Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

38. Bölüm Nora'nın Avcılık Felsefesi

Çevirmen: Violet / Editor: Violet

 

Ne sıkıcı bir etkinlik.

Aynada yansıyan saf ve çekici yüze bakarken Nora Xeclyde'in zihnindeki düşünceler bunlardı.

Doğum günüyle hiçbir zaman özel olarak ilgilenmemişti ve bu konuyu büyütmeyi gerekli görmemişti. Aslında insanların bunu yapmasından nefret ediyordu. Sonuçta bu yine de annesinin onu terk ettiği gündü.

Üstün yetenekleri olmayan annesi, doğumda çıkan sorunlar nedeniyle hayatını kaybetmişti.

Nora annesiyle daha önce tanışmamış olabilirdi ama onu çok seven bir babası vardı. Doğum günleri başlangıçta hala onun için kabul edilebilirdi, ancak geçen yıl işler değişmeye başlamıştı.

Sosyeteye ilk adımını attığı andan itibaren doğum günü, toplumun üst kademelerinin bir araya gelip sosyalleşmesi için uygun bir bahane olmaktan öteye gitmez olmuştu. Bu düşünce onu içten içe biraz rahatsız ediyordu ve etrafındaki her şeyin ne kadar ikiyüzlü ve anlamsız olduğunun daha da farkına varmasını sağlamıştı.

O soyluların yalakacı gülümsemeleriyle bir kez daha karşılaşmak zorunda mıyım? Sadece yüzlerine bakmak bile içimde tiksinti uyandırıyor. Tek düşündükleri kendi çıkarları ve bunu da çok bariz bir şekilde ortaya koyuyorlar. O kadar sıkıcı ki, onlarla uğraşmak bile istemiyorum.

Bu doğum günleri gerçekten dayanılmaz olmaya başladı... Oh, bir dakika. O bu yılkine gelecek, değil mi?

Nora'nın zihninde küçük bir çocuğun silueti belirince ruhsuz yüzünden bir duygu seli geçti. Geçen yılki doğum günü ziyafetinde onun olmadığını hatırladı. Ama bu yıl tanıştıklarına göre, Marki Carter onu kesinlikle buraya sürükleyecekti.

“Belki o zaman biraz daha ilginç olur?”

Nora alçak sesle mırıldanırken, nadir bir beklenti hissi kalbini sardı. Dudakları bilinçsizce bir gülümsemeyle kıvrıldı.

Sonrasında her şey sorunsuz ilerledi.

Nadiren halkın karşısına çıkan Nora, görünüşüyle ​​soyluları kolayca huşu içinde bıraktı. Erkek ya da kız, yetişkin ya da çocuk fark etmez, herkes ona hayret dolu gözlerle bakıyordu. Yine de bunların hiçbiri Nora'ya sevindirmedi. Konuklara hafif bir gülümsemeyle baktı, bu sırada hatırladığı yaşıtı olan çocuğu bulmak için kalabalığa gizlice göz gezdiriyordu.

Ziyafete katılan o kadar çok insan vardı ki, Nora epey çaba sarf ettikten sonra sonunda hedefini buldu. Yüzünde çaresiz bir ifadeyle babasının arkasında duran siyah saçlı bir çocuktu. Etrafındaki ilgisiz hava, ziyafetin canlı atmosferiyle uyumsuzdu.

Oho, oldukça ilginç bir yüz ifadesi var.

Nora'nın vücudu, Roel'in yüzündeki çelişkili ifadeyi görünce titredi ve hatta neredeyse kahkahaya boğulacaktı. Soğukkanlılığını korumak için derin bir nefes aldıktan sonra dikkatini tekrar ilahiye odakladı.

Sia'nın nimetleri için dua ettikten sonra, geleneklere göre her soylu hanedan, Kane ve Nora ile kısaca bir sohbet etmeleri için çocuklarını öne çıkarırdı, böylece çocuklar birbirleriyle tanışabilirdi. Tahsis edilen süre genellikle her hanedan için bir ila iki dakikaydı ve bundan daha fazla vakit alan herkes görgü kurallarını ihlal ettiği için aşağılanırdı.

Nora'nın doğum günü ziyafetinde en nefret ettiği şeylerden biri de buydu. Bu tanışma ve selamlaşma faslı geçen yıl tam iki saat sürmüştü. Tüm bu süre boyunca görgü kurallarına en yüksek derecede uymak ve her bir kişinin adını hatırlamak zorundaydı. Bu açık büfe olduğu için de oturup dinlenemiyordu.

Ülkenin gelecekteki lideri olarak Nora, takipçilerinin önünde en mükemmel halini sergilemenin kendi sorumluluğu olduğunu biliyordu, bu yüzden büyük bir zarafetle öne çıkan soyluları ağırlıyordu. Fakat şu da var ki dikkatinin bir kısmı siyah saçlı çocuktaydı ve neler olduğunu öğrenmek istiyordu.

Çocuk önce babası Marki Carter'la bir şey hakkında tartıştı, sonra başı hayal kırıklığıyla yere düştü. Kısa bir süre sonra ikisi gümüş saçlı bir kızla birlikte ona doğru ilerlemeye başladılar.

Nora, siyah saçlı çocuğun yüzündeki buruk ifadeyi net bir şekilde fark etti ve bu ziyafette ilk kez mest edici bir şekilde yürekten gülümsedi ve yakındaki konukların büyülenmesine neden oldu.

Benimle görüşmekten kaçmaya mı çalışıyor? Hahaha, ne kadar ilginç.

Çocuğun sorunlarının ardındaki suçlunun kendisi olduğunu bilen Küçük Melek Hanım, birdenbire moralinin yükseldiğini hissetti. İçinin derinliklerinde mühürlediği korkunç doğa, patlamak üzeriydi. Aynı zamanda, Roel'in ona neden bu kadar karşı olduğunu merak etmekten de kendini alamıyordu.

Alicia adındaki kızın da oldukça sevimli olduğuna katılıyorum ama dış görünüşle ilgili bir rekabette kimseye yenileceğimi sanmıyorum. O zaman sebep kişiliğim mi? Kişiliğim, sana tıslayan zehirli bir yılanmışım gibi seni korkutuyor mu yoksa?

Nora gözlerini kıstı. İçinde hissettiği şey hoşnutsuzluk değildi; heyecandı. Hakim olma arzusu göğsünde kabarıyor ve onu gerçek doğasına yenik düşmeye teşvik ediyordu.

Şu anda onun üzerine basabilmeyi ne kadar çok isterdim.

Nora kafasında dolaşan düşünceleri bastırmak için elinden geleni yaptı. Roel'in sıkıntılı ifadesini görmek hoşuna gitse de, onun kendisinden nefret etmesini istemiyordu. Aradığı hakimiyet, dayatılan bir otorite değildi zira bu durumda onun kalbini değil, sadece ruhsuz bedenini ele geçirmiş olurdu. Ona neşe getirecek şey bu değildi.

Türlü türlü nedenlerden Nora’nın ayaklarına kapanmaya fazlasıyla istekli olan pek çok insan vardı, ama onun istediği bu da değildi. Bu insanlara tiksinti ile bakıyordu, hem de onlar asla hükmetme arzusunu tatmin edemezlerdi.

Bu Küçük Melek Hanımın kriterleri aslında oldukça spesifikti. Yanında olmak istemeyen ama onu kabul etmekten başka seçeneği olmayan birini istiyordu. Bir meydan okuma istiyordu!

Ve bir av az önce görüş alanında yakalanmıştı.

Roel Ascart, kızın içinde barındırdığı derin arzuları biliyordu ve kasıtlı olarak onu memnun etmeyecekti. Ondan korkuyordu, ama onu reddedecek kadar değildi. Roel’in yakışıklı bir yüzü ve birinci sınıf oyunculuk becerileri vardı. Onunla kozlarını paylaşmayı hak eden kurnaz bir insandı.

Sanki benim için özel olarak hazırlanmış bir tatlı gibi, diye düşünen Nora, yüzü hafifçe kızarırken özlemle içini çekti.

Bu adamı elde etmek için, onu önümde tamamen çaresiz bırakmak ve her şeyini ele geçirmek; dünyada bundan daha büyük bir heyecan var mı?

Küçük Melek Hanım, kafasında bu tür düşüncelerle, büyüleyici bir gülümseme takınıp Roel'le kozlarını paylaşmaya hazırlandı.