Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

45. Bölüm Soylu Hanedan

Çevirmen: Violet / Editor: Violet

 

Krrk!

Bu odada daha önce birçok kez yankılanan keskin bir çatlama sesiydi ama bu sefer farklıydı. Az önce bir boyun kırılmıştı.

“AH-!”

“Büyük Sia adına, ne yapıyorsunuz?!”

Havada çığlıklar ve korku dolu bağırışlar yankılandı.

Biraz önce Bron'a öfkeli olan herkes tamamen afallamıştı. Prens Kane'in yüzünde inanmayan bir ifade vardı. Carter aceleyle Alicia'nın gözlerini kapattı.  Nora ender görülen bir şekilde kaşlarını çatmıştı. Roel, Bron'la aynı yeşil gözleri paylaşan adama bakarken tüylerinin diken diken olduğunu hissetti.

Kont Bryan'ın oğlunu kurtarmak için değil, tek bir darbeyle boynunu kırmak için öne çıktığını kimse tahmin edemezdi.

Bu adam çok acımasız.

Yavaş yavaş Roel'in beti benzi attı.

Normal şartlar altında, küçüğün başarısızlığından sonra yaşlı olanın öne çıkması gerekmez miydi? Bu, Carter ve Kane'e Elric Hanedanı’nı suçlayıp yaptıkları için onlara ağır bir bedel ödetmek için gerekçe verirdi. Yine de, bu adam senaryoya göre hareket etmiyordu!

Roel önündeki altın saçlı konta baktı ve adam da o anda başını çevirerek göz göze gelmelerine neden oldu. Roel, zehirli bir yılanın bakışlarına maruz kalmış gibi hemen vücudunun buz kestiğini hissetti.

“Bryan, ne yapıyorsun?”

Kont Bryan'ın Roel'i incelediğini hisseden Carter, çocuğunu arkasına saklamak için hemen öne çıkıp düşmanca gözlerini kıstı. Öte yandan Bryan bir an sessiz kaldıktan sonra sakince cevap verdi.

“Hiç. Ben sadece Bron'un aptallığına engel olan genç adama bakıyorum.”

Bunun ardından, çevredeki kalabalığa dönüp yüksek sesle konuştu.

“Burada olan her şey için Elric Hanedanı adına içtenlikle özür dilerim. Bu duruma yol açan şey benim çocuklarımı disipline edememiş olmamdı. Bron'u yaptıklarından dolayı cezalandırdım ve Bayan Alicia'nın çektiği acıları telafi edeceğimizden şüpheniz olmasın. Anlayışlı olmanızı rica ediyorum.”

Bryan'ın açıklamasının ardından tüm oda sessizliğe büründü. Adamın kendi oğlunu öldürdüğünü görmek, soyluların kafasını karıştırmıştı. Kane ve Carter da dahil olmak üzere askeri yetkililer, ölü Bron'a baktılar ve onların da nutku tutuldu.

Karşı çıkan olmadığını fark eden Bryan, konuşmak için Nora'nın yanına gitti.

“Ekselansları Nora, doğum gününüzde böyle bir skandala yol açtığım için çok özür dilerim. Sizden alçakgönüllülükle af diliyorum.”

“Kont Bryan, böyle davranmanıza gerek yok. Bu meseleyi uygun bir şekilde hallettiniz.”

Nora'nın samimiyetsiz övgüsünden alaycılık damlıyordu, ama Bryan bunu bilmiyormuş gibi davrandı.

“Ekselansları Kane, korkarım ilgilenmem gereken birçok konu var, bu yüzden önden gitmem gerek.”

Bryan hafifçe eğildikten sonra Bron'un cesedini alıp oradan çıkmak için yöneldi. Seyreden soylular Bryan için bir yol açmak için telaşa kapıldılar ve ancak bu korkunç adam gözden kaybolduktan sonra hepsi rahat bir nefes alabildi.

Kont Bryan'ın gidişini izleyen Roel, soylular dünyasını gerçekten hafife aldığını hissetti. Yüzlerce yıllık yükseliş ve düşüşten yıpranmış eski soylu hanedanlar, karşı karşıya kaldıkları krizlerden dolayı olgunlaşmışlardı. Hata yapamaz değillerdi, ama hatalarla nasıl başa çıkacaklarını öğrenmişlerdi.

Bron olgunlaşmamış bir aptaldı. Hançerini savurduğu andan itibaren çoktan hapı yutmuştu. Kont Bryan ise standart asil müfredatın mükemmel bir ürünüydü ve hanedanının çıkarlarına her şeyden çok değer veriyordu. Babalık duyguları bile onun kararının önüne geçemezdi.

Elricler oradan ayrılmış olabilirdi ama Elric Gençlik Grubu’yla ilgili mesele henüz çözülmemişti. Sırf genç oldukları için bu soylu çocukları kolayca ateşten almaya Prens Kane’in hiç niyeti yoktu. Elini sallayarak adamlarının onları götürmesini sağladı.

Malikaneden ayrılmalarına izin verilmeden önce ciddi şekilde cezalandırılacaklardı. İsimleri kayıt edilecek ve kraliyet ailesi tarafından kara listeye alındıklarını ailelerine bildirmek için evlerine kraliyet fermanları gönderilecekti. Bununla, gelecekleri kesin surette mahvolmuştu.

“Beni nasıl buldun?”

Carter ve Kane olayın akıbetiyle uğraşırken, acil tedavi görmüş olan Roel, Nora'ya dönerek sordu.

Nora gözlerini kırpıştırdıktan sonra sakince cevap verdi.

“Çünkü küçük bir kız tarafından çağrıldıktan sonra asla geri dönmedin. Biraz merak ettiğim için bakmaya geldim. İşte o zaman, o bir grup insanın bu odaya daldığını gördüm... Belki de bu kader denen şeydir, ha?”

Kadermiş, hadi oradan!

Roel, Nora'nın sözlerine cevaben homurdandıktan sonra buraya gelmeden önce olan her şeyi yavaşça hatırladı.

Sertifikalı gurme Roel ziyafette Alicia'dan ayrıldıktan sonra büfe masasının cazibesine karşı koyamamıştı. Elinde bir tabak tutarak, bir tabaktan diğerine sevinçle atlamış ve tıkınmıştı. Sadece zarif yeme görgü kuralları sayesinde, uygunsuz görünmemeyi zar zor başarmıştı.

Ancak ziyafetinin yarısında Roel, ziyafet salonundaki çocukların sayısının büyük ölçüde azaldığını fark etmiş ve bu da aklına Elric Gençlik Grubunu getirmişti. Bunları düşünmek, içten içe biraz huzursuz hissetmesine neden olmuştu, bu yüzden durumu kontrol etmek için kendi grubundaki kızlara yönelmiş ve Bron'un grubunun Alicia'yı götürdüğüne tanık olan bir kızla karşılamıştı.

Roel, birinin kız kardeşine zorbalık yaptığını öğrendiğinde, küçük kıza Carter'ı bulmasını söyleyip son birkaç ayda Sevgi Puanları Dükkanı’ndan indirimli olarak satın aldığı bir aleti çıkarmış ve kız kardeşini aramaya gitmişti.

【Gölge Aşık

Aşk meçhul, duygular sel. Gölgedeki aşığın iliği kemiği kurusa da, insanlar onu sadece ılık gözyaşı yağmuru olarak görür.】

Bu şiirsel değeri dışında faydasız olan bir başka açıklamaydı. Gölge Aşık, gelin duvağına benzer yarı saydam bir malzemeden yapılmış kırmızı bir kumaştı.

Birkaç aylık deneyden sonra, Roel bu kırmızı kumaşın gücünü ortaya çıkarmayı başarmıştı. Karanlık bir ortamda takarsa, açıklamada tarif edilen kimsenin tanımadığı sevgiliyi andırırcasına tamamen gözden kaybolacaktı.

Roel'in aniden Bron'un arkasında ortaya çıkabilmesinin nedeni de buydu. İlk planı çocukları birer birer ihtiyatlı bir şekilde ortadan kaldırmaktı, ancak Bron'un hareketlerini gördüğünde ve Alicia'nın ağladığını duyduğunda, uygun zamanı bekleyememişti. Bu sonunda bire karşı on iki kişilik dövüşe yol açmıştı.

Pek çok şey yaşanmış olmasına rağmen, Roel'in odaya girdiği an ile Bron'u masaya sabitlediği an arasında aslında sadece 5 dakika geçmişti. Nora, ardından Carter ve diğer yetişkinler, olayın başlamasından yaklaşık 7 dakika sonra odaya dalmışlardı.

Roel, harekete geçmeden önce destek gelene kadar bekleyebilirdi, ama bunu yapmak istememişti, özellikle de beklemeyi seçerse, Alicia'nın sonsuza kadar atlatamayacağı bir travma yaşayabileceğini bildiğinden. Bu nedenle ciddi şekilde yaralanmıştı, ancak kararından pişman değildi. Çevresindekiler de onun yaptıklarını onayladıklarını ifade ediyorlardı.

“Dostum, iyi iş çıkardın!”

“İyi mücadele ettin!”

“Bir Ascart'tan beklendiği gibi, bizi utandırmadın!”

Prens Kane ve Kutsal Şövalye Tarikatı'nın diğer üyeleri, eylemleri ve başarıları için Roel'i övdü. Carter, oğluna yapılan övgüleri duyduğunda neşelenmeden edemedi, ama yine de yüzünde ciddi bir ifade vardı.

“Bu sefer Alicia'yı iyi korudun ama bir daha böyle bir durumla karşılaştığında pervasız davranmamalısın. Bana daha çok güven!”

“Anladım, baba.”

Roel, etrafındaki adamların iltifatlarına alçakgönüllülükle karşılık verirken Alicia'ya bir bakış attı. Onun çevresindeki soylu kadınlara gösterdikleri ilgi için bir gülümsemeyle teşekkür edişini izlerken, eline bir bıçak alıp Bron'u bıçakladığı sahneyi hatırlamadan edemedi.

Gerçekten de Alicia kendisini kurtardığı için rahatlamıştı ama nasıl bakarsa baksın böyle bir hareket onun yaşındaki biri için çok aşırıydı. Roel bunu iyi bir şey olarak göremiyordu. Bu olay arkasında bir tür travma bırakır mıydı?

İleride buna dikkat etmem gerekecek gibi görünüyor.

Sevecen siyah saçlı çocuk kendi kendine böyle düşündükten sonra her şey aniden karardı.