Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

35. Bölüm Ebedi Güzellik

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

  Liu Ying! Daha adamı görmeden bana savurduğu küfürleri duymuştum. Tabii ki onun Lin Wan Er’e yaklaşmasına izin vermeyecektim. Zaten Wan Er bu herifin nasıl bir tip olduğunu bildiğinden, onun yanına yaklaşmasına izin verecekmiş gibi durmuyordu. Her ne kadar devasa bir serveti olsa da, adam sapığın önde gideniydi.

……

  Üçüncü  kata inen basamaklarda dururken suratımda ekşi bir ifade vardı. Eğer Liu Ying yanında fazla adam getirdiyse durum içinden çıkılması zor bir hale gelebilirdi. Hele ki tamamlamam gereken bir görev varken.

  Neyse, aşağıya inmekten başka çarem yoktu, bir sıkıntı çıkmamasını umuyordum.

 Üçüncü kata indiğimde lambalar direkt aydınlanmıştı ancak lambalardan gelen ışığa pek gerek varmış gibi durmuyordu zira haritanın her yeri ateşlerle kaplıydı! Ateş İskeletlerini bulmuştum!

  Ateş iskeletlerinin üstünde herhangi bir kıyafet yoktu. Bunun yerine bütün vücutları hafif ateş dalgalarıyla kaplıydı. Özelliklerini incelemeye çalıştığımda yaratıkların 31. Seviyede olduğunu ve ateş elementiyle özdeşleştiği için saldırılarının da düşük olmadığını gördüm. 24. Seviyenin %99’luk bir kısmını tamamlamış ve Ufak Bobo’yu da 23. Seviyeye çıkarmış olduğumdan, geriye yapacak tek bir şey kalmıştı.

  ‘’İleri!’’

  Mızrağımı kaldırır kaldırmaz ileri doğru savurdum. Darbeyi iskeletin zayıf noktasına yani boynuna doğru savurmuştum.

147!
189!

  Saldırım biraz düşük kalsa da açığı Ufak Bobo kapatmıştı. Ne olduğunu anlamadan 600 canını kaybeden iskelet deliye dönmüş ve bana doğru bir yumruk savurmuştu. Eğer bu yumruğu gerçek dünyada almış olsaydım, muhtemelen kaburgalarım çoktan yerle bir olmuştu.

389!

  Hassiktir, o nasıl bir vuruş öyle! Şifacı olduğumdan defansım 150’nin altındaydı. Bu yüzden yakın dövüşte çok rahat sayılmazdım.

  İki adım geriye attım ve iskeleti Ufak Bobo’yla baş başa bıraktım. 20 saniye geçtikten sonra yaratık acı dolu bir çığlık atmış ve yere yığılmıştı.

Shua!

  Altın bir ışık hüzmesi bedenimi kapladı ve 25. Seviyeye geçtim. İskeletlerin verdiği TP gerçekten hafife alınacak cinsten değildi. Aynı zamanda Ufak Bobo da 24. Seviyeye ulaşmıştı. Durum böyle olduğundan 30-40 iskelet kesersem 26’ya ulaşacağımı biliyordum!

  Zaman geçtikçe Bobo’yla aramızdaki uyum gitgide artıyordu. 1 saat geçtikten sonra iki altın ışık hüzmesi bedenlerimizi kaplamış ve birer seviye daha atlamıştık!

 [Ufak Bobo] (Arı Lordu)
Seviye: 25
Saldırı: 369-492
Defans:246
Can:615
Büyü:246

Yetenek:【Kombo Seviye-3】【Arı Sokması Seviye-3】

……

 492 saldırı puanı! Bu 30. Seviyedeki saldırı sınıflarını bile geride bırakıyordu. Defansıysa başka bir meseleydi. 246 defansıyla ağır zırh giyen oyunculardan bile daha dayanıklıydı. 25. Seviyeye ulaşan Ufak Bobo tam bir Pk makinasıydı!

  Geçirdiğim 1 saatte Batılı Diktatör’den herhangi bir haber almamıştım ancak, beni takip etmeye devam ettiğine şüphe yoktu. Büyük ihtimalle yaratıklarla uğraştığından gecikmişti. Beni öldürmek için elinden geleni ardına koymayacağını bildiğimden, 30. Seviyedeki yaratıkların onu fazla oyalayamayacağını biliyordum.

  Saate baktığımda gecenin geride kaldığını görmüştüm. Neyse, sabah sınıfta uyurum artık.

  Ne kadar iskelet kestiğimi inanın ben bile hatırlamıyorum. Yine de Bobo’yla birlikte seviye atlamamız 2 saati bulmamıştı. Evcil hayvanların oyunculardan farklı olarak belirli seviyelerde aldığı özellikler vardı. Oyuncular ekipmanlara güvenirken, durum yaratıklar için farklıydı.

  Yürümeye devam ederken önümde geniş bir oda olduğunu gördüm. İçerisi ateş iskeletleriyle kaplıydı ve iskeletlerin tam ortasında da 4. Kata giden merdivenler duruyordu. Hay böyle işe, cidden bu kadar iskeleti öldürmem mi gerekecekti? Zor da olsa 3 iskeletle aynı anda mücadele edebiliyorduk ancak sayı artarsa, öleceğimiz kesindi.

  Ateş iskeletlerine baktığım sırada bir anda sevinçten havalara uçmaya başladım. Çünkü 4. Kata giden merdivenlerin hemen yanında, diğerlerinden daha küçük bir iskelet duruyordu!

 

【Ateş İskeleti】(Normal Yaratık)
Seviye:1

……

  Sonunda yahu!

  Her ne kadar 1. Seviye bir yaratık bulduğuma sevinsem de, yaratığa en fazla 40 metreden mühür fırlatabiliyordum. Lakin aramızdaki mesafe 50 metreden de fazlaydı. Yani geriye kalan tek çözüm, yavaş yavaş yaratıkları öldürmekti.

  Ufak Bobo’ya yerinde durmasını söyledim ve yavaşça ilerlemeye koyuldum. İçerideki iskeletleri bir bir dışarı çekip, yaratıkları öldürmeye başladık.

  Yaklaşık 30 dakika geçtikten sonra üçüncü katta oyuncu sesleri yankılanmaya başlamıştı. Uzaktan baktığımda hafif zırh ve uzun bir kılıç tutan tanıdık suratı, Batılı Diktatör’ü görebiliyordum. O da beni görmüş olacak ki suratı kırmızıya dönmüştü: ‘’Xiao Yao buradasın demek, sonunda seni buldum. Bu sefer kıçından kanat çıksa bile kaçamayacaksın!’’

  Şans bu ki aramızda tonla ateş iskeleti vardı. Yani öyle kolayca yanıma gelebilme olasılığı yoktu, özellikle de ateş iskeletlerinin yüksek saldırı puanı düşünülürse.

  Batılı Diktatör’ün arkasından Piggy ve Rüzgar Kovalayan belirdi. Rüzgar Kovalayan bana keskin bir bakış fırlattın sonra: ‘’Patron, söylediklerim doğruymuş, değil mi? Bu zombi mağarasında görev yapıyor.’’dedi.

  Batılı Diktatör yanıtladı: ‘’Herkesi buraya çağır, bir an önce şu yaratıkları temizlemeye başlayalım. Bu sefer elimden kaçamayacak.’’

  Çok zaman geçmeden 5 büyücü, 3 şifacı, 2 silahşör, 3 okçu, 7 şövalye ve daha niceleri belirmeye başladı. Neredeyse toplam 50 kişi mağaraya girmişti! O kadar mı nefret ediyorsun benden? Burada tek başıma takılan bir şifacıyım yahu!

  Rüzgar Kovalayan seviyeme bakıp söylendi: ‘’Patron herif seni geçip 27 olmuş.’’

  Batılı Diktatör yüzünü buruşturduktan sonra: ‘’Ne olacak yani? Zaten 26’ya geri dönmesini sağlayacağım, merak etme sen.’’ Diye cevap verdi.

  Piggy dikkatle odayı inceledikten sonra birkaç kelime savurdu: ‘’Patron şuraya bak!’’

  ‘’Ne?’’

  Piggy ateş iskeletlerinden birine işaret etti: ‘’Baksana, orada 1. Seviye ateş iskeletlerinden biri duruyor. Demin tasvir kağıdı düşürmüştük.’’

  ‘’Güzel!’’ Liu Ying’in gözleri parıldadı ve gülümsedi: ‘’O zaman acele edelim de şu yaratıkları temizleyelim ve Xiao Yao, o 1. Seviye iskelet bizimdir!’’

……

  Gruba baktığımda sırtımdan soğuk terler akmaya başlamıştı. Uzun mesafede savaşabilecek o kadar fazla adamları vardı ki, bana yaklaşırlarsa anında diğer tarafa gideceğime şüphe yoktu. Mesafeyi korumam gerekiyordu, kesinlikle arayı kapatmalarına izin veremezdim.

  Lakin bütün bunlara rağmen 1. Seviye ateş iskeletinden vazgeçmek istemiyordum. Ölsem bile, bu yaratığı mühürlemeden gebermeyecektim!

  Arkamdan gelen yetenek seslerini duyabiliyordum. Tek bir iskeleti öldürmeleri birkaç saniyelerini bile almıyordu. 2 dakika içinde bana saldırabilecek mesafeye geleceklerdi. Ritimlerini bir şekilde bozmam gerekiyordu.

  Biraz düşündükten sonra odanın ortasına gitmekten vazgeçtim ve koridorun diğer tarafına, gruptan olabildiğince uzağa geçtim.

  ‘’Patron, ne yapıyor bu?’’ diye sordu Piggy.

 Liu Ying bir kahkaha patlattı: ‘’Korktu kaçıyor işte salak. Hadi şu yaratıkları temizleyin, bir an önce gebertmek istiyorum şu herifi.’’

  ‘’Tamamdır!’’

……

 Hareket etmeden bekledim ve Ufak Bobo’ya odaklandım.

Shuaa!

  Ufak Bobo akılalmaz bir hızla ileriye atıldı ve bir grup yaratığın ortasına daldı. 100’e yakın iskeletin dikkatinı çektikten sonra Batılı Diktatör’ün grubuna doğru yıldırım hızıyla ilerlemeye koyuldu!

  ‘’Hassiktir, evcil hayvanı!!!’’ Piggy’nin suratı yeşile dönmüştü.

  ‘’Çabuk öldürün şu yaratığı. Eğer hemen öldürürsek iskeletler geri dönecek!’’ diye bağırdı Feng Zhe.

  Ne yazık ki okçuların hızı Ufak Bobo’ya yetişebilecek seviyede değildi. Öyle ki adamlar oklarını kaldırdıklarında ateş iskeletleri çoktan etraflarını çevirmişti. Hadi bakalım, beni hafife almamayı öğrenirsiniz artık!

……

  ‘’Geri çekilin, hemen 2. Kata geri çekilin!’’ Liu Ying’in durumu kavrama yeteneği fena sayılmazdı.

  Ancak çoktan yüzlerce iskelet çevrelerini sarmaya başlamıştı. Nereye kaçabilirlerdi ki? Göz açıp kapayıncaya dek oyuncuların yarısından fazlası ölmüştü. Uzaktan baktığınızda yerde yatan 40 cesedin olduğunu görmek gerçekten hoş bir manzara sayılmazdı.

  ‘’Senin ağzına sıçacağım Kaygısız Xiao Yao. Biraz bekle, bunu ödeyeceksin!’’

  Geniş bir kahkaha patlattım ve Bobo’yu yanıma çağırdım. Bir kez daha kaldığım yerden devam edip, yaratıkları temizlemeye koyuldum. Zamanla 1. Seviyedeki iskeletle aramdaki mesafe azalıyordu.

……

   Neredeyse 30 dakika geçmişti ancak Liu Ying’dan ses çıkmamıştı. Her neyse, 1. Seviye iskeletle aramda 42 metre kalmıştı.

  İhtiyacım olan tek şey önümdeki iki yaratığı öldürmekti. Böylece mühürleme mesafesine ulaşacaktım. Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı.

  Ve işte tam bu sırada, 3. Katın merdivenlerinde oyuncu sesleri duyulmaya başladı. Merdivenlerden yuvarlana yuvarlana aşağı inen bir figür, hem ağlayıp hem de bağırıyordu. Bu figür güzeller güzeli kadın bir süikastçiydi, canı neredeyse %40’a kadar düşmüştü. Suratı bembeyaz görünüyordu ve Rüzgar Kovalayan kadının peşinden yürüyordu.

  ‘’Hala kaçmaya mı çalışıyorsun? Utanman yok mu senin aşağılık orospu, siktir git!’’

  Rüzgar Kovalayan hançerini çekti ancak kadın süikastçi çoktan ayağa kalkmış ve kendi hançerini çekmişti. Çevik bir hamleyle Rüzgar Kovalayan’ın arkasına geçti ve onu hançerledi.

Puff!

  Rüzgar Kovalayan’ın bedeni yavaş yavaş yere yığılırken ağzından da kanlar fışkırıyordu, ölmüştü!

  Lakin kadının omzunda  kızıl bir yuvarlak seçilebiliyordu, silahşörlerden birine yakalanmıştı!

……

  Dişlerimi sıkarak mızrağımı çektim ve kadına doğru koşmaya başladım.

  Uzaktan kadına [Tedavi] yeteneğimi kullanarak can verdikten sonra Ufak Bobo’ya silahşörü öldürmesi için talimat verdim ve adam çok zaman geçmeden hayatını kaybetti.

  Kadının kolunu tutar tutmaz fısıldadım: ‘’Kaç!’’

……

  Katın ortalarına geldikten sonra durdum. Bu sırada güzel gözlerini sonuna kadar açmış ve bana bir soru sormuştu: ‘’Senin…Evcil hayvanın ne kadar güçlü öyle!’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Evet, öyledir.’’

  Konuşma sırasında kadının özelliklerine de göz atmıştım.

İsim: [Ebedi Güzellik] Seviye: 24
Irk: İnsan
Sınıf: Süikastçi

 ‘’Diktatör’ün adamları neden seni kovalıyor?’’ diye sordum.

  Ebedi Güzellik başını kaldırıp cevap verdi: ‘’Nereden bileyim ben? Normalde buraya gelip seviye kasacaktım. 2. Katta başka oyuncular tarafından saldırıya uğradım ve herifler vampir yarasamı öldürdü! Hmph! O yarasayı bana abim verdiğinden bir hayli sinirlenmiştim. Gizli gizli 3. Kata sızmaya çalıştım ama beni fark ettiler!’’

  ‘’Tamamdır, benimle gel. Ben yaratıkların dikkatini çekerim, sen de bana yardım edersin!’’

  ‘’Tamamdır.’’

……

  Kısa bir zaman geçtikten sonra önümüzdeki yaratıkların bir kısmını temizlemiş ve nihayet mühürleme mesafesine ulaşmıştı. Süikastçiye gülümsedim: ‘’Ebedi Güzellik, o 1. Seviye iskeleti mühürleyeceğim!’’

  ‘’Ahh?’’ ağzını açtı ve hemen başını öne doğru salladı: ‘’Tamam!’’

Shua!

 İlk mühür havada ilerlemeye koyuldu ve ISKA!

 İkinci mühür havada ilerlemeye koyuldu ve ISKA!

 Biraz gerilmiştim. Benim dışımda Ebedi Güzellik de pek sakinmiş gibi görünmüyordu. Hançerinde hafif bir parıltı vardı.

 
 Üçüncü mührü fırlattan sonra gözlerimin önüne kızıl bir ışık hüzmesi saçıldı. Ufak Bobo’nun kafasında sersemletildiğine dair bir yazı çıktı ve aynı sırada Ebedi Güzellik’in gözleri de bana kitlenmiş, hançeri belime doğru hızla savurmuştu.

312!

 Arkamdan kadının vampir yarasası da saldırmış ve 200 canımı almıştı. Canımı doldurma fırsatı bulamadan ölmüştüm!