Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

22. Bölüm İlk Bronz Ekipman

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

【Kraliçe Örümcek】(Gümüş Seviye Boss)

Seviye: 21

Saldırı: 0-0

Defans:100

Can: 50,000

Yetenek: 【Örümcek Yumurtası Üretmek】

Açıklama:  Örümcek Kraliçesi ölülerin kemiklerini eriterek, onlarla beslenir. Kemiklerden elde ettiği güçle sayısız örümceğe hayat vermiştir. Kraliçe Örümcek'ten dolayı mağaranın içindeki örümcek nüfusu kontrolsüz bir şekilde arttığından, bu yaratığın bir an önce öldürülmesi gereklidir.

……

 Düşüncelere daldım. Yaratığın özelliklerini incelediğim sırada bir hayli şok olmuştum. 21. Seviyedeki bir Boss’un 0-0 saldırıya sahip olması öyle her gün karşılaşabileceğiniz bir olay değildi. İçten içe nasıl bir yaratıkla karşılaştığımı düşünüyordum. Biraz düşündükten sonra yaratığın bu özelliğinin, muhtelemen rakiplerine direkt saldırmayı değil de yavrularını kullanarak rakibini öldürmeyi hedeflediğini anlamıştım.

  Koridorun içinde Kraliçe Örümcek’ten başka, bir de 21. Seviyede olan 12 tane zehirli örümcek duruyordu. Muhtemelen bu örümcekleri Boss’un dikkatini çekmeden öldürmeyi başarabilirdim. Onları öldürdükten sonra da yapmam gereken tek bir şey kalacaktı: Boss’u öldürmek. Umarım canımı düzgün bir şekilde idare edebilirim…

  Planı düşünür düşünmez hemen uygulamaya koyuldum.

  Bir bir örümcekleri kendime doğru çekmeye başladım. 5 dakika içinde 12 zehirli örümceğin hepsini öldürmüştüm. Geriye yalnızca Kraliçe Örümcek kalmıştı.

  Dikkatle koridoru incelemeye başladım. Kraliçe Örümcek daralan koridorun sonundaki tabutun üstüne duruyordu. Tabut koridora garip bir şekilde yerleştirilmişti. Tabutun duvara yaslanan ucu, duvarla 60 derecelik bir açı oluşturuyordu. Yani eğer o köşede durabilirsem, muhtemelen en faza 4-5 ufak örümcek bana saldırabilecekti. Kendime yaratacağım dar alanda canımı iyi ayarlarsam, mücadeleyi kazanmakta zorlanmayacaktım!

Shasha

  İleri doğru atıldım ve adım attığım yerdeki tozlar havaya kalktı. Vakit kaybetmeden ilerlemeye devam ettim ve yaratıkla aramdaki mesafe 3 metreye inince, Kraliçe Örümcek bana bir bakış fırlattı. Vücudu bir anda kasılmaya başladı ve yaratık bir anda tabutun üstüne yeşil bir yumurta bıraktı. Yumurta biraz yuvarlandıktan sonra kırılmaya başladı ve içinden zehirli ufak örümceklerden biri çıktı.

 Hemen yumurtadan çıkan ufak örümceğin özelliklerini inceledim.

 

【Ufak Zehirli Örümcek】(Normal Yaratık)

Seviye: 20

Saldırı: 40-50

Defans: 20

Can: 100

Açıklama: Kraliçe Örümcek’in yavrusu.

……

 Acayip sevinmiştim! Düşündüğüm gibi bu ufak örümcekler bana gerçek bir tehlike oluşturmuyordu. Düşük saldırı ve defans puanları sayesinde, bu görev çantada keklikti! Kılıcımı kaldırdım ve Boss’a saldırmaya başladım. Vücudu tekrar titremeye başlamış ve yaratık aldığı darbeden dolayı 57 canını kaybetmişti. Boss’un defansı o kadar yüksekti ki, aldığı darbeye rağmen neredeyse canı düşmemişti!

  Bu sırada Kraliçe Örümcek sürekli titriyor ve sarsılıyordu. Sürekli tabuta bıraktığı yumurtalar, gerçekten yaratığın seri bir üretim yeteneğine sahip olduğunu gösterir nitelikteydi! Yumurtalardan çıkan örümceklerin çoğu zehirliydi ve kısa bir zaman geçtikten sonra ufak bir grup etrafımı sarmıştı. Lakin yaratıklar bana en faz 7-8 vurabildiğinden, [İlk Yardım] yeteneğimi kullanarak mücadeleyi rahat bir şekilde sürdürüyordum.

Pop!

  Bir anda ayak bileğimden vücuduma akılalmaz bir acı yayılmış ve 30 canımı kaybetmiştim! Başımı çevirip yere baktığımda, ateş örümceklerinden biriyle karşılaştım. Yaratığın 100 saldırı puanı vardı!

  Orman Kılıcı’mı ateş örümceğine doğru savurdum ve tek darbede yaratığı öldürdüm. Problem çözülmüştü. Endişe duymadan, zehirli örümceklerin bana vurmasına izin veriyordum. Tabii bu esnada Kraliçe Örümcek’e vurduğumu söylemeyi de unutmayayım.

  Saldırı gücüm kısıtlı olduğundan, dakika başı yaratığın 2000’e yakın canını götürebiliyordum. Yani açıkça söylemek gerekirse bu mücadele epey uzayacakmış gibi görünüyordu.

…..

  Yarım saatlik mücadelenin ardından Kraliçe Örümcek’in canı %8’e düşmüştü. Lakin pelerinimin de %15 dayanıklılığı kalmıştı. Yani er ya da geç ekipmanlarım tamamen kullanışsız hale gelecekti. Bunun yaratık ölmeden önce gerçekleşmemesini umuyordum.

  Şans bu ki, Kraliçe Örümcek çılgın moda geçmemişti. Birkaç dakika geçtikten sonra yaratık nihayet son canını da kaybetti.

  ‘’Lütfen, gümüş ekipman düşsün…’’ diye dua ettim ancak aynı zamanda yeşil ekipmanın bile nadiren çıktığını biliyordum. Bronz ekipman bile akılalmaz bir lüksken, nasıl olur da gümüş ekipmanlardan biri çıkabilirdi ki?

Vhoosh!

  Yaratık yere düştükten sonra suratıma sıçrattığı yeşil sıvıları temizlemeye koyuldum ve eğilerek düşenleri incelemeye başladım. Bu sırada 21. Seviyeye ulaştığımı ifade eden altın bir ışık da vücudumu sarmalamıştı.

  Pop!

  Ufak örümcek cesetlerinin üstünden geçtikten sonra yere düşen iki ekipmana doğru ilerlemeye devam ettim. Eşyalardan biri gayet güzel görünen deri bir bottu. Diğer eşyadansa etrafa ışık hüzmeleri saçlıyordu. İlk bakışta yüzüğe benzediğini düşünmüştüm.

  Uzandım ve ekipmanı elime aldım. Hemen özelliklerini incelemeyi de ihmal etmemiştim.

【Ateş Botları】(Yeşil Ekipman)

Tür: Deri Zırh

Defans: 12

Büyü: +5

Pasif Yetenek: Can dolduran yeteneklerin etkisini %10 oranında arttırır.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 20

……

  Sevinçten havalara uçacaktım. Bahsi geçen botlar ekstradan 12 defans vermenin yanında, büyüye +5 veriyor ve can dolduran yeteneklerin etkisini de %10 arttırıyordu!

  Hemen botları kuşandım ve artık çıplak ayakla gezme sezonunu kapatmayı başarmıştım!

  Yerde duran ikinci eşyaya uzandığımda, suratıma geniş bir gülümseme oturmuştu.

  【Savaşçı’nın Yüzüğü】(Bronz)

Dayanıklılık: +12

Pasif Yetenek: Kullananın saldırı puanını 7 arttırır.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 20.

……

  Yüzüğü görür görmez neredeyse aklımı kaybedecektim. Yüzük bronz ekipmanlardan biriydi! Yok artık! Üstelik tam da aradığım özelliklere sahipti.

  Yüzüğü taktıktan sonra karakterimi inceledim. Bir hayli ilerleme katetmiştim!

 [Kaygısız Xiao Yao] (Şifacı Adayı)

Seviye: 21

Saldırı: 131-149

Defans: 77

Can: 384

Mana: 290

Karizma: 7

……

  Dayanıklılığa +12 veren yüzük canımı 84 arttırmıştı. Şifacılar dayanıklılık puanı başına 0.7 can alsa da, bu en azından hiç yoktan iyiydi. Ayrıca bunun yanında botların can dolduran yeteneklere verdiği %10’luk artış da oldukça iyiydi. Yani kısaca bu serüvenin sonunda eve elim boş dönmeyecektim.

  Tabutun yanında durduğum sırada, yere düşen örümcek dişlerini de toplamayı ihmal etmemiştim. 100 tane örümcek dişi topladıktan sonra, sistem daha fazlasını toplamama izin vermemiş ve görevi başarıyla bitirmiştim.

  Doğruldum ve mağaranın çıkışına doğru ilerledim.

 Ahh! Taze akşam havasını gerçekten özlemiştim!

  Mezarda devriye gezen muhafızların yanına gider gitmez kaptana örümcek dişlerini uzattım. Herifin ağzı sonuna kadar açılmıştı: ‘’WOW! Gerçekten Kraliçe Örümcek’i öldürmüşsün! Ne macera ama, kim bilir içeride neler yaşadın! Neyse, artık bizim kahramanımız olduğundan, sana ödülünü hemen vereyim!’’

  Dingg!

  Sistem Notu: [Örümcek Mağarasında Katliam!] adlı görevi başarıyla yerine getirdiğiniz için 7000 TP kazandınız. Aynı zamanda Kraliçe Örümcek’i de öldürdüğünüzden, ekstra ödül olarak: [Katil Arı Tasviri] kazandınız.

Oh, Katil Arı Tasviri mi?

  Tasviri hemen envanterimden çıkardım ve kartı kullanmaya koyuldum. Kart bir ışık hüzmesine dönüşerek Tasvir Kitabı’ma doğru hızla ilerledi. Bu bahsi geçen Katil Arıların özelliklerini merak ettiğimden, hemen yaratığı incelemeye koyulmuştum.

 [Katıl Arı]

Saldırı:★★★★☆

Defans:★★★

Can:★★★☆

Çeviklik:★★★★☆

Büyü:★★☆

……

  4.5 yıldızlık çeviklik ve saldırı puanı, bu yaratığın saldırı odaklı bir evcil hayvan olacağına işaret ediyordu. Yani yaratığı kullanarak seviye atlama hızımı bir hayli arttırabilecektim! Tabii bu tasvir kartını kullanabilmem için, gerçek bir Katil Arı bulmam gerekiyordu. Merak ediyorum da, bu Katil Arılar nerede yaşıyordu…

  Hemen internet sayfasını açtım ve araştırmaya başladım. Lakin nedendir bilinmez ancak Katil Arılar’la ilgili bir bilgi bulamamıştım. ‘’Kader’’ cidden cimri bir şirketti. Öyle ki, oyunla ilgili bilgi almak, neredeyse bir banka koymak kadar insanı zorluyordu!

  Neyse, şehre gidip görevi vereyim.

  Şehre doğru depara kalktım ve şehre vardığımda hemen şifacı ustasının yanına gittim. Güzeller güzeli şifacı ustası elindeki asayla aynı yerde dikiliyordu. Bana bir bakış fırlattı ve gülümsedi: ‘’Ah, benim tatlım, görevi yerine getirdin mi?’’

  Kuzu derisini çıkardım. Çoktan derinin üstüne mezar taşında yazan yazıları kazımıştım.

  ‘’Sonunda bitti…’’

  Şifa ustası şok olmuşa benziyordu: ‘’Tamamdır, genç şifacı. Tekrardan geleceğe umutla bakmamı sağladın. Gel, ödülünü vereyim. Artık gerçek bir şifacısın!’’

 Dingg!

 Sistem Notu: Tebrikler! Sınıf resmileştirme görevini başarıyla yerine getirdiniz. Artık gerçek bir şifacısınız! Bunun yanında gerçek bir şifacı olan ilk oyuncu olduğunuzdan, ekstra +5 Karizma puanı kazandınız!

…….

  Karizma puanım 12’ye yükselmiş olsa da bu puanların ne işe yaradığını bilmiyordum…

 Şifa ustasıyla konuşmaya devma ettim. Aynı sırada, gözlerimin önüne öğrenebileceğim iki yetenek serilmişti-----

 [Tedavi (Seviye-1)]: Seçilen hedefin 150 canını doldurur. Dolma süresi 6 saniyedir ve 10 mana harcar.

 [Terapi (Seviye-1)]: Negatif etkileri ortadan kaldırır, 10 mana harcar.

…….

 [Tedavi], [İlk Yardım]’ın bir üst versiyonuydu. İleride bu iki yeteneği de kullanabileceğim için hayatta kalma şansım oldukça artmıştı. Öte yandan [Terapi]’ye şimdilik ihtiyacım yoktu. Oyuncular fazla sayıda darbe aldıkları taktirde -tabii uzun bir süre bu darbelere dayanabilirlerse- bazı yaralanmalar yaşıyorlardı. İşte [Terapi] bu yaralanmaları ya da sakatlanmaları tedavi etmek adına kullanılan bir yetenekti. Oyunun bu zamanında oyuncular uzun süreli mücadeleler yaşamaktan ziyade hemen can verdikleri için, bu yeteneğe şimdilik ihtiyacım olmayacaktı.

 Tek bir parmak hareketiyle iki yeteneği de öğrenmiştim. Artık bu sunucunun ilk ve tek gerçek şifacısı benden başkası değildi!

….

 “Ringring!”

 Telefonum çaldı, arayan Wan Er’di: ''Li Xiao Yao, oyundan çık da aşağı gel. Vakit geç oldu ve sana söylemem gereken önemli şeyler var!’’

  ‘’Tamamdır, geliyorum!’’