Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

46. Bölüm Yeraltı Aydınlanma Yadigârı

Çevirmen: T4icho / Editor: Momental

Katliam Şehri’nin kapladığı 5,000 kilometrelik alanda sayısız miktarda ve sıra sıra inşa edilmiş, kireçtaşından evler bulunuyordu. On binlerce insan şehrin içerisinde barınabilirdi.

Şu anda Katliam Şehri’nin içerisinde 10,000’den az gelişim bulunuyordu. Şehrin içerisinde bulunan sahipsiz sayısız ev sebebiyle isteyen istediği eve girip kalabiliyordu.

Ancak gerçekler o kadar kolay değildi. Duvarların dışında bulunan sayısız kaynak canavarı gruplarından gece vakti korunabilseler de, şehrin içerisinde gelişimciler arasında olan savaşlardan kaçınmak imkânsızdı.

Bu konuda hiçbir şey yapılamazdı. Uğursuz incilerin değeri çok yüksekti ve bir kişinin elindeki varlık aslında o kişiyi mahvedebilirdi. Dışarısıyla bağlantısı kopuk olan Katliam Şehri’nde akla gelebilecek her şey olabilirdi.

Bu yüzden güvenliği sağlamak uğruna birçok insan evlerini yakınlarında uzman bir kişinin olacağı şekilde seçmeye çalışıyordu. Bir yandan, kavga patlak verirse çoğu insan kolayca fark edebilir eğer bir tanıdığın biriyse yardım da alabilirdi. Öteki taraftan, kimse kalabalık arasında oluşacak tozlu bir savaşta karmaşadan yararlanıp- savaşın sonuna kalıp- ödülü almak için hamle yapılıp yapılmayacağını garanti edemiyordu.

Katliam Şehri’ne giden tüm yol boyunca ChenXi ve gurubu bu tarz şeyleri birçok kez gördüğü için bu duruma alışıktı.

Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı artık çok farklıydı ve artık bu noktada insanlar tarafından “Uzman” olarak tanınmış insanlar elbette ki şüphesiz Mor Köşk Âlemi’nde olanlardı. Gelişimciler burada güç olarak Yaratılış Âlemi’ne kısıtlanmış olsalar da karşılaştırmak için konuşmak gerekirse, kısıtlanmış halde bile bu insanların gelişim seviyeleri en üst sıralardaydı.

Grup, içinde 100 gelişimci yaşayan bir evi geçtikten sonra bir araya toplandı. Du Qingxi düşük bir sesle Chen Xi’ye açıklama yaptı: “Bak, burada dört tane Mor Köşk Âlemi gelişimcisi var ve Güney Bölgesinden Anka Bulut Tarikatı’ndan olmalılar. Hepsinin aurası çok güçlü gözüküyor ve güçleri büyük ihtimalle Li Huai’den yüksek durumda.”

Chen Xi o tarafa doğru baktı ve baktığı yerdeki taş evin yanında 4 tane lüks elbiseler içerisinde gelişimcinin muhabbet için orada beklediğini gördü. Bu kişilerin bir tanesi iri yapılı ve orta yaşlı bir adamdı. Onun yanında zayıf, kuru bir yaşlı adam, bir genç adam ve bir genç kadın bulunuyordu. Her biri üzerlerine kızıl-mor renkte cübbe giymişti ve cübbenin üzerinde desen olarak bir Ateş Ankası’nın bulutlar arasında dans ederken ki hali işlenmişti.

“Onlarda Kılıç Ölümsüzü’nün Yeri için mi buradalar?” Chen Xi şaşırmaktan kendini alamadı. Ancak o zaman Su Jiao ve Li Huai’nin dışında burada başka Mor Köşk Âlemi’nde gelişimcisi insanların olduğunu anladı. Bu durum Kılıç Ölümsüzü’nün yerinin ne kadar önemli olduğunu belli ediyordu.

“Elbette, Anka Bulut Tarikatı’nın hiçbir şeyden korkmasına gerek yok. Ejder Gölü Şehri’ndeki sekiz büyük tarikatla karşılaştırıldığında üç büyük enstitü ve bizim altı büyük klanımız, Anka Bulut Tarikatı için sadece küçük bir güç.”

Duanmı Ze büyük bir özgüvenle konuştu ve sesinden yoğun bir şekilde üstünlük hissediliyordu. Doğduğundan beri kibirli biri olarak büyüyen birisi için bunu değiştirmek oldukça zordu.

Uzakta bulunan Anka Bulut Tarikatı’ndan olan gelişimciler muhabbet etmeyi yarıda kestiler ve Chen Xi’nin olduğu gruba doğru karanlık ifadelerle baktılar. Ancak, görünüşe göre Duanmu Ze’nin kimliğini ve diğerlerini tanıdılar ve sinirli bir şekilde baksalar bile herhangi bir kavga başlatma niyeti göstermediler.

“Hadi acele edelim.” Du Qingxi, Duanmu Ze ‘ye doğru baktı ve arkasını dönerek şehir merkezine doğru yürümeye başladı.

Katliam Şehri’nin şehir merkezinde, gökyüzüne doğru giden 5 taş kule bulunuyordu. Çevredeki düşük yükseklikte olan binalarla karşılaştırıldığında bu kuleler, cücelerin yanında duran devlere benziyorlardı ve alışılmadık bir şekilde göze çarpıyorlardı.

Chen Xi’yi asıl şaşırtan şey ise tüm bu beş kuleden de ezici boyutta aura yayılıyordu.  Tüm bu auralar Du Qinxi, Duqnmu Ze ve Song Lin’in kinden aşağı değildi ve hatta bir kaçı onları geçiyordu bile!

O anda, 3,000’den fazla gelişimci taş kulenin yanında toplanmıştı ve görünüş olarak uzaktan yoğun ve karanlık bir insan topluluğu gibi gözüküyordu. Bu yüzden de kulede oturan gelişimcilerin güçlü aurası buradan hissediliyordu ve şu kesindi ki bu gelişimciler de tanınan kişilerdi. Yoksa böylesine patlayıcı derecedeki bir manzarayı oluşturamazlardı.

Chen Xi’nin grubu da şehrin etrafında normal bir şekilde dolaştı ve şehrin merkezinde devasa bir taş ev buldular. Görünüş olarak dökük gözükse de içindeki alan çok genişti ve dördü içinde kalacak yeterince yer bulunuyordu.

Evde oturup kısa bir süre dinlendikten sonra Du Qingxi emir verdi: “Herkesin şu anda kaynak canavarı grupları tarafından taciz edileceğimiz konusunda endişelenmemize gerek olmasa bile yine de buradayken dikkatli olmamız gerekiyor. Özellikle Chen Xi, sen bugün Su Jiao’yu rencide ettin ve senin için en iyi yol başıboş bir şekilde bizden ayrı dolaşmamak olur.”

Chen Xi o sırada yemek yapmakla meşguldü ve duyduğu uyarıdan sonra onaylar bir şekilde kafasını salladı.

Bugün Li Huai ile olan savaşında onu yenmiş olsa bile fiziksel gücü ve Ruh Özü son derece tükenmiş durumdaydı. Eğer normal durumuna dönmezse istediği gibi etrafta hareket edemezdi. Du Qingxi’nin de bulunduğu üçlü grup sayesinde en azından birazda olsa güvendeydi.

Duanmu Ze yere oturmuştu ve Chen Xi’ye bakarak sordu: “Doğru, nasıl oluyor da sen bir Yeraltı Aydınlanma Yadigârı’na sahip olabiliyorsun?”

“Ben onu Büyük Mor Gergedan Canavarından aldım…”  Chen Xi detaylı bir şekilde Müdür Wu ile nasıl karşılaştığını ve canavara “haraç” olarak yemek için verilen çaresiz insanları nasıl kurtardığını ve sonunda Büyük Mor Gergedan’ı nasıl öldürdüğünü anlattı.

Eğer daha önceden bu soru sorulsaydı Chen Xi, Duanmu Ze olduğu için olayları bu kadar detaylı anlatmazdı ancak tüm yol boyunca Duanmu Ze tek bir kere birle kin güden bir davranışta bulunmadı ve üstün bir insanmış gibi aşağılayıcı bir hareket yapmadı. Bu duruma şaşırmanın yanında, gurur duymaktan kendini alamadı. Kibirli ve kendini beğenmiş olan asil doğumlu genç usta Duanmu Ze gibi birisinin başını eğerek iyi hareketlerde bulunması elbette ki Chen Xi’nin mutlu olmasına sebep olmuştu. ChenXi bunun arkasındaki nedeni biliyordu. Bunun önceki olan davranışlarından ziyade, Li Huai’yi yenerek ona gücünü kanıtlamış olmasından kaynaklandığının farkındaydı.

 Her ne yapılmış veya söylenmiş olursa olsun, zorlu bir güce sahip olmak her şeyi değiştirmeyi garanti ediyordu!

“Li Klanının sözde “haraç” olarak verdikleriyle Büyük Mor Gergedan ile dost olmaya çalışmasına şüphe yok ki, yapılan her şey Yeraltı Aydınlanma Yadigârı içindi.” Duanmu Ze olanları anladı ve kocaman bir kahkaha patlattı: “ Ve sonrasında beklenmeyen bir şekilde Yeraltı Aydınlanma Yadigârı senin tarafından alındı. Li Klanı şu anda kevgirden geçmiş gibi düşünülebilir ve tüm zamanlarını da bir hiç için boşa harcadılar.”

“Yeraltı Aydınlanma Yadigârı’nın muhteşem bir yanı falan olabilir mi acaba?” Chen Xi sordu.

Bu sefer cevaplayan Du Qingxi’ydi. Du Qingxi Chen Xi’ye doğru biraz şaşırmış bir şekilde baktı ve açıkladı: “ Bildiğini farz ediyorum ki Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı’na birçok Mor Köşk Âlemi’nde ki gelişimcisi uğursuz inci toplamaktan daha farklı amaçlarla buraya giriyor. Kılıç Ölümsüzü’nün Yeri de bu yerlerden bir tanesi. Yeraltı Aydınlanma Yadigârı, Kılıç Ölümsüzü’nün yerine girmek için gerekli olan anahtarın kendisi ve o olmazsa gelişimin ne kadar güçlü olursa olsun Kılıç Ölümsüzü’nün Yeri’ne tek bir adım bile atamazsın.”

“Kılıç Ölümsüzü’nün yeri gerçekten var mı?” Chen Xi şaşırmış bir şekilde sordu. O her zaman sözde Kılıç Ölümsüzü’nün yerinin dedikodudan ibaret olduğunu düşünüp şüpheyle bakıyordu.  O anda sahip olduğu Yeraltı Aydınlanma Yadigârı’nın, gerçekte Kılıç Ölümüsüzü’nün yerini açmak için işe yaradığını duyduğunda kalpten bir şekilde heyecanlandı.

“Kılıç Ölümsüzü!”

Bir varlığın “Ölümsüz” olarak adlandırılabilmesi için gelişim seviyesinin en azından göksel felakete karşı gelebilecek Yeryüzü Ölümsüzü Âlemi’nde ve hatta daha yüksek bir seviyede olmalıydı. Ayrıca Gökyüzü Ölümsüzü Âlemi’nde olabilmek içinde 9 seviye olan göksel felakete karşı dayanabilmeliydi.

Ancak Yeryüzü Ölümsüzü Âlemi ya da Gökyüzü Ölümsüzü Alemi’nde olsun, bu âlemde olan herhangi bir varlık son derece dehşet verici güce sahipti ve Chen Xi bu konuda ilk defa düşünüyordu. Böylesine korkutucu bir varlığın yerine girebilmek nasıl olurda Chen Xi’nin kalbinin yerinden oynamasına sebep olmazdı.

“Elbette ki böyle bir yer var. Şimdilik buradan 1 ay uzaklıkta, 3-Faktörlü Işınlanma Formasyonu, Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı’nın sonunda ortaya çıkacak ve bu sayede Kılıç Ölümsüzü’nün yerine gidebileceğiz.”

Du Qingxi oldukça sabit bir ifadeyle cevapladı ve konuşmanın konusunu değiştirerek konuştu: “Ama endişelenmene gerek yok, burada senin yanındakinin haricinde de Yeraltı Aydınlanma Yadigârı bulunuyor. Buraya, Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı’na gelen Mor Köşk Alemin’de ki her gelişimcide bir adet Yeraltı Aydınlanma Yadigârı bulunuyor. Dahası bir tane Yeraltı Aydınlanma Yadigârı ile beraberindeki insanlarla Kılıç Öümsüzü’nün yerine girmek mümkün. Üçümüzün burada olmasının yanında, eğer inatçılık yapacak birisi değilsen, kimse gelip de senden Yeraltı Aydınlanma Yadigârı’ını almaya yeltenmez.”

Chen Xi gizlice içinden rahatladı. O, bu konuda öncesinde gerçekten de endişeleniyordu. Ancak Du Qingxi tarafından düşünceleri fark edilince hafiten utandı ve konuyu değiştirerek sordu: “ Kılıç Ölümsüzü’nün yeri çok değerli olmalı ancak Mor Köşk Âlemi’nde olan birisi neden buraya girsin ki? Büyük gelişimciler olan Altın Salon Âlemi ve Altın Çekirdek Âlemi’nde olanları cezbeden bir yer değil miydi orası?”

“Elbette burası onları da cezbediyor ancak onlar çaresizler. Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı Mor Köşk Âlemi gelişimcilerinin üzerinde bir gelişimcinin gücüne dayanamıyor. Ruh Özü Mühürleme Hapı kullanıp kendilerini Yaratılış Âlemi’ne düşürseler bile kullandıkları Savaş Tao’su bu alanı kontrol eden tüm kanunları yok ediyor. Sonuç olarak da, uzayın içerisinde yok oluyorlar” Du Qingxi aşırı derecede detaylı bir şekilde olanları açıkladı. Soğuk ve melodik sesi kulaklara zevk veren cinsten çıkıyordu.

“Demek bu şekilde oluyor!”

Böylesine bir açıklama ChenXi’nin gördüğü her şeyi açıklıyordu ancak aklında hala sorular vardı: “Eğer Kılıç Ölümsüzü’nün yeri gerçekten varsa neden daha öncesinde Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı’na gelenler tarafından keşfedilmemişte bu testler sırasında ulaşılmaya çalışılıyor?”

“Chen Xi’nin bilgisine göre,Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı 10,000 yıllık geçmişe sahip olan bir yerdi. Bu kadar uzun bir sürede bu yer hakkında dedikodu olmaması çok ilginçti.

“Çünkü Kılıç Ölümsüzü’nün Yeri sadece 10,000 yılda bir ortaya çıkıyor ve bu yıl 10,000. Yıl!” Du Qingxi yavaşça cevapladı.

“10,000 yılda bir mi ortaya çıkıyor?”

 

Chen Xi bu durum karşısında nefes nefese kaldı. Kılıç Ölümsüzü’nün  mirası gerçekten çok uzun bir süredir oradaydı ve bu hayallerin ötesindeydi.

“Merak ediyorum da kim acaba bu Kılıç Öümsüzü ve böylesine bir yeri neden Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı’nda bıraktı?”

Chen Xi’nin pişirdiği yemekleri yedikten sonra Du Qignxi ve grubu meditasyon yapmaya ve dinlenmeye başladı. Chen Xi ise bunun yerine kenarda oturup bugün olanları sessiz bir biçimde düşünmeye başladı.

“Yeraltı Aydınlanma Yadigârı … Kılıç Ölümsüzü’nün yeri… Böylesi bir yere girebilecek yeterliliğe sahip olabileceğimi hayal bile edemezdim. Ancak oradan yaralanabilecek bir şeyler elde etmek istersem, kesinlikle oraya gelecek olan Mor Köşk Âlemi’nden olan insanlarla bir çatışma yaşayacağım. Görünüşe göre bu ay boyunca gelişimimi düzgün bir şekilde arttırmam gerekiyor.” Chen Xi uzun bir süre boyunca mırıldandı daha sonra da düşünmeyi bırakarak yanında bulunan birkaç ruh kristalini meditasyona başlamadan önce depolama yüzüğünden çıkarttı.

Swoosh!

Ruh Özü vücudundaki meridyenlere doğru ilerliyordu ve sonrada 18 kere dönerek küçük akıntılar halinde dantianına döküldü.

Tüm gün boyunca seyahat etmek ve Li Huai ile savaşmak Chen Xi’nin hem vücudu hem de zihni için yeterince yorucuydu, kendisini limitlerine kadar zorlamıştı. O anda-gelişime başladığı anda- vücudu ılık bir hisle doldu ve zihinsel gücü de şok edici bir hızla iyileşmeye başladı.

Kacha! Kacha!

İki tane Ruh kristali toza dönüştü.  Şu anda dantianında bulunan Ruh Özü doygun bir hale gelmiş olsa da nedense Chen Xi tatmin olmamış bir hisse sahipti. Bir anlığına mırıldandı daha sonra da iki tane daha Ruh kristali çıkarttı.

Geçmişte,Chen Xi sadece birkaç onluk ruh taşı kazanabiliyordu ve onu da eve pastırma alıp Chen Hao’nun gelişmesi için harcıyordu. Ayrıca Chen Hao’nun okul parasını ödüyordu ve tek bir ruh taşı biriktirmek onun için son derece savurganlıktı. Her zaman biriktirmesi gereken ruh enerjisini hesaplaması gerekiyordu, bu yüzden de gelişimini ilerletmek onun için neredeyse imkânsızdı.

Ancak şu anda durum çok farklıydı. Berrak Nehir Restoranı’nda aşçılık sanatları konusunda eğitim aldığı süreçte sadece yüklü miktarda ruh taşı kazanmakla kalmadı aynı zamanda içeriğinde bol bol ruh enerjisi olan yemekleri günlük olarak yemeye başladı. Bu sayede gelişimi son derece hızlı bir şekilde ilerlesi. Aynı zamanda Büyük Mor Gergedan’dan da ruh taşlarının yanı sıra 3,000 tane ruh kristali elde etmişti Bu kristallerle kendine Gökmavi Yıldırım Kılıcı’nı ve savaş teknikleri aldı. Sonuç olarak da yanında 400 kadar ruh kristali kaldı. Bu sebeple gelişimi konusunda artık hiç ama hiç endişe etmesine gerek yoktu.

Kacha! Kacha!

Ruh kristalleri üzerine Ruh kristalleri sürekli olarak toza dönüşüyordu. Eğer Chen Xi farkında olsaydı kesinlikle şu anda acı çekiyor olurdu ancak bunu düşünecek vakti yoktu ve şu anda belli belirsiz bir şekilde ki saflaştırma tekniğini hissediyordu ve 9. Seviye Yaratılış Âlemi’ne doğru yükselmek üzereydi!