Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

40. Bölüm Böyle Birisi Olduğunu Düşünmezdim!

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

Gece vakti.

Engin ve uçsuz bucaksız Karanlık Orman’da parlak ay ışığı huzmeleri karanlığı yarıyor ve Karanlık Orman’a rahatlık getiriyordu.

Birkaç kaba ve basit çadır yumuşak otların üzerine kurulmuştu. Bir günlük çalışmanın ardından, öğrenciler çadırlarında ya meditasyon yapıyor, ya da mırıldanarak sohbet ediyorlardı. Han Shuo ihtişamlı bir ağacın arkasında saklanırken bir büyü yaptı.

Birdenbire kemik hançer taşıyan küçük bir iskelet belirirken bir ışık huzmesi parıldadı. İskelet Han Shuo’nun yönergesi altında, ses çıkarmadan Clark’ın kaldığı çadıra yöneldi.

Clark’ın çadırı öğrencilerden biraz uzağa kurulmuştu. Yüzeyde mütevazı ve soylu davransa da, Fanny’ye samimi ve dost canlısı olmak dışında, diğer öğrencilere olan bakışlarında bir aşağılama vardı. Çadırı da diğerlerinden tamamen farklıydı ve kendi başına olacağı bir mesafedeydi.

Küçük iskelet çevikti ve mürekkep siyahı formu karanlıkla birleşiyordu. Yürürken ufacık bir ses dahi çıkarmadı ve yaklaşık on saniye içinde Clark’ın kaldığı çadıra ulaştı. Küçük iskelet Han Shuo’nun emrinden sonra Clark’ın çadırına sızdı.

Clark’ın çadırı anında çökerken kısık bir inleme duyuldu. Küçük iskelet vakit kaybetmeden çadırdan dışarı fırladı ve hızlıca güneybatıya kaçtı.

Clark acıyla inledikten sonra, acınası bir durumda çadırından fırladı. Dört köşeye bakınırken elinde uzun kılıcını tutuyordu ardından öfkeyle homurdanarak küçük iskeletin peşine takıldı. İlerlerken kısık sesle küfürler sıralıyordu.

Başarılı! Han Shuo sessizce güldü.

Genç adam Clark’ın peşinden giderken şeytanice kıkırdadı. Gölgelere saklanan figür, hızlıca ağaçların etrafından dolaştı.

Güneybatı yönünde, geniş bir su birikintisinde. Garip, kıvrımlı bir ağaç kıyıya yaslanıyordu. Parlak ayın ışıkları altında, berrak gölet gümüş renkte parıldıyordu.

Göletten devamlı su çırpma seslerinin yanı sıra kahkahalar geliyor, bu sesler sessiz gölete birkaç hayat belirtisi katıyordu.

‘’Lisa, gelişmeye mi başladın? Göğüslerin son zamanlarda büyümüş gibi?’’

‘’Hehe, Usta Fanny, size bir sır vereyim. Yüzmek aslında göğüsleri büyütüyor.’’

‘’Gerçekten mi?’’ Fanny şaşkınlıkla sordu ardından istemsizce güldü, ‘’Son zamanlarda neden yüzmeye birdenbire bu kadar taktığını merak ediyordum, şaşırmaya gerek yokmuş. Demek nedeni buymuş. Heh heh, o zaman bugün biraz daha yüzmeliyiz.’’

‘’Usta Fanny, göğüsleriniz zaten son derece gelişmiş...Neden hâlâ umursuyorsunuz ki?’’

‘’Heh, tabii ki umursarım. Umursamayan bir kadın yoktur.’’

‘’Anladım, yüzmek dışında, süt içmek ve duş sırasında masaj yapmak da göğüslerin dik ve canlı olmasına yardımcı olabiliyor. Bunlar benim deneyimim! Son zamanlarda bunları yapıyorum ve gerçekten göğüslerimin değiştiğini hissedebiliyorum. Usta Fanny, siz de deneyebilirsiniz!’’

‘’Ah, Lisa epey bilgili gözüküyorsun, göğüslerin de aslında son zamanlarda değişmeye başladı, görünüşe göre yöntemlerin etkili.’’

‘’Öyle tabii. Hehe, beni dinlerseniz yanılmazsanız.’’ Lisa hafif, gururlu bir kahkaha atarken Fanny’e yanıt verdi.

O anda, aniden mesafeden adım sesleri duyuldu. Fanny ve Lisa birbirine baktı ve Fanny kaşlarını çattı; ‘’Bu ses de ne?’’

Lisa sadece kafasının görülmesi için suya daldı ve aynı şekilde şaşırdı. Kafasını iki yana salladı ve konuştu, ‘’Bilmiyorum, bugün kamp ateşi için odun toplarken burayı keşfettim. Burayı bilen başkası olmamalı.’’

Fanny ve Lisa biraz şaşırmıştı ve tam ayrılmak üzereydiler ki adım sesleri yaklaştı ve deli gibi terleyen Clark havuzun kenarında belirdi. Etrafına bakındı, bölgeyi tarıyordu.

Clark Fanny ve Lisa’nın havuzda olduğunu görünce, üçü de aynı anda şok içinde haykırdı. Lisa son derece rahatsızdı. Bedenini hızla suda saklayarak, deli gibi Clark’ı işaret etti ve öfkeyle söylendi, ‘’Lanet olsun, soylu bir şövalye olarak nasıl dikizcilik gibi aşağılık bir hareket yaparsınız? İğrençsiniz!’’

‘’Hayır, düşündüğünüz gibi değil. Buraya bir canavarı takip ettiğim için geldim.’’ Clark son derece keyifsizdi ve aceleyle açıklamaya çalıştı.

‘’Derhal terk et burayı! Clark, beni son derece hayal kırıklığına uğrattın. Böyle birisi olduğunu düşünmezdim!’’ Fanny de hiddetlenirken yüz hatları ve ses tonu buz kesti.

‘’Usta Fanny, gerçekten buraya sizi gözlemeye gelmedim. Lütfen açıklamama izin verin.’’ Clark deli gibi terliyordu, zira kendisi de burada yüzen Lisa ve Fanny’ye denk geleceğini düşünmüyordu. Durumun biraz garip olduğunu düşündü ve açıklamaya çalıştı.

‘’Defol, derhal!’’ Clark aceleyle açıklarken Fanny ve Lisa derin bir nefes çekip aynı anda bağırdı.

Yüzünde pes etmiş bir ifade ve çarpık bir gülümseme beliren Clark iç çekerek uzaktan ikiliye kafasını eğdi ve özür dileyerek konuştu, ‘’İkinizden de özür dilerim. Hemen ayrılacağım. Umarım hakkımda kötü düşünmezsiniz, gerçekten amacım bu değildi.’’

Clark’ın morali bozuktu ve konuşmayı bitirdiğinde çökmüş omuzlarıyla ayrıldı. İç çekip şansının rezalet olduğunu düşündüğü sırada şikâyet etti.

Han Shuo’nun saklı figürü Clark gittikten sonra ağacın gölgelerinde belirdi ve mesafede uzaklaşan figüre orta parmağını salladı, ‘’Demek kadınımı çalmaya çalışıyorsun. Siktir git şövalye!’’

‘’Görünüşe göre soylu şövalyelerin de iğrenç hobileri oluyormuş.’’ Lisa hâlâ sinirliydi ve tamamen aşağılayan bir ifadeyle homurdandı.

‘’Erkeklerin hepsi aynı, soylu şövalyeler de böyle, düşük köleler de. Ancak bazıları saklamasını biliyor, bazıları bilmiyor.’’ Fanny de hafifçe homurdandı ve duygusal bir şekilde konuştu.

‘’Köleler? Usta Fanny, Bryan’dan mı bahsediyorsunuz?’’ Lisa afalladı ardından Fanny’ye garip garip baktı. Aklına bir şey gelmiş gibiydi.

‘’Eh...hayır hayır. Sadece iç çekiyordum, iç çekme iç. Heh heh, Lisa hayal gücüne kapılma.’’ Fanny çamları kırdıktan sonra içten içe afalladı ve hızlıca Lisa’nın sorusunu geçiştirmek için utançla güldü.

Ne var ki, Lisa Fanny’nin cevabından tatmin etmemişti ve Fanny’ye garip garip bakarken mırıldandı, ‘’Gerçekten Bryan olabilir mi?’’

Han Shuo ağaçların gölgelerinde gizleniyor ve şehvetle ikiliyi izliyordu ki konuşmaları duydu. Kalbi tekledi fakat şikâyet etme zamanı bulamadan, gözleri birdenbire kocaman açıldı ve bütün varlığıyla ne diyeceğini bilemediği bir duruma girdi.

Fanny yavaşça havuzun kenarına doğru yürümeye başlamıştı ve bedeni yavaşça ortaya çıkıyordu. Parlak ay ışığı Fanny’nin kusursuz bedeninde dağılıyordu. Beyaz, saf tenindeki kristalimsi su damlaları ay ışığı altında mücevherler gibi duruyor, saten misali bedeninden hafifçe aşağı akıyorlardı.

Üst bedeni, ay ışığı altında açığa çıkarken, o kadar güzeldi ki Han Shuo’nun başını döndürdü. Göğüsleri dolgun ve dikken, uçlarında mest edici iki kırmızı nokta vardı. Bedeninin sıkı alt kısmında bir parça bile fazlalık yoktu ve uzun bacakları kar taneleri kadar zarifti. Açık mor saç sütreleri dağınık bir şekilde omuzlarına yayılmıştı. O kadar güzeldi ki, ruh ve kalp çalan bir çekicilik sergiliyordu.

Bedeninin kalanı karnının altından başlayarak suyun içindeydi ama parlak ay ışığı altında, Han Shuo berrak havuz suyunda parıldayan beyaz bacaklarını görebiliyordu.

Genç adam ilk defa bir çıplak kadın görüyordu ve ilk gördüğü kadında böylesine olağanüstü bir güzellikti. Fanny’nin ay ışığı altında yavaşça bedeninden aşağıya akan su damlalarıyla birlikte tanrıça vari güzelliği ve mükemmel figürü, Han Shuo’nun tamamen afallamasına neden oldu. Bütün varlığı anında miskin bir duruma çöktü.

Aniden genç adamın kulaklarına garip bir ses ulaştı, bu da uyanmasına ve bölgeyi taramasına neden oldu.

Lisa panik dolu bir çığlık attı. Lisa hâlâ göletin derin kısımlarındaydı ve korkuyla arkasını işaret ediyordu, ‘’Usta...Usta Fanny, Zehirli Derinsu Pitonu!’’

Fanny gözlerini kırpıştırdı ve kafasını çevirdiğinde açık yeşil, dikenli sırtı olan, beş altı metre uzunluğunda devasa bir pitonun hızlıca göletin öteki tarafından yüzdüğünü gördü. Pitonun koyu yeşil gözlerinde vahşi ve merhametsiz bir ışık parıldadı. Keskin dişleri olan ağzından hızla Lisa’ya yaklaştığı esnada koyu yeşil duman tükürdü.

‘’Kaç Lisa! Çabuk ol ve kaç!’’ Fanny’nin anında değişti ve deli gibi çığlık attı.

Ne var ki, Lisa dehşete düşmüştü. Başlangıçta hızlı hareket eden figürü Zehirli Derinsu Pitonu’nun gelişiyle fark edilir biçimde yavaşladı.

‘’Usta Fanny, vah vah...kurtarın beni!’’ Lisa panik içinde çığlık atarken sesi çatallaştı. Havuzun kenarına ulaşmak için ayaklarını ve kollarını çırpıyordu fakat Zehirli Derinsu Pitonu gittikçe yaklaşıyordu.

‘’Lanet olsun, Clark şimdi nerede?’’ Fanny normal tutumundan çıkarak lanet okudu ve mükemmel bedeniyle geri dönerek, Lisa’ya yöneldi.

O anda, Han Shuo tamamen kendisine geldi ve yaklaşan Zehirli Derinsu Pitonu’na göz attı. Kısa bir tereddüttün ardından ağaçların gölgelerinden çıktı ve yüksek sesle haykırdı, ‘’Neler oluyor? Eh? Zehirli Derin Su Pitonu, yardıma geliyorum!’’

Zehirli Derinsu Pitonu üçüncü seviye bir büyülü yaratıktı. Sadece muazzam bir saldırı gücüne sahip olmakla kalmıyor, ayrıca zehirli sis de püskürtebiliyordu ayrıca suda olduğundan hızının ve avantajlarının büyük ölçüde arttığından bahsetmeye gerek dahi yoktu.

Dördüncü seviye bir Buz Kartalı ancak herkesin çabasıyla avlanabilmişti. Bu üçüncü seviye Zehirli Derinsu Pitonu’yla uğraşmak daha da zordu. Han Shuo bile tamamen kendine güvenmiyordu fakat öylece durup Fanny’nin yenmesini izleyemezdi. Ölümle yüzleşse dahi saldırmalıydı.

‘’Lanet olsun, başlarım böyle işe!’’ Han Shuo bir hançer çıkardı ve su birikintisine doğru yıldırım gibi fırladı.