Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

50. Bölüm Ölümsüzün Yerindeki Not

Çevirmen: T4icho / Editor: Momental

Chen Xİ kendisini hiçbir zaman gelişim dehası olarak görmedi ama vücut saflaştırma hızı irkilmesine neden oldu. Eğer düzgün bir şekilde sayarsa vücut saflaştırmak için sadece yarım yıldır çalıyordu ve çoktan tek seferde Yaratılış Âlemi mükemmeliyet seviyesine ulaştı. Öylesi bir gelişim hızı gerçekten de inanılamayacak seviyedeydi.

“Bu duruma çok mu şaşırdın?” Senin sahip olduğun Evrensel Yıldızavlayan Vücut Saflaştırma Sanatı benim ustam tarafından sana aktarıldı ve şu anda gelişimini devasa miktarda uğursuz Yeraltı Ki’si de destekler durumda. Böylesi bir hız normal olarak kabul edilebilir.”

Ji Yu umursamaz bir sesle konuştu: “Sıkı çalış. Gerçek dehalarla karşılaştırıldığında senin gelişim hızın aslında berbat denilebilecek seviyede. En önemlisi de 16 yılı boşa harcamış durumdasın.”

Chen X’nin heyecanlanmış hali bir anda normale döndü ve durum gerçekten de Ji Yu’nun dediği gibiydi. Çocukluğundan beri her zaman büyükbabası tarafından gelişimine yardın edilmişti ve klanından ona miras kalan Mor Gökyüzü Sanatı’nı geliştirmişti. Ancak tüm bunların yanı sıra Ruh destek hapları ve ruh taşının eksikliği yüzünden gelişim ilerlemesi son derece yavaştı ve bu yüzden de gelişimindeki ilerlemede oldukça azdı. Dahası dört yıl önce eve birazda olsa pastırma getirmek adına ağır sorumluluklar yüklenmiş ve ailenin geçimini sağlayan kişi haline gelmişti. Ayrıca tılsım çırağı olarak çalıştığı için de gelişimine zaman ayırmaya pek vakti kalmıyordu. Diğer klanların öğrencileri olan ve gelişimlerine çok genç yaştan başlayan insanlara göre şu anda gerçekten de çok gerideydi.

Chen Xi ile aynı yaşta olan Li Huai’den örnek vermek gerekirse o, şu anda Mor Köşk Âlemi’ndeydi. Bunu sebebi ise Li Huai’nin klanından her türlü kaynak yardımını alabilmesiydi. Chen Xi’nin ise hayatta kalabilmek için çalışması gerekiyordu ve ne yazık ki öncelikleri farklıydı.

“Teşekkür ederim kıdemli, zamanında beni uyardığınız için.” Chen Xi’nin ifadesi sakindi, bunula birlikte yüzünü güvenilirlik ve ciddiyet kapladı.

“İleride kamıştan yapılmış sandalyesinde oturan Ji Yu kahkahaya boğuldu ve gözlerini yan taraftaki havuza çevirdi. “Orada daha yaklaşık 250 kg kadar yoğunlaşmış Uğursuz Yeraltı Ki’si bulunuyor. Toplanmanda sana yardım edeyim.”

Konuştuktan sonra avuç içlerini dışarıya çıkarttı ve bir anda sekizgen şeklindeki havuzun içerisinde bulunan sıvı şiddetli bir şekilde bulanmaya başladı. Daha sonra bu sıvı parlamaya başladı ve bir anda dışarıdan siyah yeşim taşına benzer görünüşüyle sekizgen bir saklama şişesine dönüştü.

“Aslında bu havuz sekizgen bir saklama şişesi. Burayı hazırlayan gelişimci ilk önce üstleri uğursuz Ki ile çizilmiş olan kılıçları kullandı bu sayede yeryüzü ve gökyüzündeki uğursuz Ki’leri birbirine bağlandı. Daha sonra Buz Ruhlu Kalp Nilüfer’ini bu uğursuz Ki ile geliştirdi ve sonunda da sekizgen bir saklama şişesinin içinde biriktirdi. Bu Uğursuz Yeraltı Ki’si havuzu ancak 10,000 yıl sonra bu hale gelebildi.”

Ji Yu sakin bir tavırla konuştu ve son derece sabırlı gözükerek anlatmaya devam etti: “ Yaklaşık 10,000 yıl boyunca bu Uğursuzluk Yoğunlaştırma Formasyonu kimse tarafından kontrol edilmediği için içerisinde bulunan çok miktardaki Uğursuz Yeraltı Ki’si etrafa dağıldı. Eğer böyle olmasaydı şu anda bu havuzda yaklaşık 5,000 kg kadar Uğursuz Yeraltı Ki’si bulunuyor olurdu.

“Demek bu şekilde oldu.” Chen Xi kafasıyla onayladı.

Ji Yu elindeki sekizgen saklama şişesini Chen Xi’ye verdi ve konuştu: “Bu şeyin bu işten başka kullanım amacı olmasa da biraz ruh sıvısı ya da şarap saklamak için hiçte fena değil. Sen Yeniden Doğuş Âlemi’ne ulaştığın zaman burada birikmiş olan Uğursuz Yeraltı Ki’sini Yeniden Doğuş Çarkı’nı yoğunlaştırmakta kullanabilirsin.”

Chen Xi dikkatli bir şekilde elindeki sekizgen saklama şişesini depolama yüzüğüne koydu ve farkında olmadan etrafa göz gezdirdi. Fark etmişti ki havuzun olduğu yerde son derece şok edici bir formasyon bulunuyordu.

“Bu?” Chen Xi ileriye doğru yürüdü ve bir göz attı. Formasyon desenlerinin tam merkezinde içeriye çökmüş olan bir yarık bulunuyordu. Bir anda- aklında şimşeklerin çakmasıyla beraber- yanında bulunan Yeraltı Aydınlanma Yadigârı’nı hemen depolama yüzüğünden çıkarttı.  Karşılaştırıldığında şimdi fark ediyordu ki bu iki geometrik şekil birbirine tam tamına uyuyordu.

“Hahahah!”

“Ji Yu kafasını kaldırdı ve kahkaha attı: ”Kesinlikle. Bu kesinlikle bir ışınlanma formasyonu ve bu formasyon seni Kılıç Ölümsüzü’nün yerine götürecek. Buraya ilk girdiğimde bende bir şeylerden şüphelendim. Tahminlerime göre bu formasyon, Kılıç Ölümsüzü tarafından Uğursuz Yeraltı Ki’si toplamak için kurulmuş!”

Chen Xi elbette ki buna biraz bile inanmaya cesaret edemiyordu. Onun kafasında bir kere bu kanyona düştükten sonra Kılıç Ölümsüzü’nün yerine gitme şansını çoktan kaybetmişti. Burada böylesine beklenmedik bir yol bulabileceğini hayal bile edemezdi. Eskilerinde aynen söylediği gibi, her gecenin bir sabahı vardı.

“Hadi gidelim. Ben geçen milyonlarca yıl boyunca eşsiz birçok Kılıç Ölümsüzü gördüm. Ancak hepsi büyük bir pişmanlık içerisinde Ustamın Köşkü’nde öldüler. Bunun hangi Kılıç Ölümsüzü olduğunu görmeme izin ver ve kendi yerinde bakalım hangi olağanüstü şeyleri geride bırakmış.” Ji Yu acele etmeden konuştu ve normal ses tonu her şeye üstten bakar biçimde kibir doluydu.

Dalga dalga patlama sesleri dar ve uzun olan karanlık koridorların içerisinde yankılanıyordu ve bağrışmalarla beraber ürkütücü metal çarpışma sesleri kulaklara geliyordu.

Whoosh!

Bütünleşik Gökmavi Nilüfer Hançeri, sönük gökmavi bir gök kuşağına dönüştü ve şiddetli bir şekilde uğursuz Ki dolu kuklaları parçalara ayırdı. Du Qingxi acıklı bir durum içerisindeydi ve ağır ağır nefes alıyordu. Duanmu Ze ve ötekilerine baktığında, hepsinin hala dişlerini sıkarak savaşmaya devam ettiğini gördü ve güzel yüzü endişeli bir hal almaya başladı.

“Burası gerçekten Kılıç Ölümsüzü’nün yeri mi? Burası adeta uğursuz Ki kuklaları denizinden ibaret!”

Chai Letian’ın liderliğinde Kızıl Alev Dağ Alanı’nı geçerken korkunç olaylarla karşılaştılar ancak yara almadan geçmeyi başardılar. Bir aylık sürenin son gününde ışınlanma formasyonunu kullanarak Kılıç Ölümsüzü’nün yerine ışınlanmayı başardılar.

Başlangıçta ışınlandıkları yerde türlü türlü Büyülü Hazineler ve gizli tekniklerin olacağını düşündüler ancak girdikleri yer beklemedikleri gibi dar ve uzun olan kapkaranlık bir geçitti. Bu geçidin içerisinde ise üzerlerine dalga dalga gelen uğursuz Ki kuklaları bulunuyordu.

Bu uğursuz Ki kuklaları karşılaştırılamayacak kadar uzun ve büyüklerdi. Ayrıca yüzleri de korkunç ve sertti. Siyah renkli bir uğursuz Ki etraflarında dönüyordu ayrıca her birinin elinde keskin ve devasa kılıçlar bulunuyordu. Kılıç teknikleri oldukça basit ve hamdı. Ancak korkusuz auralarına güvenip, devasa fizikleriyle birleştirdiklerinde grup tam bir sert kayaya çarpmıştı. Onlar adeta bu uzun ve dar geçitteki her şeyi ellerindeki kılıçlardan yararlanarak sanki bir sağanak gibi önlerine geçen her şeyi darmaduman ediyorlardı.

“Lanet olsun! Bu aptallar tükenmeden gelmeye devam ediyor ve ne kadar öldürürsek öldürelim daha da bitmeyecekmiş gibi duruyorlar. Eğer böyle devam ederse er ya da geç yorgunluktan öleceğiz.”

 

Duanmu Ze önüne gelen bir uğursuz Ki kuklasını tekmeledi ve zıplayarak iki tane kukla tarafından kıskaca alınmış ve acınası durumda olan Du Qingxi’nin yanına uçtu.

Bu sırada Duanmu Ze’nin bembeyaz elbiseleri kanla kirlenmiş ve saçları da dağılmıştı. Yakışıklı yüzü bir kat solmuş ve bembeyazdı. Yüzünden son derece yorgun olduğu görülebiliyordu.

“İşler neden böylesine sarpa sardı? Bu yere girdiğimizden beri güçlerimiz tekrardan Mor Köşk Alemi’ne geri döndü ve artık Güneyin Acımasız Yeraltı Alanı’ndaki gibi kısıtlanmış durumda değil. Ancak resmen önümüzde bize doğru gelen uğursuz Ki kuklalarını bir türlü bitiremiyoruz. Neden hep birlikte saldırmıyoruz?”

Du Qingxi’de şu anda ne yapacağını bilmiyormuş gibi davranıyordu.  Hep birlikte saldırı teklifini kendisi yapsa bile ileriden kendilerine doğru gelen dalga dalga uğursuz Ki kuklasını görünce, saldırının başarı şansının oldukça düşük olduğunu hissetti.

“Saldırmak mı? Sanırım çok fazla umudumuz yok.” Duanmu Ze acı içerisinde gülümsedi. Sonra da dişlerini sıkıp konuştu: “Başlangıçta normal olarak 8 tane geçitten birisini seçmemiz gerekiyordu. Eğer bunu seçmeseydik, hala aynı duruma düşer miydik acaba?”

Du Qingxi kaşlarını çattı ve konuştu. “Senin bu yaptığının o gün Chai Letian’ın Chen Xi’ye yaptığından ne farkı var? Her şeyi başkalarına yıkmayı bırakın artık.”

Bir anlığına durdu ve çok sert bir biçimde konuştuğunu fark etti ve çaresiz bir şekilde konuştu: “ Talih, Kara Talih, İltifat, İftira, Övgü, Alay Etme, Acı ve Eğlence karşılaştığımız sekiz geçidin isimleriydi. Biz Eğlence isimli geçidi seçtik ve buraya girdiğimizden beri kapana sıkışmış durumdayız. Acaba Acı adlı geçidi seçseydik çoktan ölmüş mü olurduk.”

Duanmu Ze alay etti: “ Chai Letian’ın çok gülünç olduğunu hissettim o an. Çünkü ismi seçerken kendi isminin içerisinde “Eğlence” kelimesi olduğunu söyledi.*  Daha sonra da bizi bu yola sürükledi. Sence de saçmalık değil mi?

Swoosh! Swoosh! Swoosh!

Bir anda üç tane vahşi aura ya sahip olan kılıç Du Qingxi ve Duanmu Ze’ye doğru ilerledi. İkisi daha fazla muhabbet etmeye cesaret edemedi ve dişlerini sıkarak tekrar savaş alanındaki kuklalarla dövüşmeye devam ettiler.

O anda hemen hepsi acı içerisinde dayanabiliyordu.

 

“Lanet olsaı hurda parçaları. Tüm bunlar artık bana yetti de arttı bile!”  Çok geçmeden Chai Letian kükredi, patlayıcı bir öfkeyle beraber aniden bir parça göz kamaştırıcı ve muhteşem gözüken bir ışık parladı. Avuç içinde ortaya çıktıktan sonra onun tarafından şiddetli bir biçimde fırlatıldı.

“Cennet Alevi Ying-Yang Tılsımı! Lanet olası patla! Patla! Patla!”

Bang! Bang! Bang!

Göz kamaştırıcı bir ışık bir anda ortaya çıktı ve dalgalar halinde tüm çevreyi kapladı. Patlamalar gök gürültüleri gibiydi, uzun ve dar koridorun içerisinde tekrar tekrar yankılanmaya devam ediyordu.

Duanmu Ze bir anlığına boş geçide doğru baktı ve kısa bir süre sonra dişlerini birbirine sürttü: “Lanet olası g.t herif! Şu ana kadar madem elinde Cennet Alevi Ying-Yang Tılsımı adında Altın Salon Âlemi’ndeki birinin gücüne eşit güç ortaya çıkartan bir tılsım vardı neden daha önceden kullanmadın! Gerçekten de çok kirli niyetleri olan bir herif bu!”

“Çabuk olalım ve buradan çıkalım. Eğer geç kalırsak o zaman Su Jiao’nun grubu bizi yumrukla bile yenebilir!” Du Qingxi uzun bir iç çekti ve alnındaki teri sildi.

“Oh!” Duanmu Ze daha fazla zaman kaybetmeye cesaret edemedi ve içeride hazineler var düşüncesiyle Kılıç Ölümsüzü’nün yerine doğru fırladı.

“Övgü geçidinin böylesi kötü tuzaklarla dolu olacağını hiç beklemiyordum. Başlangıçtaki mızraklardan kaçmak kolaydı ancak gölgelerden gelen ok yağmurundan kaçmak gerçekten de çok zordu. Eğer kardeş Cang’ın Dört Ruhlu Karakaplumbağa Kalkanı gibi çevresel bir koruma yeteneği olmasaydı buraya gerçekten de hapsedilip kalacaktık.”

Diğer bir geçitte Su Jiao uzaklara doğru -geçidin çıkışına- bir bakış fırlattı ve içinden derin bir nefes çekti. Daha sonra da rahatlayarak yanında bulunan Cang Bin’e doğru gülümsedi.

“Haha! Su Hanım, çok kibarsınız.” Cang Bin biraz önce kullandığı Dört Ruhlu Karakaplumbağa Kalkanı’nın özelliklerinin yarısının oklar tarafından yok edildiğini düşününce acı çekiyordu ancak söylenenleri duyduğunda yüzüne geniş bir gülümseme yerleştirdi.

Su Jiao görünüşe göre Cang Bin’in düşüncelerini hissetmiş gibi gözüküyordu ve oda ona doğru gülümsedi: “Eğer Kılıç Ölümsüzü’nün yerindeki zulayı ele geçirebilirsek hayatımızı kurtardığı için ilk eşyayı kardeş Cang Bin’in almasını teşekkür maiyetinde yapmamız gerekli. Buna karşı olabilecek aramızda kimse yok değil mi?”

“Doğal olarak.”

“Kardeş Taoist Cang gerçekten de ilk eşyayı almalı.” diğer insanlarda kafalarını onaylar şekilde salladılar.

Cang Bi’in morali bir anda yükseldi ve Su Jiao’ya doğru yanan gözlerle takdir eden bakışlar fırlattı.

“Kaybedecek zamanımız yok. Hadi hemen yola koyulalım. Diğerlerinin bizi yenmelerine izin vermememiz gerekiyor.” Su Jiao hafifçe gülümsedi ve arkasını dönerek geçidin çıkışına doğru ilerledi.

Whoosh!

Chen Xi gözlerini açtığında boş ve geniş bir odanın içerisindeydi.

Yeşim yatağın yanında bir çalışma masası ve meditasyon minderi bulunuyordu. Bu oda da başka hiçbir şey yoktu.

“Burası Kılıç Ölümsüzü’nün yeri olabilir mi? Çok sade değil mi? Çünkü burada hiçbir şey yok?”

Chen Xi gördükleri karşısında son derece şaşırdı.

Ji Yu çalışma masasının yanında belirdi ve yapacak hiçbir şeyi yok gibi gözüküyordu fakat tam o anda şaşırarak konuştu: “Eh?”

Chen Xi acele ederek daha da yaklaştı ve çalışma masasının üzerinde sarı yazılarla yazılmış bir not gördü.

Bu kelimeler serbest bir şekilde hem dikey hem de yatay olarak yazılmışlardı ve yazıdaki her vuruş biçimi emsalsiz bir şekilde yapılmış hızlı ve vahşi kılıç gibiydi. Chen Xi bir anlık üzerinde göz gezdirdikten sonra içerisinde yoğun bir katliam aurası barındıran Kılıç İç görüsü’nün yüzüne doğru hücum ettiğini hissetti. Bu yüzden vücudu kaskatı bir hal aldı ve aniden başından aşağıya doğru soğuk ter damlaları akmaya başladı. Chen Xi aniden arkasını döndü ve gözlerini kapadı. Daha sonra derin bir nefes alıp gözlerini açtıktan sonra ona bakmaya devam edebildi: “Huai Yazi ile birlikte bir insanın kalbini hareket ettirebilecek sekiz şeyin ne olduğu konusunda tartıştık ve bir anlık iç görü ile bunları keşfettim.* Ben ölümlü dünya ile olan kaderimden ayrıldım ve kafesimi kırarak sınırlarımı aştım. Anladım ki Kılıç Taosu’nun Ruh Özü’nü elde edebilirim ancak ben kılıçlarla kafayı bozmuş biriydim ve kendi bağımlılığım içimde bir şeytan haline dönüştü.  Söylediğim gibi başarılarımm kılıçtan geldi ve aynı zamanda düşüşümde…”

Chen Xi sadece birkaç satır okudu ancak bir anda göğsünde bir tiksinme ve nefret hissi ortaya çıktı ve kendi Tao Kalbi bir anda sallandı ve gücünü kaybetmeye başladı. Buna daha fazla dayanamadı ve tekrar gözlerini kapadı.

“Bu yazı Kılıcın Büyük Taosu’u kavramış olan Kılıç Ölümsüzü tarafından yazılmış. Gelişimin bunu okumak için yeterli değil. Aynı zamanda da zorla okumak senin Tao Kalbi’ne zarar verebilir ve onu sakatlayabilir ve sonuç olarak içindeki şeytana karşı güçsüz kalabilir. Bunu tekrar okumamalısın.”

Ji Yu’nun sesi kulaklarında çalındı ve Chen Xi’nin kalbinde şiddetli bir fırtına yükselmeye başladı: “Bu sadece arkada bırakılmış bir not ve sadece okuyarak bile Tao Kalbi’ni iç şeytana karşı zayıflatabiliyor mu?”

Çevirmen notu
[1. Chai Letian ismindeki Le Eğlence anlamına geliyor.]

[2. Sekiz şey, geçitlerin isimleri olan Talih, Kara Talih, İltifat, İftira, Övgü, Alay Etme, Acı ve Eğlence’yi temsil ediyor. ]