Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

2. Bölüm En azından Ne Zaman Öleceğimi Bilmeliyim

Çevirmen: Violet / Editor: Violet

Tarihçinin Gözleri, oldukça karmaşık bir hikayesi olan strateji tabanlı bir flört oyunuydu. 4 ana tavlanacak hedef vardı ve çoğu flört oyununda olduğu gibi, ortak bir rota ile başladıktan sonra oyunun sonraki aşamalarında seçilen tavlanacak hedeflerin bağımsız rotalarına ayrılıyordu.

Oyundaki aşırı sayıdaki olay ve sık sık yaşanan zaman atlamaları, oyuncuların kafasına aşırı bilgi yükleyerek kötü bir kullanıcı deneyimine sebebiyet veriyordu. Bunun da ötesinde, kötü sonlara yol açan çok sayıda rotanın yanı sıra, oyun içinde tatmin edici miktarda erotizm olmamasından dolayı hüsrana uğrayan oyuncuların içinden kafalarını duvarlara vurmak geliyordu.

Bütün bunları bir kenara bırakırsak, oyunun yine de bazı güçlü yönleri vardı.

Ana karakterlerin çizimleri harikaydı ve karakterlerin arka planı ve hikayesi de oldukça ayrıntılıydı.

Oyunun ana karakteri Paul Ackermann adında bir adamdı. Austine İmparatorluğu'nun soyunu taşıyan bir prens, daha çocukken sokaklarda kaybolmuştu. Kraliyet istihbarat ağı onu ancak on altı yaşındayken bulmayı başarmıştı. Hızla imparatorluğun bir prensi olarak göreve başlamak üzere kraliyet sarayına geri getirilmişti.

İmparatorluğun bir prensi olmak kulağa ne kadar fantastik gelse de, Paul’ün iki ağabeyi olduğundan, bu gerçekte o kadar da kıskanılacak bir durum değildi. Sokaklarda büyüdüğü için, bilgisiz ve görgü kurallarından yoksun olması, diğer iki prensin önderliğindeki gruplar tarafından hızla dışlanmasına yol açmıştı. Sonunda, Paul okumak için Alimler Ülkesi Brolne'ye gönderilmişti.

Oyunun ortak rotası, ana karakterin Alimler Ülkesi Brolne'ye gelmesiyle başlıyordu. Yakında orada çok sayıda güzel genç kadınla tanışacak ve heyecanlı bir aşk macerasına atılacaktı.

Tavlanacak kadın karakter seçildiğinde ki bu aynı zamanda oyuncunun nihayet belirli bir bağımsız rotaya girdiği noktaydı, ana karakter, bilgisi, dövüş becerileri ve kız arkadaşının yardımıyla, hizip savaşlarına katılmak için ülkesine geri dönecekti. Sonunda, tacı almak için iki ağabeyini alt edecekti.

Özetlemek gerekirse, bu ‘akademiden kraliyet sarayında üstünlük için rekabete giden’ bir olay örgüsüydü.

Ana karakterin karşılaşacağı dört tavlanacak kadın karakterden biri Alicia Ascart'tı.

Alicia Ascart, Teokrasi tarafından Paul'ün yanına gönderilen bir casustu ve onun rotası geçilmesinin zorluğuyla ünlüydü. Oyuncuların gözüne hitap eden güzel görünümü nedeniyle, karakter popülerliği anketlerinde genellikle ilk üç arasında yer alıyordu. O, oyunun reklam panosuydu, aynı zamanda Roel'in onu net bir şekilde hatırlamasının nedeni de buydu.

Ama onun daha da net hatırladığı şey, Alicia'nın kötü adam Roel Ascart'ın boynunu nasıl kestiğini gösteren bilgisayarla oluşturulmuş görüntüydü.

Nitekim, Roel Ascart, Tarihçinin Gözleri oyununun ortaokul arkındaki bosstan başkası değildir!

Bu arkta, ana karakter ve haremi, Roel Ascart'ın ipliğini pazara çıkardıktan sonra bir araya gelip onu linç ederek öldürürlerdi. Savaşın sonunda, ana karakter tavlanacak bir karakter seçer ve bağımsız rotaya başlardı.

Hikayede, Alicia, Roel'in evlatlık kız kardeşi olmasına rağmen, onun baskısı altında yaşadığı acılar nedeniyle Roel'den ölesiye nefret ediyordur. Son savaşta, ‘göze göz’ inancıyla, tek bir darbeyle kafasını uçurur.

“…”

Sevimli siyah saçlı çocuk, yalancı akasya ağacından yapılma yüksek bir sandalyeye oturdu ve önündeki masanın kenarına gözlerini dikip mesele üzerinde ciddi ciddi düşünmeye başladı…

Şu anda kafamı masanın köşesine vurursam karakter değiştirmem için çok mu geç olur?

Yavaş yavaş hafifçe kaşları çatılırken Roel alnına dokundu. Şu anda gerçekten iki gözü iki çeşme ağlayası geliyordu!

Dünya benimle dalga mı geçiyor? Beni ana karakter konumuna getirmediniz hadi neyse de, kalkıp beni ortak rotadaki kötü adam mı yaptınız? İşler bundan daha kötüye gidebilir mi?

Ne yapmam gerekiyor? Evlatlık kız kardeşim çoktan karşıma çıktı bile; yakında eline bir balta alıp beni kovalamaya başlar!

“S-sakin ol. Özellikle böyle zamanlarda sakin olmam gerekiyor!”

Roel derin nefes alıp duygularını bastırmak için bir yetişkin olarak olgunluğunu kullanmaya çalıştı.

Sorunlar karşısında paniğe kapılmamak gerekir çünkü panik asla işe yaramaz.

Beynini yıkamak için bu alıntıyı zihninde defalarca tekrarlayan Roel, sonunda kaygısının biraz azaldığını hissetti. Kendine gelmek için yanaklarını ovuşturduktan sonra içinde bulunduğu çıkmazdan bir çıkış yolu bulmak için kafa patlatmaya başladı.

Ne demişler, her sonucun bir nedeni vardır.

Aşk ve nefret birdenbire ortaya çıkmazdı. Öyleyse, Gümüşkül Çocuğu Alicia Ascart, şimdiye kadar sadece bir kez karşılaştığı birinden neden nefret etsindi ki?

Roel, oyunun hikayesi için hafızasını yoklamaya başladı. Alica’nın Roel'den neden nefret ettiğini ortaya koyan birkaç konuşma olduğunu hatırladı, her ne kadar bunlar çoğunlukla kısaca bahsedilmiş olsalar da.

Uzunca düşündükten sonra, Roel hepsini üç noktada özetledi.

Her şeyden önce Roel, Alicia'ya genç yaşta zorbalık etmişti. Babasının ona aşırı düşkün olması nedeniyle istediği gibi hareket etmesine izin veriliyordu ve Alicia'nın hayatını çekilmez kılmak için bu yetkiyi kötüye kullanmıştı.

İkincisi, Alicia, Ascart ailesine kabul edilmeden önce bir baron ailesinin tek kızıydı. O baron, Roel'in babasını korurken bir savaşta can vermişti.

Üçüncüsü, Ascart Hanedanı gözden düştüğünde, Roel, belirli menfaatler karşılığında Alicia'yı evlendirmişti. Oyunda bu konuyla ilgili ek bir ayrıntı olmasa da, Alicia'nın büyüleyici görünümüne bakılırsa…

“Tsk, Roel'in kafasında bir sorun olmalı! Onu bebekken üç kere havaya atıp iki kere mi tutmuşlar? Gözün gibi bakacağın güzel bir kız kardeşinin olması harika bir şey değil mi? Neden ona zulmetsin ve hatta onu satsın ki? O kız oyunun ilerleyen kısımlarında ne kadar korkutucu oluyor biliyor musun? O, ayın altında yenilmez olmasıyla ünlü Gümüşkül Çocuğu!”

Roel, diğer Roel'in canına susamışlığı karşısında şaşkına dönerken, nutku tutulmuş halde başını ellerinin arasına aldı.

Derin bir iç çekerek, sıraladığı sorunları çözmenin uygulanabilirliğini değerlendirmeye başladı.

İlk sorunla başa çıkmak hala oldukça kolaydı, çünkü Roel'in gerçekten yapması gereken tek şey, kıza zorbalık yapmamaktı. Daha önce olanları değiştiremeyeceği için ikinci sorunu çözmek artık imkansızdı. Ancak üçüncü mesele sıkıntılı görünüyordu.

“Ailem gözden mi düşecek? Neden ki?”

Küçük çocuk bir kağıda yazdığı üçüncü soruna şaşkın şaşkın baktı. Hikayeyi tekrar düşündüğünde, Ascart Hanedanı on yıl sonra düşüşe geçiyordu. Tam da o sıralarda, bir markinin oğlu olmasına rağmen Roel kötü bir tarikata katılıyor ve sonunda en büyük kötü adamlardan biri haline geliyordu.

Roel, içinde bulunduğu zarif çalışma odasına bir göz atmak için başını kaldırdı.

Gran derebeyliğinden bir lale ağacı, Earssen yöresinden deri parşömenler, Kutsal Başkent'in soyluları arasında en popüler cam dolaplar ve arka planda sessizce yanan tam anlamıyla altın değerinde bir tütsü…

Etrafını saran müsrifliğin kokusunu alan Roel, moralinin düzeldiğini hissetti.

Böyle bir ailenin düşüşe geçmesi mi? Hadi oradan!

Ancak oyun yalan söylemezdi. Ascart Hanedanı gerçekten de oyunda gözden düşmüştü, bu yüzden kendisi için ne kadar akıl almaz olursa olsun Roel’in buna inanmaktan başka seçeneği yoktu. Şimdi yapması gereken, tüm bunların olmasını engellemenin bir yolunu bulmaktı.

Çalışma masasının önünde oturan küçük çocuk küçük kollarını kavuşturup derin düşüncelere daldı. Kaşları gitgide daha da çatıklaştı ve kendini gitgide daha derin bir umutsuzluğa kapılırken buldu.

Aklına hiçbir şey gelmiyordu!

Roel, ailesinin çöküşünü önlemek için yapabileceği hiçbir şeyi akıl edemiyordu.

Zaten bu olay oyunda ayrıntılı olarak ele alınmıyordu. Diğer reenkarnasyon geçirmişlerin sahip olduğu öngörü avantajı olmadan, 10 yaşında bir velet olarak ne yapabilirdi ki? O Alicia gibi değildi! Aşırı yakışıklılığı dışında sıradan bir çocuktan başka bir şey değildi!

Ne yapacağım? Ölümümü böyle bekleyecek miyim?

Korku, Roel'i bir gölge gibi sarıp onu dehşete düşürmüştü. O anda zihninde tiz bir çan sesi duyuldu.

【Ding!】
【Sistem başlatılıyor…】