Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

41. Bölüm Zehirli Derinsu Pitonu’na Karşı

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

Zehirli Derinsu Pitonu dehşetengiz bir aurayla Lisa’ya doğru yüzerken devasa dalgalara neden oluyordu. Lisa ise panikledikçe kaçmakta daha da çok zorlanıyordu. İkili arasındaki mesafe şu an yirmi metre civarına düşmüştü.

Fanny hiçbir şeye dikkat etmeden havuza daldı ve bir denizkızı gibi hızla Lisa’ya doğru ilerlerken yüzmeye başladı. Han Shuo daha da hızlıydı. Yıldırım gibi Fanny’e doğru atılırken sanki suda dirençle karşılaşmıyor gibiydi.

Han Shuo’nun bedeninin bütün özellikleri büyü çalışmaya başlamasından itibaren sıradan birisini aşmıştı. Her şeyini ortaya koyduğunda inanılmaz bir enerji yaymıştı. Fanny’yle aynı anda Lisa'ya yetişmişti.

Bir eliyle Lisa’nın diğeriyle Fanny’nin belini kavrarken çabucak söylendi, ‘’Gidelim.’’

O anda Lisa ve Fanny’nin bedenlerinin pürüzsüz hissiyatı hakkında düşünecek vakti yoktu. Tek düşüncesi bu tehlikeli koşullar altında hızlıca bölgeyi terk etmekti. Tıpkı suda yüzen bir balık gibi bacakları çabucak harekete geçti. Buna Fanny’nin güçlü kolları ve bacakları eklenince üçü birbirine tutunarak, hiçbir şeyi umursamadan havuzun kenarına doğru yüzmeye başladılar.

Eğer Han Shuo tek başına olsaydı Zehirli Derinsu Pitonu’nun takibinden kaçabilirdi ama Fanny ve Lisa’yla birlikte olunca hızı büyük ölçüde düşmüştü ve önceki hızını sürdürmekte zorlanıyordu.

Lisa’nın çığlıkları ve ağlayışları bir an dahi durmamıştı. Fanny bile o anda güçsüzdü ve yüzü umutsuzlukla kaplıydı.

Gecenin yaratıklarını savaşmaya çağırsalar dahi pek işe yaramazdı. 3.seviye Zehirli Derinsu Pitonu’nun sıra dışı kalın pulları vardı. Sıradan nekromansi büyüsü yılanın durmasını sağlayamazdı. Eğer büyü yapmak için dururlarsa kesinlikle yakalanırlardı ve yenirlerdi.

‘’Vaa vaa....ne yapacağız, ne yapacağız? Yenilecek miyiz?’’ Lisa deli gibi ağlarken iki eli azalan gücüyle su yüzeyine vuruyordu.

Fanny de ne yapmaları gerektiğini bilmiyordu. Sadece Zehirli Derinsu Pitonu’nun daha da yaklaşmasını izleyebiliyordu. Kaçmak veya saklanmak için bir yol bulamıyor ancak ölüme direnmek için yüzebiliyordu.

Bir anlık tereddüdün ardından Han Shuo’nun yüzünde kararlı bir ifade belirdi. Lisa’nın sağ kolunu kavradı ve bütün gücüyle kıyıya doğru savurdu. Lisa’nın çıplak, çekici bedeni sudan fırladı ve üç metre havada uçup, direkt göletin kenarına yöneldi.

Fanny’nin belini sardığı sol eliyle birden güzel kalçalarına bastırdı. Kadın çığlık atma fırsatı bulamadan Han Shuo zorla kadını ittirmişti ve hızlı yüzen Fanny’ye bir yardım eli uzatmıştı. Fanny mızrak gibi kıyıya atılırken hızı birden katlandı.

‘’Acele et ve git!’’ Han Shuo bomba gibi bir kükreme kopardı ve hızlıca kafasını çevirerek, tek başına Zehirli Derinsu Pitonu’yla yüzleşti.

‘’Bryan, Usta Fanny, Bryan’ı kurtarmalısınız!’’ Lisa’nın kasvetli haykırışı uzaktan duyuldu.

‘’Çabuk ol ve kıyıya çık Lisa. Ancak o zaman Bryan’a yardım edebiliriz!’’

O noktada Han Shuo’nun yüzündeki bakış soğuk ve sertti. Sıkıca ellerindeki hançeri kavradı ve Zehirli Derinsu Pitonu etrafında daire çizerken ancak izleyebildi.

Şaşırtıcı şekilde, Han Shuo geri çekilmedi, aksine ileri atıldı. Zehirli Derinsu Pitonu’nun kuyruğu etrafına sarılmadan önce hücuma geçmiş ve Pitonun kafasına yönelmişti.

Han Shuo ne kadar hızlı yüzerse yüzsün, Zehirli Derinsu Pitonu’na karşı kazanamayacağını biliyordu. Şu anki amacı kazanmak değil ölümden kaçabilmekti. Pitonun derisi ve eti sağlam ve güçlüyken, sadece boynunun etrafındaki kısım yumuşaktı. Bu durumdan canlı kurtulmanın tek yöntemi yakın dövüştü.

Zehirli Derinsu Pitonu Han Shuo’nun saldırmasını beklemediği için devasa kuyruğuyla genç adamın etrafını sarmak için büyük bir kavis çizmişti. Bu da Han Shuo’yu kaçırmasına neden olmuştu.

Piton Han Shuo’nun kibriyle alay ediyor gibi gözükürken koyu yeşil gözleri ışıldadı. Keskin dişli, kana susamış ağzından çıkarttığı koyu yeşil dumanı Han Shuo’ya doğru yolladı.

‘’Bryan, püskürttüğü dumana dikkat et. Duman yavaşça uyuşturan bir toksin barındırıyor ve maruz kalan kişinin uyuşmasına, sonunda da hareket edemez hale gelmesine neden oluyor!’’ O anda Fanny Han Shuo’yu pitonun püskürttüğü koyu yeşil zehre dikkat etmesi konusunda uyarmak için seslendi.

Han Shuo dehşete düştü ve hızlıca nefesini tutup suya daldı. Havuzun berrak suyunu kullanarak Pitonun nerede olduğunu buldu ve suyun altında o yöne atıldı.

Yarı yolda Pitonun savurduğu kuyruğundan yine kaçınarak direkt pitonun boynunun altındaki bölgeye ulaştı. Genç adamın bedeni sudan fırladı ve ay ışığıyla parıldayan gökyüzünde gümüş bir çizgi belirirken hançer soğuk bir ışıkla ışıldayarak, vahşice pitonun boynundaki yumuşak ete saplandı.

Hançer kabzasına kadar ete saplanmıştı ve pitondan oluk oluk kan akmasına neden olmuştu. Boynunu çeviren Zehirli Derinsu Pitonu’nun iniltileri kana eşlik ediyordu. Devasa bedeni dönmeye başlarken piton adeta çıldırmıştı.

Han Shuo afalladı ve hızlıca hançeri çekip çıkarttı ardından piton boynuna sağ avucunu bastırdı. Mistik Buzul Büyüalevi’nin kırmızı alevleri bir kere parıldadı ve göz açıp kapayıncaya kadar pitonun boynuna indi.

Mistik Buzul Büyüalevi’nin saldırısından sonra piton daha da çıldırdı. Han Shuo tepki veremeden ona doğru koyu yeşil bir duman küresi yayılmaya başlamıştı.

Gözenekleri vasıtasıyla Han Shuo’nun bedenine giren duman Han Shuo'nun bedeninin aniden zayıflamasına ve uyuşmasına neden olmuştu. O kadar zayıflamıştı ki, elindeki hançer binlerce tonluk bir ağırlığa sahipmiş gibiydi.

‘’Aman tanrım, Bryan zehirli dumana yakalandı. Ne yapmalıyız Usta Fanny, ne yapmalıyız!’’ Lisa Han Shuo’nun dumana maruz kaldığını gördüğünde çoktan kıyıya ulaşmıştı. Büyük bir endişeyle bağırdı.

O anda Fanny’nin büyülü sözleri duyuldu. ‘’Oh sonsuz karanlık, yıkıcı kemik mızraklarına dönüş ve isteğime göre yok et, kemik mızrakları!’’ Üç keskin kemik mızrak havada belirdi ve bir vhoosh sesiyle birlikte Piton’a doğru atıldı.

Fanny’nin kemik mızrağı büyüsü gerçekten olağanüstüydü. Üç kemik mızraktan, ikisi Pitonun alnına saplanarak iki kan çiçeğinin açmasına neden olurken, son mızrak da Han Shuo’yu yutmak üzere olan sivri dişlerle kaplı ağza vurmuştu. Üç mızrakta hedefi bulmuştu. Son mızrak birkaç keskin dişi kırarak, Pitonun devasa ağzını geriye savurmasına sebebiyet verdi.

O anda, Han Shuo’nun bedenindeki büyü yuanı deli gibi dönüyordu ve nereye ulaşsa uyuşukluk hissi anında kayboluyordu. Az önceki çökmüş ve uyuşuk halinden sıyrılarak enerjisini geri kazandı ve hemen Fanny’nin kemik mızraklarından dolayı Pitonun geriye savurduğu kafasının yanına fırladı. Elindeki hançeri yıldırım gibi iki kere aşağıya sapladı ve ardından arkasında şeytan varmışçasına kıyıya doğru yüzmeye başladı.

Zehirli Derinsu Pitonu aniden acı dolu bir kükreme koparırken suyu sarsarak dalgalar oluşturdu. Kafası yeniden açığa çıktığında, Fanny ve Lisa koyu yeşil gözbebeklerinden şiddetli, taze kanın aktığını görebiliyordu.

‘’Aman tanrım! Bryan hâlâ hareket edebiliyor ve Zehirli Derinsu Pitonu’nu kör etmiş! Ahahaha!’’ Lisa az önceki paniklemiş ve korkmuş halini geride bırakmış şu an heyecandan dört dönüyordu

Ne var ki, sevinmeye erken başlamıştı. Pitonun çıldırmasından dolayı devasa kuyruğu kargaşayla etrafa çarpıyordu ve ne yazık ki, bu savuruşlardan biri Han Shuo’ya denk geldi. Genç adam hızla hareket ettiği sırada kuyruk bedenine çarptı ve onu kıyıya doğru savurdu.

Aynı zamanda, Fanny devamlı büyü yaparak, Pitonun güzel gözlerindeki ve boyun bölgelerindeki zayıf noktaları hedefliyordu. Boynundaki şiddetli yara ve gözleri devamlı kemik mızraklara maruz kalıyordu. Havuzdaki kargaşa daha da artsa da, görünüşe bakılırsa piton gücünü kaybediyordu.

Piton kapıldığı çılgınlık nedeniyle kaçması gerektiğini fark etmedi, aksine sesleri takip etti ve kıyıya yaklaştı, adeta bedelini umursamadan ona saldıranları yemek istiyordu. Ne var ki, yaraları büyüdükçe, delirmiş Zehirli Derinsu Pitonu’nun canlılığı tükendi ve enerjisini kaybetti.

Piton sonunda düşerken, Han Shuo'da yavaşça su yüzeyinde süzülmeye başladı. Kıyafetleri birçok yerden yırtılmıştı ve sağ yanağı kıpkırmızıydı. Görünüşe göre Pitonun kuyruğu genç adamı yaralamıştı.

Lisa ile Fanny şok içinde çığlık attılar ve havuzun merkezine doğru yüzmeye başladılar, çıplak olmalarını önemsememişlerdi bile.

İkisi de hızla hareket etti ve Han Shuo’yu kıyıya çektiler. Han Shuo’nun karnının altı şişmişti ve yanakları ağzının kenarlarından akan suyla doluydu. Görünüşe göre oldukça su yutmuştu.

Fanny kurtarma konusunda birkaç şey biliyordu ve hemen yeşime benzeyen iki eliyle Han Shuo’nun göğsüne bastırdı. Güç uygulayıp Han Shuo’nun yuttuğu suyu çıkartmaya çalışıyordu. Lisa da aynısını yaptı ve birleştirdikleri çabaları sayesinde Han Shuo’nun ağzından birçok ağız dolusu su çıktı.

‘’Neden Bryan hâlâ uyanmıyor?’’ Bir süre sonra Lisa’nın ifadesi endişeli bir hal aldı ve kaygıyla sordu.

‘’Belki de çok fazla su içtiğinden, boğazının çevresindeki kısım tıkanmıştır. Neden suni teneffüs yapmayı denemiyorsun?’’ Fanny Lisa’ya baktı ve biraz düşündükten sonra bu öneriyi yaptı.

Lisa kızardı ve Fanny’ye baktı, ‘’Usta Fanny, gerçekten nasıl yapılacağını bilmiyorum, siz neden yapmıyorsunuz?’’

Fanny bir an duraksadı ve düşüncelere dalarak kaşlarını çattı ardından kararlılıkla dişlerini sıkarak mırıldandı, ‘’Bryan hayatımızı kurtardı. Unut gitsin, deneyeceğim.’’

Fanny konuşmayı bitirir bitirmez eğildi. Çekici kırmızı yanakları kırmızının tonlarına bürünürken enfes, kırmızı dudakları Han Shuo’ya doğru ilerledi.

Aslında genç adam uzun süre önce uyanmıştı ve sabırla bu ana kadar nefesini tutuyordu. Kalbi gümbürtüyle atıyordu hatta Fanny’nin pürüzsüz ve narin kollarının verdiği hissiyat bile, Han Shuo’nun kalbini deli gibi hızlandırıyordu.

Burunları dokunup dudakları bir araya kilitlenirken, Fanny’nin tatlı dili Han Shuo’nun dişlerini ayırmak için uzandı.

Han Shuo’nun bütün sinir sistemine fevkalade, adeta ruhunu çalan bir hissiyat yayıldı. Genç adam ancak o zaman iyi ki bu tehlikeyle yüzleştiğini hissetti ve uyanma isteği tamamen kayboldu Dikkatle bu akıl almaz hissiyatı zihnine kazıyordu.

Fanny nefes aldı, kafasını kaldırdı, duraksadı ve tam devam etmek üzereydi ki güzel gözleri dalgınca Han Shuo’nun bacakları arasında kurulan garip çadırı fark etti.

Fanny sersemledi, bir anlığına gözlerini kırpıştırdı ve aniden kendine geldi. Tiz bir çığlık attı ve yeşim vari ellerini Han Shuo’nun boğazına sararak, onu şiddetle sarsmaya başladı. Yüksek sesle lanet okuyordu, son derece sinirli ve hiddetliydi, ‘’Lanet Bryan, seni geberteceğim!’’