Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

7. Bölüm Ji Yu

Çevirmen: T4icho / Editor: Momental

Chen Xi sayısız derin duygular içerisine dalmıştı.

Şu anda bulunduğu noktayı ve çevresini tamamen unutmuştu. Gözlerinin önündeki tek şey, üzerindeki yıldızların sonsuz döngü ve yörüngede ilerlemesiydi. 

Bu yörüngelerin kalınlığı ve uzunluğu değişiyordu. Bazen anlaşılması güç bir şekilde dolanıyor bazen mızrak gibi mükemmel bir şekilde düz gidiyor bazen de bükülmüş eğrilerle spiral daireler oluşturuyordu. Bunlar, çeşitli fırça darbeleriyle oluşturulmuş farklı tılsım işaretleri gibi gözüküyordu. 

Chen Xi bir anlığına hayali, devasa boyutlarda bir el gördü.  O el gökyüzünü bir tılsım kâğıdı, üzerinde bulunan sayısız yıldızı da fırça gibi kullanarak hayal gücünün ötesinde olan bir tılsım oluşturma tekniğiyle anlaması çok zor olan derin ve olağanüstü tılsım işaretleri oluşturuyordu.

Kendini hayranlık içerisinde haykırma isteğinden alıkoyamadı ama tamimiyle sessizlik içerisindeydi. Bu yörüngeleri hafızasına işlemek istiyordu ve fark etmişti ki bu yörüngeler, izlenebilir izlere sahipti ama nasıl oluşturulduklarını bilmiyordu.  Bu konu üzerinde daha fazla durmadı.  Chen Xi olanları dikkatlice gözlemliyor ve takdir ediyordu.  Bunu takiben zihni sakinleşti. Şu anda düşünceleri temiz ve huzurluydu.

Om!

O an garip bir şarkının sesi yavaşça arttı ve tüm cennet ve yeryüzünde yankılanmaya başladı.

Üzerindeki sayısız yıldızdan gelen soğuk ışıklar birleşti ve temiz bir ışık çıkartarak  bir parşömene dönüştü.  Garip şarkı eşliğinde parşömen, sonsuz sayıda ışık hüzmesi tarafından yutuldu. Daha sonra etrafta bulunan tüm yıldızları gökyüzünde uzaklara taşıdı ve tekrar parşömen haline dönmüştü.

Whoosh!

Gözle görülür bir hızla ışığa dönüşmeden önce parşömen sarılıp bağlanmıştı. Daha sonra ileriye doğru fırlayarak, tam olarak Chen Xi’nin olduğu yere doğru ilerlemeye başladı.

Chen Xi  umursamaz tavrından eser kalmadı, kalbindeki korku hissi yavaş yavaş artmaya başladıı. Fakat tepki veremeden kafasının içinde bir uğultu hissetti.  Bir sonraki anda bilinçaltında  devasa boyutta yaşlı ve zayıf bir adamın heykeli belirdi. Yaşlı adam, çıplak ayaktı ve bez bir elbise giyiyordu. Beyaz saçları arkasında salınırken, havada bacak bacak üstüne atmış bir halde bir yıldız gibi derin şekilde gökyüzünü izliyordu.

Devasa yaşlı adam heykeli basit ve sıradan gözüküyordu ama üzerinden yayılan bilgin ve yaşlı aura, onu görenin zihninde istemsizce çekilme isteği yaratıyordu.

Ne oldu? Kim bu yaşlı adam?

Chen Xi manzaraya bakıp şoka girmeden önce gözlerini kapatıp bir anlığına kalpten bir şekilde düşünmüştü:  “Ben sorgusuz bir şekilde yıldızların yörüngelerini inceliyordum. Bilinç denizimde hiçbir sebep olmadan neden böyle bir değişiklik oldu ki?”

“ Kaç yıl oldu?” Sonunda Usta’nın bilgisini miras alabilecek bir öğrenci ortaya çıktı! Hahahahaha!

Kısık ve boğuk bir ses aniden kulağına çalındı. Chen Xi’nin vücudu titredi ve aniden düşünmeyi bırakarak gözlerini açtı. Gözlerini açtığında karşısındaki manzarayı gördüğünde daha da korkmuştu.

Üzerinde yer yer yıldızlar olan gece aniden kaybolup ve üzerinde bulunduğu geniş çimenliğin üzerinde çok geniş bir nehir ortaya çıkmıştı. Nehrin üzerinde dalgalar vardı ve her yöne doğru ilerliyorlardı. Nehir boylu boyunca- gözün görebildiği son noktanın ilerisine doğru- ilerliyordu.  Nehrin ortasında ise gökyüzüne kadar uzanan ve yüzeyi çorak bir dağ ortaya vardı.

Aniden, nehirden tek boynuzlu bir canavar ortaya çıktı. Vücudu aslan vücudu gibiydi, kafası ise ejderha…  Pençelerinde bulunan her bir tırnak gökyüzüne uzanan sütuna benziyordu. Vücudu simsiyah bir şekilde kaplıydı ve gözleri insana dünya üzerindeki her şey deneyimleyen biri gibi bilgin ve temiz bakıyordu.

Qi… Qilin?!

Chen Xi bu canavarı gördüğünde istemsizce soğuk bir nefes verdi ve vücudundan yayılan muazzam aurayı hissettiğinde kalbi patlayacakmışçasına atmaya başladı. 

Bu zamana kadar Qilin’i sadece kitaplardan okumuştu. Denilene göre Qilin, ilkel çağdaki en ünlü 5 kutsal canavardan biriydi. Doğal olarak çok büyük bilgeliğe sahiplerdi ve 5 elementi de kontrol edebiliyorlardı. Hatta ilkel çağdayken serbeste dolaşan tanrılar ve şeytanlar bile bir Qilin’i rahatsız etmeye cesaret edemezlerdi. Korkunç bir güce sahiplerdi.

O anda Qilin’e benzeyen canavar Chen Xi’nin önünde belirdi.  Kaya kadar sert mizaca sahip olan Chen Xi bile tarif edilemez tedirginlik yaşıyordu.

“Korkmana gerek yok.” Ben köşkün ruhuyum ve usta bana Ji Yu ismini verdi. 1 milyon yılı aşkın süredir usta için bu köşkü koruyorum.” Qilin’e benzeyen canavar tarafından kısık ve boğuk bir ses duyuldu.

O zaman onun ismi Ji Yu… Chen Xi hafifçe nefes aldı ve birden önündeki canavarın 1.000.000 yıldan fazla süredir yaşadığını söylediğini fark etti. “Eğer bu canavar bu kadar süredir buradaysa, bu demekti ki bu köşk 1 milyon yıldan fazla süredir burada bulunuyor demekti, değil mi?”

 “ Küçük Chen Xi kıdemliyi selamlıyor. Kıdemliye sorabilir miyim, burası ilkel bir varlığın gelişim yeri mi gerçekten?” Chen Xi saygılı bir şekilde sordu. Önündeki bir canavar bile olsa, böyle bir varlığa karşı saygısızlık edemezdi.

 “Kesinlikle, burası benim ustamın gelişim yeri.” Ji Yu öncelikle ilerleyip Chen Xi yi ölçtü ve şaşkınlık içerisinde konuştu: “Yaratılış Gelen Âlemi?” gücün çok zayıf. Nasıl oluyor da senin gibi güçsüz biri ustamın Ruh Özü mirasına sahip olabiliyor?”

Chen Xi kafası karışmış bir şekilde sordu: “ Ruh Özü mirası mı?”

Ji Yu onun üzerindeki dikkatini kesti ve kendi kendine uzunca bir süre düşündü ve aniden: “ Çocuk, sen tılsımlar yaparak  Ki rafine edecek Tao’yu arayan biri misin?”

“Tılsım yaparak Tao aramak mı?”  Chen Xi nin kafası karışmıştı ve kafasını iki yana salladı. “ Ben sadece basit seviye tılsım yapmayı biliyorum.”

Ji Yu aniden aydınlanmış bir yüz ifadesine büründü ve iç çekerek cevapladı: “Tamam yeterli, usta cennetin sırlarını anlayarak Tao’sunu kavradı. Bu yüzden seni miras bırakacağı kişi olarak seçti.”

Chen Xi daha şaşırdı ve kendini sormaktan alı koyamadı. “Kıdemli, neler oluyor? Bu bana ne zaman miras kaldı?”

Ji Yu, Chen Xi’ye doğru garip bir biçimde baktı: “Sen bilinç denizinde ustamın Gerçek Vücut Damgasına sahipsin. Bunun fakında değil misin?”

Chen Xi, bilinç denizindeki engin ve yaşlanmış aura yayan yaşlı adam heykelini hatırladı ve şaşkınlık içerisinde sordu.: “ O yaşlı amca senin ustan mı?

Ji Yu ona doğru baktı ve kafasını iki yana sallayarak iç çekti: “ Görünüşe göre hiçbir şey bilmiyorsun.”

Chen Xi içten içe utandı ve saygılı bir biçimde söyledi: “ Umarım kıdemli beni bilgilendirebilir.”

Ji Yu bir süre sessiz kaldı ve sonra yavaşça ağzını araladı ve dedi:“ 1 milyon yıl önce ustam gelecekte Yıldız Gizemi  Âlemindeki birinin Gerçek Vücut Damgasına sahip olacağını ve kendi örtüsünü ona miras bırakacağını öngördü.  Ve bu zamana kadar buraya gelen tek kişi sensin. Başka bir deyişle sen ustamın öğrencisi olmak için yeterli gerekliliğe çoktan sahipsin.”

Chen Xi aniden önceden gördüğü yıldızı gökyüzünün Yıldız Gizemi Âlemi olduğunu düşündü. “Ama test bu muydu? Ben sadece bir süreliğine yıldızların yörüngesini izledim ve köşkün ustasının Gerçek Vücut Damgasına mı sahip oldum? Bu biraz kolay değil mi?”

Chen Xi’nin aklından geçenleri okumuş gibi gözüken Ji Yu, soğukça homurdandı: “ Bu zamana kadar ustamın Gerçek Vücut Damgasına sahip olmak için kaç kişi geldi biliyor musun?”

“ Sana söyleyeyim, tam tamına 6,983 kişi! Bu insanlar arasında, Yeniden Doğuş Âlemi, Yeraltı Dönüşüm Âlemi, Yeryüzü Ölümsüzü Âlemi hatta Gökyüzü Ölümsüzü Âleminde olan emsalsiz birçok kişi vardı! Gelişim seviyesi en düşük olan kişi, Ying-Yang Altın Çekirdek Alemindeydi. Şimdi hala bunun o kadar kolay olduğunu düşünüyor musun?”

Chen Xi’nin cevabını beklemeden Ji Yu kibirli bir şekilde kafasını kaldırdı ve soğukça söyledi: “ Eğer sen Tılsım Tao’sunu kullanarak Yıldız Gizemi Âlemini anlamasaydın ve iyi bir öğrenme yeteneğine sahip olmasaydın, korkarım ki Yıldız Evreni tarafından kıymaya çevrilirdin.”

Chen Xi duyduklarıyla şoka girmişti ve sormuştu. “Yıldız Evreni tarafından kıymaya çevrilmek mi?”

Ji Yu kafasını salladı: “ Evet, Yıldız Gizemi Âlemi emsalsizdir ve evrende bulunan her türlü fenomeni kapsar. Eğer bir kişi 1 saat içerisinde Yıldız Gizemi Âleminden çıkamazsa, bu kişi buraya gömülür ve ruhu ortadan kaybolur.”

Ji Yu buraya kadar konuştuktan sonra bir iç çekti: “ Bu köşke giren tüm geliştiricilerin yaşları hem gençti hem de muazzam güçlere sahiptiler ama yarısından fazlası buradan çıkmayı başaramadı ve aralarından sadece bir avuç insan Yıldız Gizemi Âleminden başarıyla çıkabildi. O insanlarda senin gibiydi ve ustamın burada Yıldız Gizemi Âleminde bıraktığı Tao’nun gerçeklerini anlamak için çabaladılar. Ama senden önce hiç kimse ustamın bıraktığı Gerçek Vücut Damgasına sahip olamadı ve doğal olarak ustamın öğrencisi olmak için gerekli yeterliliği yerine getiremedi.

Chen Xi meraklı bir şekilde sordu: “ O insanlara ne oldu? Neden buradan ayrılmak istediler?”

Ji Yu soğukça konuştu: “Tabi ki ayrılmak istemediler. Yıldız Gizemi Âleminden anladıkları Tao’nun gerçeği aslında hayatları boyunca çalışmak için onlara yeterliydi ve sonsuz fayda sağlıyordu. Ama aralarından bazıları ustamın mirasını elde etmek için çok inatçıydı ve inatla Gökzirve İmtihanları’na yükseldiler. Bunun sonucunda da vücutları yok oldu ve ruhları da paramparça oldu.”

 

Buraya kadar konuştuktan sonra Ji Yu, yüzünü nehrin ortasında tek başına duran dağa doğru çevirdi ve ona doğru işaret etti: “Bak, işte bu Gökzirve İmtihanları. 18 seviye teste sahiptir. Sadece bu 18 seviyeyi geçebilen ustamın mirasına sahip olabilir. Birçok insan inatçı bir şekilde buradaki tüm seviyeleri deneyip geçmek için uğraştı ama birçoğu daha 3. Seviyede öldüler. Aralarındaki en dişli çıkan ise 100,000 yıl önce Kılıç Tao’sunun zirvesinde olan eşsiz kılıç ölümsüzüydü, ölmeden önce 13. Seviyeye kadar çıkabildi.”

Chen Xi korkuyla ürpermişti ve dinlediklerinin üzerine karşısındaki nehrin ortasında bulunan büyük dağa bakarken kendini sormaktan alıkoyamadı: “O zaman eğer ben bu mirası elde etmek istersem, benimde bu 18 seviyelik testi geçmem mi gerekiyor?”

Ji Yu norma bir şekilde konuştu: “Tabi ki ama sen onlar gibi değilsin. Sen benim ustamın Gerçek Vücut Damgasına sahipsin. Gökzirve İmtihanları’na yükselirken sen sadece yaralanabilirsin ve hayatına kastedecek hiçbir tehlikeyle karşılaşmayacaksın.”  dedi.

Chen Xi bunu duyduktan sonra gizlice bir nefes verdi. Çünkü az önce dinlediği eşsiz kılıç ölümsüzünün 13. Seviyede ölmesi onu endişelendirmişti.  O sadece 3. Seviye Yaratılış Âlemindeydi ve muhtemelen 1 seviye bile yükselemeyecekti.

Ji Yu hatırlattı: “ Hayatına karşı bir tehdit olmasa bile,  şu anda bu testleri geçmek için şansını denememeni tavsiye ediyorum. Sonuçta şu anda çok güçsüzsün. Hatta hayatımda gördüğüm en güçsüz kişisin. Seninle kafa bulmuyorum ama senin gibi birinin seviyesi ilkel çağlarda yeni doğmuş bir çocuktan biraz daha güçlü o kadar.”

Yeni doğmuş bir bebekten biraz daha güçlü mü?

Chen Xi bu durumu istemeden de olsa içten içe kabul etmişti ama düşündüğünde 1 milyon yıldan fazla yaşamış bir canavarın yanında bulunuyordu veşu anda içindeki tüm isteksizliği kalbinin derinliklerine gömdü ve sordu: “Kıdemli, Ben ne zaman Gökzirve İmtihanları’nın 1. Seviye testini geçebileceğim?”

Ji Yu ona baktı ve merak edercesine sordu: “ Söyle bana, bu testleri geçmek için neden bu kadar isteklisin?”

Chen Xi bir an bile düşünmeden cevap verdi. “Güçlü olup büyükbabamın ve klanım olan Chen klanının intikamını almak istiyorum. Ayrıca annemle buluşabilmek için Gökyüzü Ölümüsüzü olmam gerekiyor!”

 Ji Yu olanları anlar şekilde bir anlığına düşündü ve yavaşça konuştu: “Şu anda ustamın Gerçek Vücut Damgasına sahipsin. Eğer ileride başına beklenmeyen bir şey gelmezse tüm arzularını gerçekleştirebileceksin. Ama vücudun karşılaştırılamayacak kadar kırılgan ve gelişimin ne yazık ki çok zayıf. Eğer gerçekten Gökyüzü Ölümsüzü Âlemine ulaşmak istiyorsan, uzun bir yolculuk seni bekliyor.”

Chen Xi’nin bakışlarında değişim olmadı ve sakince cevap verdi: “ Ne kadar zor olursa olsun asla pes etmeyeceğim. Kesinlikle pes etmeyeceğim!”

Hayatında birçok şey yaşamış olan Ji Yu, ona takdir eder bir şekilde baktı. Daha sonra kafasını kaldırdı ve kibirli bir şekilde konuşmadan önce Gökzirvesine baktı: “ Sen geçtiğimiz milyon yıl boyunca ustamın bırakmış olduğu Gerçek Vücut Damgasına sahip olan ilk insansın. Eğer sabırlı bir şekilde gelişimine özen gösterirsen, sadece Gökyüzü Ölümsüzü olmazsın hatta daha ilerisine gidebilmen bile söz konusu olur.  Ustam Büyük Tao üzerine ustalaştı ve …e doğru yürüdü…”

Ses aniden kesildi. Çünkü görünüşe göre Ji Yu bir şey fark etti ve dilini tuttu.

Fakat Chen Xi bu durumu fark etmedi. O an bilinç denizinde ustanın geride bırakmış olduğu Gerçek Vücut Damgasının ne gibi gizemleri var onu düşünüyordu ve tabi ki nasıl daha güçlü olabileceğini.

“Bunun yanında, annemin söylediği Nehir Diyagramı yazıtı bu köşkün acaba neresinde bulunuyor?”