Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

13. Bölüm Mistik Buzul Büyüalevi

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

Gene sözlerini duyan Fitch’in yüzü adeta birisi yüzüne kirli bir ayakkabıyla basmış gibi seğirdi. Hızla şapşal şapşal gülümseyen Han Shuo’ya baktı ardından Gene’ye doğru konuştu, ‘’Usta Gene, bu cüretkâr köle beni düşürmeye cüret etti. Nasıl bir ders vermeden geçebilirim?’’

Fitch konuşurken kollarını salladı ve Han Shuo’nun kafasına gri büyü asasıyla vurdu. Han Shuo Fitch’in büyü değil de sadece asasını salladığını görünce aslında rahat bir nefes vermiş ve asanın çok güç taşımadığını görünce de tamamen görmezden gelmeye karar vermişti. Yerinde durdu ve kaçınmaya çalışmadı, öylece şapşal ve dürüstçe gülümsemeyi sürdürüyordu.

Pov!

Han Shuo büyü asası alnına çarptığında keskin acıyı hissetti ve kan donduran bir çığlık kopardı. Kim bu asanın tahtadan yapılma gibi durduğu halde, bir metalin sertliğine ve ağırlığına sahip olduğunu düşünürdü ki? Han Shuo beyninin acıyla uyuştuğunu ve alnında kocaman bir şişliğin oluştuğunu hissedebildi.

Lanet olsun, neden bu asa bu kadar sert ve ağır? Bu sefer yanlış hesapladım! Han Shuo ilk darbenin acısını atlatamadan alnına ikinci darbeyi aldı. Kafasının ağırlaştığını hissetti ve sertçe yere yığıldı.

Han Shuo kendisine geldiğinde büyük, yumuşak bir yatakta olduğunu fark etti. Havada hafif bir ilaç kokusu vardı. Kafasındaki iki büyük şişliğin solduğunu ve üzerine merhem tarzı bir şey sürüldüğünü fark etti. Merhemin serinletici bir etkisi vardı ve epey rahat hissettiriyordu.

‘’Uyandın mı?’’ Aniden bir surat karşısına çıktı. Açık mor, dalgalı, uzun saçlar, parıldayan berrak gözler, bembeyaz dişler ve hafifçe kokusunu taşıyan nefesini Han Shuo’nun yüzüne üfleyen çekici kırmızı dudaklar.

‘’Eh, Fan...Usta Fanny!’’ Han Shuo önündeki tatlı yüzü görünce yumuşakça nefesini verdi ve kalbi hızlanmaya başladı. Yatakta oturur pozisyona geçti ve etrafına bakarak, çevresini inceledi.

Oda yirmi metrekareydi ve yakınında büyük bir çekmece vardı. İçinde çeşitli ilaçlar ve büyülü yaratık kemikleri bulunuyordu. Duvarlar büyü çizimleri ve metinleriyle doluydu. Odanın ortasında koyu renkli taşlardan yapılma, üzerinde basit bir büyü düzeni olan bir çalışma masası vardı. Han Shuo tek bir bakışla burasının Fanny’nin laboratuvarı olduğunu anlamıştı.

Han Shuo çevresini incelerken, Fanny de şaşkınca genci inceliyordu. Han Shuo tam bir daire çizip ona tekrar baktığında, Fanny zarif parmağını uzattı ve hafifçe alnına tıklattı. Peşinden ufak bir inanamayan haykırış geldi, ‘’Eh? Şişlikler bu kadar çabuk mu indi? Böyle ağır bir darbenin altında hiç kanama dahi yok mu...bu nasıl mümkün olur?’’

Fanny parmağıyla dokunduğunda Han Shuo’nun kalbi tekledi ve burnu açgözlülükle derin bir nefes aldı. Tatlı bir koku burnuna ulaşırken dudakları tatminkâr bir şekilde hafifçe kıvrıldı.

Diğer taraftan Fanny Han Shuo’nun tavrından dolayı sersemlemişti. Az önceki hareketleriyle apaçık arzu belirtisi göstermişti ve Bryan’ın normal uysal ve salak tavrından tamamen farklıydı. Kısa bir süreliğine sersemledi ama ardından hafifçe iç çekerek, ‘’Daha önce inanmamıştım ama görünüşe göre Bryan biraz delirmiş. Ruh Izdırabı’nın onu bu hale getirdiğine inanamıyorum, huh!’’

Fanny son derece kısık sesle mırıldansa da Han Shuo söyleneni duymuştu. İçten içe çarpıkça güldü ve bir başkasının daha gerçekten delirdiğine inandığını düşündü.

Aniden Fanny’nin yüzünde meraklı bir ifade belirdi ve ilgiyle sordu, ‘’Byran alnındaki morluk ve şişlikler çabucak iyileşti, izi dah, kalmadı. Bu Ruh Izdırabı’nın bir ardıl etkisi mi? Aiya, bu gerçekten inanılmaz. Yine araştıracak bir konu buldum. Nekromansi cidden muazzam!’

Han Shuo Fanny’nin büyük bir heyecanla konuşmasını izlerken çarpıkça gülümsedi. Byran Fanny için deli birisiydi. Doğal olarak bedenindeki tuhaflıkların arkasındaki nedenin büyü yuanı olduğunu açıklayamazdı.

Fanny bugün yine gözlüklerini takmamıştı ve her yerdeki büyülü eşyaların arasında coşkuyla bir şeyi arıyordu. Bir süre sonra avuç boyutunda açık yeşil bir küre tutarak Han Shuo’ya doğru geldi. Açık yeşil küre yumuşak, yeşil bir parıltı yayıyordu ve hızla büyülü sözleri söyledikten sonra küreyi Han Shuo’nun alnına yerleştirdi.

Küreden güçlü büyü dalgaları yayıldı. Tıpkı bir mıknatıs gibi, sıkıca Han Shuo’nun alnına yapışırken zihninden birazcık zihinsel güç emdi ardından adeta bozulmuş bir ampul gibi titredi.

‘’Oh...bu inanılmaz! Bryan zihinsel güce sahipsin! Tanrım, neler oluyor? Ruh Izdırabı zihinsel gücü olmayan insanlara, büyüden etkilendikten sonra güç verme kabiliyetine sahip olabilir mi? Bu inanılmaz!’’ Fanny birdenbire haykırdı, yüzünden şaşkınlık ve dehşet akıyordu. Görünüşe göre Han Shuo’nun zihinsel güce sahip olduğuna dair yaptığı keşif onun için küçük bir şoktan fazlasıydı.

‘’Karar verdim, bu gelecekteki araştırma konum olacak. Eğer Ruh Izdırabı birisini deliye döndürmez ve bedeninde zihinsel güç izleri bırakabilirse, o zaman sıradan biri bile bir büyücü olabilir. Oh...bu akılalmaz!’’

Gurrrr.

O anda, Han Shuo’nun karnı açlığını protesto etti. Nefes almadan Han Shuo’ya bakan Fanny’nin yüzündeki heyecan hâlâ kaybolmamıştı. ‘’Geç oluyor, önce geri dön ve dinlen. Gelecekte sık sık seni bulmaya geleceğim. Bu konuyu çalışmayı bitirene dek, iş ağırlığının uygun şekilde hafifletilmesi ve yemek miktarını arttırılması için okul yönetimiyle konuşacağım. ‘’

Fanny’nin sözlerini duyan Han Shuo’nun içinde keyiften çiçekler açtı. Çekici Fanny’i izlerken aklından şeytani düşünceler geçip duruyordu. Şans kapıyı çaldığında açmamak aptallık olurdu; sadece iş ağırlığı hafifletilip yemek miktarı artmakla kalmamış, ek olarak Fanny’ye yakınlaşmak için bir bahane de bulmuştu. Görünüşe göre Fitch bu dayakla kendisine oldukça yardımcı olmuştu.

Han Shuo Fanny’nin laboratuarından ayrıldıktan sonra kafasını kaldırdı ve alacakaranlığın çöktüğünü gördü. Alnını ovuşturdu ve hafif bir acı dışında, şu anda çok sorunu olmadığını keşfetti.

İşlerini tamamladıktan sonra yemek verilen yerde Jack’e denk geldi. Jack Han Shuo’yu gördüğüne son derece şaşırdı ve ona garip bakışlar attı, ‘’Bryan, Fitch’in büyü asası yüzünden kafanda iki kocaman şişliğin çıktığını ve bayıldığını duydum. Şimdi ise yüzünde iz dahi yok. Bu nasıl oldu?’’

‘’Usta Fanny büyülü merhem sürdüğü için şişlikler hızla indi. Heh heh, Usta Fanny güzel ve nazik!’’ Han Shuo keyifle Jack’e güldü.

‘’Bryan, bugünkü yemeğin!’’ Yemekhane penceresinden bir ses duyuldu. Han Shuo hızla koştu ve bir parça beyaz ekmek, küçük bir bardak süt ve haşlanmış bir yumurta aldı.

‘’Eh? Gotha abi hata mı yaptın? Bryan bizimle aynı yemeği almalı hatta alacağı ekmek parçası benimkinden daha küçük olmalı!’’ Geçen sefer Han Shuo’nun dövdüğü Carey, elindeki çavdar ekmeğini salladı ve ayakçıların yemek dağıtımıyla görevli olan şişko Gotha’ya bağırdı.

Gotha Carey’e soğuk bir bakış attı ve hafifçe homurdandı, ‘’Direkt okul yönetiminden gelen bir emir. Gelecekte de Bryan’ın yemeği bu olacak. Eğer bir şikâyetin varsa git okul yönetimiyle konuş. Hmph, sadece küçük bir ayakçısın, eğer sesini çıkartırsan hayatını zorlaştırırsın.’’

Han Shuo beyaz ekmeğini, sütünü ve yumurtasını taşırken Carey ve Borg’un öfkeli ifadelerini gördü ve bomba gibi bir kahkaha patlattı. Ekmeği yerken bilerek ağzını şapırdatıp duruyor, övgülerini yağdırmaktan geri kalmıyordu, ‘’Mm-mm, bu beyaz ekmek kesinlikle çavdar ekmeğinden farklı. Ah, sütle yumurta da var. Oh tanrım, bugün ne kadar güzel.’’

‘’Eh...Bryan, biraz süt içebilir miyim? Süt leziz gözüküyor!’’ Küçük şişko Jack dudaklarını yaladı ve kıskanarak Han Shuo’ya baktı.

‘’Yarısı kaldı, al!’’ Han Shuo sütü cömertçe Jack’e uzattı ve ikisi uzaklaşırken, arkalarından huysuzca bakan Carey ve Borg’a sırıtarak baktılar.

Han Shuo o gece geç saatlerde küçük iskelete göz attı. Küçük iskeletin hâlâ tahta kovada yattığını ama kovadaki girdapların kaybolduğunu gördü. Tek bakışla sebebin büyü yuanından gelen büyü gücünün tükenmesi olduğunu anladı ve yedi kemik parçasına biraz daha büyü gücü aktardı. Yedi girdap yeniden oluştuktan sonra yatağa geçti.

Büyüsel Yin Odaklama Düzeni şeytani hazine arıtım yöntemlerinden sadece biriydi. Yönergelere göre, düzen bir kere çalışmaya başladıktan sonra 36 gün boyunca aktif kalmalıydı Ne var ki sonuç Han Shuo’nun rastgele malzemeleri bir araya getirmesinden dolayı farklı olmuştu.

Han Shuo bedenindeki büyü yuanının yatakta biraz meditasyon ve eğitimden sonra çok daha güçlendiğini hissetti. Birden aklına bir düşünce geldi ve Chu Cang Lan’ın zihninde bıraktığı savaş büyülerini çalışmak için büyü yuanını kullanıp kullanamayacağını düşündü.

Han Shuo kaşlarını çatarak derin düşüncelere daldı. Zihninde sayısız eğitim yöntemi olduğunu belli belirsiz hissedebiliyordu ama bu gizli şeytani tekniklerin çoğu biraz bulanıktı, sanki ince bir katman açıkça anlamasını engelliyordu.

Yavaşça anılar arasında gezinirken kaşları daha da çatıldı. Anıların büyük bir kargaşa içinde olduğunu ve çoğunu tamamen göremediğini fark etti. Sadece üç konuyu açıkça görebiliyordu, ilki temel büyü yuanı çalışması, ikincisi ise şeytani hazine arıtmak için kullanılan Büyüsel Yin Odaklama Düzeni’ydi. Bu ikisi haricinde, Mistik Buzul Büyüalevi denen bir anı daha vardı.

‘’Mistik Buzul Büyüalevi’’ büyü yuanı kullanımının bir yoluydu ve gücü gelişimcinin seviyesine göre değişirdi. Gelişimci eğer büyü yuanını meridyenleri arasında belli bir düzende dolandırırsa, avucunda kırmızı ve mor büyüalevi oluşturabilirdi. Kırmızı alev yakıcı derecede sıcakken, mor alev ise dondurucu derecede soğuktu. Büyü yuanı ve gelişimcinin seviyesi yeterince yüksek olursa, büyü yuanıyla avucunda iki devasa kırmızı ve mor büyüalevi oluşturabilirdi. Bu saldırı hem yakıcı derecede sıcak, hem de dondurucu derecede soğuk olurdu.

Han Shuo bütün bunları anladıktan sonra adeta değerli bir hazine kazanmış gibi hissetti. Bütün belirsiz anıları görmezden gelmeye karar verdi ve büyü yuanını meridyenleri arasında dolandırmaya başladı. Yavaşça büyü yuanını sağ eline odakladı ama sağ elindeki meridyen bu süreç sırasında yanıyor gibiydi. Sağ kolundaki ince, ufacık meridyen elektrik şoku almışçasına kolunu uyuşturdu, sertleştirdi ve ağrı içinde bıraktı.

Büyü yuanını Mistik Buzul Büyüalevi yönergelerine göre dolandırmıyor olsa hızlıca ve kolayca elinden akabilirdi lakin ne zaman büyü yuanını büyüalevi yönergelerine göre dolandırsa, sanki büyü yuanı göze çarpan engellerle karşılaşıyordu. Her ufacık ilerlemesi neredeyse dayanılmaz acı ve rahatsızlık veriyordu. Han Shuo gece yarısına kadar çalışmasına rağmen büyü yuanını sadece bir kısmını omzundan bileğine kadar dolandırabilmişti ama bütün kolu acı içindeydi ve kullanılamaz haldeydi.

Bütün büyü yuanını avucuna ve parmak uçlarına göndererek Mistik Buzul Büyüalevi tekniğini gerçekten kullanabileceğini anladı. Bu kadar acı çekmesinin nedeni de ufak meridyenlerini temizlenip, büyü yuanına elverişli hale gelmesiydi. Kısa süreli acı kaçınılmazdı ve bütün meridyenleri temizlendiğinde acının tamamı kaybolacaktı.

Han Shuo olağanüstü derecede yorulmuştu. Bu nedenle göz kapakları ağırlaştı ve yatağa atlayıp uyumaya karar verdi. Nasıl olsa büyü eğitimini tek gecede bitiremezdi.

Han Shuo o gece garip bir rüya gördü. Rüyasında küçük iskelet emirlerine uyuyor ve alnına vuran Fitch’i döverek, intikam alıyordu.

 

Çevirmen notu
İlk tekniğimiz geliyor! Ve Fitch'e ne oldu acaba? -şeytani sırıtış-