Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

11. Bölüm Berrak Nehir Restoranı

Çevirmen: T4icho / Editor: Momental

Swish! Swish!

Kılıçtan akın akın ışık fırlardı, bununla birlikte etrafa vahşi ve keskin kılıç Ki’si -ıslık sesi çıkartarak- dağıldı.

Chen Hao kılıcı sol eliyle tutuyordu ve küçük yüzü kararlılıkla doluydu. Gözleri sakin su gibi dupduruydu. İnce ve küçük vücudu yoğun kılıç siluetleriyle sarılıydı ve Gökyıldız Enstitüsü’nden öğrendiği Küçük Gökyıldız Kılıç Tekniğini çevikçe dalgalandırarak kesin ve hünerli hareketler gerçekleştirdi. Hareketleri kalbinden gelirmişçesine yumuşak ve doğaldı. 

Chen Xi ifadesi sonsuz transa girmiş bir şekilde küçük kardeşini izledi ve 5 yıl öncesini hatırladı.

O zamanlar kılıç gelişimiyle sanki ona deli gibi âşıkmışçasına son derece kararlı ve ısrarlı bir şekilde ilgileniyordu. Karşılaştığı her türlü kılıç tekniği hareketini yorulmadan ve ilgisini kaybetmeden milyonlarca kez tekrarlarlıyordu.

Bu durum her tekrarlandığında, büyükbabaları yanlarına gelir ve ufak bir tebessümle bakar ve kırış kırış olmuş yüzüyle ona iltifatlar ederdi.

“Büyükbabamın ruh hali muhtemelen benim şu anda olduğum durumla aynı mıydı?”

Chen Xi’nin ruh hali, güneşin altında kılıç çalışan kardeşinin önünde kelimelere dökemeyeceği kadar karışıktı.

“Güzel! Kılıç tekniğin çoktan ileri seviyeye ulaştı. Asıl ender olan şey ise, kılıcı sol eliyle kullandığından kılıç hareketleri hem daha çeşitli hem de daha öngörülemez durumda. Ufak bir pekiştirmeyle, en kısa zamanda göze çarpan bir yetenek olacak!”

Meng Kong onu överek ellerini birbirine vurdu ve sert yüzünde takdir ifadesi belirdi.

Eğer bir kişi Meng Kong’un Chen Hao’yu Bai Wanqing’in hislerini incitmemek uğruna test ettiğini söylese de, şu anda kalbi karşısında duran zayıf ve güçsüz gencin sol eliyle kılıç savurmasına hayran kalmıştı.

O, Chen Hao’nun kılıcında güvenilirlik ve kararlılık gördü ve bu kaliteli bir kılıç gelişimcisi olmanın en temel gerekliliklerinden biriydi. Özellikle Chen Hao şu anda 12 yaşında olmasına rağmen, kılıç tekniğini ileri seviye de geliştirmişti. Zamanla bu olağanüstü yetenek, Kılıç Tao’sunun yolunda yolculuğa çıkacaktı.

 

Bai Wanqing içten içe gizlice derin bir oh çekti. Chen Hao’ya baktı ve bakışlarında gurur vardı. Meng Kong’un öğrenci seçme şartlarının ne kadar sert olduğunu biliyordu ve onun tarafından cömertçe övgü almak bile Chen Hao’nun gurur duyması için yeterli bir sebepti!

Chen Xi sessiz kaldı ve Sisli Çam Enstitüsünden dışarıya çıktı.

Beklendiği gibi küçük kardeşinin eğitmen Meng Kong tarafından öğrenci olarak kabul edilip, Çamlı Sis Enstitüsü’ne öğrenci olarak dâhil olabilmesinden doğal olarak son derece memnundu.

Ancak, Çamlı Sis enstitüsü’nün yıllık 4,000 ruh taşı olan okul ücretini düşündüğünde başına bir ağrı girdi. 

Şu anda yemeyip içmese bile, tılsım yapımıyla bu parayı muhtemelen ödeyemeyecekti. Görünüşe göre tılsım yapımında yeni bir yol öğrenmem gerek.

“Sevinmelisin. Çamı Sis Enstitüsü herkesin girebileceği bir yer değil ve gir sen bile Meng Kong’un öğrencisi olabilme ihtimalin binde bir bile değil. Chen Hao, eğitmen Meng Kong ile eğitiminden faydalanarak gizli potansiyelini ortaya çıkaracak ve bu bir kılıç gelişimcisi için son derece yararlı bir şey.”

Bai Wanqing, Chen Xi’ nin ne düşündüğünün farkına varmış gibiydi ve gülerek: “Ruh taşlarına gelince, endişe etmene gerek yok. Sana biraz ödünç verebilirim, daha sonra bana geri ödeyebilirsin.”

Chen Xi kafasını iki yana salladı: “ Bu böyle olmaz. Kıdemli Meng okul ücretini yılsonu ödememi kabul etmesiyle bile bana çok yardımcı oldu. Yeni bir iş bulmayı planlıyorum ve yılsonuna kadar gerekli olan 4,000 ruh taşını toplamaya çalışacağım.”

Bai Wanqing sesli bir şekilde kahkaha attı ve onu zorlamadı: “ Tılsım yapımının yanında ne yapmayı planlıyorsun?”

Chen Xi konuşmadan önce bir an düşündü: “Doğal olarak daha fazla kazandıran daha iyi bir şey...”

Bai Wanqing “Oh” dedi. Biraz düşündü ve bir anda gözlerinde bir ateş yandı: “Berrak Nehir Restoranı’na gelmeye ne dersin? Tılsım yapımında yetenekli değil misin? Ruh Alevini kontrol etmeyi öğrenirsen işler daha kolay olur. Bu güne kadar daha hiç öğrenci almamış ve öğrenci ihtiyacı olan bir şef tanıyorum. Bunu denemeye ne dersin?  Ruh Şefi çırağı olduğunda günde 30 ruh taşı kazanman zor değil. Eğer kendi başına yemek yapabilirsen, bundan daha fazlasını bile kazanabilirsin.” 

 

Chen Xi çekinerek “Şef mi?” dedi.

Bai Wanqing gülümseyen yüzünü kızmış gibi yaptı: “ Sakın ruh şeflerine yukarıdan bakma. Ruh şeflerinin pişirdikleri yemekler lezzetli olmakla kalmıyorlar aynı zamanda çok yararlı yan etkilere sahipler. Örneğin, Tao temelini dengeleme, Ruh Özü’nü güçlendirme, yaraları iyileştirme… Refahı yüksek ve güçlü olan her klanın kendilerine ait servis yapacak bir ruh şefi var ve statü olarak tılsım ustalarından en ufak farkları yok.”

Chen Xi irkildi: “ O zaman ruh şefleri simyacılara aşırı derecede benzemiyorlar mı?

Bai Wanqing kahkaha attı: “ Kesinlikle, ikisi de malzemelerin tıbbi özelliklerini çok iyi bir şekilde bilmek zorunda ve ikisi de ruh alevinin kontrolünü iyi bilmek zorunda. Elbette ikisinin de farklı olduğu noktalar mevcut. Bir ruh şefi ilk olarak yemeğin tadına önem verir. Yemeğin yarattığı etki onu destekleyicidir. Ama bir simyacı ilk olarak etkiye önem verir ve tadını hiçbir zaman göz önünde bulundurmaz. Eğer hangisi diğerinden üstün dersen de, bu bakış açısına göre değişir.”

Chen Xi olanları bir anda anladı ve karar verdi: “ O zaman şansımı deneyeceğim.”

Bai Wanqing mutlu bir şekilde gülümsedi: “ Kesinlikle iyi olacaksın. Tılsım yapımıyla uğraşmak bilek gücü gerektiriyor. Kepçeyi kullanmak ve malzemeleri kesmekte bilek gücü gerektiriyor. Mürekkebin karışımının dengede olması gerektiği gibi yemekte de malzemelerin dengede olması gerekiyor. Dikkat etmen gereken tek şey ise ruh alevleri ama sen çoktan yıllar boyunca tılsım çiziyorsun ve kesin bir kontrole sahipsin. Bu yüzden ruh alevini kontrol etmek senin için hiç zor olmamalı.”

Chen Xi yine de Bai Wanqing’in kendisini bu kadar tutacağını düşünemedi ve istemsiz bir şekilde utandı. Sadece birkaç ilk seviye basit tılsım çizebiliyorken, tılsım yapımında nasıl deneyimli olabilirdi ki?

“Hadi gidelim, seni şimdi oraya götüreceğim.” Bai Wanqing kesin bir dille söyledi.

“ Uh, şimdi mi?” Chen Xi son derece iki arada bir derede kalmıştı. Bai Wanqing’e daha küçük kardeşini Sisli Çam Enstitüsü ne soktuğu için teşekkür bile edemeden şimdi de kendisi ona zahmet çıkarıyordu.  Yüzü kalın biri olsa bile, şu anda bu durumu utandırıcı buldu.

Bai Wanqing bir anlığına sersemledi ve önünde utanç içinde duran gence bakarken çok şaşırdı. Chen Xi’nin yüz ifadesinin değiştiğine ilk defa şahit oluyordu ve o şu anda hep sergilemiş olduğu sert ve temkinli auradan çok uzaktı.

Kadın istemsiz bir şekilde içten içe duygulandı: “Eğer hayat onu zorlamasaydı, Chen Xi şu anda neşeli ve iyimser biri olabilirdi değil mi? Yoksa ailesinin yaşamını devam ettirebilmek için bu sabit yüzü başka nasıl tutabilirdi ki?”

Berrak Nehir Restoranı nehir kenarına inşa edilip, inşaası harikulade stilde incelikli ve zarif bir şekilde yapılmıştı. 3 yaprak ruh şefleri kişisel olarak yemek yapmak için buraya geliyordu. Sisli Çam Şehri’nde 1 numaralı restoran olma ününü hak ediyordu.

Bai Wanqing Berrak Nehir Restoranında mutfak asistanıydı ve malzeme satın alımında uzmandı. Berrak Nehir Restoranı’nın arka mutfağı restoranın arka kısmında bulunuyordu ve 330 metrelik alan içerisinde sıra sıra temiz ve parlak ocaklara sahipti. Taze alınış Ruh Kuşlarının parçaları, kaynak canavarı etleri, ruh enerjisi içeren tanecikler, şişeler ve egzotik baharatlar içeren kutular… Gurme lezzetler ile alakalı düzenli bir biçimde konmuş birçok malzeme mutfağı dolduruyordu.

Çıraklar mutfağın her köşesinde bir şey ile meşguldü. Kimisi ruh alevleriyle tuzlanmış etleri tütsülüyordu, kimisi bıçakla bir şeyler soyuyor, kesiyor ve baharat karışımı hazırlıyordu. Ocakların yanında çeşitli renklerde ruh alevi parçaları dışarıya doğru fışkırıyordu ve genç ruh şefi çırakları kepçeleriyle yarı pişmiş durumda olan yemekleriyle ilgileniyordu.

Chen Xi, Bai Wanqing’in arkasından onu izleyerek ilerliyordu ve arka mutfağa girdiğinde karşılaştığı manzara karşısında istemsizce içten içe şok oldu. Bu boyutta bir mutfağı ilk defa görüyordu.

“Hadi, biz 2. Kata gidiyoruz.” zaman kaybetmeden Bai Wanqing Chen Xi’yi merdivenlere doğru götürüp ve 2. kata doğru çıkmaya başladı. 

“ İlk kat malzemeleri hazırlamak içindi ve 2. Kat ise gurme lezzetlerin hazırladığı yer.” Bai Wanqing yürürken açıklama yapıyordu: “Konuştuğum ruh şefinin soyadı Ma ve herkes onu yaşlı adam Ma diye çağırır. Karakteri biraz gariptir ama çok kibardır. Onu gördüğünde yeteneklerini güzelce göstersen iyi olur.”

 

Chen Xi sessizce kafasını salladı.

“Küçük Bai? Neden arkamdan konuşuyorsun küçük kız? Dikkatli ol yoksa patrona seni kovmasını söylerim.” 2. Katta boğuk ve duyulunca insanın hoşuna gitmeyen bir ses duyuldu. Öfkeli ve şakacı bir tondaydı.

Küçük Bai…

Chen Xi, Bai Wanqing’e küçük bir bakış attı ve kalbinde garip bir his oluştu. Bai teyzenin kızı çoktan 6 yaşındaydı ve bu adam ona Küçük Bai diye sesleniyordu. Kısaca bu adam nasıl davranılacağını bilmiyordu.

Bai Wanqing, Chen Xi’ nin bakışlarını gizlice fark etti ve içinde utanma ve öfke hissetti. Eğer bunu daha önceden bilseydi Chen Xi’yi buraya getirmezdi. Ama daha önceden yaşlı adam Ma’nın nasıl biri olduğunu söylediği için bunu düşünmeyi bıraktı.

Chen Xi’nin kapıyı itmesine izin verdi ve içeriye girdiklerinde karşılaştıkları manzara dünyadan uzak bir cennet gibiydi.

Mavi gökyüzü ipek gibiydi, bulutlar pamuk gibi ve dönerek ilerleyen yolun etrafı çiçekler ve ağlarla doluydu. Yerler kalın çimen kaplıydı.  Yolun sonunda son derece etkileyici yeşim yeşili, bambudan yapılmış Yeşil Çam ağaçları ve Erz ağaçları arasına gizlenmiş bir çardak bulunuyordu.

“İllüzyon Formasyonu!”

Chen Xi bir anlığına etrafa baktı ve anladı. Yanındaki her şey illüzyon formasyonuydu.

“Manzara gerçek gibi capcanlıydı. Bu tarz bir illüzyon formasyonu büyük bir ihtimalle illüzyon formasyonlarında becerikli olan Büyük Tılsım Formasyon Ustası tarafından yerleştirilmiş olmalıydı değil mi?”

Sonsuz merak içerisindeki Chen Xi, kalbini havadaki hoş kokan çiçek ve ağaçlara kaptırdı. Sadece 9. Seviye tılsım ustasına Tılsım Formasyon Ustası denebiliyordu. Şu anda o sadece 1. Seviye tılsım ustasıydı ve bu seviyeye ulaşabilecek miydi çok merak ediyordu.

“ Bu bir Yeşimgök Çiçek Formasyonu. Aslında düşük seviyeli bir formasyon ama içerisinde hayatı tehdit eden tehlikeler barındırıyor. Dikkatlice beni takip et ve kafana göre hareket etme. “Bai Wanqing dönen yolda ilerlemeden önce onu uyardı.

Chen Xi’nin kalbi bir anlığına hopladı. Bai Wanqing’i adım adım takip ediyor ve bir kere bile dikkatsizce hareket etmiyordu. 

Tılsım ustaları, yaptıkları tılsımlara göre 9 seviyeye ayrılıyordu. 9. Seviyenin üzerindeki tılsım ustaları “Tılsım Formasyon Ustası” olarak çağırılıyordu ve oluşturdukları tılsım formasyonları düşük seviye, orta seviye ve yüksek seviye olarak 3’e ayrılıyordu.

Chen Xi’nin bilgisine göre herhangi seviyedeki bir illüzyon formasyonu Mor Saray Alemindeki bir gelişimcinin kendi sınırları dışına tek bir adım atamaması için yeterliydi. Şu anda yanında duran Yeşimgök Çiçek Formasyonu şüphesiz korkunç derecede ölümcüldü. Düşünmeden nasıl hareket edebilirdi.

Bambudan yapılmış olan çardağa adımını attığında etrafındaki manzara birden değişti. İçinde bulundu odanın her yanı oldukça sadeydi ve içerisinde sadece 3 tane ocak bulunuyordu. Şu anda gözünün önündeki alanın biraz önce içinden geçtiği güzel mutfak ile uzaktan yakından alakası yoktu.

O an odada yaşlı bir adam, genç bir adam ve kadın ocakların yanında becerikli hareketlerle yemek pişiriyordu. Ağacın arkasında da sanki canlıymış gibi duran bir kukla, elinde yuvarlak bir tepsi tutuyordu. Tepsinin üzerinde çeşit çeşit malzemeler bulunuyordu.

Yankılanan ıslık sesiyle beraber ocağın arkasında duran adam kafasını kaldırdı ve Bai Wanqing’e genişçe gülerek selam verdi: “ Selam, tatlı kadın Bai.”

Bu uzun boylu ve yakışıklı adam bir beyefendi gibi giyinmişti. Parlayan gözlere ve kılıç şeklinde iki kaşa sahipti.  Ağzının köşesi yukarıya doğru kıvrılmış ve yüzünde çekici bir gülümseme vardı.

“Ne kadar yakışıklı bir genç! Onun yanında büyük kız kardeşin salyaları akıyor. Mmmm… küçük kız kardeş Wanqing o senin sevgilin mi?”  Öbür ocağın arkasında, üzerinde çok seksi duran kırmızı elbisesiyle, büyüleyici bir kadın kafasını kaldırdı. Kadının ateşli ve zarif fiziği, yumuşak ve dik göğüsleri vardı. Sulanmış gözleri sanki çiçek açan bir şeftalinin taç yaprağı gibiydi. Büyüleyici ve güzel yüzüyle Chen Xi’ye doğru bakarken, yüzünde çekici bir gülümseme taşıyordu.

Son ocağın yanındaysa da, zayıf ve maymuna benzeyen yaşlı bir adam kepçesini sallayarak bağırdı. “İşinize dönün!”

Sesi duyduktan sonra yakışıklı adamın ve çekici kadının vücudu titredi ve hızlı bir şekilde işlerinin başına döndüler. Görünüşe göre son derece itaatkârlardı…