Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

39. Bölüm Biz Gerçekten Kusursuz Bir Ağabey Kardeşiz!

Çevirmen: Violet / Editor: Violet

 

‘Görüşmeyi dört gözle beklediğim tek kişi sendin.’

Roel'e göre bu kelimelerin altında yatan anlam ‘diğerlerini görmek istemiyorum’du.

Bu sözler Nora'nın ağzından çıktığı anda, çevredeki tüm soylular ölüm sessizliğine büründü. Başlarını çevirip fal taşı gibi açılmış gözlerle Roel'e baktılar ve o da sırtına hançerler saplanıyormuş gibi hissetti.

“Ah, özür dilerim. Anlaşılan heyecandan yanlış söyledim.”

Nora, sanki kendi gafını yeni fark etmiş gibi, kocaman açılmış gözlerle ağzını kapattı. Sözlerini hızla düzeltti.

“Demek istediğim, en çok seninle görüşmeyi dört gözle bekliyordum.”

“...”

Nora'nın sonraki sözleri ziyafet salonunda büyük bir kargaşa daha yarattı. Etrafta fısıltılar duyuluyordu ve bu sefer ziyafet salonunun en ucundakiler bile gözlerini çevirmeye başlamıştı.

Göz açıp kapayıncaya kadar, Roel ilgi odağı haline gelmişti.

B-bu kadın ne saçmalıyor?!

Roel hayret içinde Nora’ya baktı, onun ne tür bir deliliğe kapıldığını bilmiyordu. İkisi daha önce sadece bir kez karşılaşmıştı, o halde neden sevgililermiş gibi konuşuyordu ki?

Nora, sözünü söyledikten sonra gülümseyerek sessizce Roel'e baktı. Safir gözlerinde, göze çarpmayan bir muziplik ve heyecan taşıyan bir parıltı vardı.

Diğerlerinin gözünden kaçırmış olabilirdi, ancak Roel'in gözünden kaçması imkansızdı.

Onun bunun çocuğu! Bu kadın bunu bilerek yapıyor!

O anda Roel, Nora'nın kalbinde kötü niyetler taşıdığından emin oldu. Hemen bu konuda biraz kafa yorduktan sonra sakin bir ses tonuyla cevap verdi.

“Ah, Ekselansları benimle yine satranç mı oynamayı diliyordunuz? Anladım. Zamanımız olursa, size eşlik etmekten büyük memnuniyet duyarım.”

Bu sözler karşısında, nefeslerini tutmuş, gözlerinin önündeki heyecan verici olayı izleyen kalabalıktan rahatlama ve hayal kırıklığıyla karışık tepkiler geldi.

O kadar heyecan yaptık ama sadece satranç oyunu muymuş? Ben de bomba gibi bir dedikodu çıkacak sanıyordum...

Roel'in açıklaması izleyenlerin hevesini kursağında bırakmıştı. Sohbetlerine devam etmek için dikkatlerini yavaşça kendi gruplarına çevirdiler.

Ama Roel'in beklemediği şey, Nora’nın peşini bu kadar kolay bırakmaya niyetinin olmamasıydı.

“Satranç mı? Seninle bir oyun ilgimi çekerdi ama seninle oynadığımı hiç hatırlamıyorum.”

Safir gözleri parlayan Nora, Roel'e masumca baktı.

Beklendiği gibi, bu sözler kalabalığın ilgisini çekmede inanılmaz derecede etkiliydi. Kane ve Carter bile şaşkınlıkla Roel'e bakmak için dönmüşlerdi.

Seni şeytan! Ne işler çevirmeye çalışıyorsun burada?

Bunlar toplum içinde söylenebilecek sözler mi? Şu anda bana ilanı aşk etmeye mi çalışıyorsun?

Göze batmamak ve hayatını huzur içinde yaşamak isteyen Roel, bu sadist melekle hiçbir ilişkisi olmasını istemiyordu, ancak işler hızla yanlış yöne doğru gidiyordu. Nora'nın sözleri, aralarında yakın bir ilişki olduğunu teyit etmekten farksızdı ve insanlara onları bir çift olarak görmekten başka seçenek bırakmıyordu.

Olayların bu korkunç gidişatı Roel'i oldukça endişelendiriyordu, ancak aklına durumu tersine çevirecek iyi bir cevap gelmiyordu. Beklenmedik bir şekilde, bu kritik anda, bir kişi öne çıkıp onu kurtardı.

“Ekselansları Nora, Ascart Hanedanı’nı daha önce ziyaret ettiğinizde yaptığımız hoş sohbetten keyif aldım. Haddimi aşmak istemiyorum ama lord ağabeyimle alay etmeyi bırakır mısınız?”

Alicia öne çıkıp Nora'ya zarifçe reverans yaptı. Eşsiz havası ve azametli duruşu, yazın ortasında serinletici bir bahar gibi geldi ve onu izleyen soyluların övgülerini kazandırdı.

Aferin, Alicia!

Roel, takviye kuvvetlerinin gelişine çok sevinmişti. İçine kapanık Alicia'nın böyle bir anda müdahale edeceğini düşünmemişti, kızın ses tonu biraz mutsuz ve hatta saldırgan geliyordu. Yoksa...

O da mı Nora'yı sevmiyor?!

Şaşırtmadı! Ya da kardeşimden beklendiği gibi mi demeliyim. Görünüşe göre insanlar konusunda zevkimiz aynı! Biz gerçekten kusursuz bir ağabey kardeşiz!

Keskin zekalı Roel kendi kendine onaylayarak başını sallayıp kardeşler arasındaki bağın ne kadar muhteşem olduğunu düşündü... olayı hala sadece bir seyirciymiş gibi izleyen malum adamın aksine!

Roel, Carter'ı içinden topa tutarken, Nora ve Alicia birbirlerine kıvılcımlar saçıyorlardı.

Altın saçlı kızın safir gözleri, önündeki gümüş saçlı kızın kırmızı gözleriyle karşılaşınca hafifçe kısıldı. Bakışmadan kaynaklanan gizemli bir telepati sayesinde birbirlerinin niyetini anladılar.

Meğer bu küçük kız, kendi üvey kardeşinden hoşlanıyormuş...

Bu kadın, lord ağabeyime göz koymuş...

“Ah? Ama ağabeyinle alay etmiyorum. Bunlar benim samimi düşüncelerim.”

“Anlıyorum. Lord ağabeyim ve ben aylarca gözlerimiz yollarda, mektubunuzu bekliyorduk, görünüşe göre boşa değilmiş. Düşünceliliğiniz için lord ağabeyim adına size teşekkür etmeme izin verin.”

“...”

Alicia'nın sözlerini duyduktan sonra Nora'nın gözleri yavaş yavaş ciddileşti. Kendisinden iki yaş küçük olan bu küçük kızın bu kadar dişli bir şekilde konuşacağını düşünmemişti. Bu küçük kız, ağırbaşlılığını koruyup nezaket kurallarının dışına çıkmadan, dinleyen herkese Nora'nın birkaç ay önce Ascart Evi'nden ayrıldığından beri Roel ile hiç iletişim kurmadığını üstü kapalı bir şekilde belirtmişti.

Bu ayrıntıyla kalabalık, Nora'nın bir sonraki söyleyeceği herhangi bir sözün, Roel'a aylarca soğuk davrandıktan sonra onun gönlünü almaya yönelik bir girişim olduğu izlenimini edinecekti. Durumun tersine döndüğünü anlayan Roel bile artık eskisi kadar endişeli görünmüyordu.

Görünüşe göre bu sefer başaramadım.

Aklında bu tür düşünceler olan Küçük Melek Hanım mahcup bir tavır takınmak zorunda kaldı.

“Özür dilerim, Alicia. Son birkaç aydır derslerime odaklanmıştım ve dikkatimi başka bir şeye veremedim. Doğum günü ziyafetime katıldığınız için hem sana hem de Roel'e minnettarım ve umarım burada iyi vakit geçirirsiniz.”

Nora gülümseyerek laf cambazları arasındaki bu üst düzey sözlü savaşı kibarca sonlandırdı.

Carter ve Kane, zamanları sona ermeden önce biraz sohbet ettiler ve ardından Carter, Alicia ve Roel'i kalabalığa geri götürdü.

Kane ve Nora'yla selamlaştıktan sonrası oldukça rahattı.

Genel olarak, kraliyet ailesini selamlamak için hala sıralarını bekleyen soylular bir araya gelir ve verilen yiyecekleri atıştırırken sohbet ederdi... gerçi soylular böyle bir ortamda çok fazla yemek yemezlerdi.

Kraliyet ailesini daha önce selamlamış olanlar, amaçlarını gerçekleştirmek için sosyalleşmek istedikleri hedefleri aramaya başlarlardı.

Çocuklara gelince, hemen hemen hiçbir kısıtlama yoktu. Çok uygunsuz görünmedikleri sürece istediklerini yiyip içebilirlerdi. Ebeveynler genellikle onları küçük arkadaş gruplarıyla takılmaları için serbest bırakırdı.

Ancak önceki ziyafete katılmamış biri olarak Roel'in elinde bir görev vardı. Carter tanıması gereken herkesle tanıştırmak için onu gezdirecekti. Bu bir bakıma girilmeyen bir ders için ek ders gibiydi. Tabii ki Alicia da gelmek zorundaydı, çünkü o da artık resmen Ascart Hanedanı’nın bir üyesiydi.

Ağırbaşlı bir duruş sergilemek ve yabancı yüzleri birbiri ardına selamlamak zorunda kalan Roel ve Alicia çabucak yorgun düştüler. Tam bir saat boyunca en zarif gülümsemelerini takınıp başkalarında olumlu intiba bırakacak şekilde davranmaları gerekti. Yine de, bir saatin sonunda ancak Ascart Hanedanı’na yakın olan soylu hanedanlarla tanışmayı başarabilmişlerdi.

“Burada bırakalım. Bütün hanedanların soylularıyla bir günde tanışmak imkansız. Şimdi açlıktan ölüyor olmalısınız.”

Carter iki çocuğun yorgun olduğunu da fark etmişti, bu yüzden kendisi diğer soylularla sosyalleşmeye devam ederken Roel'den Alicia'yı yiyecek bir şeyler almak için büfe masasına götürmesini istedi.

“Hadi gidip bir şeyler yiyelim,” dedi Roel muhteşem lezzetlerle dolu masaya bakarken.