü sınıfındaki oyuncuların ortalama seviyesi 53’tü. Tatmin’deki 120.000 sınıftan en düşük ortalamaya onlar sahipti. Kara Büyücü sınıfı bir savaş sınıfıydı, ama savunması çok düşüktü ve yeterli saldırı gücüne sahip değildi.

Fakat Yura başladığı günden beri tek başına ilerliyor, eşsiz yetenekleriyle insanların gözlerini kamaştırıyordu. Ayrıca seçtiği avlanma bölgeleri de müthişti. Yura’nın iki milyar insan içinden beşinci sıraya kadar yükselebilmesinin iyi bir sebebi vardı.

Üç saat önce nihayet 230. Seviye’ye yükselerek kendini aşmıştı.

‘Artık savunma büyüsü kullanabilirim…’

Yura elde etmek için o kadar uğraştığı A-seviye büyüye baktı.

‘Elmas Bariyeri.’

Manayı elmaslara denk bir sertliğe ulaşana dek yoğunlaştıran ve kalkan oluşturan bir büyüydü. Kara büyücülerin bu büyüyü elde etmek için 230. Seviye’ye ulaşması gerekiyordu.

Yura Elmas Bariyeri için gereken bütün koşulları sağladıktan sonra soluğu Yatan Tapınağı’na aldı. Her zamanki gibi fazla kalabalık olmayan bir tapınağı seçti. Yol uzundu, ama yapacak bir şey yoktu. Oyuncuların doluştuğu bir yere giderse popülerliği başına iş açabilirdi. Yüzünü ve ismini gizlemesine rağmen oyuncuların onu nasıl tanıdığını bir türlü anlayamamıştı.

İki saatlik koşunun ardından tapınağa ulaştı ve büyü kitabını sunağa yerleştirdi. Yeni büyüyü tam öğrenmek üzereyken…

[Ahmak bir düşman grubu tapınağın içinde ortaya çıktı.]

[Tapınağın Muhafızı]

Zorluk: S

Açıklama: Tanrı Yatan için hazırlanan kurbanı kurtarmak adına aptallar tapınağa girdi. Tanrı Yatan’ın şanını koruyacak ve kafirleri öldüreceksiniz.

Başarı Koşulu: Saldırganları öldür ya da tapınağı bir saat boyunca koru.

Ödül: ‘Yatan Tapınağı’nın Muhafızı’ unvanı.

Unvan Açıklaması: Tanrı Yatan’ın şanını koruduktan sonra diğer müritler için bir örnek olacaksın. Tanrı Yatan seni kutsayacak ve inananlar sana tapacak.

Başarısızlık: -2 Seviye, İnanç -250

Yura şaşırdı, zira bugüne dek sadece üç kez S-seviye görev almıştı. Ardından, kulağına sesler ulaştı.

‘Tapınağa izinsiz giren birileri yüzünden aktifleşen otomatik bir görev mi acaba? Burada olduğum için şanslıyım.’

Heyecanlandı. Unvanı elde etmek istiyordu, çünkü verdiği özellikler muazzamdı.

Yura öncelikle kurbanın yerini saptadı ve sorun yaşanan yere yöneldi. Orada deri zırhlara bürünmüş, Yatan’ın müritlerini katleden bir NPC vardı.

‘Üçüncü sınıf geliştirmesini almış bir NPC.’

Gerçekten de S-seviye görevler şakaya gelmiyordu. Doran isimli NPC gerçek bir tehditti.

‘Müritlerin gücünü alsam bile kolay kolay başaramam.’

Uzun zamanın ardından S-seviye görev almıştı, ama başarı şansı yüksek görünmüyordu.

‘Hayır, düşünmeye gerek yok.’

Sakince manasını tapınak boyunca yaydı. Normalde kara büyücüler manalarını böyle kullanmazdı. Yura sadece düşmanın yerini saptamak istiyordu. Saptama yeteneği sadece sağlam bir mana kontrol yeteneğine sahip olanlara özgüydü, ama Yura için basit işti.

‘Doran da dahil iki kişi var.’

Yura düşman sayısını saptadı ve Doran’ı takip eden oyuncuya baktı. ID: Grid. Ekipmanlarına bakılırsa 80. Seviye’deydi. S-seviye görevi tetikleyebilmesi çok ilginçti.

Tek dikkat etmesi gereken kişi Doran’dı. Şimdi görevi başarma şansı biraz daha artmıştı.

Yura düşmanlarını dikkatlice seyretti. En iyisi bodrumda, kurbanın olduğu yerde beklemekti. Tapınağın iç kısımları fazla geniş olduğu için burada avantaj Doran’dan yanaydı. Ayrıca Yura, bodrumdaki kurbanı ve bodrumun dar alanını Doran’a karşı kullanmak istiyordu.

Bir süre sonra Doran ve Grid ikilisi bodruma ulaştı. Doran şimdiden bitkin düşmüştü.

“Salaklar! Bizi yenmek istiyorsanız daha fazla adam toplamanız lazım! Doran, şimdi! Bitir şunların işini!”

Grid isimli oyuncu bağırdı ve Doran başını salladığı gibi silahlarını fırlattı.

“3.600.000 won ve kontun kızı, geliyorum!”

Grid başaracağına emin görünüyordu. Yura onun için üzüldü, ama yapacak bir şey yoktu, görevi öylece bırakamazdı.

Tatang!

Yeni öğrendiği Elmas Bariyeri’yle Doran’ın fırlattığı silahları durdurdu ve başını şaşkına dönmüş Grid’e doğru çevirdi.

“Üzgünüm, ama kurbanı götürmene izin veremem.”

Doran güçlüydü. Ona odaklanmak için önce zayıf Grid’i aradan çıkarmak en mantıklısıydı. Yura ateşlerini çağırdı ve saldırıya geçti.

[Kritik!]

Büyük kılıç savaşçıların sık tercihlerinden biriydi. Haliyle Grid’in savaşçı sınıfından olduğunu düşünüyordu. 80. Seviye’deki bir savaşçı ne kadar sağlam ekipmanlara sahip olursa olsun 4.000 canı geçemezdi. Üstelik Grid özel ekipmanlar da giymiyordu. Canı muhtemelen 3.000 civarındaydı. Bununla birlikte savaşçılar büyüye karşı dayanıksızdı.

Yura manasının beşte birini kullanarak Grid’i öldürmeyi planladı. Kritik vurmuştu, Grid’in ölmesi gerekirdi. Fakat ilginçtir ki adam hala ayaktaydı.

‘Nasıl?’

Diyelim ki kritik bir saldırıdan sağ çıkacak kadar şanslıydı. Peki o zaman, tek hamlede o kadar hasar aldıktan sonra nasıl hala istediği gibi hareket edebiliyordu? Sonuçta Tatmin’de canınızın %40’ından fazlasını götüren bir saldırıya maruz kaldığınızda sersemliyordunuz. Fakat Grid hiçbir şey olmamış gibi duruyordu.

“Kritik vurdum… Ekipmanlarına bakılırsa en fazla 80. Seviye’de olmalısın. Hayatta olman mümkün değil!”

Yura iki milyar oyuncunun içinde beşinci sıradaydı ve dördüncü sıradaki rakibiyle arayı kapatıyordu. Oyun yetenekleri gerçekten olağanüstüydü. Büyü hasarı hesaplarında asla yanılmazdı. İlk defa böyle bir şey yaşıyordu.

Şaşkına döndü.

‘Neler oluyor? Acaba seviyesi daha mı yüksek? Hayır, sanmıyorum. S-seviye görevde kendi seviyesinden düşük ekipmanlar giymez kimse… Gözümden kaçırdığım bir şey mi var?’

Sakince durumu incelemeye çalıştı, ama Grid yaklaşıyordu.

Tak. Tak.

Yavaş yavaş, sanki aradaki mesafeyi kapatmak için hiç de acelesi olmayan biriymiş gibi yürüyordu. Yura’nın gücünü umursamıyor gibiydi. Adeta ona, ‘İstediğin büyüyü yap. Göster kendini!’ diyordu.

Meydan okuma! Kendi gücüne güvenen Yura elbette öfkelendi. Madem öyle istiyordu, o halde ona istediğini verecekti. Üst düzey büyülerinden birini kullanmaya başladı. Adamı Doran’la birlikte küllere çevirmeye kararlıydı.

“Karanlığın yüce tanrısı, aciz kulun sana sesleniyor. Bu diyarı karanlıkla doldur ve düşmanlarımın kalbine korku sal, onlara sana inananların gücünü göster!”

Büyü gücü yükselmeye başladığında bodrumdaki meşaleler birer birer söndü. Aslında sönmemişlerdi; büyü sadece ateşleri siyaha çevirmişti. Yakında karanlık her yeri saracaktı.

Normal koşullarda düşman bu durumda görüşünü yitirir ve ‘korku’ etkisi yüzünden duraksardı. Hatta Doran bir anda tereddüt etmişti. Fakat Grid hiçbir şey yokmuş gibi ilerliyordu. Üçüncü sınıf geliştirmesini tamamlamış bir NPC’den daha dayanıklıydı.

‘Kim bu adam…’

İsmi çok garipti. Sıralamada olmayan biri nasıl bu kadar güçlü olabilirdi? Şaşkınlığı gitgide artıyordu. Fakat nihayetinde büyüyü tamamladı.

“Kara Fırtına!”

Şaşaşaşaşa!

Sessiz bir fırtına karanlığın içinde tüterek Grid’e çakıldı. Bodrumdaki taştan sütunlar sarsıldı, zeminde ve duvarlarda çatlaklar oluştu. Koskoca tapınağı yerle bir edebilecek korkunç bir güçtü bu!

Keng!

Kara büyücülerin saldırılarına maruz kalan Grid’in vücudu fırtınaya kapıldı. Yura onun gri ışıklara dönüşerek kaybolacağına inanıyordu. Fakat Grid hala ilerlemekte ısrarcıydı, durmadan fırtınayı aştı.

Öte yandan arkasındaki Doran zar zor ilerliyordu; elindeki yüzükten yeşil ışıklar çıkmaktaydı. Üçüncü sınıf geliştirmesini almış bir NPC bile zorlanırken bu herif nasıl kendini koruyabiliyordu?

“Sen… kimsin sen?”

Yura akıllıydı. Mantığıyla her şeye bir cevap bulabilirdi. 21 yıllık hayatında herkes onu güzelliği ve zekası nedeniyle övmüştü. İçgörüsü kuvvetliydi, yetkin bir insan olarak her yolda başarılı olabilirdi.

O Tatmin’i seçmişti.

Fakat o parlak ve dahiyane kadın, Grid isimli adamı anlayamıyordu.

‘Bu imkansız. Yoksa hile mi kullanıyor? Hayır, Tatmin dünyanın en üstün bilgisayarı, Morpheus tarafından idare ediliyor. Oyunda hile ya da hata yok. Bir şekilde bu güce ulaşmış olmalı. İyi de nasıl?’

İlk defa sağduyuyu aşan bir şeyle karşı karşıyaydı. Şaşkındı ve çok meraklıydı. Grid isimli adam onu derinden etkilemişti.

Öte yandan Grid gitgide yaklaşıyordu. Yura öylece pes edemezdi, hazırlandı. Ardından Doran Grid’in sırtına çıkarak havaya zıpladı ve ona saldırdı.

Keng!

Yura alelacele Doran’ın saldırısını karşıladı ve hızla Grid’e döndü, ondan da bir saldırı geleceğini bekliyordu. Ama… saniyeler önce sapasağlam ilerleyen Grid, şimdi gri ışıklara dönüşmekteydi.

“…?”

Ardından Yura Doran ile yaptığı savaşta ağır yaralar aldı ve zar zor da olsa rakibini alt etti. Grid’in kaybolduğu yere bakıyordu; şu anda görevin tamamlandığını gösteren bildirim penceresi umurunda değildi.

‘Kara Fırtına’ya maruz kalmasına rağmen öylece ölemezdi. Bir şekilde oyundan atılmış olmalı. Neden?’

Yura’nın yüzü karardı.

“Yoksa görevi tamamlamam için bilerek mi yaptı?”

Çaresizdi, Grid’in ona acıdığını düşünüyordu. Bugün Yura’nın hayatındaki en kötü gündü. O sarsılmaz gururunu biri resmen ayaklarının altına almıştı.

……