Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

21. Bölüm Garip Savaş

Çevirmen: T4icho / Editor: Momental

 

Gecenin karanlığı çöktü.

Lou Chong’un sabrı yavaş yavaş tükenmeye başladı ve bakışlarını küçük prensese çevirdi, kalbinde Chen Xi’ye karşı olan öfke de yavaş yavaş büyüyordu.

“Bu çirkin herif neden hala evine dönmedi?”

Luo Chong’un sabrı azalırken, gökyüzünün kararmaya başladığını gördü ancak hala Chen Xi’den tek bir iz bile yoktu. Küçük prensesi alıp buradan ayrılmayı düşündü.

Ancak o anda uzaklardan son derece gizlenmiş bir şekilde öldürme arzusu gelmeye başladı.

Hmm?”  Luo Chong aniden kafasını kaldırdı ve karşısında gecenin karanlığına karışmış ve aniden bu tarafa doğru ölüm arzusu yayarak gelen 3 kişiyi gördü. Yayılan öldürme arzusu bir anda kalbine işledi.

Sisli Çam Şehri içerisinde şiddet uygulamak,  Generalin Ofisi tarafından yasaklanmıştı. Eğer bu kuralı ihlal eden olursa, hiçbir ayrıcalık yapılmadan direkt olarak gelişimi sakatlanır ve şehirden atılırdı. Generalin Ofisinin emri altında bir numaralı uzman olarak geçen bu yıllarda Luo Chong, Generalin Ofisinin muhafızlarını gece ve günüz devriyede gezmeleri ve şehri korumaları için yönetmişti. Tek amaç bölgedeki güvenliği sağlamak ve barışı korumaktı.

Şu anda, 3 suikastçı Sisli Çam Şehri’nin gecekondu mahallesinde ortaya çıktı. Bu olay tamamen Generalin Ofisinin onurunu lekelemek demekti!

Luo Chong’u asıl öfkelendiren şey ise bu üç suikastçının bulundukları yere gizli bir şekilde sokulmuş olmalarıydı ve yanında da küçük prenses bulunuyordu. Eğer hedefleri küçük prenses o zaman…  Küçük prensesin yaşamı büyük tehlike altındaydı ve bunun sonuçları tahmin edilemeyecek kadar büyüktü!

“Sadece Generalin Ofisi’nin onurunu zedelemekle kalmıyorsunuz aynı zamanda küçük prensese zarar vermek istiyorsunuz. Eğer sizi öldürmezsem ben, Luo Chong, generale karşı nasıl yüzüm olur?” Luo Chong derin bir nefes aldı ve göğsündeki öldürme arzusu limitlerine kadar kaynamaya başladı.

Ancak gözleri son derece sakindi ve kendisini bir köşede gölgelerin arasına sakladı, varlığı karanlığa karışarak son derece ustaca, birisinin onun fark etmesine imkân tanımayacak şekilde gizlendi. Ellerinde mürekkep gibi kapkara bir süvari kılıcı belirdi.

Gizlilik ve Suikast Taosu kesinlikle gecenin kralıydı!

Müdür Wu uzakta durarak Li Han, Li Feng ve Li Zhan’ın gecenin içerisinde gizlice kaybolmasına baktı. Onları tamamen hissedememeye başladığı anda ise içten içe hayranlık duygusu hissetti.

“Mmm, şu görev bittiğinde onları güzelce geliştirmeliyim. Gelecekte işime yarayabilirler.”  Müdür Wu çok uzakta bulunan eski eve bakarak kısaca karar verdi.

Müdür Wu’nun morali son derece bozuktu ve Chen Xi’nin Chen Hao’yu ve o kadını tam yakalamışken kaçırmasını düşünüyordu. Bu zamana kadar Chen Xi’nin gelişiminin sessizce nasıl sakatlanacağını düşünürken, kalbindeki tüm tatminsizlik bir anda silindi.

Sisli Çam Şehrinde çoktan kötü şöhret sahibi olan uğursuzun gelişimi sonunda sakatlanacaktı ve tam bir çöp parçası haline gelecekti. Bundan daha güzel bir manzara olamazdı!

Bunun üzerinden daha fazla düşündükçe daha da heyecanlandı ve rahatlama hissiyle beraber Müdür Wu’nun zayıflamış yüzünde ahlaksız bir gülümseme oluştu.

Om!

Çok uzakta düşük ve kulak delici bir ses sanki ipek bir kumaşı yırtarmışçasına etrafa yayıldı. Beraberinde gökyüzüne doğru şelaleye benzer güzel, siyah bir ışık fışkırdı.

“Neler oluyor?”

Müdür Wu irkildi, daha sonrada bir evin üzerine zıplayıp ileriye doğru baktı.

Bir sonraki anda keyfi yerinde olan yüz ifadesi bir anda dondu.

Uzun fizikli birisi gökyüzünün ortasında duruyordu ve üzerinde mor bir elbise bulunuyordu. Elinde ince ve uzun bir süvari kılıcı tutuyordu. Havada bekleye uzun fizikli kişinin altındaki evin üzerinde bulunan, Li klanından gelen 3 kardeş tamamen simsiyah giyinmişlerdi ve sadece gözleri gözüküyordu.

“ İmha Kılıcı! Luo Chong!”  gözleri karşısındaki adama doğru bakarken konuştu.  Müdür Wu onun kim olduğunu fark etti ve üçgen gözleri bir anda şaşkınlık ve dehşet ile doldu.

 

Luo Chong Sisli Çam Şehrinde uzun ve dar süvari kılıcı kullanan tek gelişimciydi ve bulunan tüm süvari kılıçları içerisinde Luo Chong’un İmha Kılıcı aralarındaki en kalitelisiydi.

 En önemlisi de Luo Chong’un gelişimine akıl erdirilemiyordu ve o General Qin’in emrindeki bir numaralı ustaydı, Generalin Ofisi’nin en yüce şerefini temsil ediyordu!

“Şerefsizler! Size sadece lanet olası Chen Xi’nin gelişimini sakatlamanızı söyledim, böylesine lanetli bir varlığın- Luo Chong’un- ilgisini nasıl çektiniz? Neler oluyor?”

Müdür Wu biraz önce sahip olduğu rahat tavrından tamamen yoksundu. O anda kalbi sınırsız bir şekilde acı ve dehşet içerisindeydi, zayıflamış yüzü kasvetli ve çirkin bir hal aldı.

“Bu böyle olmayacak!  İlerlemeli ve onları uyarmalıyım. Saldırmadıkları sürece müzakereye her zaman yer vardır. Aksi halde Luo Chong’a karşı koymak, Generalin Ofisine karşı koymak demek. O zaman benim Li Klanım Sisli Çam Şehrinde yaşamaya nasıl yer bulur?” Müdür Wu derince bir nefes aldı ve kalbinde hissettiği dehşeti bastırdı. Tam onları durdurmak için ileriye doğru hareketleniyordu ki, daha harekete bile geçemeden olaylar birden agresifleşti ve her şey bir anda olup sonlandı.

“Keng!” düşük, derin ve patlayıcı bir ses ileride yankılandı.  Li Han’ın grubu havada duran Luo Chongla çarpışmadan önce kılıçlarını kınından çıkardı.

O anda, içinde bir parça umut olan Müdür Wu’nun tüm umutları paramparça oldu. Gözleri boş bakıyordu ve ümitsiz bir şekilde kendi kendine mırıldandı: “ Bu dünyada bu üç kardeşten daha geri zekâlı başka hiç kimseyi tanımadım. O Luo Chong! Gözleriniz kıçınızda mı sizin? Luo Chong’u bilmeseniz bile saldırmadan önce selamlamanız sizi öldürür mü?”

“Ah!” o anda gecenin karanlığında acı feryatlar yankılandı ve bir süre sonra ses aniden kesildi.

Müdür Wu’nun kalbi ürperdi ve kafasını kaldırdığında havada uçan, kan içinde kalmış üç kafa gördü. Yere çakılıp, çamur içindeki kemik parçalarına dönüşmeden önce de havada çok güzel bir yay oluşturdular.

“Her şey bitti… Görevimiz bu üç salak yüzünden tamamen berbat oldu…” Müdür Wu korkmuş bir şekilde mırıldandı ve bir saniye bile kaybetmeden arkasını dönüp çılgınca geriye doğru uçmaya başladı. Telaşla geriye dönerken de içinden, anne ve babasının o doğduğunda ona iki tane daha bacak vermesini diliyordu.

Luo Chong havada asılı dururken- önünde duran 3 cesede bir an bile ilgi göstermiyormuşçasına- ileride panik içerisinde kaçan kişiye bakıyordu. Ağzının kenarları istemsiz bir şekilde alay edercesine kıvrıldı.

Li Han’ın başı çektiği bu üçlü gurubun dışında ileride gizlenmiş bir kişiyi daha hissetti. Bu kişiyi biraz ölçüp biçtikten sonra onun Li Klanından Müdür Wu olduğunu anladı ve her şey bir anda anlamlı hale geldi.

1 ay önce Li klanından genç usta, Chen Hao ile sokak ortasında kavga etmişti ve bu Generalin Ofisine rapor edildi. Li klanı ile olan ilişkilerini zedelememek adına General Qin, Li klanına suçları karşısında büyük bir bedel ödemelerini emretti.

Luo Chong Li klanının bu durumu hazmedemeyeceğini kesin olarak tahmin edebiliyordu. Beklendiği gibi Müdür Wu ve üç suikastçı Chen Xi’nin evinin yakınlarında ortaya çıkmışlardı ve bu olay düşüncesini tamamen doğruluyordu.

Buraya kadar düşününce Luo Chong, hem çok öfkeliydi hem de bu durumdan memnuniyet duyuyordu. Aslında o bu insanların Küçük Prenses Qin Hongmian için geldiklerini düşünüyordu ancak beklenmeyen bir şekilde onlar Chen Xi için gelmişlerdi ve oda onlarla karşı karşıya kalmıştı. Tanrının kaderi gerçekten de insanı aptallaştırıyordu.

Luo Chong Chen Xi’nin evine geri döndü ve merdivenlerde kollarının dizlerinin etrafına sararak oturan Qin Hongmian’ı gördü. “Hanımım, hadi gidin artık. Eğer geri dönmez ve kalmaya devam ederseniz, General sizin için endişelenecek.”

“Ben onun için burada beklemek istiyorum. Eğer o tılsımların işaret yapılarını görmezsem gece asla mışıl mışıl uyuyamam.” Qin Hongmian kafasını iki yana salladı, temiz ve güzel küçük yüzü sabit ve inatçı bir ifade taşıyordu.

Luo Chong, Qin Hongmian’ın duygularına karşı gelmeye cesaret etmedi ve pes etti. Anca kalbinde Chen Xi’ye karşı çok daha fazla öfke taşıyordu çünkü kendini Chen Xi’nin evini koruyan bir bekçi gibi hissediyordu.

 

——

“Geçen yarım ay boyunca Berrak Nehir Restoranında kaldım ve bugün sadece eve gitmeyi planladım. Bunun haberini kim almış olabilir ve gölgelerin arkasından bana baskın yapabilir ki?

Li klanının üyelerinden birileri olabilir mi?”

Çevresinde dönen öfkeli ve keskin aura yı hisseden Chen Xi’nin sinirleri gerildi ve çevresinde olan hareketliliklere odaklandı. Zihninde hızlıca düşündü.

Whoosh!                 

Gökyüzünde bir anda bir kılıcın ışığı etrafa uğultu yayarak ortaya çıktı.

Gölgelerin arkasına saklanan bir düşman en tehlikelisiydi ama kılıcın ışığını gördüğünde Chen Xi’nin gerilmiş olan sinirleri biraz gevşedi. Düşman kendini belli etmişti yani şu anda gizliden gelecek bir saldırıya karşı sessizce mücadele etmesine gerek yoktu.

Yine de şu anda dikkatsiz olmaya cesaret edemiyordu. Yoğun kılıç ışığı katı bir forma dönüştü ve tüm gücünü bir noktaya topladı. Şu anda 8. seviye Yaratılış Âlemine yükselmiş ve vücut saflaştırma tekniği Esnek Su Yıldızı Uğursuz Ki’sini kullanıp tendonlarını yoğurabilse de, karşısında ortaya çıkan kılıcın ışığının üzerindeki saf ve keskin auraya karşı kendi üzerinde büyük bir tehdit hissediyordu.

“Düşman çok zorlu biri, korkarım ki bende aşağıda birsi değil!”

Chen Xi hızlıca sol adımını atmaktan çekinmedi ve vücudu bir anda kendi ekseni etrafında hoş gözükmeyen bir biçimde başka bir tarafa doğru döndü. Tam o anda çekildiği noktaya gelen kılıç ışığı atağını son anda savurmayı başardı.

Clang!

Bununla beraber kınına giren kılıç sesi ortaya çıktı ve ortamda bulunan keskin kılıç ışığı bir anda ortadan kayboldu.

“Eğitmen Meg Kong, sana söyledim değil mi? Gizli bir atak olsa bile abimi yenemeyeceğimi söylemedim mi?” Chen Xi kulağına çalınan tanıdık sesle beraber bir kalp çarpıntısı yaşadı ve kafasını kaldırdığında yan tarafta bulunan ara sokaktan Chen Hao’nun aniden ortaya çıktığını gördü.

Chen Hoa onun yanında ise 6 yıldız Mor Köşk Âlemi ustası ve Sisli Çam Şehrinin bir numaralı kılıç gelişimcisi olarak nam salmış Meng Kong vardı!

“Abi, bana kızmayacaksın değil mi?” Chen Hao itaatkâr bir tavırla Chen Xi’nin yanına geldi ve olanları anlattı: “Eğitmen Meng Kong’un dediğine göre bu ayki ilerlemem alışılmışın dışında ve yüksek seviyeyi geçip bütünleşmiş seviyeye ulaştı. Bu durumda seni yenebilmem gerekiyordu. Ama beklenmeyen bir şekilde…”

Chen Xi kardeşinin omzuna dostça vurdu ve nazik bir sesle: “ Açıklamana gerek yok, gelişim güzel bir şeydir. Ama benim üzerimde antrenman yapma bir daha, beni anladın mı?”

Chen Hao çevik bir şekilde kafasını salladı: “Tamam.”

“Senin gelişimin ilerledi mi?” Meng Kong aniden konuştu, sabit yüzü bir anda şaşkınlıkla doldu.

Chen Hao’nun biraz önce yaptıkları aslında onun önerisi değildi. Ancak, daha öncelerinde Chen Hao’nun şu anki gücüyle Chen Xi’yi kesinlikle yenebileceğini söylemişti.

Bu tarz bir fikri vardı çünkü daha öncesinde Chen Xi’yi kontrol ettiğinde o, 3. Seviye Yaratılış Âleminde’ydi ve görünüşe göre Chen Xi savaşta uzman birisi değildi.

Oysaki Chen Hao’nun durumu çok farklıydı. Bu küçük adam şüphesiz ki nadir bir kılıç gelişim dehasıydı. Sisli Çam Enstitüsündeki geçen bir ayda, sadece bütünleşmiş seviyeye geçmekle kalmadı ayrıca bir ay da iki seviye atlayarak 3. seviye Yaratılış Âlemine ulaştı. Bu durum, abisini yenmek için gayet yeterliydi.

Ancak beklenmeyen bir şekilde Chen Hao’nun saldırısı normalde başarılı olabilecekken, Chen Xi tarafından kolayca savuşturuldu ve bu durum Meng Kong un ilgisini ve merakını çekti.

“Gelişimim gerçekten de 8. seviye Yaratılış Âleminde.” Chen Xi cevapladı. Eğitmen Meng Kong Chen Hao’nun kılıç gelişim ustasıydı ve Bai Wanqing ile özel bir ilişkisi vardı. Bu yüzden gelişimindeki ilerlemeyi Meng Kong ile paylaşmasında bir sakınca görmüyordu.

“8. seviye Yaratılış Âlemi mi?” Abi! Çok zorlu birisin!” Chen Hao ağzını açtı ve ufak yüzü hayranlıkla doldu.

“ 1 ay içerisinde başarılı bir şekilde 5 seviye atlamak mı?” Meng Kong artık sakinliğini koruyamamaya başladı. Chen Xi’ye doğru sanki bir ucubeye bakıyormuşçasına garip bakışlarla baktı.