Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

39. Bölüm Kara Süvarisi’ni Küçük Düşürmek

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

Sonraki gün.

Clark’ın eklenmesiyle birlikte, grup Karanlık Orman’ın güneyindeki yolculuklarına devam etti. Clark’ın katılması sayesinde, yol boyunca karşılarına çıkan çeşitli büyülü yaratıkla ilgilenmesi çok daha kolay hale gelmişti.

Clark Fanny’nin önünde bilerek kabiliyetlerini sergiliyordu ve büyük yardımı sayesinde iki Rüzgarbıçağı Kurdu ve bir Buz Kartalı kolayca halledilmişti.

Ne zaman bir büyülü yaratık ölse, Han Shuo hızla belirip hemen büyü çekirdeğini alıyordu. Ardından doğal olarak saklaması için Lisa’ya devrediyor, sanki savaş ganimeti kendisininmiş gibi mutlak bir tutum takınıyordu. Rüzgarbıçağı Kurdu postları bile Clark’a kalmamıştı.

Clark Fanny’nin suyuna gitmek istiyordu bu yüzden içten içe kan ağlasa da, yine de zorla gülümsüyor, Han Shuo’nun hareketlerine uyuyor ve büyü çekirdekleri uğruna savaşmıyordu.

Grup hava kararınca bir kamp ateşi yaktı ve yemek yapma işi yine Han Shuo’ya kaldı. Clark bilerek Fanny’yle kaldı ve zarif biçimde Fanny’yle sohbet etmeye başladı. Yandan, Gene Clark’a dik dik bakıyor devamlı araya girip Clark’ı dışlayan sözler söylüyordu.

Diğer öğrenciler ya dinleniyor, ya gülüşüp sohbet ediyor ya da sessizce eşyalarını düzenliyordu. Sadece Lisa Han Shuo’nun yanında kalıp, etleri kolayca döndürmesini izliyordu.

‘’Bryan, gittikçe daha şeytanileştiğini ve öncesinden çok farklı olduğunu fark ettim!’’ Lisa umursamazca kamp ateşini karıştırırken elinde parlak kırmızı, tahta bir sopa tutuyordu. Konuşurken parlak gözleri Han Shuo’nun bedenine düştü.

Han Shuo hafifçe yanıtlamadan önce Lisa’ya bir göz attı, ‘’Öyle mi? İyi hissediyorum....sadece daha önce fazla umutsuz ve aptalca yaşıyordum ama artık kendimi değiştirmek istedim. Bununla alakalı bir sorun mu var?’’

Lisa kafasını iki yana salladı ve söylendi, ‘’Hayır hayır. Yalnızca öncesinden farklı olduğunu hissediyorum. Tam olarak nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Belki de üzerinde Ruh Izdırabı’nı kullandığımdan dolayı bu hale geldin.”

İstemsizce gülen Han Shuo, Bryan olmadığını ve bunun Ruh Izdırabı’yla alakası olmadığını düşündü. İster Lisa, ister Fanny hatta diğer öğrenciler ve öğretmenler olsun, değişiminin arkasındaki nedenin Ruh Izdırabı olduğunu düşünen herkes oldukça komikti.

‘’Değişmem iyi değil mi?’’

‘’Çok iyi, önceden olduğundan daha iyisin. Öncesinde o kadar ürkek ve uysal olmana gerçekten kızıyordum ve değişmeni umuyordum fakat her zaman hayat seni nereye atarsa kabul ettin ve ne kadar zorbalık yapılırsa yapılsın direnmedin. Bende oldukça acınası ve yaşamının acı dolu olduğunu düşündüm. Ölmen daha iyiydi. Aslında Ruh Izdırabı’nı artık acınası bir şekilde yaşamanı görmek istemediğimden üzerinde kullandım.’’ Lisa bir an düşündü ardından Han Shuo’ya baktı.

Kaşları çatılan Han Shuo Lisa’ya baktı, kafası karışmıştı, ‘’Yani içindeki iyilikten dolayı mı üzerimde Ruh Izdırabı’nı kullandın?’’

‘’Tabii ki!’’ Lisa açıklarken boynunu dikleştirdi, ‘’Daha önce seni büyü pratiği için alsam da, diğer öğrencilerden çok daha iyi davranıyordum ama sen tam bir hayal kırıklığıydın ve günlerini umutsuzca geçiriyordun. Daha fazla dayanamadım ve seni bu hayattan kurtarmak istedim. Şimdiki haline baksana, o kadar değiştin ki seni zar zor tanıyorum.’’

Kafasını iki yana sallayan genç adam başka bir şey demese de içinden Lisa’nın yöntemlerini onaylıyordu. Acınası Bryan gerçekten hayatını umutsuzca geçiriyor, uzun zamandır kendisini öldürmek istiyor fakat bunu yapacak cesareti bulamıyordu. Ne var ki, Han Shuo Lisa’yı insanların hayatını sonlandırmasına yardım ettiği için affedemezdi.

‘’Bry...Bryan. Bence kendi etimizi pişirebiliriz, seni uğraştırmak zorunda değiliz.’’ O anda, Bach, Bella ve birkaç diğer öğrenci geldi ve korku içinde konuştular.

Han Shuo son günlerde Lisa, Fanny ve diğer bazı öğrenci için lezzetli yemek yaparken Bach, Bella ve birkaç öğrenci için berbat yemekler yapmıştı. Birkaç günlük işkenceden dolayı, Bach ve diğerleri zaten ishalden dolayı acı çekip duruyorlardı.

Han Shuo’ya sövüp şikâyet ediyorlardı fakat Han Shuo’nun önceki günkü delirişini gördüklerinden sonra, şikâyet etmeye bile cesaret edemiyorlardı. Han Shuo’nun yine aklını kaybedeceğinden korkuyorlardı.

Artık, gerçekten Han Shuo’dan korkuyorlardı.

Şapşalca gülümseyen genç adam biraz utanarak konuştu. ‘’Nasıl öyle olabilir? Ben Nekromansi bölümünün bir kölesiyim ve yemek hazırlamak işlerimden birisi. Siz soyluların böyle görevleri yapması uygun olmaz, değil mi?’’

‘’Uygun, kesinlikle uygun! Eğitime çıktığımıza göre, her şeyi denemeliyiz. Dün hayatımızı kurtardığından bahsetmeye gerek bile yok. Bu kadar görevle uğraşmana göz yumamayız....sen de katılmıyor musun Bach?’’ Bella konuşurken zorla güldü.

‘’Gerçekten de kendi yemeğimizi kendimiz yapmalı ve her şeyde sana dayanmamalıyız!’’ Bach’ın karnı birkaç gündür zaten ağrıyordu ve Han Shuo’nun onlara yine yarı pişmiş yarı çiğ et vereceğini biliyordu. Aceleyle gülümsedi ve yalakalık yapmaya başladı, ‘’Bryan, daha önce hatalıydım. Lütfen bana kin gütme. Eğer benden nefret eder ve birdenbire mantığını kaybedip peşime düşersen, o zaman gerçekten biterim!’’

‘’Pekâlâ, hepiniz bu kadar nazik olduğuna göre, size teşekkür ederim. Gelin, yemeğinizi yapın, umarım iyi zaman geçirirsiniz.’’ Han Shuo şapşal bir gülümsemeyle kalkarken içinden şahane hissediyordu. Pişirdiği birkaç parça eti aldı, bir süredir Lisa’nın göz diktiği büyük bir parçayı kıza uzattı ve geri kalan etle Fanny’ye doğru yürüdü.

Etin çekici kokusu yavaşça yayıldı. Fanny yüzünde sabırsız bir ifadeyle Clark ve Gene’nin birbiriyle dalaşmasını izliyordu ki, aniden gözleri ışıldadı ve dudaklarını yalayarak ayağa kalktı. Dudakları kıvrılarak çekici bir gülümseme oluşturmuştu.

‘’Usta Fanny, Usta Gene, um...ve Sör Clark, bunlar kızartılmış etleriniz!’’ Han Shuo hafifçe güldü ve etleri üçlüye uzattı.

‘’Ooh ooh...öğk! Bryan, bu et pişmemiş, bu fazla çiğ!’’ Fanny birdenbire eğildi ve ısırdığı et parçasını tükürdü.

Fanny’nin kötü görüşü, Han Shuo’nun tek tek eti vermemesi ve acele ettiği gerçeği de eklenince, Han Shuo’nun uyarma şansı olmadan Gene ve Clark’a hazırlanan parçalardan birisini ısırmıştı.

‘’Eh...Usta Fanny, o et sizinki değil, bu sizinki!’’ Han Shuo ağlasa mı gülse mi bilemiyordu, cidden biraz fazla acelecisin!

Ardından hızlıca hazırladığı et parçasını kadına uzatıp, onun elindeki yarı pişmiş yarı çiğ eti aldı ve ısırdığı kısmı kesmek için bir hançer çıkardı. Isırılan parçayı kestikten sonra eti Clark’a uzatırken gülümsedi ve biraz utanarak konuştu, ‘’Soylu Sör Clark, bu parça sizin. Aşçılık kabiliyetim çok iyi değildir. Usta Fanny çoktan bir ısırık alsa da, umarım kafanıza takmazsınız.’’

Clark söylendi, ‘’Eh...sadece ekmek yesem yeterli.’’

‘’Nasıl böyle olabilir, ekmek gücünüzü arttırmayacaktır ve siz gerçekten beden gücüne sahip olması gereken bir şövalyesiniz. Çok et yemelisiniz. Bryan’ın kötü yemek kabiliyetinden mi korkuyorsunuz yoksa Usta Fanny çoktan bir ısırık aldığı için mi iğreniyorsunuz?’’ Gene Bryan’a iyi davranmayanların yemek yerken acı çekeceğini uzun zamandır biliyordu. İçten içe gülerken yüzünde doğru ve asil bir ifadeyle Clark’ı ikna etmeye çalıştı.

‘’Hayır, öyle demeye çalışmadım. Sadece, sadece...’’ Clark iki kolunu garipçe açarken yüzünde boyun eğmiş bir ifade vardı. Kafasını iki yana salladı ama kendisini nasıl ifade edeceğini bilemedi. Fanny’nin bir ısırık alıp tükürüşünü görmüştü ve doğal olarak bu et parçasının pek lezzetli olmadığının farkındaydı.

‘’Soylu bir şövalye olarak, Sör Clark başkalarının ısırdığı yemeği yemek istemiyor olmalı. Anladım. Usta Gene, bu parçayı almaya ne dersiniz?’’ Han Shuo anladım adamım ifadesini takınırken kurnazca Clark’ın Fanny’den iğrendiğini ima etti ve ardından topu Gene’ye yolladı.

Gene Han Shuo’nun sözlerinden sonra paniklemeye başladı. Utanarak güldü ve konuştu, ‘’Hayır, kesinlikle olmaz. Nasıl Sör Clark’ın elinden bir şey alabilirim? Ayrıca, benim parçam burada, şimdi gidip yiyeceğim.’’

Alnında ter damlaları beliren Gene telaşla konuştu ve çabucak büyük ihtimal yarı pişmiş yarı çiğ diğer et parçasını aldı. Adeta kaçıyormuşçasına Bach ve Bella’ya doğru yöneldi, belli ki eti yeniden pişirme niyetindeydi.

‘’Usta Gene ne kadar mütevazı ama! Görünüşe göre bu et hâlâ sizin!’’ Han Shup şapşalca gülümsedi ve zorla Clark’a eti vermeyi planladı.

Clark çarpıkça gülümserken yüzünde acınası bir ifade vardı ardından birdenbire aklına bir şey gelmiş gibi konuştu. ‘’Bir şey unutmuştum, lütfen kusuruma bakmayın.’’

Clark sözlerini bitirir bitirmez Gene gibi uzaklaştı ve sanki bir şeyden kaçıyormuşçasına koşturdu. Göz açıp kapayıncaya kadar kaybolmuştu.

‘’Bryan, gittikçe daha da haylazlaşıyorsun. Son birkaç günde Gene ve Bach’in ishal olmasına şaşmamak gerek. Arkasında sen vardın, değil mi?’’ Fanny Han Shuo’ya bakıp konuşurken olayı hem sinirlendirici hem de komik buluyordu.

‘’Şimdi mi fark ediyorsunuz Usta Fanny? Bryan gerçekten öncesinden çok daha farklı ve diğer tüm öğrencilerden daha haylaz.’’ Lisa hafifçe kıkırdadı ve Fanny’ye garip garip baktı. ‘’Şey, Usta Fanny Bryan’ın bilerek onlara sataştığını besbelli biliyordunuz, neden durdurmadınız?’’

‘’Çünkü ben de Clark ve Gene’nin sinir bozucu olduğunu düşünüyorum. Etrafımda dolanıp duruyorlar ve gereksiz konuşarak, devamlı bir olay çıkarıp beni içine sürüklüyorlar. Çok sıkıcı, fakat Clark bize epey yardım etti ve gerçekten iyi birisi!’ Fanny Lisa’ya açıklarken şeytani bir kahkaha attı.

Han Shuo Fanny’nin sözlerinin başını duyduğunda içten içe sırıtıyordu fakat Fanny Clark’ın iyi birisi olduğunu söylediğinde yine öfkesi alev alev yandı.

‘’Demek öyle, hehe. Usta Fanny, yakında büyük bir su birikintisi buldum. Suyu berrak, parlak ve temiz. Birkaç gündür ne düş aldık ne yıkandık, bu gece yüzmeye gidelim mi?’’

‘’Lisa, önceden yüzmeyi sevmiyordun. Nasıl birdenbire yüzmekten hoşlanmaya başladın?’’

‘’Eh...çünkü yüzmek bedeni çalıştırıyor!’’ Lisa’nın tatlı yüzü Fanny’nin sorusuyla kızardı ve Han Shuo’ya bakmak için kafasını çevirmeden önce hızlıca yanıtladı.

Han Shuo’nun yüzünde garip bir ifade belirdi. İçinden, Lisa’nın geçen sefer göğsünü nasıl büyüteceğini sorduğunda bayağı ciddi olduğunu anladı. Durum komik geldi ve kadınların düşünme yapısını daha da iyi anlamaya başladı.