Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

22. Bölüm Köken Niteliğindeki Farklılıklar

Çevirmen: Violet / Editor: Violet

 

Roel'in bu konuda tamamen bilgisiz olduğunu fark eden Carter, üstün varlık evriminin ne anlama geldiğini ayrıntılı olarak açıklamaya başladı.

Her şeyden önce, Roel'e büyücü kavramını anlattı. Sıradan halk, tüm üstün varlıkları büyücü olarak adlandırırken, bu, üstün varlıkların kendilerini tanımlama şekliyle bağdaşmıyordu.

Benzetme yapacak olursak, bu tıpkı ‘işçi’ kelimesinin bir duvar ustası, bir çiftçi, bir hizmetçi veya sadece çalışan herhangi biri anlamına gelebilmesi gibiydi. Aklı başında hiç kimse mesleğinden bahsederken kendisini ‘Merhaba, ben bir işçi olarak çalışıyorum’ diye tanıtmaz.

“Üstünlerin kendi güçlerinden bahsetme şekli, önce Köken Nitelikleri’ni, ardından Köken Seviyeleri’ni ve son olarak Evrim Yolları’nı tanımlamaktır. Örneğin, Kutsal Başkent'teki Kutsal Aura Savaşçıları’ndan bahsetmenin daha resmi yolu, Merhamet Kökeni 3. Seviye, Işık Muhafızı olacaktır.”

“Merhamet mi?”

“Evet, bu onların Köken Niteliği. Temelde güçlerinin doğasıdır ki bu da kendilerine sunulan Evrim Yolları’nı belirler.”

Roel, Köken Niteliği’nin anlamını nihayet net bir şekilde anlayana dek Carter oğlunu eğitmek için epey çaba harcamak zorunda kaldı.

Başlangıçta dünyada yollar yoktu. Birçok kişi tarafından yürünen geçitler sonunda yol olarak bilinmeye başlamıştı.

Bu, Roel'in yaşadığı önceki dünyadan bir özdeyişti ve resmen bu dünyadaki Köken Niteliği’nin ne anlama geldiğini özetliyordu.

Daha fazla güç elde etmek ve faniliği aşmak, Birinci Çağ'dan beri tüm yaşam formlarının amacıydı. Her şey, herhangi bir tarihçinin kayıtlarının çok ötesindeki bir zamanda başlamıştı ve çağlar boyunca söylenen ilahiler sayesinde o zamanın izlerini hala bulabilmek mümkündü.

Başarısız olanlar olduğu gibi başarılı olanlar da olmuştu. Neyse ki, başarılı olanların genellikle yapacakları bir şey vardı ve o da gelecek nesillerin deneyimlerinden faydalanabilmeleri için yürüdükleri yolu kaydetmekti. Bu aynı zamanda Köken Niteliği’nin en ilkel biçimiydi.

Köken Niteliği, evrime ulaşmak için daha güvenli bir yol olarak düşünülebilirdi. Hala beceriksiz olanların, üstünlerin saflarına hızla katılmalarına ve öncekilerin başarılarını kullanarak yavaş yavaş yükselmelerine olanak veriyordu.

“Baba, dünyada kaç tane Köken Niteliği var?”

“Kimse kesin olarak bilmiyor, ama en azından antik çağdan beri ortaya çıkmış binlercesi olmalı. Ancak bizim bildiğimiz birkaç tane var ve bunların çok azı insanlar için uygun.”

“İnsanlar için uygun mu?”

“Evet, insanların şu anda kullandığı Köken Nitelikleri, aslında kadim ırkların geride bıraktığı miraslardır. Örneğin Merhamet’i ele alalım, melekler tarafından ortaya çıkarılan bir Köken Niteliği olduğu söylenir ve Xeclyde Hanedanı’na aittir. O yalnızca Teokrasi içinde kullanılan bir Köken Niteliği’dir.”

Carter'ın sözleri Roel için yeni bir dünyanın kapılarını açmıştı. Üstün yeteneklerin bu kadar karmaşık olacağını hiç düşünmemişti. Oyunun ayrıntıları atlayıp sadece soylardan bahsetmesine şaşmamak gerekirdi!

“Şimdi anlıyorum. Baba, senin Köken Niteliğin Merhamet mi?”

“Hayır, benimki Bilgelik. Bilginler Ülkesi Brolne'den geliyor. Bilgelik Köken Niteliği’nin kaynağı çağlar içinde çoktan kaybolmuştur, ancak kilise tarafından kabul edilen Üç Ana Köken Niteliği’nden biridir.”

“Üç Ana Köken Niteliği mi?”

“Evet. Bunlar, Aziz Mesit Teokrasisi’nin Merhameti, Brolne'nin Bilgeliği ve Şövalye Krallığı Pendor'un Cesareti’dir. Üç Ana Köken Niteliği, insanlar için en uygun olanlar olarak görülüyor ve yaygın bir şekilde kabul ediliyor. Bu üçü dışındaki tüm diğer Köken Nitelikleri, kilise tarafından alışılmışın dışında kabul edilir ve bunları uygulayanlar kafir olarak görülür.”

“Ah? Neden ki?”

“İnsanlar için en uyumluları olan Üç Ana Köken Niteliği dışında, diğer türler ya son derece dengesiz ya da insanlar için uygun değil. Bu tür Köken Nitelikleri’ni geliştirmeye çalışmak, evrim başarısızlığı veya diğer olumsuz yan etkiler gibi yıkıcı sonuçlara yol açabilir.”

“Anladım. Kilise bir kişiyi kafir olarak kabul ederse ne olur?”

“Kafirlerin Kutsal Başkent'e ve tüm Yaratılış Tanrıçası Kiliseleri’ne girmeleri yasaklandı, bu da onların kilisenin sağladığı faydalardan yararlanma hakları olmadığı ve sıradan halk tarafından dışlanacakları anlamına geliyor. Bunun dışında pek bir şey yok.”

“... Yakalanıp yakılarak öldürülmezler mi?” diye sordu Roel temkinli bir şekilde.

Bu sözler Carter'ı şok etti.

“Tabii ki hayır! Her ülkede çok sayıda küçük din vardır, bu nedenle Teokrasi bile bu tür yasaları uygulama gücüne sahip değil. Ayrıca kafirlerin çoğu kötü bir şey yapmadı, bu yüzden hepsini yakmak açıkça mantıksız bir hareket. Bununla birlikte, Teokrasi yine de ortalıkta dolaşıp kötülük yapan tarikatları sert bir şekilde yıkacaktır.”

“Ohhh, çok şükür.”

Roel bu sözleri duyunca rahat bir nefes aldı. Sisteminin Altın Dükkanı’nda satılan o uğursuz şeyleri göz önünde bulundurursak, kendisinin de bir kafir haline gelmesi muhtemelen an meselesiydi.

Bu dünyadaki dinlerin, önceki dünyasının orta çağlarındakiler kadar korkutucu olmaması büyük bir şanstı zira Roel cadı avının dehşetini bizzat yaşamak istemiyordu.

“Ya Teokrasi’nin soyluları arasında bir kafir ortaya çıkarsa? Öldürülür mü?”

“Eğer herhangi bir suç işlemediyse, hayır, ama soylu konumundan atılır.”

“...”

Tsk, bunun beni sakat bırakmaktan ne farkı var?

“Eğer durum buysa, muhtemelen kafir olmaya cüret edecek soylu yoktur.”

“... Bunu söylemek zor. Üç Ana Köken Niteliği, insanlar için en uygun olarak görülse de, bünye farklılıkları nedeniyle herkes için kesin bir gerçek değil. Diğer niteliklere daha uygun bir bünyeyle doğan kişiler var. Bazen de soylular arzularını gerçekleştirmek için tarikatlara başvurur.”

Bu noktada Carter'ın yüzü, sanki hoş olmayan bir anıyı hatırlamış gibi asıldı. Bunu gören Roel, bu konuyu daha fazla deşmemeyi seçti.

“Peki Teokrasi bu kafirleri nasıl tespit ediyor?”

“Bir kafir, gücünü asla başkalarının önünde sergilemez, bu yüzden normal olarak herhangi bir sıradan insandan ayırt edemeyiz. Ancak Yargı Birliği içinde bu kafirlerin kendilerini ifşa ettikten sonra kaçamayacaklarını garanti eden uzmanlar var.”

Bu noktaya değinen Carter fazlasıyla sıradan oğluna derin bir bakış attıktan sonra imalı bir şekilde açıkladı.

“Üstün yeteneklere sahip olmak mutlaka iyi bir şey değildir. Güç beraberinde sorumluluk da getirir ve sana sık sık tehlikeli görevler verilir. Sürekli olarak yaşam ve ölüm arasındaki ince bir ipte yürümektense, sıradan bir asil olmak ve huzurlu bir hayatın tadını çıkarmak çok daha iyidir.”

“...”

Roel, babasının sözlerine cevap vermedi; veremedi ve tüm bunlar içinde biraz burukluk hissetmesine neden oldu. Sıradan bir asil olmak onun için bir seçenek olsaydı, bir tembelin keyifli hayatını seve seve yaşar, sadece kesinlikle gerekli olduğunda hareket ederdi.

Ama sorun şuydu ki, kaderde onu trajik bir gelecek bekliyordu ve eğer hiçbir şey yapmazsa bu yola pekala düşebilirdi.

“’Büyücü’ teriminin neden Ascart Hanedanı’mızın soyunu tanımlamaya uygun olmadığını şimdi anlamış olmalısın. Bu Ascart Hanedanı’mızda büyücüler yok demek değil zira ben de onlardan biriyim ama her nesil bu şekilde genellenemeyecek kadar diğerlerinden farklı. Aslında, Bilgelik Kökeni Niteliği için o kadar çok olası yol var ki bu sonunda Bilge Loncalarının İsyanı'na yol açtı.”

“Bilge Loncaları mı?”

“Evet. Benzer Evrim Yolları’ndan geçenler, tıpkı Işık Muhafızları’nda olduğu gibi, kendi çıkarlarını korumak ve araştırma sonuçlarını birbirleriyle paylaşmak için bir araya gelip örgütler oluşturma eğilimindedir. Bu örgütler Bilge Loncaları olarak tanındı ve sonunda loncalar bir araya gelip kendilerine ait bir ülke kurdular.”

“Kendilerine ait bir ülke... Bahsettiğin...”

“Evet, tam da düşündüğün şey,” dedi Carter gülümseyerek.

“Bilginler Ülkesi, Brolne; Bilge Loncaları tarafından kurulan ülke işte o!”