Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

26. Bölüm Rosa

Çevirmen: Violet / Editor: Violet

 

Sorofya.

Sia Kıtası’nda bu ismi bilmeyen yoktu.

Coğrafi uzaklıktan dolayı bilgi akışının ciddi şekilde sınırlandığı bu dünyada, Austin İmparatorluğu'nda doğanların Teokrasi'nin Xeclydelerini duymamış olması ve Teokrasi'de doğanların da Austin İmparatorluğu'nun Ackermannlarını duymamış olması doğaldı. Ancak Sorofya adı, hangi ülkeden olursa olsun hemen hemen herkes tarafından biliniyordu.

Bunun nedeni de Sorofya Tüccarlar Derneği’ydi.

Tüccar derneği, Sia Kıtasının kalbinde yer alan Rosa Tüccar Konfederasyonu'nda doğmuştu. Bu yerin adı, tüm kuzeydoğu bölgesi boyunca uzanan Rosa Nehri'nden geliyordu.

Nehrin sağladığı seyahat kolaylığı ve ideal coğrafi konum, bölgenin Üçüncü Çağ'ın başlangıcından kısa bir süre sonra hızla bir ticaret merkezine dönüşmesine olanak vermişti. Buna rağmen, orada yaşayan siviller iyi bir yaşam sürmüyorlardı.

Bu önemli ticaret merkezi, aynı zamanda stratejik bir askeri konumdu ve bu da onu ülkelerin uğruna savaştığı bir yer haline getirmişti. Bir de bunun üstüne, Rosalılar inanılmaz derecede zengindi, bu da askeri sefer başarılı olduğu takdirde büyük fayda sağlanabileceği anlamına geliyordu.

Bunun sonucunda Rosa birçok kez el değiştirmişti.

Bu trajedi, Rosa'nın Austin İmparatorluğu'nun kötü şöhretli zorba imparatoru 2. Karwen'in yönetimi altında olduğu 200 yıl öncesine kadar devam etti. Rosalı tüccarlar nihayet sömürgeci efendilerinin acımasız yönetimine tahammül edemediler, bu yüzden sonunda Rosa Tüccar Konfederasyonu'nun kurulmasına yol açan bir isyan düzenlediler.

Elbette, ulusun kuruluşu sırasında her şey sorunsuz gitmedi.

Devrimi yöneten birkaç büyük tüccar hanedanı, Austin İmparatorluğu'ndan hem askeri hem de mali olarak muazzam bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Bazıları Austin İmparatorluğu tarafından sağlanan parasal teşvike boyun eğdi ve devrime ihanet etti, bazıları ise askeri baskıya boyun eğip teslim oldu.

İdeallerini sürdürmeye devam eden tek bir tüccar hanedanı vardı ve o da Sorofyalardı.

Sorofya Hanedanı, para düşkünü tüccarların arasında cesur davranan tek hanedandı ve o karanlık zamanlarda en çok zararı görmelerine sebep olan şey tam da bu cesaretleriydi.

Gerçekten de diğer tüccar hanedanlar tarafından arkadan bıçaklananlar Sorofyalar oldu. Neredeyse tüm aile kendi müttefikleri tarafından yakalanıp teşvikler karşılığında Austine İmparatorluğu'na teslim edildi. O zaman kaçmayı başaran tek kişi en küçük oğullarıydı.

Austine İmparatorluğu Rosa Şehri'ne saldırdığında, tüm Sorofyaları cepheye getirdi ve şehir kapılarını açıp tamamen teslim olması için en küçük oğlu onların canını almakla tehdit etti. Ancak inatçı yaşlı aile reisi bir kılıca doğru kendini atıp intihar ederek rehine olarak kullanılmak yerine ölümü seçtiğinde bu plan suya düştü.

Sorofyaların reisinin ölümü, en küçük oğlunu teslim olmaya zorlama planının başarısız olduğu anlamına geliyordu. Öfkeden dolayı Austin İmparatorluğu, esir tuttuğu Sorofyaların her bir üyesini kılıçtan geçirip hanedanın hayatta kalan tek üyesi olan Grimm Sorofya'yı büyük bir ıstıraba sürükledi. Çocuk, Austine İmparatorluğu'ndan intikam almaya yemin etti.

Gelecekteki olayların ortaya çıkardığı gibi, Austin İmparatorluğu kötü bir hamle yapmış ve Rosalıların azmini hafife almıştı. Bu karar onları Rosalılarla sonraki on yıl boyunca sürecek şiddetli bir savaşa sürükledi. Tüm şehirleri katletmek de dahil olmak üzere akıllarına gelen her şeyi denediler.

Yine de, isyancılar artan bir gaddarlıkla onlarla savaşmaya devam ettiler.

Hatta bir seferinde, isyancılar tam yedi ay boyunca Rosa Şehri’nde mahsur kaldılar ve bu da erzaklarının tükenmesine neden oldu. O zamanlar şehirde mevcut olan tek besin kaynağı nehirden gelen birkaç balık ve karidesti. Daha önce görkemiyle bilinen büyük Ausier Caddesi'nin her tarafında bir deri bir kemik cesetler uzanıyordu.

İşte böyle bir anda, Austin İmparatorluğu'nun generallerinden biri, Rosa Şehri’ndeki insanları teslim olmaya ikna etmek için taze pişmiş ekmek getirtti ve tabii ki azimli isyancılar böyle cezbedici bir şey karşısında bocaladı.

Bu kritik anda, Grimm Sorofya bir kılıç alıp şehrin en yüksek kulesine çıktı ve kolunun yarısını kesti. Kanlı, kopmuş kolunu tutarak şehre, açlarsa kendisini yiyebileceklerini, ancak Austin İmparatorluğu'nun zulmüne asla teslim olmamaları gerektiğini ilan etti!

Böyle bir manzaraya tanık olan Rosa Şehri halkı gözyaşlarına boğularak bir kez daha imparatorluğun acımasız yönetimine girmektense şehir duvarlarının içinde aç hayaletler olmayı tercih edeceklerine dair yemin etti. Onların bu kararlılığı karşısında Austine İmparatorluğu generalinin yüzü düştü. Çok geçmeden, hastalık bahanesiyle yerine başkasının geçmesini talep ederek savaş alanından emekli olmayı seçti.

Bu savaştan sonra, Sorofya Hanedanı gerçekten kendini gösterip Rosalıların sancağı altında toplanmasına izin verdi. Buna rağmen, Rosa, Austin İmparatorluğu'na kıyasla askeri güç açısından oldukça yetersizdi.

Ne demişler, ‘adalet geç de olsa tecelli eder.’ Tam da Rosalılar sonunda sınırlarına dayanmışken, Teokrasi savaş alanına katıldı.

Austin İmparatorluğu, Rosa'yı devirmek için en acımasız hileleri kullanmıştı ve bir şehirde yapılan katliam Yaratılış Tanrıçası Kilisesi'nin öğretilerinin ciddi bir ihlaliydi. Bırakın Aziz Mesit Teokrasisi’ni, sokaklardaki sıradan bir sivil bile Austine İmparatorluğu'nun vahşetini görmeye daha fazla dayanamıyordu.

Büyük ülkeler arasındaki bir savaşta en önemli unsur zamanlamaydı.

Teokrasi, savaşa katıldığı anda, Austin İmparatorluğu'nun birliklerine karşı derhal kesin ve ölümcül bir saldırı başlatıp insanlık suçları da dahil olmak üzere bir düzineden fazla suçu imparatorluğa yükleyerek meşruiyet talep etmeyi unutmadı. Aynı zamanda Rosa'nın bağımsızlığını da ilan etti ve ona büyük destek sağladı.

Bu gelişme, Austine İmparatorluğu'nun iç savaşını iki güç merkezi arasında bir savaşa dönüştürdü.

Teokrasinin desteğini alan Sorofya Hanedanı’nın kalıntıları, Austin İmparatorluğu'nu sınırlarından atmak için hiçbir çabadan kaçınmadı. Uzun bir mücadeleden sonra, imparatorluk sonunda Rosa'nın kazançlı topraklarından vazgeçti ve Sorofya Hanedanı ile ateşkes imzaladı. Böylece, neredeyse bir asır süren bir savaşın perdeleri nihayet kapandı.

Sorofya Hanedanı, Rosa Tüccar Konfederasyonu'nun kurulması için ağır bir bedel ödeyip savaşta birkaç nesil aile reisini kaybetmişti. Ancak yeni özgürleşen Rosalılar, Sorofyalara fedakarlıklarının karşılığında Rosa'nın siyasetinde baskın bir konum verdi. Sorofya Tüccarlar Derneği de o zaman dünya sahnesine çıktı.

Son yüzyılda, Sorofya Tüccar Derneği her ülkeye yayılmayı başarıp Sorofya Hanedanı’nı dünyanın en zengin gücü haline getirmişti. Her ülkeyi büyük çapta etkileyebilme potansiyeline sahip olması nedeniyle Taçsız Kral olarak adlandırılıyordu.

Ascart Hanedanı, Teokrasi’nin Beş Seçkin Soylu Hanedanı’ndan biriydi ve Ascart Şehri, Aziz Mesit'teki seçkin şehirlerden biri olarak kabul ediliyordu. Ancak Ascart Hanedanı’nın reisleri esas olarak orduyla uğraştığı için ticaretin gelişimine pek odaklanılmamıştı. Diğer dört seçkin soylu hanedan tarafından yönetilen şehirlerle kıyaslandığında, Ascart Şehri en az müreffeh olanı sayılabilirdi.

Bununla beraber, güvenlik açısından en üst sırada yer alıyordu. Sadece bir aptal, komutası altında güçlü bir ordusu olan bir güç merkezinin topraklarında sorun çıkarmaya cesaret edebilirdi. Hal böyle olunca da Ascart Şehri halkı oldukça huzurlu bir hayat sürüyordu. Tüccarlar bu tür istikrarlı ortamları tercih ederlerdi ve doğal olarak Sorofya Tüccarlar Derneği, Ascart Şehri'ni es geçmeyecekti.

——————————————–

“Genç efendi, bu Sorofya Tüccarlar Derneği'nin son kış koleksiyonu.”

“Anladım.”

Bir dinlenme odasında Anna, siyah saçlı çocuk Roel'in eline büyük ama kalın olmayan bir katalog verdi. Günlük kılıç eğitimini yeni bitirmiş olan çocuk kataloğu aldıktan sonra onu incelemeye başladı.

Roel'in önceki dünyasındaki birinci sınıf restoranların menülerine benzer bir şekilde tasarlanan bu katalog, Sorofya Tüccarlar Derneği'nin son dönem başyapıtlarının bir listesini içeriyordu. Müşterilerin ne alacaklarını daha iyi anlamalarını sağlamak için her ürünün bir resmini ve açıklamasını içeriyordu.

Sorofyalar, muhatap oldukları müşteriler hakkında epey bilgiye sahiplerdi, soyluların itibarlarına ne kadar değer verdiklerini ve birbirleriyle yarışmayı ne kadar sevdiklerini çok iyi biliyorlardı. Zengin soylular genelde varlıklarıyla gösteriş yapmak için tüm kataloğu bir seferde satın alırlardı. Ascart Hanedanı parasız değildi ama evin hanımı olmadığı için katalogdaki eşyalara pek gereksinim yoktu.

Nora'nın geçen gün giydiği elbise de Sorofyalardan sipariş edilmişti ve bu da etki çevresinin ne kadar geniş olduğunu gösteriyordu.

Roel, kış koleksiyonuna göz atarken biraz bunalmış hissetmekten kendini alamadı. Kataloğun deri kapağı bile ona savurganlık gibi geldi.

Bu küçük kitapçık en az bir altın olmalı, değil mi? Haaaa, Sorofyaların nasıl büyük paralar kazanabildiğine şaşmamalı.

Roel, koleksiyonu karıştırmaya devam ederken Sorofya Tüccarlar Derneği’nin gerçekte ne kadar kazandığını merak etmekten kendini alamadı.

Burada aradığı bir şey vardı.