Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

47. Bölüm Yedi Kemik Çıkıntısının Dehşeti

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

Küçük iskeletin sırtındaki yedi kemik çıkıntısı birdenbire bir gıcırtı sesiyle havada dalgalandı. Kargı, uzun mızrak ve savaş baltası yığını küçük iskeletin üzerine inmek üzereydi ki, yedi kemik çıkıntı küçük iskeletin kaburgasından ayrıldı ve havada bir girdap oluşturdu.

Küçük iskelet elindeki kemik hançerle, yerini koruyordu ama küçük bedeni deli gibi sallanıyordu, adeta sara krizine kapılmış gibiydi. Yedi kemik çıkıntısı havada gizemli kavisler çiziyordu, sanki küçük iskeletin arzusuna göre görünmez eller tarafından yönetiliyorlardı.

Devamlı çatırtı sesleri yankılanırken uçan kargılar, mızraklar ve savaş baltaları yere saplandı ve dönen yedi kemik çıkıntısı tarafından kırıldılar. Tek bir tanesi bile küçük iskeletin bedenine yaklaşamamıştı.

Han Shuo kendi bileğini çimdikledi ve ancak acıyı hissettikten sonra olanların gerçek olduğunu anladı. Küçük iskelet sadece kemik hançerini yönlendirip düşmanlarıyla yüzleşmekle kalmıyor, ayrıca sırtındaki yedi kemik çıkıntısını bile aktifleştirebiliyor ve böyle dehşet verici bir silaha çevirebiliyordu. Bu durum Han Shuo’nun küçük iskeletin gerçekten inanılmaz olduğunu hissetmesini sağladı.

Efsun Çalıştırma Yasası* büyülü hazineleri çalıştırmak için kullanılan bir yasaydı. Han Shuo bu yasayla ilgili anıları küçük iskelete ilk aktardığında ufak iskeletin anında kemik hançeri uçurduğunu görmüştü. Bu zaten Han Shuo’yu şaşırtmaya yeterliydi, lakin şimdi küçük iskelet sırtındaki yedi kemik çıkıntısını bile aktifleştirebiliyordu, bu Han Shuo’yu tamamen sersemletmişti.

Efsun Çalıştırma Yasası’nı aktifleştirmek adına, yasayı anlamanın dışında, sahibin hayatına bağlı ve aynı zihni paylaşan bir büyülü hazine de gerekliydi. Görünüşe göre, yedi kemik çıkıntısı ve kemik hançer devamlı büyü yuanının yeniden işlemesi altında küçük iskeletin büyülü hazineleri halini almışlardı.

Han Shuo’nun bir büyülü hazinesi yoktu dolayısıyla Efsun Çalıştırma Yasası’nı aktifleştiremezdi fakat kim bir gecenin yaratığının Han Shuo’nun önünden yürüyeceğini ve başarıyla büyüyü aktifleştireceğini düşünürdü ki?

‘’Aman tanrım! Bu, bu küçük iskelet nasıl bir canavar!’’ Fabian heyecanlı ve güçlü bir haykırış kopardı.

Uçan mızraklar, kargılar ve savaş baltaları parçalandıktan sonra, orman trolleri de tamamen şoke olmuştu. Aniden küçük iskeletin bedeni etrafında dolanan yedi kemik çıkıntısı her yöne uçuştular ve sersem sersem duran yedi orman trolünün bedenini delip geçtiler.

‘’İblis, bu bir iskeletin bedenine yerleşmiş bir iblis. Kaçın!’’

Orman trollerinden biri dehşet dolu bir çığlık attı. Bu çığlık adeta bir geri çekilme işareti görevi görmüş gibiydi, zira bütün orman trolleri kayıp köpekler gibi kaçmaya başlamıştı. Orman trollerinin lideri bile kaçmak için deli gibi koştururken söylenecek başka saçmalığa sahip değildi.

Bir durum her zaman beklentilerin dışında gelişebilirdi. Han Shuo sadece kaçmayı planlıyordu ama küçük iskeletin yedi kemik çıkıntısının böyle dehşetengiz bir güce sahip olacağını asla düşünmezdi. Han Shuo kendine geldiğinde, çevresinden onu aşkın orman trolü cesedi gördü.

‘’Hahaha, aferin oğluma, aferin!’’ Han Shuo birdenbire son derece gururlu hissetti ve vahşice kahkaha atmaktan kendini alıkoyamadı.

Yedi kemik çıkıntısı havada halka şeklinde dönerek düzgünce küçük iskeletin kaburgasına geri döndüler. Küçük iskelet daha sonra elinde kemik hançeriyle doğruldu ve daha önceden çalışıldığı belli hareketlerle orman trollerinin cesetlerini aramaya başladı. Kıyafetleri dışında, bedenlerindeki her şeyi aldı.

‘’Kalan yüz altını alayım.’’ Han Shuo Fabian’ı indirirken hafifçe gülümsedi ve sersemlemiş Fabian’dan ödemenin kalanını istedi.

Fabian’ın gözleri hâlâ küçük iskeletin bedeni üzerinde geziniyordu. Ancak Han Shuo’nun sesini duyduğunda kendine geldi. Tam Fabian altın sikkeleri çıkarmak üzereydi ki, birden aklına bir şey geldi ve Han Shuo’ya göz attı. ‘’Hayır...az önce orman trolleriyle savaşırken beni kalkan olarak kullanmaya cüret ettin. Hareketlerin tamamen işverene zarar verdi. Nasıl kalan ödemeyi istemeyi düşünürsün?’’

Birdenbire soğuk bir bakış takınan genç adam dondurucu bakışlarla Fabian’ı süzdü. Ardından yerden rastgele bir kargı aldı ve hafifçe sordu, ‘’Bay Fabian, beni dolandırmaya mı çalışıyorsunuz?’’

Kalbi tekleyen Fabian’ın bütün bedeni aniden soğudu. İsteksizce yüzüne bir gülümseme oturttu ve korkakça birkaç adım gerileyip yanıtladı, ‘’Şaka, sadece şaka yapıyordum. Heh heh, haha, işte burada yüz altın sikke, tek eksik bile yok. İyi iş çıkardın.’’

Han Shuo altın sikkeleri aldığı sırada hafifçe ‘’hmm’’ladı. Gücün her şey olduğunu düşündüğü sırada içinde kaygısız bir keyif yükseldi.

‘’Soylu savaşçı, orman trollerinin eşyaları...”

‘’Benim, hepsi benim.’’

Han Shuo Fabian daha sözlerini bitirme şansı bulamadan cümleyi yarıda kesti ve bütün eşyaları sakin bir şekilde topladı.

Zorla bir kahkaha atan Fabian devam etti, ‘’Tabii ki, tabii ki hepsi sana ait. Demeye çalışıyorum ki orman trollerinden kazandığın eşyaları satın alabilirim.’’

Kaşları çatılan Han Shuo Fabian’a şüpheyle baktı ve yüzüne bir gülümseme oturttu. Daha sonra Clark’ı kopyaladı ve zarifçe baş selamı verdi, ‘’Bay Fabian bu eşyaları altın sikke karşılığında satın almak istediğini mi söylemeye çalışıyor?’’

Yahu ifaden ne hızlı değişiyor! Fabian içinden söverken yüzüne aynı gülümsemeyi oturtu ve onayladı, ‘’Gerçekten de evet. Ben bir tüccarım ve Karanlık Orman’da bulunan eşyaları kâr için imparatorluğa getiriyorum. Karanlık Orman’ın ünlü soyguncuları olan orman trolleri aradığım eşyaları taşıyor olmalı. Kafanıza takmazsanız, satın almayı planlıyorum.’’

O anda, küçük iskelet taşıdığı sekiz el çantasıyla sessizce Han Shuo’nun yanına geldi. Han Shuo’nun emirleri altında sekiz çantayı yere koydu ve birer birer açmak için kemik hançerini kullandı. Han Shuo da bu gezi esnasında elde ettiği hazineleri çıkardı ve yere koyarak, Fabian’ın fiyat biçmesini bekledi.

‘’Sekiz beşinci seviye büyülü yaratık çekirdeği, altı dördüncü seviye bir üçüncü seviye. Üç tam Rüzgarbıçağı Kurdu kürkü, üç Zehirli Kertenkele pençesi, Zehirli Derinsu Pitonu’nun bir yumurtası ve beş Ayyiyen Ot yaprağı. Toplamına bin altın sikke verebilirim, ne dersin?’’ Fabian hepsini sıraladıktan sonra eşyalara paha biçti ve Han Shuo’ya gülümsemek için kafasını kaldırdı.

Kafasını iki yana sallayan Han Shuo şaşılası bir aurayla söylendi. ‘’Yanlış. Zehirli Derinsu Pitonu üçüncü seviye bir büyü yaratığı. Yumurtası bile tek başına pahalı iken 3.seviye büyü çekirdeğinden bahsetmeye gerek dahi yok. Sadece bin altın sikke veriyorsun...beni aptal falan mı sandın?’’

Han Shuo 3.seviye büyülü yaratıkların çekirdeklerinin ucuz olmayacağını biliyordu, lakin tam olarak kaç altın sikke ettiğini bilmiyordu. Tüccarların her zaman market fiyatının altında bir fiyat ödediği herkesçe bilinen bir şeydi ve Han Shuo şişkonun kolayca eşyaları almasına tabii ki izin vermeyecekti.

‘’Zehirli Derinsu Pitonu 3.seviye bir büyülü yaratık ama yumurtasını büyütmenin başarı oranı acınası derecede düşük ayrıca birisini ustası olarak göreceği garanti değil. Bu yüzden fiyatı fazla yüksek olamaz. Şuna ne dersin, 1.500 altın sikke?’’

Han Shuo konuşmadı ve hafif bir gülümsemeyle şişkoya bakmaya devam etti.

‘’İki bin altın sikke, bu son teklifim. Satmaya razı değilsen unut gitsin, gideceğim!’’ Fabian dişini sıktı ve sonunda fiyatını beş yüz daha arttırdı.

Han Shuo şişkonun son teklifini verdiğini görünce hafifçe gülümsedi ve yumuşakça konuştu, ‘’İki bin, anlaştık. Eşyalar senindir, ücret?’’

Bu eşyaları İmparatorluğa götürse kesinlikle daha fazla kazanırdı, lakin Han Shuo hâlâ Karanlık Orman’daydı ve bir boyutsal yüzüğü yoktu. Bu şeyleri taşıması hiç de kolay olmazdı. Ek olarak, Han Shuo Babil Büyücülük ve Savaşçılık Akademisi’nin bir kölesiydi, imparatorlukta bu eşyaları satması zor olurdu. Eşyaları direkt Fabian’a satması daha kolay ve uygun olan seçenekti.

‘’Bu, içinde iki bin altın sikkenin kayıtlı olduğu bir kristal kart. Bu kartı herhangi bir firmaya götürüp altın sikkeyle takas edebilirsin. Oh doğru, ismin ne? Kristal karta ismini yazabilirim.’’ Fabian altın renkli kristalden yapılma ince bir kart çıkardı ve Han Shuo’ya sordu.

‘’Bryan.’’

‘’Oh, tamamdır Bryan.’’ Fabian kristal kartı çıkardıktan sonra iğneye benzeyen ince bir şey çıkardı ve kristal kartın köşesindeki ince bir oyuğa Bryan kelimesini yazdı. Aniden hafif, altın renge sahip bir ışık parıldadı ardından kristal kart normale döndü.

Han Shuo kristal kartların tıpkı kendi dünyasındaki banka kartları gibi çalıştığını biliyordu. Altın, gümüş ve bronz sikkeler taşınması zor eşyalardı. Kimse üzerinde binlerce veya on binlerce altın sikke taşıyamazdı. Bu kristal kartlar soyluların ihtiyaç duydukları bir şeydi. Kristal kartlar hesaba para aktarmak veya para çekmek için her yerde olan birikim firmalarında kullanılabilirlerdi.

‘’Al Bryan, bu kristal kart bundan sonra senindir.’’ Fabian kristal kartı Han Shuo’ya verdi ve gülümsedi. ‘’Bana Fabian derler, İmparatorluğun Boozt Tüccar Loncası’nın bir üyesiyim. Eğer ileride satacak bir şeylerin olursa Loncaya beni bulmaya gelebilirsin. Bu benim adresim, dikkatle taşı.’’

Boozt Tüccar Loncası imparatorluktaki en büyük tüccar loncalarından birsiydi. Söylentiler ve haberler konusunda fazla bilgisi olmayan Han Shuo bile, Boozt Ailesi’nin yönettiği Boozt Tüccar Loncası’nın şaşılası kaynaklarını duymuştu. Fabian’ın sözlerini dinleyen genç adam kristal kartı dikkatle kaldırdı ve gülümsedi, ‘’Bay Fabian, tanıştığıma memnun oldum. Belki de gerçekten gelecekte sizi uğraştırmam gereken konular olacaktır. Artık orman trolleri sizi rahatsız etmeye cüret edemeyecektir. Şimdi ayrılıyorum. Güle güle.’’

Han Shuo bu sözlerden sonra küçük iskelete bir emir verdi. Daha sonra bir genç ve bir iskelet hızlıca mesafede kayboldular.

‘’Merhaba cesur paralı asker grubu. Bence işimiz devam edebilir.’’ Fabian yaralarıyla ilgilenen paralı askerlere seslendi ve Han Shuo’nun ani ayrılışını görünce onlara doğru yürüdü.

*27.bölümde Efsun Çalıştırma Büyüsü demiştim şimdiyse çevirisi değişmiş. Aktifleştirme Büyüsü Yasası diye değiştirmiş ama pek hoşuma gitmediği için yerine göre Efsun Çalıştırma Yasası/Büyüsü şeklinde ilerleyeceğim.