Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

31. Bölüm Bir Büyü Dahisisin!

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

Tık tık tık!

Han Shuo Fanny’nin kapısının dışında durdu ve uzattığı eliyle kapıyı tıklattı.

‘’Bryan, sen misin? İçeri gel.’’ Fanny’nin uyuşuk sesi içeriden duyuldu.

Han Shuo kapıyı açtığında, Fanny’nin ıslak mor saçının beyaz boynuna ve ensesine dağınıkça salındığı bir manzarayla karşılaştı. Birkaç saydam su izi hâlâ çekici yüzünden akıyordu. Fanny henüz duş almıştı ve yumuşak beyaz bir cübbeye sarınmıştı. Saçlarını kurularken göğsünün üstündeki süt beyazı teninin ufak bir kısmı bile görünüyordu.

Oda, arkadaki banyonun açık kapılarından gelen bir sis bulutuyla birlikte basit bir odaydı. Fanny yuvarlak bir masanın yanında oturuyordu ve canı sıkkın gözleri Han Shuo’nun bedenini süzüyordu.

‘’Usta Fanny, ne oldu?’’ Han Shuo etrafına bakındı ve Fanny’nin güzelliğinin ne kadar çekici olduğunu görünce kalbi tekledi, lakin şapşal dürüst ve hatta hafifçe ürkek bir ifade takınmayı sürdürdü.

‘’Ne mi? Hmph. Bugün atın üstünde kesinlikle cüretkârdın. Her zaman ürkek ve uysal olduğunu düşünürdüm ama arzuların kafanı işgal edince en cüretkâr hareketleri yapıyorsun!’’ Fanny Han Shuo’yu süzdü ve çatık kaşlarıyla hafifçe homurdandı.

Al işte buradan yak. Han Shuo ifadesi daha da masumlaşırken düşündü. Kafasını kaşıdı ve yüzü kızarana kadar nefesini tuttu ardından derin bir nefes aldı ve kafasını eğdi. ‘’Özür dilerim Usta Fanny, çok güzel ve tatlısınız ayrıca bana çok yakındınız. Ne oldu bilmiyorum ama hareketlerimi kontrol edemedim. Hatalıydım, Usta Fanny lütfen cezamı verin.’’

Pa!

Fanny birdenbire öfkeyle masaya vurdu ve Han Shuo şok içinde gerileyerek, korkuyla Fanny’yi izledi.

‘’Lanet olsun, benden yararlandın! Anlıyor musun?’’ Fanny bağırırken Han Shuo’ya vahşice göz attı.

Han Shuo dürüstçe onayladı ve konuştu, ‘’Hatalıydım Usta Fanny, hatamın sorumluluğunu alacağım!’’

‘’Hah! Sen ve sorumluluk almak mı? Bunu yapabilir misin ki!’’ Fanny Han Shuo’nun sözlerini duyunca öfkesinin ortasında gülmeye başladı. Gülse de Han Shuo’ya baktığı sırada, yüzünde eğlendiğine dair ufacık bir belirti dahi yoktu.

‘’Eh....o zaman ne derseniz yapacağım. Size kalmış!’’ Han Shuo Fanny’nin kendisine abartılı bir ceza vermeyeceğini biliyordu, dolayısıyla boyun eğen bir ifadeyle iç çekti ve samimiyetle yanıtladı.

Haklıydı da, Fanny gerçekten ne yapacağını bilemiyordu. Ona göre Han Shuo büyük ihtimalle bilerek öyle davranmamıştı, ek olarak ata binmesini söyleyen de kendisiydi. Böyle bir şey yaşansa da, sonuçta Han Shuo affedilemez bir suç işlememişti. Sadece basit bir köleydi, nasıl ceza vereceğine karar vermeye çalışmak biraz garipti.

Han Shuo Fanny’nin kaşlarının hafifçe çattığını ve ne yapması gerektiğine karar veremiyor gibi durduğunu fark edince, aklına bir düşünce geldi ve konuştu, ‘’Usta Fanny, sizin araştırma konunuz olduğumu söylememiş miydiniz? Aslında son zamanlarda bedenimde bir gariplik var ve aklıma tuhaf bir şey oldu. Lisa’nın birkaç gün önce kemik oku büyüsünü yaparken söylediği sözleri duyduğumda, ben de söylemeyi denedim ve aslında başardım.’’

Fanny derin düşüncelere dalmıştı, lakin bu sözleri duyunca afalladı. Hemen şaşkınlıkla Han Shuo’ya baktı, heyecanla konuştu, ‘’Gerçekten mi? Yani ciddi misin? Benim için kemik oku büyüsünü deneyebilir misin?’’

Han Shuo Fanny’nin nekromansi büyüsüne bağımlı olduğunu ve genç adamın bedeni hakkında son derece meraklı olduğunun biliyordu. Ayrıca sonsuza kadar Akademi’de bir köle olamayacağının da farkındaydı, dolayısıyla yavaşça Fanny’nin gözlerindeki imajını değiştirmek zorundaydı ve bu mükemmel bir fırsattı.

Gerçekten de, Fanny bedeninin özel durumunu duyduğu anda, ona ceza vermeyi unutmuş ve bütün dikkatini bu konuya odaklamıştı.

‘’Tabii ki!’’ Han Shuo hafifçe gülümsedi ve ellerini kaldırarak, hafifçe büyülü sözleri söyledi, ‘’Oh sonsuz karanlık, yıkıcı kemik oklara dönüş ve isteğime göre yok et, kemik okları!’’

Keskin bir kemik oku büyülü sözleri söylemeyi tamamladığı anda Han Shuo’nun önünde belirdi ve önündeki tahta duvara doğru uçtu, lakin yarı yolda titredi ardından nihayetinde keskin bir çatırtıyla patladı.

‘’Hayır hayır, büyülü sözler doğru, fakat sözleri söylediğin sıradaki el mühürlerin yanlış. Sağ elini yavaşça kaldırmalı ve sol elin sağ elinle aynı seviyede olmamalı.’’ Fanny ilk olarak alıştığı şekilde öğretmeye başladı ama ardından birden keskin bir nefes aldı. Han Shuo’ya şoke olmuş bir ifadeyle baktı ve çekici bedeni heyecanla titredi ardından nefes nefese haykırdı, ‘’Oh tanrım. Sen, gerçekten büyü yapabiliyorsun!’’

‘’Evet, evet. Ben de ne olduğunu bilmiyorum. Oh doğru Usta Fanny, büyü yapmak için bana doğru el mühürleri detaylarını açıklayabilir misiniz?’’ Han Shuo içten içe sırıttı ve kafası karışık bir şekilde Fanny’ye seslendi.

‘’Tabii ki öğretebilirim!’’ Fanny gerçekten heyecanlaydı ve elindeki havluyu yana fırlattı. Esnek bacaklarıyla hızla harekete geçerek Han Shuo’nun yanına geldi ve detaylıca açıklamaya başladı.

‘’Bu, bu, böyle mi?’’

‘’Elini kaldır, zihinsel gücünü odakla ve bir saniye bile rahatlama. Doğru, bu doğru el mührü. Mm, sol elini biraz yavaşlat ve bana yine göster.’’

‘’Oh sonsuz karanlık, yıkıcı kemik oklara dönüş ve isteğime göre yok et, kemik okları!’’

Kemik oku bu sefer belirdiğinde, yönü doğruydu, lakin tahta duvara ulaşmadan önce yine patladı.

‘’Bryan, zihinsel güç. Zihinsel gücüne dikkat et ve bir saniye bile rahatlama. Ancak kemik ok başarıyla hedefe vurduktan sonra rahatlayabilirsin, yoksa kemik ok yarı yolda patlayacaktır. Tekrar dene.’’

‘’Oh sonsuz karanlık, yıkıcı kemik oklara dönüş ve isteğime göre yok et, kemik okları!’’

Büyülü sözleri tamamlamasının ardından, kemik ok tahta duvara doğru yönünü değiştirmeden yıldırım misali uçtu. Keskin bir pfft sesiyle tahta duvarı deldi ve ardından bir iz bırakmadan kayboldu.

‘’Oh, tanrım. Bryan, bir dâhisin. Kesinlikle bir büyü dâhisisin! Sadece iki kez tavsiye vermeme rağmen kemik oku büyüsünü yapmayı başardın. Normalde öğrenciler bu büyüde ustalaşmadan önce üç aya ihtiyaç duyarlar. İnanılmazsın.’’ Han Shuo Fanny’i şoke etmişti ve Fanny bu nedenle etrafta dönüp durarak, yüksek sesle haykırmaktan kendini alamıyordu. Epey heyecanlıydı.

‘’Lanet olsun, kim rastgele büyü yapıyor! Neredeyse bana çarpıyordu. Eh, Bryan, Usta Fanny? Bryan, Usta Fanny’nin odasında ne yapıyorsun?’’ Lisa duvardaki delikten içeri göz atarken şaşkın çığlığı aniden duyuldu.

‘’Bir şey yok, biraz kemik oku çalışması için Bryan’ı çağırdım. Lisa sen uyu, seni daha fazla rahatsız etmeyeceğiz.’’ Fanny aceleyle duvardaki deliğe doğru yürüdü ve çekici bir şekilde yanıtladı. Az önce yere attığı havluyu buldu ve Lisa bir yanıt verme fırsatı bulamadan deliği tıkadı.

Döndü ve Han Shuo’ya sorgulayarak baktı, ‘’Yerinde kal ve kıpırdama, bakalım bedeninde neler dönüyor?’’

‘’Pekâlâ.’’ Han Shuo yanıt olarak hafifçe gülümsedi. Kemik oku büyüsüne tam ustalaşmak için sadece on gün harcamıştı. Fanny’nin sözlerine göre, belki büyü pratiği için biraz potansiyeli vardı.

‘’Hmm? Bu garip koku da ne?’’ Fanny tam Han Shuo’nun bedenini incelemek üzereydi ki,  burnunu buruşturdu ve sorgulayarak ona baktı.

Han Shuo duraksadı ardından garip bir şekilde aşağıya baktı ve çarpıkça yanıtladı, ‘’Odamda bir duş yok, dolayısıyla duş alamadım. Bu yüzden hâlâ kokuyorum.’’

Bu sözlerin ardından Fanny’nin güzel yüzü kızardı ve Han Shuo’ya vahşice bakarak, kısık sesle lanet okudu, ‘’Utanmaz!’’ Ardından kapıları açık olan banyoyu işaret etti ve kaşlarını çatarak, ‘’Su hala sıcak, bu iğrenç kokudan kurtul!’’ dedi.

Yaşananlar gerçekten utanmazcaydı. Han Shuo hâlâ alt bedenindeki yapışkan sıvıyı hissedebiliyordu.  Gerçekten de bedeninin yapışkan halde kalması oldukça rahatsız ediciydi, dolayısıyla Fanny’nin az önce kullandığı banyoya yürüdü.

Banyoda basit, yuvarlak bir küvet vardı. İçindeki sudan hala buhar geliyordu Fanny’nin birkaç parça iç çamaşırı yakındaki bir rafın üzerindeydi. Tek bir bakış attığında küçük ipek parçaların incecik olduğunu fark etti. Bunu gören Han Shuo’nun alt kısmında bir alev topu vahşice yükseldi.

Tam Han Shuo Fanny’nin değiştirdiği iç çamaşırına ağzının suyu akarak bakarken, güzel kadın birden banyoya daldı ve utanarak bütün eşyalarını aldı. Han Shuo’nun alev püskürtmeye hazır gözlerini gördüğünde ise istemsizce cıkladı ve homurdandı, ‘’Utanmaz.’’ Han Shuo’nun sırtını çimdikledikten sonra paniklemiş adımlarıyla banyodan çıktı.

Han Shuo uzun bir süre yıkandı ardından birkaç kez içeriyi kontrol ettikten sonra giyindi ve banyodan çıktı.

‘’Geç oluyor, bugün bedenini incelemeyeceğim. Çabuk ol ve odana dön.’’ Fanny Han Shuo çıktıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi davrandı ve sakin bir ses tonuyla söylendi.

Han Shuo dürüstçe gülümsedi ve mutluca kapıya doğru yürüdü. Tam Han Shuo gitmek üzereydi ki Fanny hafifçe seslendi, ‘’Bryan!’’

Kafası karışarak arkasına bakan genç adam şapşalca sordu, ‘’Evet?’’

‘’Hiçbir şey, sadece deli birisi gibi görünmüyorsun!’’ Fanny Han Shuo’yu süzdü ve garip bir şekilde mırıldandı.

‘’Kafam acımaya başladığında ne oluyor bilmiyorum ama diğer zamanlarda her şey normal.’’ Han Shuo’nun kalbi tekledi. Yanıtından sonra suçlu hissederek hızlıca ayrıldı.