Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

5. Bölüm Yeşim Kolye

Çevirmen: Peks / Editor: T4icho

Sesin hakkında konuştuğu Genç Usta da kim?

Bütün ailemi aslında bir evlilik uğruna mı katlettiler?

Ejder Gölü Şehri’’ndeki kişi de kim?

Chen Xi’nin aklında delice düşünceler dolanıyordu. Ses kayıt tılsımının ona verdiği bilgiler net değildi ama yine de ufak ipuçları içeriyordu. Yapması gereken tek şey, gerekli kilit bilgiyi bulmaktı, böylece bütün taşlar yerine oturacaktı!

Ejder Gölü Şehri’nden biri… Benimle alakalı olabilecek tek yer…

Su Klanı!

Doğru, bu kesinlikle Ejder Gölü Şehri’’nden Su Klanı olmalı.

Chen Xi, anlık bir aydınlanma yaşadı ve güçlü ihtimale sahip bir fikir kafasında oluşuverdi.

Daha önce büyükbabasını konuşurken duymuştu. O doğduğunda annesi Zuoqiu Xue Ejder Gölü Şehri’’nden Su Klanı’nın reisiyle bir evlilik anlaşması yapmıştı. Antlaşmaya Chen Xi 18 yaşına ulaştığında Su Klanı’nın reisinin kızı Su Jiao ile evleneceği şartı konmuştu. Ancak, Chen Klanı’nın yok edilmesinden sonra Chen Xi’nin annesi o daha 4 yaşındayken ortadan kayboldu ve daha sonra da Ejder Gölü Şehri’’nden Su Klanı Sisli Çam Şehri’’ne 10 Altın Salon Âlemi üstadı göndererek Şehri’n gözleri önünde evlilik antlaşmasını parçaladı.

Şüphesiz ki Ejder Gölü Şehri’ndeki Su Klanı’nın Sisli Çam Şehri’ndeki yaşamı etkileyecek gücü vardı ve büyükbabasını kaçırıp öldürmesi için 3 Mor Saray Âlemi uzmanını yollamıştı.

Evet, kesinlikle böyle olmuş olmalı!

Chen Xi, konu üzerine daha fazla düşündükçe aklındaki düşünce dizisi daha açık halle geldi ve düşüncelerinin gerçekten uzak olmadığına daha çok inanmaya başladı.

“Genç Usta’nın kimliğini bulmak kolay olacak.. Sisli Çam Şehri’ni büyükbabası ve küçük kardeşini engellemek uğruna hiçbir açık nokta bırakmadan kuşatanlar, sadece bu şehirdeki büyük güçlerden biri olabilirdi.

Bunu yapmalarındaki amaç ise kesinlikle Genç Usta’nın evliliğinin önündeki engelleri kaldırmaktı. Belki de evlilik yoluyla Ejder Gölü Şehri’ndeki Su Klanı’yla birleşecek ve evliliğe bağlı karşılık olarak beni ve küçük kardeşimi öldüreceklerdi!

Bu noktaya kadar düşündüğünde Chen Xi’nin bedeni sanki buzlu bir göle düşmüşçesine soğudu. Evlilik antlaşmasını paramparça etmekle çoktan hadlerini aşmışlardı ama onlar hala onu ve tüm ailesini yok etmek istiyordu. Ne kadar rezil varlıklar! Zalim kalpliler!

Chen Xi, sakin kalmak için derin bir nefes aldı. Sisli Çam Şehri’nde hangi gücün Genç Usta’nın kontrolünde olduğunu düşünmeye başladı.

Güney Bölgesi Darchu Hanedanı’nın kontrolündeydi ve 500,000 km’lik alanda sayısız şehir vardı. Sisli Çam Şehri bu bölge içerisindeki sıradan, küçük bir kasabaydı ve sadece 5,000 km’yi kapsıyordu.

Sisli Çam Şehri ayrıca canavarların iyice azıttığı Güney Barbar Dağı’nın yakınlarındaydı. Dahası, şehir; zengin ruh enerjisinden ya da maden kaynaklarından yoksundu. Bulunduğu bölgeye kısaca çorak arazi denebilirdi. Bu sebeple Sisli Çam Şehri’nde çok az büyük güç mevcuttu.

Chen Xi’nin bildiğine göre Sisli Çam Şehri, Generalin Ofisi, Li Klanı ve Sisli Çam Enstitüsü olmak üzere 3 büyük güç tarafından kontrol ediliyordu.

Generalin Ofisi, Darchu Hanedanlığı tarafında şehre konuşlandırılmış yüksek disiplinli bir askeri güçtü ve Sisli Çam Şehri’ni savunmakla sorumluydu. Bu sorumluluğu onu diğer güç odaklarından ayırıyordu.

Öbür yandan Sisli Çam Enstitüsü, şehirde gençlere gelişim imkânı sunuyor; onlara gelişim yolunda kafalarında olan şüpheleri dağıtmakta yardım ediyordu. Bu enstitüde çok fazla Mor Saray Âleminde geliştiricisi yoktu. Ayrıca bu enstitü, her zaman düşük profil çizerek şehirdeki güçler arasında yaşanan mücadelelere hiçbir zaman katılmamıştı. 

Li Klanı ise Sisli Çam Şehri’nde güçlü olan tek klandı ve 10 Mor Saray Âlemi gelişimcisine sahipti. Chen Klanı’nın yok edilmesinden sonra Li Klanı’nın gücü daha da arttı ve bunun takip eden zamanda etkileyici gücüyle şehrin bir numarası haline geldi.

Chen Xi’nin bakışları Li Klanı’nın üzerine kilitlenmişti.

Eğer bu 3 güç odağı hakkında konuşmak gerekirse Chen Klanı’nından en çok nefret eden şüphesiz Li Klanı’ydı.  Çünkü Chen Klanı’nın yok edilmesinden önce Chen Klanı ve Li Klanı birbirleriyle ölümüne düşman oldu ve aralarındaki savaş hiç bitmedi.

Ayrıca büyükbabası Chen Klanı’nı yok edenlerden birinin Li Klanı olduğundan şüpheleniyordu.

Sisli Çam Şehri’nin dışında güçlü bir kuşatma yapabilecek ve Chen Klanı’mla düşman olabilecek o “Genç Usta” Li Klanı’nın bir üyesi olmalı!

Bu noktada deliler kabaca ortadaydı. Chen Xi, derin bir iç çekmekten kendini alamadı ve kalpten bir şekilde konuştu: “ Büyükbaba, sen her zaman Chen Klanı’nı yok eden ezeli düşmanların kim olduğunu bilmediğinden acı içerisinde değil miydin? Merak etme, senin torunun önemli bir ipucu yakaladı. Torunun bir güçlensin, intikamını alacağım! Binden fazla Chen Klanı üyesinin intikamını alacağım!”

“Abi, düşmanımızın kim olduğu konusunda bir fikrin mi var?” Chen Hao’nun küçük yüzü nefretle dolu bir şekilde yukarıya doğru bakıyordu.

Chen Xi kafasını iki yana doğru salladı çünkü şu anda Chen Hao’ya Li Klanı’nı yok edecek güce sahip olmadan bunu düşüncelerini söylerse bu durum onlara faydadan ziyade zarar getirecekti.

“Küçük Hao, sıfırdan başlayıp kılıç ustalığını sol elinle geliştirmeye karar verdin; sıkı çalış! Güçlü olduğun zaman abin seni insanları öldürmek için çağıracak. Düşmanlarımızı öldürmek için!” Chen Xi kardeşinin omzuna vurdu. Yüzünde sakin bir ifade vardı: ”Ben de çalışıp güçlü bir hale geleceğim, gelecekte hiç bir şekilde adaletsizlikten acı çekmene izin vermeyeceğim!”

Chen Hao hızlıca kafasını salladı: “Abi, büyükbabam için; Chen Klanımız için beraber sıkı çalışalım!”

“Tamam!” iki kardeş sanki aynı kumaştan çıkmışçasına birbirine kararlı ifadeyle baktı.

Chen Xi, devam eden günlerde tılsım yapmanın yanı sıra kalan tüm zamanını gelişimi için harcadı. Her ne kadar gelişimi 3. seviye Yaratılış Âleminde durmuş olsa da hiçbir şekilde morali bozuk değildi aksine deli gibi özveriliydi.  Bir anı bile boşa harcamak istemiyordu bu yüzden neredeyse hiç uyumuyor hatta yemek bile yemiyordu.

Taşın üzerinde düşen su damlaları gibi… Sadece birisi kararlılıkla çalışırsa umudu görebilirdi!

Chen Xi sessiz ve donuktu. O hep inatçı ve sert yaradılışlıydı. Bu yüzden böyle düşünür ve böyle hareket ederdi.

Chen Hao da değişmişti. Sağ elini kaybettiği için sağ eliyle geliştirdiği tüm yeteneği sakatlanmıştı. Sol eliyle tekrar eğitime başlamak şüphesiz ki her şeye yeniden başlamak gibiydi.

Büyük emek vererek sol eline adapte oldu ve ufak ufak kılıç hareketlerinin ritmine vücudunu alıştırdı ve sol elle kılıç ustalığının temellerini atmaya başladı.

Yükselen güneşin ve gecenin örtüsünün altında zayıf ve küçük bedeninden ter boşalırken kılıç üzerinde nasıl büyük emek verdiği görülebiliyordu.

Chen Hao’nun yeteneği muhteşemdi ve temeli büyükbabasının öğretileriyle karşılaştırılamaz bir şekilde yoğun ve güçlüydü. 10 gün bile geçmeden çoktan sol elle nasıl kılıç kullanılabileceğini kavramıştı. Ayrıca, bölünmeksizin yaptığı eğitimler sayesinde Chen Hao, tek el kılıç ustalığını bir ileri seviyeye taşıdı.

Kayda değer en önemli şey ise zorlu eğitimin 8. gününde Chen Hao Yarın Âlemin’de mükemmelliğe ulaştı ve bir çırpıda Yaratılış Âlemi’ne yükseldi! Eğer eğitimine böyle devam ederse kısa sürede abisini geçeceği şüphesizdi.

Chen Xi bu duruma sevindiği gibi şaşırdı da. Şu anda üzerinde görünmez bir baskı oluştu. Ya o ne olacaktı? 3. seviye Yaratılış Âlemini ne zaman geliştirebilecekti?

Chen Xi, gelişimi ilerlemese de başka kazanımlara sahipti. Geçen 1-2 günde Zhang amcadan almış olduğu 100 ruh taşını tılsım yaparak geri ödedi ve bunun yanında harcayacak parası bile kaldı. Bu durum moralini düzeltti.

Hesaplarına göre Chen Xi, her gün yaptığı tılsımlardan kazandıklarıyla günde 4 ruh taşı biriktirebiliyordu. Normalde biriktiği ruh taşlarıyla birikimini yeterli seviyeye getirdikten sonra kendisine ikinci seviye tılsım yapma kitabı alacaktı. Ama bu seferlik çabucak karar değiştirdi ve biriktirdiği taşları gelişimini ilerletmek için kullanmaya karar verdi.

Chen Xi gibi fakir yaşamaya alışan bir kişi için ruh taşlarını gelişim için harcamak lükstü.  Sonuçta yıllar boyunca yaşamlarını devam ettirebilmek için kazandığı her ruh taşının hesabını- beynine ağrı girecek kadar- yapmıştı. Bu zamana kadar kazandığı her ruh taşını ikiye katlamaktan başka hiçbir şey istemiyordu. 

Ama iş gelişimini ilerletmeye geldiğinde, bunu daha fazla düşünemezdi.

Chen Xi’nin içerisindeki Ruh Özü ona günde 30 tane tılsım yapmaya yetecek kadar güç sağlıyordu ve bununla en fazla 10 ruh taşı kazanabiliyordu. Gelişimi ilerlediği anda ve Ruh Özü de artacağından fazla tılsım yapacak güce sahip olacaktı. Bu yüzden, şu anda gelişimini ilerletmek her şeyden daha önemliydi.

Sonuçta çevrede bulunan ruh enerjisinin yoğunluğu çok düşüktü. Daha fazla ruh taşı kazanmak ve bunu gelişim için harcamak, onu ve kardeşini daha güçlü yapmanın tek yoluydu.

Chen Xi, bu planla beraber günlük olarak biriktirdiği 4 ruh taşının yarısını kendi gelişimi, diğer yarısını da kardeşinin gelişimi için kullanmaya başladı. Ancak Chen Xi’yi şok içerisinde bırakan şey ise son 10 gün içerisinde gelişimi için harcadığı ruh taşlarının ruh özünün gelişimi için gram faydası olmamasıydı.

“Yoksa tüm hayatım boyunca böyle mi kalacağım?”

Gece, Chen Xi yatağının üzerinde bağdaş kurmuş sessizce düşünüyordu. Sert ve inatçı bir yapıya sahip olsa bile bu durum keyfinin kaçmasına engel olamadı.

Chen Xi, kalbi sıkıntılı hissettiğinde meditasyon yapıyor ve kendini geliştiriyordu. Sadece bu yolla her şeyi unutabiliyordu.

Mor Gökyüzü Sanatı gelişim metoduyla çevrede bulunan ruh enerjisini ruh özü akımına çevirebiliyordu.  Bu Ruh Özü, dantianında yavaşça özümlenmeden önce vücudundaki tüm meridyenleri 18 kere dolaşıyordu.

Yaratılış Âlemi, her seviye yükselişinde kişinin etrafında ruh özünden oluşan bir bulut ortaya çıkıyordu. Buna “Temelin Oluşturmanın Bulut Merdivenleri” deniyordu. 9 bulut yoğunlaştığı zaman kişi kendi Mor Saray’ını oluşturarak Mor Saray geliştiricisi haline geliyordu. Böylelikle kişi Tao’nun temeline resmi olarak girip ve ölümsüzlerin Âlemine adım atıyordu.

Mor Gökyüzü Sanatı 18 seviyeye sahipti ve Chen Klanı tarafından nesiller boyu aktarılmış olan bir gelişim tekniğiydi. Chen Xi, çocukluğundan beri gelişimine devam ediyordu ve bu sanatta 13. seviyeye ulaşmıştı. Bu da onun gelişiminin 3. seviye Yaratılış Âleminde olduğunu gösteriyordu.  dantianında 3 tane bulut çoktan yoğunlaşmış haldeydi ve bu bulutlar vücuttaki meridyenlere doğru akarak ruh özü tarafından kullanılıyordu.

Kacha!

Uzun zaman sonra ilk defa vücudu ruh özüyle doln Chen Xi, gelişimine ara verdi ve yatağına doğru yürüdü. Bu sırada aniden ince bir çatlama sesi duydu. Çatlama sesi yumuşak olsa bile gecenin ortasında gayet net bir şekilde duyulabiliyordu.

Sesin kaynağını ararken bakışları birden göğsünde asılı duran uzun yaşam kilidine takıldı. Bu kilit annesi tarafından ve Chen Xi’nin acı çekmeden ve zorluklarla karşılaşmadan büyümesi için boynuna takılmıştı.

Bu uzun yaşam kilidi Chen Xi‘nin annesiyle alakalı sahip olduğu tek şeydi ve ona gözü gibi bakıyordu. Ancak o an, uzun yaşam kilidinin yüzeyinde sanki örümcek ağı gibi birçok çatlak oluştu. Bu durum Chen Xi’nin kalbinin acı çekmesine neden oldu.

“Neler oluyor?”

“Sebepsiz yere neden aniden uzun yaşam kilidinin üzerinde çatlaklar oluşmaya başladı?”

Chen Xi kilidin üzerine dokundu ve parmağı kilide değer değmez çatlaklar aniden yayıldı. Temiz bir 'ding' sesinden sonra uzun yaşam kilidinin yüzeyi paramparça oldu ve sayılamayacak kadar çok parçaya bölünerek toz haline geldi. Bu sırada içerisinden mat siyah renkte yeşim bir kolye Chen Xi’’nin ellerine düştü!

“Uzun yaşam kilidinin içerisinde aslında yeşim bir kolye mi vardı?”

Chen Xi’nin aklı düşüncelerle dolarken, bakışlarıyla yeşim kolyeyi anlamaya çalışıyordu. Mat siyah yeşim kolye Longan meyvesine benziyordu. Mükemmel bir şekilde yuvarlak ve görünüşü bir kristal kadar berraktı. Sanki yüksek kalite siyah bir inciye benziyordu.

“Bu, annemin bana bırakmış olduğu bir hediye olabilir mi? Ama eğer öyleyse bunu neden uzun yaşam kilidinin içine gizlesin ki?”

Om!

O an, Chen Xi şaşkınlık içerisindeydi. Aniden ilkel ve melodik bir ses ortaya çıktı ve bu ses sanki kaynak suyunun dereye doğru çağlayarak akması gibi kulağa hafif ve mutluluk verici bir şekilde geliyordu.  Devamında kolyeden birden bire büyüleyici ses çıktı ve aniden yeşim kolyenin üzerinden beyaz bir ışık parladı!

Kısa süre sonra milyarlarca yoğun, beyaz ışık huzmesi kolyeden dışarıya doğru aktı ve bütün odayı aydınlattı.  Dönen ve kayan beyaz ışık sanki rüya âleminden bir parça gibiydi.

Chen Xi, rüyada olduğunu zannetti. Tam kendini kaybetmişken beyaz ışıklar birdenbire bulanıklaşmaya başladı. Yavaş yavaş ışıkla beraber havada beyaz elbise giyen bir kadın ortaya çıktı!

Kadın, salınan beyaz bir elbise giyiyordu ve sanki bir resim gibiydi. Parlayan bir çift büyük siyah gözle havaya zarf bir şekilde canlılık ve haylazlık hissi yayıyordu.

Chen Xi, kadını gördüğü anda içerisinde tanıdık olan ve olmayan hisler doğmaya başladı. O an, karşı koyamadığı ve uzun zamandır kaybettiği yakınlığı hissetti ve bu kadının kendisinde neden böyle bir his yarattığı sorusunu kendisine sormadan edemedi.

“Mmm, benim canım oğlum sonunda yeniden görüşebildik.” beyaz elbiseli kadın elleri arkasında Chen Xi’ye doğru haylazca göz kırptı ve yüzünde gülümseme ile konuşmaya başladı.  Melodik sesi çınlayan bir akım hâlinde insana mutluluk yaşatıyordu. 

Chen Xi’nin gözleri duydukları karşısında kocaman açıldı ve beyaz elbiseli kadına doğru korku içerisinde baktı. Yüzü her zaman olanın dışında inançsızlıkla doluydu.

O… O gerçekten benim annem Zuoqiu Xue mi?