Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

25. Bölüm Heybetli Yıkım Yumruğu

Çevirmen: Peks / Editor: T4icho

 

Ji Yu, Chen Xi’nin bakışlarına aldırmadan elini salladı ve yanında zümrüt yeşili bir sandalye belirdi. Daha sonra da belinin üzerinde oturdu ve elinde gökmavisi renkte su kabağından yapılmış bir şişe ortaya çıktı. Şişenin içerisinden dışarıya doğru çok hoş kokular yayılıyordu ve koku odayı doldurdu.

Koltuğunda tembelce otururken elindeki şişeyi ağzına dikti, iki üç yudum aldıktan sonra zevk alırcasına iç çekti: “İnsan şekline döndükten sonra geçmişte zevk alamadığım birçok şeyden zevk almaya başladım.”

“Efendim, şarap içmeyi seviyor musunuz?” Chen Xi sordu.

“Yanlış. Ben güzel şarap içerim.” Ji Yu onu düzeltti ve zayıfça gülümsedi. “Ben sadece güzel şarap içmeyi sevmem aynı zamanda güzel yemek yemeyi de severim. Eğer bana rüşvet vermek istiyorsan bu iki şeyi karşılayabilirsin. Başarılı olma şansın çok yüksek.”

Chen Xi, utanmış hissederken zar zor konuştu: “ Aşçılık sanatlarında daha çok yeniyim.  Şu anda seviyem iyi ruh şeflerinden aşağıda olsa da size garanti verebilirim ki ileride sizi tatmin edecek çok güzel yemekler yapacağım. Güzel bir şarap içinse Sisli Çam Şehri’nde Sarhoş Çam Şarabı adında bir şarap var. Bu şarap hem ağzı dolduruyor hem de çok yumuşak bir tadı var. İnanıyorum ki bu şarap sizi tatmin edecektir.”

Ji Yu, bu duruma hiç şaşırmadı ve kafasını sallayarak konuştu: ” Senin aşçılık yeteneklerinin iyi olduğunu bildiğimden burada ortaya çıkabilirim. Normalde ustamı takip edip dünyayı fethetmek için hayatım boyunca savaşırken hiçbir alışkanlığım yoktu ama şu güzel yemek alışkanlığından bir türlü vazgeçemedim.”

“Demek bu şekilde!”

Chen Xi sonunda aydınlanmıştı. Ancak Ji Yu’nun onun gelişimi için ortaya çıkmasından ziyada güzel şarap ve yemek için ortaya çıktığını duyunca bu duruma gülse mi ağlasa mı bilemedi.

“Kıdemli Ji Yu, ne yemek istersiniz?”

“Fırınlanmış Et!”

“Tamam!” Chen Xi ayağa kalktı ve karşısındaki malzemelere doğru ilerledi. Daha sonra aralarından birkaç kaynak canavarı eti aldı. Malzemelerin görünüşü çok güzeldi.

“Fırınlanmış etin güzel mükemmel bir tatta olabilmesi için etin çok “taze” olması gerekliydi. O elindeki ölü şeylerin görünüşü kabul edilemez. Seni bir yere götüreceğim.” Ji Yu fırınlanmış etten bahsedince aniden zümrüt yeşili sandalyesinden ayağa kalktı.  Gözleri parlarken aynı anda mırıldanmaya başladı, bir sonraki anda kendilerini bir ormanın içinde buldular.

Chen Xi etrafına baktı ve şaşkınlık içerisinde konuştu: “Burası Güneyin Acımasız Dağ Bölgesi değil mi?”

Gece kör karanlık altında sayısız büyük ağaç antik çağların onurlu savaşçılarına benziyordu. Dolgun gövdeleri, zengin yaprakları ve upuzun uzanan dallarıyla heybetli bir havaları vardı. Ağaçların üzerinde ürkütücü asmalar bulunuyordu ve bu asmalardan pitonlar aşağıya doğru sarkıyordu. Etraftaki tüm bu yaprak ve dallar dolayısıyla karşıdaki dağ ucu ucuna görünüyordu.

Roar!

Uzak bir noktadan bir kaynak canavarının kükremesi duyuldu ve tehlikeli bir aura etrafa yayıldı.

Bang!

Ji Yu havada belirdi, elini salladı ve 500 kilo ağırlığındaki Mavi Saçlı Vahşi Domuz’un yere düşmesine neden oldu. Son anlarında hayvan acı içerisinde uludu.

“Çabuk ol ve eti hemen fırınla!” konuştuktan sonra Ji Yu yine sandalyesine oturdu ve eline bir şişe alıp şarabından ağız dolusu içmeye başladı.  Yüzünde gevşemiş ve zevk içerisinde olduğu belli olan bir ifade vardı. Tehlikeli kaynak canavarı da arkasında alt üst olmuş bir şekilde yatıyordu.

Chen Xi hiçbir tepki göstermeden ilerledi ve eline bıçağını alarak Mavi Saçlı Vahşi Domuz’u hazırlamaya başladı.

Hiss hiss!

Çok geçmeden kamp ateş yandı ve etin üzerinden yağ damlaları damlamaya başladı. Damlayan yağ damlaları ateşte bu sesin çıkmasına sebep oluyordu. Etrafa yayılan muhteşem et kokusu ağızların sulanmasına neden oluyordu.

“Mmm, kim bilir kaç yıldan sonra sonunda fırınlanmış eti tadabileceğim!” Ji Yu daha fazla kendini tutamadı ve sandalyesinden uzanarak bir parça pişen etten koparıp büyük parçalar halinde çiğnemeye başladı. Şu anda duygu patlaması yaşıyor ve sürekli iç geçiriyordu.

Chen Xi gördükleri karşısında son derece mutluydu. Mavi Saçlı Vahşi Domuzun etinin ruh enerjisi kombinasyonundaki probleme çok fazla dikkat etmemişti. Şu anda tek amacı da yemeğin tadıyla Ji Yu’nun damak zevkine göre lezzetli bir yemek yapmaktı.

“Yumruk tekniği gelişimine başla hemen. Doğal pozisyonunu al, özünün ve ruhunun enerjisini gökyüzü ve yeryüzü arasındaki gibi bir uyuma sok. Bu yumruk ve tekme yeteneklerinde en iyi gelişim yoludur. Gelişmek için bir odaya saklanmak sana bu etkiyi yaratmaz.” Ji Yu üzerindeki büyük tatminlik hissiyle etini yedi ve şarabını içti. Bu sırada Chen Xi’ye verdiği bilgilerden tek bir tanesini bile saklama gereği duymadı.

Chen Xi’nin asıl istediği şey de zaten tam buydu. Boş bir yer buldu ve Büyük Heybetli Yıkım Yumruğu tekniğine çalışmaya başlamadan önce yere bağdaş kurarak oturdu.

Heybetli Yıkım Yumruğu, temel savaş yeteneği ve yumruk gücünün gergin bir ok gibi ilerlemesi ve gök gürültüsü gibi patlamasından oluşuyordu.

“Gerilmiş bir ok gibi hareket etmek”  bu, birikime dayalı bir güç yöntemiydi. Vücut sanki biriktirilen enerjiyi gerilmiş bir ok gibi  tüm eklem noktalarına iletiyordu.

“Gök gürültüsü gibi patlamak” bu teknik ise gücü açığa çıkarmak için yapılandı. Bu teknikle çarpışma kuvveti stres yaratıyor ve yıldırım kadar hızlı bir şekilde dışarıya patlıyordu. Gücü açığa çıkartırken ortaya çıkan enerji yoluna çıkan her şeyi yok edebilecek güçle uygulayan kişinin vücudunu bir eksen olarak kullanıyordu. Yumrukta yoğunlaşan güçle beraber bir dağı bile yıkabiliyordun!

Dahası, Heybetli Yıkım Yumruğu Ji Yu tarafından geliştirildi ve yumruğun güç açığa çıkarma özelliği daha üst bir seviyeye ulaştı. Yumruğun gücü daha nitelikli bir şekilde değişim geçirirken temel savaş yetenekleri de sınırlarını aşarak yüksek bir seviyeye ulaştı!

Chen Xi’nin anladığına göre savaş yeteneklerinde gelişim; basit seviye, ileri seviye ve bütünleşmiş seviye olarak ayrılmaktaydı. Bu basitçe düşük seviye, orta seviye ve yüksek seviyeye denk geliyordu.

Heybetli Yıkım Yumruğunu ele alırsak aslında o bir temel savaş yeteneğiydi ve eğer mükemmeliyete ulaştırılacak kadar geliştirilirse Chen Xi kısaca Savaş Tao’sunda basit seviye üzerinde ustalaşmış oluyordu. Eğer Chen Xi ileri seviyeye ulaşmak istiyorsa kendisine orta seviye bir savaş yeteneği geliştirmesi gerekiyordu.

Ancak bu dünyada şok edici seviyede doğal yeteneğe sahip, kendi kavrama yetilerine güvenen ve temel savaş yetenekleri bile yüksek seviye Savaş Tao’suna denk olacak insanlar vardı ama bu insanlar iki elin parmağı kadar nadirdi. Şu andaki gelişim dünyasında eğer birinin cebi doluysa ya da gizli ve derin kaynaklara sahip bir tarikata mensupsa o kişi hiçbir çaba harcamadan yüksek seviye savaş yeteneklerine bile kolayca sahip olabiliyordu.

Bang!

 

Chen Xi Tao gelişime başladığı sırada, Ji Yu onu çağırdı ve yumruğunu karşısındaki bir kaya parçasına vurdu. Eliyle çarpışan kaya parçası bir anda küçük moloz parçaları haline geldi. Dağılan küçük parçalar sanki kedigözüne (ağaç-langon ) benziyordu ve boyutları birbirleriyle hemen hemen aynıydı. Hepsi yerde dağılmış bir yığın boncuk gibi görünüyordu.

“Bu Heybetli Yıkım Yumruğu tekniğinin ilk aşaması ve bir yumrukla karşındaki kayayı boncuğa çevirdi.”

Ji Yu daha sonra başka bir kayanın yanına geldi ve yumruğunun tek hareketiyle kaya bir anda toz yığınına dönüştü daha sonrasında etraftaki hava akımıyla beraber bu toz yığını bir ana ortadan kayboldu.

“Bu ise Heybetli Yıkım Yumruğunun ikinci aşaması, bir kayayı toz haline getirmek.”

Ji Yu tekrar başka bir kayanın yanına geldi ve bu sefer kayaya vurduğunda, kaya bir anda gökyüzünü kaplayacak kadar çok ve keskin iğnelere dönüştü. Daha sonra da elini bir kere sallamasıyla birlikte havadaki on binlerce iğne bir anda ıslık sesi çıkarıp havayı yararak yakındaki bir ağaca saplandı. Ağacın üzeri iğneler tarafından oluşturulmuş izlerle dolmuştu!

“Bu da Heybetli Yıkım Yumruğu’nun üçüncü aşaması ve bir kayayı vurduğun zaman iğne haline getiriyor.”

“Şimdi, geçen her gün ruhun biraz daha güçlü hale geliyor. Bunu geliştirmek senin için çokta zor olmamalı. Eğer Heybetli Yıkım Yumruğu’nu üçüncü aşamaya yükseltebilirsen vücudunun çevikliği ve güç açığa çıkarma tekniği Yüce Yetenekleri, Kılıç Tekniklerini ve Hareket tekniklerini geliştirmek için yeterli hale gelecektir.” konuştuktan sonra Ji Yu tekrar sandalyesine döndü ve yeme içmesine devam edip bir daha da Chen Xi’ye tek bir bakış bile atmadı.

Oysaki Chen Xi şu anda Ji Yu’nun biraz önce yapmış olduğu üç yumruk hareketiyle birlikte heyecan içerisinde kalmış ve tüm vücudu savaşma ruhuyla dolup taşmıştı. Ji Yu’yu duyduktan sonra hiç düşünmeden duruşunu aldı ve en baştan gelişmeye başladı.

Ji Yu’nun söylediği gibi Chen Xi’nin Fuxie’nin Yüce Heykeli’ni her gözlemleyişiyle birlikte ruhunun her an büyümesi ve güçlenmesi korkutucu seviyede artıyordu. Bu şartlar altında hareketteki her değişiklik ve Heybetli Yıkım Yumruğu’nun her formu sanki çağlayan bir akım gibi zihne canlı ve hatasız bir biçimde kazınıyordu.

Çok geçmeden Chen Xi, kendini yumruk tekniğine dalmış bir biçimde buldu ve etrafındaki her şey odak noktası olmaktan çıktı.

Vücudunda şiddetle akan kanın sesi, Chen Xi’nin vücudundan dışarıya zayıf bir ses çıkmasına neden oluyordu tıpkı büyük bir nehir gibi. Ancak buna karşılık olarak kalp atışları gittikçe yavaşladı.Kalp atışlarının sesi sanki bir trampete tek tek vurulması gibiydi ve ses tüm vücuda yayılıyordu.

Swooosh!

Chen Xi tam yumruk tekniğine dalmışken on binlerce yıldız arasından Gökmavi bir yıldız soğuk Esnek Su Yıldızı Uğursuz Ki’sini yeryüzüne doğru yavaş bir şekilde gönderdi. Chen Xi’nin etine, kanına ve derisinin içine doğru dökülen uğursuz Ki, vücudundaki tüm tendonları yoğurdu.

Chen Xi 3 saat sonra gözlerini açtı ve bedeniyle çevik bir şekilde zıplayarak karşısında duran kayaya yumruk attı.

Bang!

Kaya çelik gibi sertti, üzerinde sadece birkaç çatlak oluştu ve sadece bir kısmı küçük parçalara bölünüp düştü.

“Nasıl bir kayaysa… Ancak yumruğumdaki güç fark edilebilir şekilde arttı. Bu hızla ilerlersem, yedi gün içerisinde Heybetli Yıkım Yumruğu’nun ilk aşamasını bitirebilirim.”

Chen Xi yumruğunu geri çekti ve kanından gelen kükreyen sesi hissetti.  Kanı sanki tendonlarına doğru kaynar şekilde ilerliyordu ve vücudu son derece esnekti. Sanki yeşim gibiydi.  Bir anda başka bir zevkli patlama sürprizi hissetti: “Evrensel Yıldızavlayan Vücut Saflaştırma Sanatı’nın bu kadar kısa bir sürede 3. seviyeyi aşıp 4. seviyeye yükselebileceğini hayal bile edemezdim. Tüm kasları toprak ile sertleştirmek!”

Yavaş gelişim hızı Chen Xi’nin kalbinde her zaman bir düğümdü. Çünkü daha önce hiç deneyimi yoktu. O sadece Evrensel Yıldızavlayan Vücut Saflaştırma Sanatı’nı geliştiriyordu ve hiçbir zaman diğer metotların vücut gelişim hızını bu kadar hızlandırabileceğini düşünmemişti. Heybetli Yıkım Yumruğu’nu geliştirmek, ona hiç beklemediği hızda vücut gelişimi ve sertleşmesi olanağı sağlamıştı.

“Prensip aslında çok basit… Bu savaş sanatının güzelliği bu. Teknik, Savaş Tao’su gelişimini hızlandırıp seni güçlendiriyor, vücudunu besliyor ve aynı zamanda Evrenin uğursuz Ki’sini kullanarak da vücudunu sertleştiriyor.”  Ji Yu kafasını kaldırdı ve sesini değiştirmeden konuştu.

Rumble!

Chen Xi’nin karnı açlık içerisinde guruldadı. Yumruk tekniğini erkenden geliştirmek vücudundaki enerjinin çoğunu emmişti. Yanlarında yarısından biraz az kalmış Mavi Saçlı Vahşi Domuz vardı ve Chen Xi hiçbir şeyi umursamadan büyük ısırıklarla onu yemeye başladı.

“Şarap iç!” Ji Yu kafasını kaldırdı ve gök mavisi rengindeki balkabağı şişesini Chen Xi’ye fırlattı.

Chen Xi, Ji Yu’ya aldırmadan şişeyi kafasına dikti ve büyük yudumlarla lıkır lıkır içmeye başladı. Tesiri yüksek olan şarap bir anda ağzına girip yumuşak bir tat oluşturarak tazeleyici bir şekilde vücudunun her köşesine hücum etti.

Bang!

Sanki bir kaya patlamış gibiydi ve vücuduna muazzam derecede engin bir enerji yayılarak vücudun her köşesinde patlamalar yaşatıyordu ona. Sanki onlarca çeliğin, kanıyla yıkanıp tüm iç organlarını fırçalaması hissi yaratıyordu.

Chen Xi’nin yüzü aniden kıpkırmızı oldu ve tüm vücudunda ani bir acı hissi yayıldı. Her şey düzensiz bir hale geldi ve bu sürekli bir şekilde tekrar tekrar yaşanmaya devam etti.

“Ben, şarabın içindeki enerjinin çok korkutucu olduğunu unutmuşum. Bu şarap onun içmesi için uygun değildi.” Ji Yu hafifçe irkildi. Daha sonra da kafasına vurarak sesli bir şekilde bağırdı: “Çabuk ol ve gelişim tekniğini devreye sok. Zihnini ve bilincini açık tut!”

Chen Xi, bir an bile çekinmeden onun dediklerini yaparak gelişim tekniğini devreye soktu.

Bang! Bang!

Sanki kanında öfkeli bir boğa vardı. Vücudundaki her yerde, etinde ve derisinde bunu hissediyordu. Şarabın içindeki engin enerji kontrol edilemez biçimde dönüştü. Dahası her şey çok sıcaktı ve tahammül etmek çok zordu. Chen Xi, direnme isteği sayesinde bu acıya karşı saatlerce dayandı.

Ta ki sabahın körüne kadar...

Chen Xi ayağa kalktığında şafağın ilk ışıkları yaprakları aydınlatmaya başlamıştı.

Sabit yüzü ince, zayıftı ve vücudu uzundu. Elbisesinin altındaki kaslar yeşim gibi parlıyordu.

Sabahın gün ışığının altında Chen Xi, yeniden doğmuş gibiydi ve artık önceki gibi kırılgan bir görünüm sergilemiyordu.

Yaratılış Âlemi Vücut saflaştırması mı?” Chen Xi vücudundaki değişimleri hissetti ve kalbi güm güm çarpmaya başladı.

Çevirmen notu
Editör Notu: Yarın ve cumartesi bir sıkıntı olmazsa 15 bölüm sözümün kalan kısımlarını paylasacağım. İyi okumalar