Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

17. Bölüm Şeytani, Dürüst Bir Gülüş

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

Fanny Han Shuo’nun acınası durumunu görünce panikledi ve hızla Han Shuo’ya doğru harekete geçti.

‘’Ah...’’

Han Shuo acı dolu bir haykırış kopardı, Fanny’ye baktı ve acıyla mırıldandı, ‘’Usta Fanny, siz...elime basıyorsunuz!’’

Fanny yakını görmekte sıkıntı yaşıyordu ve ayağının altında ne olduğuna dikkat etmeden, aceleyle çok hızlı koşmuştu. Buna ek olarak, Han Shuo inandırıcı olmak için ellerini yere uzatmıştı.

Fanny dize kadar gelen, sivri uçlu ve yüksek topuklu bir çizme giyiyordu. Han Shuo’nun sol eline bu sizri uçlu çizmeyle sertçe basıyor ve Han Shuo’nun çok ama çok büyük bir acı çekmesine neden oluyordu

Han Shuo Carey ve diğerleriyle olan dövüşünde büyük yara almamıştı, lakin şu anda kemiklerinin derinlerinden gelen ızdırabı çekiyordu.

‘’Ooh...üzgünüm Bryan, elini bu kadar uzattığını fark etmedim!’’ Fanny dehşete düştü ve hızla özür diledi. Ayağını hızla çekti ve sola yöneltti. Ne var ki, Han Shuo’nun uzattığı sağ eli tam da ayağının altındaydı.

Han Shuo keskin topuğun sağ elini delip geçmek üzere olduğunu görünce deli gibi korktu ve elini yıldırım gibi çekti. Ardından yüzündeki kan izlerini sildi ve arkasındaki afallamış grubu işaret ederek acı dolu bir ifadeyle konuştu ‘’Bana, bana vurdular!’’

Fanny’nin yüzü bu sözleri duyduğu anda karardı. Carey ve diğerlerinin yüzünde birçok yara olsa da, birisinin yaklaştığını duyunca bütün kan izlerini silmişlerdi. Sorgulanmaktan korktukları için umursamazca fırlattıkları tahta sopalardaki kan izlerini de silmeyi ihmal etmemişlerdi.

Çenelerini kapalı tutup, öğleden sonra yaşananların sadece kötü şans olduğunu düşünmeyi planlıyorlardı. Ne var ki, kim Han Shuo’nun dayak attığı halde suçu onlara atacak kadar şeytani olacağını tahmin ederdi ki?

Fanny’nin güzel gözlerinden zekâ pırıltıları saçılıyordu. Carey ve grubuna bir bakış attı. Gruptakilerin kıyafetleri dağınık olsa da, yüzlerinde kan izi olmadığını fark etti. Ancak, uzağa atılmış tahta sopalarda az da olsa kan izleri vardı.

Daha sonra kafasını Han Shuo’nun sırtındaki ve yüzündeki kana bakmak için eğdi ve ‘bilgece’ burada ne olduğunu tahmin etti. Carey ve diğerleri Han Shuo’yu dövmek için toplanmışlardı, tahta sopalardaki kan da bunun kanıtıydı!

‘’Okul yönetimini bu kavga konusunda bilgilendireceğim. Cezanızı bekleyebilirsiniz. Bu kadar fazla kişinin zayıf ve cılız Bryan’a zorbalık yapması beni tiksindiriyor!’’ Fanny Carey ve diğerlerine soğukça baktı ve keskin bir sesle söylendi.

‘’Usta Fanny, olaylar öyle değil. Bizi o dövdü! Jack, her şeyi gördün, bize vuran Bryan değil miydi?’’ Carey korktu ve panik içinde bağırdı.

Küçük şişko Jack’in ayakları hala titriyordu, tamamen dehşete düşmüştü ve Han Shuo’nun hareketlerine hayran kalmıştı. Jack Carey’in sözlerini duyunca Han Shuo’ya bir bakış attı ve Han Shuo’nun kendisine göz kırptığını ve yerde yatarken kafa salladığını fark etti.

Bir anda özgüveni tavan yapmış bir şekilde tombul eliyle grubu işaret etti ve dürüst bir ifadeyle konuştu, ‘’Yalan söylemeyi kes Carey, artık Usta Fanny burada olduğuna göre sizden korkmuyorum. Bryan’a vurdunuz ve benden yalan söylememi istiyorsunuz! Dürüst Jack bunu yapmayacak!’’

Carey ve diğerleri hâlâ konuşmak istiyorlardı ama Fanny’nin kaldırdığı eli ve soğuk homurdanmasıyla durdular. ‘’Söylenmeyi kesin ve cezanızı bekleyin!’’

Daha sonra acınası bir şekilde yerde yatan Han Shuo’yu nazikçe kaldırdı ve söylendi, ‘’Gel, yaralarına bakalım. Artık araştırma konumsun, bu yüzden sık sık yaralanmana izin veremem!’’

Fanny verdiği nefesi içine çeken Han Shuo elinin artık o kadar da acımadığını hissetti. Fanny’ye çaktırmadan Jack’e gitmesini işaret etti ardından Carey ve grubuna dürüst, şapşal bir gülümseme gönderdi.

Ne var ki, Han Shuo’nun fena şekilde dövdüğü ardından suçu üzerlerine attığı bu oğlanlara göre, bu gülümseme dünyadaki en şeytani, dehşet verici gülümsemeydi!

On dakika sonra, Fanny’nin laboratuvarı.

Lisa da Fanny’nin laboratuarına birkaç soru sormak için gelmişti. Yol boyunca, Han Shuo’ya oldukça garip bakışlar atmış ve genç adamın rahatsız hissetmesine neden olmuştu.

Fanny laboratuara gelir gelmez Han Shuo’yu yatağa yatırdı ve bir şişe merhem buldu. Tam Han Shuo’ya merhemi uygulayacakken, Lisa hafifçe güldü ve şişeyi alarak, ‘’Usta Fanny, gözlüklerinizi takmıyorsunuz. İzin verin yerinize yapayım.’’

Fanny Lisa’nın sözlerini çok kafaya takmadı ve onayladı, ‘’Hmm. Tamam, ben sargı bezi ararken sen de yaralarını temizle. Sargı bezini nereye koyduğumu hatırlamıyorum.’’

Fanny laboratuvarı ararken kendi kendine konuşmaya başlamıştı. Lisa ise sol elinde şişeyi tutuyor ve sağ eliyle Han Shuo’nun sırtına merhemi sürüyordu. Han Shuo’nun bedenine yakından baktı ve fısıldadı, ‘’Eh? Bu yara yeni olmuş gibi durmuyor. Neden üzeri kabuk bağlamış?’’

Büyük ölçüde afallayan Han Shuo içinden bir haykırış kopardı. Görünüşe göre kendi bedeninin özelliklerini hafife almıştı. İyileşme hızı büyü yuanına çalışmaya başladığından beri muazzamlaşmıştı. Şafak vakti aldığı yara kısa bir süre sonra kabuk bağlamış ve ne yazık ki, Lisa bu durumu fark etmişti.

Artık konuşmanın anlamı olmadığını bildiğinden ses çıkarmadı. Belki de sonuna kadar aptal numarasını sürdürerek, bu durumdan yakayı sıyırabilirdi. Ağzından devamlı acı çektiğini gösteren sesler çıkararak, sanki çok acı çekiyormuş gibi davranmaya başladı.

O anda sırtında keskin bir acı hissetti. Anında acı içinde inledi ve hızla Lisa’ya bakmak için kafasını çevirdi. Ona bakan gözler bir sırrı çözmenin keyfiyle parıldıyordu. Sessizce uh oh sesleri çıkardı ve şapşalca gülerek, ‘’Acıyor’’ dedikten sonra önüne döndü.

‘’Bryan, neler oluyor?’’ Fanny acı dolu iniltiyi duyduktan sonra seslendi. Diğer tarafta hala sargı bezi arıyordu.

‘’Oh, Usta Fanny. Az önce yanlışlıkla yarasına dokundum. Büyük bir mesele yok, bir dahakine daha dikkatli olacağım!’’

‘’O zaman daha dikkatli ol!’’ Fanny yanıtından sonra neler döndüğüne daha fazla dikkat etmedi.

Kulaklarına vuran sıcak havanın yanı sıra genç adamın burnuna çekici bir koku ulaştı. Lisa sesini kısık tutarak fısıldadı, ‘’Lanet Bryan, numara yaptığını bilmediğimi mi sanıyorsun? Huh. Ölü gibi davranarak beni korkuttun ardından bana yanlış bir ilaç tarifi verdin. Carey ve Borg üzerinde deney yapacak kadar zeki olmasaydım, senin yüzünden ölümüne acı çekerdim.

“Samimi olacağım, Carey’den önce antrenman alanına gittim ve bir hortlak vasıtasıyla Jack’le olan konuşmanızı duydum. Hatta Carey ve grubunu dövmeni de izledim. Gerçekten iyisin değil mi? Entrika döndürmeyi dahi biliyorsun! Hehe, fena değil, hiç fena değil!’’

Lisa konuşurken merhemi sürmeye devam ediyordu ama apaçık intikam istediği için, sık sık Han Shuo’nun yarasına sertçe bastırıyordu. Han Shuo’nun kalbi, entrikasının Lisa tarafından fark edildiğini anladığı andan itibaren teklemeye başladı. Lisa’nın ne planladığı hakkında hiçbir fikri yoktu, dolayısıyla yarası deli gibi acısa da, yüksek sesle yakınmaya cesaret edemiyordu. Dişlerini sıkıp acıya katlanmaktan başka çaresi yoktu.

Lisa genç adamın ses çıkarmayı reddettiğini görünce, vahşi bir ifadeyle konuştu, ‘’Lanet olası, geçen sefer antrenman alanında beni öptün. Ve...ve bana dokundun. O kadar kolay kurtulmana izin vermeyeceğim. Bu gece seni sınıfın arkasındaki sahte dağlarda bekleyeceğim. Gelmezsen bil ki bittin sen!’’

Sözlerini söyledikten sonra Han Shuo’nun yarasına son bir kez daha sertçe bastırdı. Han Shuo hafifçe inlediğinde ise kibirle gülümsedi. Ardından Fanny’ye doğru yürüdü ve merhem şişesini vererek, ‘’Usta Fanny, merhemi sürdüm. Birden aklıma yapmam gereken bir şey olduğu geldi, dolayısıyla şimdi gidiyorum. Sorumu yarın sorarım!’’

‘’Oh, tabii işine bak.’’ Fanny umursamazca yanıtladı, ardından keyifle haykırdı. ‘’Eh! Sonunda buldum, demek buraya koymuşum.’’

Fanny güzel bacaklarıyla Han Shuo’ya doğru geldi ve tam yaralarını saracağı anda şaşırarak mırıldandı, ‘’Eh, yaranın üstü nasıl kabuk bağlar!’’

Han Shuo Lisa’nın hareketleri nedeniyle endişeliydi. Bu gece onunla nasıl yüzleşeceğini bilmiyordu. Fanny’nin sözlerini duyduğunda kalbi yine şok içinde tekledi, yahu Fanny sen de mi!

Fanny kaşlarını çattı ama ardından merakla iç çekti, ‘’Ah, geçen sefer Fitch vurduğunda da kafandaki şişlik hızla inmişti. Bütün bunlar Ruh Izdırabı sayesinde mi? Oh bu basitçe inanılmaz!’’

Han Shuo, ‘’......’’

Han Shuo Fanny’nin kendi kendini tatmin eden düşünceleri karşısında ne diyeceğini bilemedi. Tuhaf bir şeye bu kadar kolay bir şekilde mantıklı bir açıklama bulmak için bir insanın hayal gücü ne kadar yaratıcı olabilirdi ki?

Fanny merakına kapıldı ve bir süre düşündü, ardından Han Shuo’nun yaralarını sarmaya başladı. Hareketleri olağanüstü derecede nazikti, adeta Han Shuo’nun canını yakmaktan korkuyor gibiydi.

Han Shuo Fanny’nin hareketlerinin Lisa’dan çok daha iyi olduğunu düşündü ve tam Fanny’ye teşekkür etmek için kafasını çevirmişti ki, Fanny’nin arkasındaki açık laboratuvar kapısında bir şey fark etti. Uzun ince bir figürün kendisine kıskançlık dolu bir ifadeyle baktığını gördü. Bu kişi Fitch idi ve fark edildiğini anlar anlamaz kaybolmuştu.