Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

36. Bölüm Ayakçı Oğlanın Sakinliği

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

İnsan yiyen canavarlar ilerlerken ağızlarından garip sesler çıkıyordu. En güçlü ve uzun insan yiyen canavar sopasıyla grubu işaret ettiğinde birden koşmaya başladılar.

Canavarlar daha yaklaşmaya bile başlamadan büyülü sözler su gibi aktı. Sayısız kemik ok insan yiyen canavarlara atıldı ayrıca kemik oklardan daha güçlü olan kemik mızraklar bile ortaya çıkmıştı.

Kemik mızraklar kemik oklara benzer bir nekromansi büyüsüydü, lakin bu büyüde ustalaşmak için kişinin en azından acemi büyücü olması lazımdı. Bu mızraklar az da olsa kemik oklardan daha güçlüydüler. Kemik oklar ve mızraklar aynı anda sekiz insan yiyen canavara doğru atıldılar.

Bu sekiz canavar koşarken saldırılardan nasıl kaçınacaklarını biliyorlardı fakat hızlarıyla bilinen bir ırk değillerdi. Bazıları yine de kemik oklar ve mızraklara yakalanmışlardı.

Ne var ki, bedenleri son derece sağlamdı. Kemik oklar sadece acı içinde haykırmalarına neden olup hızlarını geçici olarak etkilese de, bedenlerini delememişti. Sadece kemik mızraklar bedenlerinde yeşil kanın akmasını sağlamıştı.

Sekiz canavar yaklaşırken hasar görmeye devam etse de, maalesef hiçbirisi savaşma kabiliyetini tamamen kaybetmedi. Dış savunma çeperine geçirdiler ve iç halkaya saldırmaya başladılar.

Han Shuo savunma halkasında sakin, endişesiz bir şekilde duruyordu. Yüzü tamamen sakindi, soğukça hızla yaklaşan insan yiyen canavarlara baktı ve yavaşça güçlerini tarttı.

‘’Bırakın gecenin yaratıkları saldırsın!’’ İnsan yiyen canavarların yaklaştığını görünce kararken Fanny kükredi.

Fanny’nin sözleri yankılandıktan sonra herkes dış halkadaki gecenin yaratıklarını saldırmak için yönlendirdi. Çağrılan hortlaklar, iskelet savaşçılar, zombi savaşçılar ve nefret savaşçıları sağlamca yerlerini koruyor, ancak insan yiyen canavarlar yaklaştığında saldırıyordu.

Ne var ki, insan yiyen canavarların bedenleri çok sağlamdı. Metal sopalarıyla biraz hasar vermeyi başarabilen nefret savaşçıları dışında, diğer gecenin yaratıklarının saldırılarının etkileri oldukça kısıtlıydı.

Hortlaklar ve iskelet savaşçıları özellikle etkisizlerdi. Çivili sopaların altında anında dağılıyorlardı. İskelet savaşçılar parçalara ayrılırken hortlaklar bir et ve kan yığınına dönerek ölüyorlardı. Zombi savaşçılar daha dayanıklıydı ve çivili sopalardan gelen birçok darbeye dayanabiliyorlardı, lakin onlar da birkaç kez vurulduktan sonra zayıfça tökezlemeye başlamışlardı.

‘’Bu lanet insan yiyen canavarlarla uğraşması biraz zor!’’ Gene dış savunma hattının çökmeye başladığını ve insan yiyen canavarların çeşitli büyü saldırıları nedeniyle bolca kan kaybetseler bile direnmeye devam ettiklerini görünce endişelenmeye başladı.

‘’Hattı tutun! Geçmelerine izin vermeyin, aksi halde yakın dövüşe girmek zorunda kalırsak kesinlikle ölürüz!’’ Fanny yüksek sesle haykırdı, oda iyice endişelenmeye başlamıştı.

Kemik mızraklar belirmeye devam etti. Belli bir insan yiyen canavara saplanıyorlardı ve son mızrak o canavarın kafasını delip geçti. Bu da insan yiyen canavarın tökezlemesine ardından cansızca yere yığılmasına neden oldu.

Kalan yedi insan yiyen canavar yoldaşları öldürüldükten sonra çıldırdılar. Mızraklı olan ikili garip seslerle haykırırken vhoosh sesleri duyuldu ve aniden mızraklarını fırlattılar. Mızrakları havada bir kıvrım çizdi ve iki nefret savaşçısını yerlerine çivilediler.

İki nefret savaşçısı dış halkadaki en güçlü et kalkanlarıydı. Hemen hareket kabiliyetlerini kaybetmeseler de, bedenleri çivilendiğinden hareketleri artık daha yavaştı. İki insan yiyen canavar her hareketlerine karşı koymaya başladıktan sonra etkilerini kaybettiler.

O anda, dış halkada sadece iki nefret savaşçısı ve altı zombi savaşçı kalmıştı. Zombi savaşçılar her bakımdan nefret savaşçılardan düşüktü ve nefret savaşçıları mızraklarla çivilenince üzerlerindeki baskı da daha da artmıştı. Çok kısa bir süre içinde iki zombi savaşçı yok edilmişti bile.

‘’Ne yapacağız, ne yapacağız? Bu lanet insan yiyen canavarlara yem mi olacağız!’’

‘’Oh tanrım, neden bedenleri bu kadar dayanıklı? Kemik okları çarptığında etki bırakmıyor!’’

‘’Bittik, hepimiz bittik. Dün geri dönmeliydik, vah...vah.....’’

Öğrencilerden kasvetli sızlanmalar ve korku dolu ağlayışlar yükseldi, bu durum büyülerini bile etkilemişti.

‘’Usta Gene, ceset infilakı büyüsünü kullanalım, çabuk!’’ Fanny aniden seslendi ve herkesin bu denli korktuğunu görünce güzel ifadesi katılaştı.

‘’Oh mahvolmuş ruh, arzum emrin olsun, bedenini bana teslim et, şiddetle patla, Ceset İnfilakı!’’ Fanny ve Gene aynı anda büyülü sözleri söylediler ve Fanny sözler bittiğinde az önce mızrak atan insan yiyen canavarı işaret etti. Gene de bir düşmüş zombi savaşçısını işaret etti.

İki şiddetli patlama aniden insan yiyen canavar ve zombi savaşçının bedeninden yükseldi. Yanlarındaki dört yaralı insan yiyen canavara ek olarak onlara karşı savaşan iki zombi savaşçı da dâhil olmak üzere, hepsi parçalandı. Hepsi hareketsizce yere yığıldı, işleri tamamen bitmişti.

Han Shuo’nun gözleri Fanny’ye odaklanırken parıldadı. Ceset infilakı büyüsü kendisini oldukça şaşırtmıştı. Az önce patlayan insan yiyen canavarın bedeninin Fanny büyülü sözleri bitirdikten sonra birden ışıldadığını, peşinden de dehşetengiz bir gücün çevreye yayıldığını görmüştü. Parçalanan dört insan yiyen canavardan, üçü Fanny’nin büyüsü yüzünden can vermişti.

Han Shuo daha önce ceset infilakı büyüsü hakkında çok az şey duymuştu. Bu büyüyü sadece usta büyücülerin yapabildiğini ve patlamaların büyücünün gücüne göre değiştiğini biliyordu. Fanny’nin büyüsü fark edilebilir şekilde Gene’nin büyüsünden güçlüydü. Bu belki de Fanny’nin büyüsüyle ve kurban olarak insan yiyen canavarı kullanmasıyla alakalı olabilirdi.

Ne var ki, görünüşe göre ceset infilakı büyüsü zihinsel gücü önemli ölçüde tüketen bir büyüydü. Fanny’nin de Gene’nin de yüzü büyüyü yaptıktan sonra soldu ve ağır ağır soludular.

Sekiz insan yiyen canavardan, Fanny birisini kemik mızrağıyla öldürmüştü ve dördü de ceset infilakı büyüsü altında can vermişti. İki nefret savaşçısı insan yiyen canavarların mızrakları tarafından çivilense de, yerlerini korumaya ve inatla iki insan yiyen canavarı tutmaya devam ediyorlardı.

Sadece en güçlü ve uzun insan yiyen canavar pek etkilenmemişti. Çivili bir sopa taşıyordu ve deli gibi koşturarak garip sesler çıkarıyor hatta ‘’Seni....senii...öl...öldüreceğim.’’ gibi basit cümlelerle kükrüyordu.

‘’Az önce ceset infilakı büyüsünü kullandık ve zihinsel gücümüz oldukça tükendi. Bir süre başka yüksek seviye büyü kullanamayacağız. Herkes kaçsın!’’ Gene panikledi ve bağırdı.

Fanny etrafına bakındı ve bağırdı, ‘’Acele edin ve kaçın! Canavarlara yakalanmayın.’’

Fanny ve Gene’nin bu sözlerinin ardından herkes panikledi. Herkes çivili sopa tutan ve hızla koşturan insan yiyen canavarla aralarına deli gibi mesafe koymaya çalışırken yerdeki bütün kaynakları unutmuşlardı.

Ne var ki, insan yiyen canavarın hızı çok yüksek olmasa da, hâlâ öğrencilerden hızlıydı, özellikle de paniklerken iskelet savaşçıların kalıntılarına takılanlardan.

Fanny öğrencilere çabucak ayrılmalarını haykırıp arkalarını toplarken ceset infilakı büyüsünü yapıp üç canavarı patlatanın Fanny olduğunu hatırlayan uzun insan yiyen canavar, kadının arkada kaldığını görünce bir saniye düşünmeden peşine takıldı. Sopasını havaya kaldırdı ve Fanny’ye doğru savurdu.

‘’Usta Fanny, dikakt edin!’’

‘’Dikakt et! Fanny, arkanda!’’

Lisa, Gene ve birkaç kişi daha Fanny’nin arkasından sopanın inişini izlerlerken şok ve dehşet içinde haykırdı.

Fanny haykırışları duyunca kafasını çevirdi ve dikenli sopanın üzerine indiğini gördü. Dikenlerin keskin noktaları soğuk bir ışıkla parıldıyordu ve darbeye arkasındaki gücü kanıtlayan bir vhoosh sesi eşlik ediyordu.

Büyüleyici yüzü soldu ve güzel bacakları birden güçlerini kaybetti. Çivili sopa görüşünde gittikçe büyürken gözlerinde bir çaresizlik hissi yükseldi.

Çatırt. Her yere kıvılcımlar uçuştu.

Fanny önüne ne olduğunu anlamadan bakarken güzel gözleri açıldı. İki çivili sopa farkında olmadan önünde belirmişti ve ikisi birbiriyle çarpışmıştı.

Bakışları çivili sopayı takip etti ve birdenbire Han Shuo’nun solunda belirdiğini keşfetti. İki eliyle de bedenine tamamen uygunsuz olan çivili sopayı sertçe kavrıyordu. Alnındaki ve kollarındaki damarlar şişmişti ve insan yiyen canavara dik dik bakarken ifadesi çarpıktı.

 

Çevirmen notu
Savaş geliyor!!