Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

42. Bölüm Küçük Bir Çadır Kurmak

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

 ‘’Eh...ağhh, öğk...’’ Han Shuo’nun yüzü kıpkırmızı kesilirken ağız dolusu su tükürdü. Hızla Fanny’nin boğazına kilitlediği ellerini çekti ve çarpık bir sesle çabucak konuştu, ‘’Usta Fanny, ne yapıyorsun? Zaten yaralıyım. Daha nazik olamaz mısın?’’

Bunu söyledikten sonra Han Shuo’nun gözleri birdenbire fıldır fıldır döndü ve önündeki Fanny ile Lisa’ya bakmaya başladı. Kızların üst bedenleri tamamen çıplaktı. Kar beyazı tenleri apaçık ortadaydı. Fanny’nin güzel ikiz tepeleri ve Lisa’nın önceden küçük olup da artık büyümüş olan göğüsleri tamamen Han Shuo’nun gözlerinin önündeydi.

İkisinin bedenlerinin altındaki en özel bölgeyi ise üzerlerinden su damlayan incecik iç çamaşırları kapatıyordu. Kızların en özel bölgeleri tamamen görünmese de, iç çamaşırlarının saydam olması daha da ölümcüldü. Han Shuo’nun ufak dostu boğazlanmanın şokuyla boynunu bükmek üzereydi ama şimdi bu manzara nedeniyle yine doğrulmaya başlamıştı.

‘’Aiya, Bryan, sonunda uyandın. Eh, Usta Fanny, neden böyle davranıyorsunuz?’’ Lisa şaşırmıştı ve hızla Han Shuo’ya yaklaştı.

‘’Alt bedenine bak. Eğer gerçekten bayılsaydı, böyle tepki verirmiydi?’’ Fanny öfkeliydi ve kızarmış yüzüyle Lisa’ya söylendi. Fısıldayarak Han Shuo’ya küfrederken genç adamı çimdiklemeye başladı.

Bakışları iki bedenin üzerinde gezinen Han Shuo Fanny’nin sözleri dolayısıyla şaşırdı. Zihnindeki ampul birden yandı ve mantığının doğru olup olmadığını tamamen görmezden gelerek, hemen konuşmaya başladı, ‘’Az önce pitonun zehrine yakalandığım için bütün bedenim uyuştu ve kontrolümden çıktı. Alt kısmım da uyuşuktu! Bu nasıl benim hatam olabilir?’’

Konuştuktan sonra, Fanny ve Lisa birbirine baktı ve hâlâ çıplak olduklarını fark ettiler. Şaşkınlıkla haykırdılar ve tiz sesleriyle çığlık attılar.

‘’Kes sesini! Bahane üretmeyi bırak. Daha önce Zehirli Derinsu Pitonu’nun zehirli sisine yakalandıktan sonra alt bedeni uyuşan birini hiç duymadım. Aah, gözlerini kapa ve sakın gizlice bakmaya cüret etme! Lisa, şununla ilgilenmeden önce çabuk olup giyinelim.’’ Fanny öfkeyle homurdandı ve aceleyle oradan ayrıldı.

Han Shuo hemen sustu ve ışıldayan gözleriyle ikisi de arkasını döndüğünde açgözlülükle Fanny’nin dolgun ve yumuşak kalçasını izlemeye başladı.

Bir süre sonra giyinen Fanny ve Lisa iki kıpkırmızı yanan yanaklarıyla ve öfkeleriyle Han Shuo’ya yaklaştılar. Fanny kararmış bir ifadeyle Han Shuo’yu süzdü ve bir süre sonra soğukça homurdandı, ‘’Neden bir anda buraya geldin?’’

‘’Eh...odun toplarken çığlıklarınızı duydum. Bu yüzden başka bir şeye dikkat etmeden sizi kurtarmaya geldim. Usta Fanny, yaralandım ve amacım sizi kesmek değildi. Her yerim uyuştu ve hareket edemiyorum. Pitonun kuyruğu da göğsümden sağ yanağıma kadar vurdu ve şu anda deli gibi acıyor. Yaptıklarım sadece sizi kurtarmak içindi.’’ Han Shuo sırt üstü yatarken acılı bir ifadeyle konuştu, bütün bedeni tahta bir oyuncak kadar uyuşuktu, sadece gözleriyle ağzı hareket edebiliyordu.

‘’Usta Fanny, Bryan gerçekten şüpheli olsa da, az önce hayatımızı kurtardı ve bu hale geldi. Paçayı sıyırmasına izin veremez misiniz?’’ Lisa uzaktan Han Shuo’ya baktı ve ufaklığın hala demir gibi sert olduğunu görünce vahşice gözlerini devirdi ama genç adam için konuşmaktan geri durmadı.

‘’Lisa, ben...benden yararlandı!’’ Fanny Han Shuo’ya baktı ve Lisa’nın genç adam için konuştuğunu görünce aceleyle karşılık verdi.

‘’Bunu sadece biz biliyoruz. Benim ağzımdan tek kelime çıkmayacak, Bryan da kesinlikle susacaktır, yani hiçbir şey olmamış gibi davranabilirsiniz. Eh, beni de çıplak gördü. Ondan nefret etsem de, onu öldüremeyiz! Az önce bizim yüzümüzden neredeyse hayatını kaybediyordu.” Lisa bir an gözlerini kırpıştırdı ve biraz düşündükten sonra sonunda Fanny’ye çarpıkça yanıt verdi.

‘’Bir şey görmedim, az önce hiçbir şey görmedim, yemin ederim. Usta Fanny, lütfen canımı bağışla...’’ Han Shuo’nun gözleri fıldır fıldır dönüp deli gibi konuşurken, yüzü tamamen panik içindeydi.

‘’Kes sesini!’’ Fanny öfkeyle bağırdı ama bir süre düşündükten sonra birden ayağıyla yere vurdu, ‘’Bu iş daha bitmedi. Yaralandığın için bir süreliğine kaçmana izin vereceğim ama önünde sonunda bunu halledeceğiz. Geçer seferi bitirmiş...eh. Neyse.’’

Fanny neredeyse çam devireceğini fark etti. Lisa’nın şüpheyle kendisine baktığını görünce aceleyle konuyu değiştirdi.

‘’Usta Fanny, şey mi diyorsunuz?’’ Lisa Fanny’ye garip garip baktı ve sordu.

‘’Hayır!’’ Fanny hemen Lisa’nnı sözlerini kesti ardından çekici bir kahkaha atıp nazikçe devam etti, ‘’Geçen sefer deney yaparken Bryan haylazlık yapıp duruyordu, bu yüzden geçen seferin karşılığını göreceksin dedim. Yanlış düşüncelere kapılma. Doğru değil mi, Bryan?’’

Han Shuo çabucak onayladı, ‘’Evet evet, doğru.’’

‘’Eh, Lisa şimdilik Bryan’a göz kulak ol. Zehirli Derinsu Yılanı öldü, gidip çekirdeğini alacağım. Hah, bu bir üçüncü seviye büyü çekirdeği! Geri döndüğümüzde başımız dik yürüyüp gururla konuşabileceğiz.’’ Fanny ağzından yine bir şey kaçırma endişesi taşıdığı için yanlarında kalmaktan biraz korkuyordu. Bir şeyden kaçıyor gibi aceleyle uzaklaştı. Yine göle girdi, lakin bu sefer soyunmadı.

Fanny gittikten sonra, Lisa Han Shuo’ya yaklaştı ve hafifçe iç çekerek fısıldadı, ‘’Bryan, kim bu kadar şapşal olacağını düşünürdü ki? Pitonla yaptığın bu ölümüne savaşının benim için olduğunu biliyorum. Tuzağa düştüğümüz zaman sözlerinin sadece yarısına inanmıştım ama artık sana tamamen inanıyorum. Bryan, aslında kötü bir kızım ve gösterdiğin çabaya değmiyorum!’’

Han Shuo, ‘’....’’

Lisa Han Shuo’nun şaşırarak olduğu yerde kaldığını gördü ve Han Shuo’nun düşüncelerini doğru okuduğunu zannetti. Kafasını iki yana salladı ve dişlerini sıktı, ‘’Bryan, vakit erkenken benden vazgeç. Gerçekten birbirimize uymuyoruz, zira statülerimizdeki ve konumlarımızdaki fark çok büyük. Ailem asla aramızda bir şey olmasını onaylamaz. Üzgünüm Bryan!’’

Han Shuo, ‘’.....’’

‘’Bryan, sorun ne, neden konuşmuyorsun? Üzgün müsün?’’ Lisa hızlı hızlı konuşurken yüzünde bilmiş bir bakış vardı ve kendisinin kalpsiz birisi olduğunu düşünmeyi sürdürüyordu.

Han Shuo gülse mi ağlasa mı bilemiyordu. Lisa’nın kendisinden başka hiçbir şeye dikkat etmemeye devam edişini ve bu sözleri söylemesini izlerken, nasıl yanıt vereceğini gerçekten bilmiyordu. Bir süre sonra şaşkınlığını nihayet üstünden attı ardından acı içinde bağırdı, ‘’Sus!’’

Han Shuo’nun bağırışı Lisa’yı dehşete düşürmüştü. Genç adam hızla iç çekti ve hüzünlü bir ifadeyle konuştu, ‘’İçten içe seni anlıyorum. Tek isteğim sana uzaktan bakmak ve sorun çıkarmamak. Birisini sevmek o kişiye ağırlık bindirmek değildir. Tüm kalbinle onun dertlerini düşünmektir. Lisa, önemsemene gerek yok, gerçekten. Senin için sessizce en iyisini dileyeceğim.’’

Han Shuo bu sözleri daha önce bir pembe dizide görmüştü ve söyleyince kendi tüyleri bile diken diken olmuştu. Gerçekten biraz fazla sinsi ve utanmaz olduğunu düşündü.

‘’Daha önce hiç böyle güzel şeyler söyleyen birisini duymamıştım, vah vah...özür dilerim Bryan!’’

Han Shuo’nun beklentilerinin aksine, Lisa bu sözleri duyduktan sonra kısık sesle ağlamaya başladı. Gözyaşları durmadan akıyordu. Görünüşe göre sözleri kendisini epey etkilemişti.

Fanny o sırada gölden ıslanmış bir halde geri döndü. Lisa’nın ağladığını görünce ifadesi değişti ve Han Shuo’ya vahşice baktı, ‘’Bryan, bize yeterince zorbalık yapmadın mı?’’

‘’Vah vah....Usta Fanny, Bryan’la alakası yok. Sadece az önce olanları hatırlayınca biraz korktum. Onunla alakası yok, gerçekten!’’ Lisa hızla gözyaşlarını sildi, zorla bir gülümseme takındı ve Fanny’nin Han Shuo’ya kızmasından korktuğu için hemen açıklama yaptı.

Lisa’ya kafası karışmış bir ifadeyle bakan Fanny daha sonra bakışlarını bir santim kıpırdamamış ve tamamen donmuş şekilde yatan Han Shuo’ya çevirdi ardından mırıldandı, ‘’Sana artık zorbalık yapmaya cüret edemez.’’

Fanny’nin kıyafetleri gölden çıkarken mükemmel bedenine sıkıca yapışmıştı. İçi gözükmese de, bu şahane kıvrımlar Han Shuo’nun gözleri için bir ziyafetti. Fanny sadece güzel ve can alıcı hatlara sahip değildi, aynı zamanda bedeni de üstün bir çekiciliğe sahipti.

‘’Biraz garip bir durum var, Zehirli Derinsu Pitonu boynundan kafasına kadar yanmış. Acaba ne oldu? Görünüşe göre bu Piton benim büyümden dolayı değil, aksine kafasının içi yandığı için böyle çabuk can vermiş. Bu da oldukça garip, zira kemik büyümün birisinin bedenini içten yakma gibi muazzam bir etkisi yok. Neler dönüyor Bryan?’’ Fanny Han Shuo’yu süzdü ve garip garip sordu.

Kuru kuru gülen genç adam hızla yanıtladı, ‘’Kim bilir? Sadece birkaç kez hançerimi sapladım ve büyüye veya savaşçı aurasına sahip değilim. Bana bakmanın bir yararı yok.’’

‘’Gerçekten öyle mi? Neden oldukça şüpheli olduğunu düşünüyorum acaba?’’ Fanny kaşlarını çattı ve şüpheli bir ses tonuyla karşılık verdi.

‘’Eh, ne düşünmek istersen düşün. Öyle şahane büyü ve savaşçı aurasına sahip olmak isterdim, lakin ne yazık ki böyle bir gücüm yok!’’ Han Shuo bir kahkaha attı ve biraz öz eleştiriyle söylendi.

Çalıştığı büyü bu dünyada olmaması gereken bir şeydi. Bu dayanılmaz acı altında bile, kimseye söylemeyeceği bir sırdı.

‘’Usta Fanny, fazla düşünüyor veya yanlış görmüş olmalısınız. Bazen gözleriniz iyi çalışmıyor. Bryan az önce bizi kurtardı. Bize neden yalan söylesin ki? Ayrıca, eğer o kadar güçlüyse neden hâlâ köle olarak çalışıyor ki?”

‘’Belki de siz haklısınızdır.’’ Fanny hafifçe gülümsedi, kafasını salladı ardından neşeli bir şekilde konuştu, ‘’Büyü çekirdeğini aldım. Gelin, artık kamp alanına dönebiliriz. Bu gece oldukça yorucuydu ama üçüncü seviye bir çekirdek elde ederek haydut gibi yararlı çıktık!’’

‘’Bryan, artık hareket edebiliyor musun? Geri dönmek için birkaç erkek öğrenci çağırmamı ister misin?’’ Lisa Han Shuo’ya baktı ve biraz endişeyle sordu.

‘’Bildiğim kadarıyla, Zehirli Derinsu Pitonu avını kolayca yemek adına, rakibini yalnızca geçici olarak uyuşturuyor. Üstünden uzun zaman geçti. Bryan, artık iyi olmalısın?’’ Fanny öfkeyle homurdandı ve kötü bir mizaçla gözlerini devirip, soğuk bir ifadeyle konuştu.

Han Shuo sözlerini duyduktan sonra şaşkınlıkla haykırdı. ‘’Ah, doğru! Artık tamamen hareket edebiliyorum. Hadi çabuk olalım ve geri dönelim, ne dersiniz?’’

Lisa afalladı ardından Han Shuo’ya baktı ve o da biraz öfkeyle söylendi, ‘’Bryan, uzun zamandır kıpırdayabiliyorsun değil mi?’’

Han Shuo hiç utanmadan ciddiyetle yanıtladı. ‘’Hayır hayır, ancak Usta Fanny’nin sözlerini duyduğumda hareket edebildiğimi fark ettim. Hadi gidelim....gidelim. Biraz daha geç kalırsak endişelenecekler.’’

Fanny ve Lisa’nın yanıtını beklemeden birden ayaklandı. Hızla yürüdü ve direkt öğrencilerin çadırlarını kurduğu yere yöneldi.

‘’Lanet olsun, kesinlikle başından beri numara yapıyordu. Sadece deneyerek fark ettim. Bryan, olduğun yerde kal! Bu iş bitmedi!’’ Fanny öfkelendi ve şaşkın Lisa’yı yanında çekerek, Han Shuo’nun peşine düştü.