Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

53. Bölüm Birbirimize Benziyoruz

Çevirmen: Violet / Editor: Violet

 

Roel, Nora'nın bu konuda tek başına sorumluluk almasına izin vermenin doğru olduğunu düşünmüyordu. Kendisi de aynı derecede suçluydu. Aslında üçünün (Nora, Bron ve Roel) gençleri yönetmek için üç ayrı grup kurması gerekirdi, ancak iki tarafın ihmali ve ayrıca Elriclerin kasıtlı entrikası nedeniyle, bu sonunda Elric Gençlik Grubu’nun yükselişine yol açmıştı.

Bu konuyu iyice düşündükten sonra Roel, Nora'yı teselli etmeye başladı.

“Bu olayda benim de rolüm var. Geçen yıl hastalanmasaydım işler bu hale gelmeyecekti. Bu sadece senin hatan değil, bu yüzden kendini fazla suçlamana gerek yok.”

“...”

Roel'in sözlerine hiçbir karşılık gelmedi,  o da tam iki saniye bekledikten sonra Nora'ya şaşkın bir bakış attı.

“Sorun ne? Neden cevap vermiyorsun?”

“Hayır, önemli bir şey değil. Sadece biraz şaşırdım. Beni teselli edeceğini düşünmemiştim.”

“... Ben sadece gerçeği söylüyorum.”

Nora'nın safir gözleri, Roel'in altın gözlerine derin bir şekilde bakarak onun zihnindeki düşünceleri anlamaya çalıştı. Roel'in davranışlarının arkasında her zaman tarif edilemez bir çelişki vardı. Hareketleri ve davranışları Nora’ya karşı hiçbir kötü niyet beslemediğini gösteriyordu. Hatta Nora onun kendisine değer verdiğine inanıyordu. Yine de, nedense, ikisini ayıran anlaşılmaz bir mesafe varmış gibi görünüyordu.

Bunun arkasındaki sebep ne?

Küçük Melek Hanım bu soruyu düşünürken, birdenbire Roel'de başka bir neşe kaynağı bulmuş gibi görünüyordu.

(Sevgi Puanı +100!)

“Bu arada Alicia nerede? Sana eşlik edeceğini sanıyordum. Dinleniyor mu?”

Nora rahat bir tavırla odaya bakarak bu soruyu sordu, ancak Roel'in sessizliği karşısında şaşkına döndü. Roel’in sonunda kinayeli bir cevap vermesi biraz zaman aldı.

“Alicia şu anda ev ekonomisi dersleri alıyor. Ona detay sormadım. Ha. Haha.”

Alicia'nın şu anda almakta olduğu ‘gelin eğitimi’ni düşünen Roel gergin bir kahkaha attı. Bu Nora'nın yüzünde şüpheli bir bakış belirmesine yol açtı. Bir yabancının bakış açısından bile, Alicia'nın Roel'e çok düşkün olduğunu söyleyebilirdi, bu yüzden kızın ona eşlik etmektense derslerini seçmesi pek olası görünmüyordu.

Bir dakika. Şimdi aklıma geldi de, daha önce antreden geçerken, güneybatı odasından gelen birkaç büyü kıvılcımı fark etmiştim... Anladım. Yoksa büyü pratiği mi yapıyor?

Nora'nın gözlerinde anlamış bir ifade belirdi. Önünde oturan terk edilmiş Roel'e bir göz attı ve biraz düşündükten sonra sonunda başını salladı.

Neyse. Söz konusu kişinin bunu kendisinin açıklaması daha iyi olacaktır. Başkalarının ilişkilerine karışmak terbiyesizliktir. Ayrıca benim yararıma da değil...

Nora, Roel'e avına bakan bir kartalın keskin bakışıyla baktı ama bunu hemen gizledi.

Olmaz. Ona gerçek arzularımı açıklamak için henüz çok erken.

Ahhh, gerçekten üzerine basmayı ve onun merhamet dilediğini görmeyi istiyorum. Yoksa suçlular da günah işlemeden önce böyle mi hissediyorlar?

Nora, kendisinin bakışlarını fark ettikten sonra gitgide daha da tuhaflaşan Roel'e baktı ve onun şeytanlar tarafından onu günaha sokmak için gönderilen bir karabasan olup olmadığını merak etti. Yoksa bu Sia'nın onu sınaması mıydı? Ne zaman gözlerini Roel'e çevirse, ona zorbalık etme arzusu düşüncelerini sarıyordu.

“Sen gerçekten benim için bir tehlikesin.”

“N-ne?”

Yüzü kızarmış olan Nora'nın kendisine hangi gözle baktığını fark eden Roel, gitgide daha da tuhaflaştı, paniğe kapıldı. Hala yaraları tam iyileşmemişti ve Nora ondan bir seviye daha güçlüydü. Kız sadist eğilimlerine yenik düşerse, onu durdurmakta tamamen çaresiz kalacaktı.

“Ekselansları Nora, lütfen! Derin bir nefes al ve kendine hakim ol. Şimdiye kadar iyi gidiyordun, değil mi? Kendi arzularının üstesinden gelebileceğine inanıyorum, bu yüzden sen de kendine inanmalısın!”

“Beni kışkırtan sensin, bir de böyle sözler söylemeye cüret ediyorsun.”

 “...”

Seni nasıl kışkırtıyormuşum ki? Söyle de yapmayayım!

Roel'in yüzü öfkeden kıpkırmızı oldu, ama tepkisi Nora'nın gözlerinde gizlenen ahlaksızlığı derinleştirmiş gibiydi. Eğildi ve elini usulca çocuğun göğsüne koydu; yüzünde hafif şehvetli bir ifade sergilerken, kızlara özgü sesinin becerebildiği kadar boğuk bir tonda konuştu.

“Sana söylediklerimi düşündün mü?”

“N-ne?”

Nora'nın ani dokunuşu Roel'in kaskatı kesilmesine sebep oldu ve cevabı aynı derecede sertti. Nora onun tepkisi karşısında hafifçe kıkırdadı.

“Benim olmayı tabii ki. Astım olup her günümü benimle geçirmeye ne dersin?”

“Hahaha, şaka yapmayı biliyorsun. Benim de Ascart Hanedanı’nı devralmam gerekiyor.”

“İki iş arasında bir uyuşmazlık mı var? Carter amca bir marki ama aynı zamanda Kutsal Şövalye Tarikatı'nın da komutan yardımcısı.”

“Babam güçlü ve yetkin bir adam, bu yüzden bu iki sorumluluğu bir arada yürütebiliyor. Korkarım bu benim elimden gelmez. Ayrıca bir üstün varlık olarak yetersiz olduğumun da farkındasındır. Büyük ihtimalle hayatım boyunca asla 5. Köken Seviyesi’ne ulaşamayabilirim.”

“... Ordu sadece savaşan askerlerden oluşmaz. Bizim danışmanlarımızın çoğu da güçlü üstün insanlar değil.”

Nora, Roel'in orduda seçebileceği başka bir olası yol önerdi, ancak Roel'in onunla şu ankinden daha derin bir bağ kurmaya niyeti yoktu. Bunun yerine derebeyliğe dönüp çiftçi olmayı tercih ederdi.

“Özür dilerim ama reddediyorum. Benim için çok tehlikeli.”

“Ne kadar inatçı bir insansın. Bazen, neden beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını gerçekten anlayamıyorum. Sosyal çevremizden dolayı yollarımız kesişmek zorunda. Ortak düşmanımız Elriclerin önünde birbirimizle daha samimi olmamız sence de ikimiz için de en iyisi olmaz mı?”

“En derinden özürlerimi sunarım, ama sana karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Ekselansları Nora, neden yerime başka birini seçmiyorsun?”

“Kendimi kötü hissettiğimde beni teselli ediyorsun ama yine de bana yaklaşmak istemediğini mi iddia ediyorsun?”

“Ş-şey...”

Roel, biraz evvel bir hevesle yaptığı davranışı haklı gösteremeyeceğini fark edince kekeledi. Bunu gören Nora'nın görünüşte saf yüzünde baştan çıkarıcı bir gülümseme belirdi. Bu durumdan keyif alarak gözlerini muzipçe kıstı.

“İç çatışman beni eğlendiriyor. Sence de birbirimize çok benzemiyor muyuz?”

“Ne demek istiyorsun?”

“Bana yaklaşmamak için kendini tutmaya çalışıyorsun ve ben de sana yaklaşmamak için arzularımı bastırmaya çalışıyorum. İkimiz de aynı içsel çatışmayla karşı karşıyayız. Bu neredeyse kimin önce boğulacağını görmek için bir yarışma gibi.”

Nora'nın sözleri Roel'in gözlerinin fal taşı gibi açılmasına neden oldu. Gerçekten nasıl hissettiğini anlamaya çalıştı ve sonunda kafasına dank etti.

Ona göre Nora sadece güzel bir prenses değildi, kimsenin yaklaşamayacağı azametli, yüce bir çiçekti. Dahası, umudu temsil ediyordu.

İnsanlar yaşamları boyunca türlü türlü sıkıntıyla karşılaşırlardı. Zaman zaman yardım arama ve başkaları tarafından korunma eğilimi hissederlerdi. Roel için kaderindeki ölüme yol açacak sebepler aşmaya çalıştığı yüksek bir dağdı, öyle ki durup dinlenmeye cesaret edemiyordu. Bu süreçte yorulup pes etmek istemesi kaçınılmazdı.

Ve Nora, karşılaştığı sorunlara hızlı bir çözüm gibi görünüyordu.

Nora, onu koruyacak güce, paraya ve nüfuza sahipti. Roel hayatta kalmak için bağımsızlığından vazgeçmeye razı olsaydı, Nora’nın isteğini kabul etmesi çok uygun bir hareket olurdu. Hiç şüphe yok ki o bir sadistti ama değer verdiği kişilere nasıl davranacağını çok iyi bilen biriydi. Oyunda, mükemmel bir lider olarak tanınıyordu.

Ama öyle bile olsa, Roel kaderi kendi elleriyle değiştirmesi gerektiğine inanan biriydi. Daha pasif bir rol üstlenmek için inisiyatifinden vazgeçmek istemiyordu zira bu seçeneği tercih ederse, muhtemelen birçok şeyi kaybedeceğini düşünüyordu. Bu belki onun derebeyliği, serveti veya belki de değer verdiği insanlar olabilirdi; tam olarak hangisi olacağını bilmiyordu ama riske atmak da istemiyordu.

Uzun bir düşünce sürecinden sonra, Roel sonunda kararını açıkladı.

“Boğulmak mı? Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm ama ben su üstünde kalmayı seçiyorum.”