Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

37. Bölüm Yeşim Şehri’nin Kılıcı

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

Hong!

  Bir anda ortaya çıkan ateş girdabı beraberinde birkaç oyuncuyu da götürmüştü. 3 rüzgar ruhu büyücüsü ve bir de insan silahşör hayatını kaybetmişti. Her biri de büyücüden 500 hasar almıştı. Yani bu büyücünün hafife alınacak bir tarafı yoktu!

  ‘’Dikkat!’’ Liu Ying bağırdı ve kombosunu kullanmaya koyuldu: ‘’O ateşlerin 15 saniyelik dolma süresi var, uzak mesafe oyuncuları dikkat edin!’’

  Lafını bitiremeden Büyücü Bi Ke asasını kaldırmış ve bağırmaya başlamıştı: ‘’Sonsuz yaşamın kapılarını bekliyorum. Cehennemi koruyucusu, göster bize keskin dişlerini ve göster dünyaya o heybetli saldırılarını----

  Ben, Bi Ke, [Cehennem Tazısı]’nı çağırıyorum!’’

  BOOM!!

  Siyah bir altıgen belirmiş ve içinden kan kırmızısına boyanmış devasa bir baş çıkmıştı. Başın arkasından da kan kırmızısı pençeler…Cehennem Tazısı neredeyse bir aslanla aynı boyutlardaydı. Ortaya çıktığı gibi önünde duran iki rahibe pençeleriyle saldırmış ve rahipler ne olduğunu anlamadan yere yığılmıştı!

771!

810!

  Cehennem Tazısı’nın saldırıları durmak bilmiyordu, şüphesiz ki bu saldırılar oyunculara bela olacaktı!

  Yan Suo ilerlemeye başladı. Hançerini çıkardı ve başarıyla yaratığı sersemletti: ‘’Tazının 4000 canı var, çabuk öldürün yoksa hepimiz öleceğiz! Uzak mesafe oyuncuları, hedef değiştirin!’’

  Ortaya garip bir rüzgar büyüsü çıkmaya başladı ve uzaktaki silahşörler eğildi. Havayı güçlü bir barut kokusu kaplamıştı. Bütün silahşörler ateş etti ve tazının canı bir anda 0’a düştü!

……

  Boss her 15 saniyede bir ateş saldırısını kullanıyor ve her 60 saniyede bir Cehennem Tazısı’nı çağırıyordu. Boss’un düzenini kavradıktan sonra Liu Ying’in grubu da rahatlamıştı.

  Yavaş da olsa emin adımlarla büyücünün canı %20’ye kadar düştü. Liu Ying’in suratı biraz da olsa rahatlamıştı ve herif gülümsedi: ‘’Haha, eğer birkaç tur daha böyle giderse Boss’u öldürebiliriz!’’

  Piggy silahıyla nişan aldı ve söylendi: ‘’Yine de dikkat etmemiz gerekiyor. Grubumuzun %50’sini kaybettik ve diğer 20 kişi de neredeyse ölüyordu…’’

  Liu Ying başıyla onayladı: ‘’Mm, 2 dakikaya Boss’u öldürmüş oluruz diye düşünüyorum. Ölenler hemen geri dönüp dirilsin. Herkes ciddileşsin ve Boss’a odaklansın, altın ekipman düşme şansı bile var! Öyle bir ekipman düşerse Ba Huang’ın bir numaralı klanı olacağımıza şüphe yok!’’

……

  Kadim mızrak elimde uzaktan ruh formumla onları izliyordum. Dişlerimi sıktım. Dirilmem için gerekli ortam oluşmamıştı, bossu öldürmelerini mi izleyecektim?

  Tam bu sırada durum 180 derece değişti.

  Ah!

  Acı dolu bir çığlık ve Cehennem Tazısı’na yem olan bir kılıç ustası…Liu Ying’in gözleri kan çanağına dönmüştü: ‘’Tch, nasıl öldü o?! Şifacılar işinizi yapın! [Tedavi]’yi kullanın! Ve…büyücüler!! Dondurun şu Cehennem Tazılarını!’’

  Arkasında duran bir şifacının yüzü solmuştu: ‘’Patron, manam bitti. Mana hapları da henüz dolmuş değil!’’

  Birkaç büyücü daha aynı şeyi söyleyerek sitem etti: ‘’Bizim de çok manamız kalmadı…’’

  ‘’Hay böyle işe!’’ Liu Ying öfkeden kendini kaybedecekmiş gibi görünüyordu: ‘’Bu tarz mücadelelere ayak uydurabileceğinizi söylememiş miydiniz? Neden Prag altın seviye Bossları öldürebilirken biz öldüremiyoruz? Beş para etmezsiniz!!’’

  Hemen yanında duran Yan Suo söylendi: ‘’Duyduğuma göre Prag 4. Seviye Keskin Rüzgar Haplarını kullanıyormuş. Biz 3. Seviye Yedi Yıldız Haplarını kullandığımızdan, arada %33’lük bir fark var…’’

  Liu Ying kükredi: ‘’Kaç kişi ölürse ölsün umrumda değiliz! Yürüyün, bossun canı kırmızıda! Ölürsek ne olacak yani? Bossu öldürdüğümüz sürece zafer bizimdir! Dışarıda bekleyen 3 kişiye söyleyin gelsinler!’’

  ‘’Xiao Yao’nun cesedini korumayı bırakıyor muyuz?’’ diye sordu Piggy.

 Liu Ying gülümsedi: ‘’Neredeyse 5 saat geçti, niye hala koruyalım ki? O Li Xiao Yao şerefsizi muhtemelen uyumuştur. Niye bütün zamanını ruh formunda gezerek geçirsin?’’

 ‘’Tamamdır patron!’’

……

  Kadim mızrak elimde, kalbim dört nala koşmaya başlamıştı. Hemen 3. Kata fırladım ve 3 oyuncu da 4. Kata girdikten sonra dirildim!

Sha!

 Gerçek bedenim 3. Katta dirilmiş ve aynı anda kendime [İlk Yardım] yeteneğimi kullanarak can vermiştim. Zaman kaybetmeden ağzıma bir Keskin Rüzgar Hapı attım ve 4. Kata doğru ilerlemeye koyuldum. Bobo’yu da çağırdıktan sonra intikam zamanım gelmişti! İntikam sabahı bekleyemezdi yani güneş doğmadan o herifleri öldürecektim!

 Bir alt kata girer girmez beni avlayan tipler bir anda benim avım olmuştu! Uzak mesafe oyuncularının desteği olmadığından büyücünün çağırdığı 2 Cehennem Tazısı da zamanında öldürülememişti. Ya Cehennem Tazıları oyuncuları öldürecekti ya da ben!

  Boss’un canına dikkatlice baktım. %3 canı kalmıştı, yaratık neredeyse ölüyordu!

……

  Liu Ying’in yanında yalnızca 3 kişi kalmıştı, grubun geri kalanı geberip gitmişti!

  Rüzgar Kovalayan bir çığlık attı ve büyücünün ateş saldırısı altına can verdi. Yan Suo onun arkasından yere düşen küllere baktı ve arkasını döner dönmez beni görünce şok oldu: ‘’Aman tanrım!’’

  ‘’Ne oldu?’’ Liu Ying de arkasını dönmüştü ve suratı bir anda bembeyaz kesildi

  ‘’Hassiktir! Hala…hala burada!’’

  Piggy elinde tüfek, koşmaya başladı: ‘’Ne yapacağız?’’

  ‘’Boss’un yalnızca %3 canı kaldı, yani Xiao Yao’nun saldırılarını savuşturup, Boss’a odaklanmamız lazım. Son vuruş bizde kaldığı sürece zafer de bizimdir!’’ Liu Ying’in bütün odağı büyücüdeydi; akıllı olsa da beni fazla hafife alıyordu.

  Kadim mızrağı havaya doğru savurdum ve Piggy’nin omzuna bir darbe geçirdim.

 189!

 Ah!

  Hemen geri çekilse de ben de yavaş sayılmazdım. Garip bir açıdan mızrağı tekrar savurdum ve kaçmaya çalışan Piggy’e bir darbe daha indirdim. Canı neredeyse 0’a yaklamıştı.

  Üçüncü saldırımla birlikte Piggy elinde tuttuğu silahı yere indirdi ve hayatını kaybederken kendi kendine söylendi: ‘’Bu herife bulaşmayacaktık…’’

  Piggy öldükten sonra geriye yalnızca Liu Ying ve Ebedi Güzellik kalmıştı. Onları öldürmek için fazla üşengeç olduğumdan elimi kaldırdım ve [Tedavi]’yi kullanarak Boss’un canını doldurdum!

Sha!

+450!

  Parlak ışık hüzmesinden sonra Liu Ying’in suratı morarmıştı: ‘’Sen…Aşağılık herif! Bu dünyada senden daha şerefsizi var mı merak ediyorum! Kim boss’un canını doldurur hayvan heri…’’

  Lafını bitiremeden Cehennem Tazısının yemi olmuş ve oracıkta hayatını kaybetmişti.

  Diğer bir taraftan siyah ateşler tekrar ortaya çıktı ve Ebedi Güzellik dizlerinin üstüne çökmek zorunda kaldı. Güzel suratı yanarak kömür rengine dönmüş ve başından dumanlar çıkmaya başlamıştı.

……

  Bobo Boss’a üçlü kombosuyla saldırmaya başladı. Hemen duruma adapte oldum ve Cehennem Tazısı’nın saldırısını savuşturum. Boss’un 500’ten az canı kalmıştı. Ha, tam zamanında gelmiştim!

Bang!

  Kadim mızrağı savurdum ve büyücünün kalbini deştim! Sonunda yaratık hayatını kaybetmişti!

……

Sha!

  Altın bir ışık hüzmesi vücudumu kapladı ve 26. Seviyeye tekrar yükseldim. Boss cidden iyi TP veriyordu!

  Büyücünün ölmesiyle Cehennem Tazıları da ortadan kaybolmuştu. Lakin beni asıl heyecanlandıran mesele yerde yatan eşyalardı. Büyücüden geriye kalan eşyaların içinde altın ışık hüzmeleriyle kaplı uzun bir kılıç duruyordu. Güzel. Kılıcı elime aldım ve…altın ekipman?! Hassiktir!!!

  Hemen ileri atıldım ve yaratıktan geriye kalan her şeyi toparladım.

 Dingggg!

  Sistem Notu: İlk altın ekipmanı-[Yeşim Şehri’nin Kılıcı]-‘nı elde ettiniz. Kişisel bilgilerinizin açıklanmasını istiyor musunuz?

  Hemen adımı gizlemeyi seçtim ve bir anda Ba Huang’ın etrafında bir sistem notu duyuldu.

  Dingg!

 Sistem Notu: XXXX adlı oyuncu ilk altın ekipmanı, [Yeşim Şehri’nin Kılıcı]’nı elde etti! Ödül olarak oyuncuya +3 karizma, +5000 TP ve 100 altın verilmiştir!

……

  Hasss… 100 altın!

  Heyecandan ağzım yere kadar düşecekti, bu nasıl bir ödüldü böyle yahu! Kader cidden bana bedava para vermek konusunda bir hayli bonkör davranmıştı!

  Bütün ekipmanları topladım ve ölümün iksirini de aldıktan sonra arkamı döndüm. Uzaktan birkaç ışık hüzmesini fark ettiğim gibi [Kahramanın Öfkesi]’ndeki oyuncuların dirilmeye başladığını anlamıştım!

  Hemen kaçmam lazımdı! İsmim kırmızı olduğundan ölürsem ekipmanlarımdan birini düşereceğime şüphe yoktu! [Yeşim Şehri’nin Kılıcı]’nı düşürmek istemiyordum!

  Işınlanma kağıdını çıkardım ancak bir sistem notu kulaklarımda yankılandı: ‘’İsminiz kırmızı olduğundan ana şehrinize ışınlanmanıza izin verilmiyor. Ancak [Azap Kulesi]’ne ışınlanabilirsiniz. Azap Kulesinde geçireceğiniz her saat 30 günah puanı siler.

  Hemen onayladım ve mekandan sıvıştım!

……

Sha!

  [Kahramanın Öfkesi]’ndeki oyuncuların şaşkınlık dolu bakışları arasından sıvışmıştım. Bir anda görüşüm karardı ve tekrar görebildiğimde önümde eski bir kapı olduğunu fark ettim. Orta çağdaki zindan kulelerinden birine tıkılmıştım!  Ormanları görebiliyordum ve kuş sesleri de kulağıma geliyordu. Aslında hiç de fena bir yer sayılmazdı. Tek kötü yanı buradan istediğim zaman çıkabilecek olmayışımdı. 

 Bölgenin güvenli olduğunu onayladıktan sonra envanterimi açarak düşen eşyalara bakmaya başladım. [Yeşim Şehri’nin Kılıcı]’nı elime alır almaz etrafa altın ışık hüzmeleri saçılmış ve vücuduma akılalmaz bir güç dalgası yayılmıştı. Hassiktir, şu puanlara bir bakın…

【Yeşim Şehri’nin Kılıcı】(Altın Ekipman)

Saldırı:210-300

Güç:+25

Can:+20

Diğer Özellikler:

-Saldırı puanını %3 arttırır.

-Rakibin %1 defansını görmezden gelir.

Açıklama: Eski zamanlarda Yeşim Şehri göklerde dolaşırdı. Kıtaların dört bir yanından şehre gelen güçlü insanlar, şehirde akılalmaz bir kılıç buldular. Bu kılıca Yeşim Şehri’nin Kılıcı adı verildi. Söylentilere göre bu kılıç dağları ayıran ve duvarları yıkabilen tanrısal bir gücü içinde barındırıyormuş.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 30

……

Seviye 30 altın ekipman, saldırı puanı…hayvani!

  İnanılmaz heyecanlıydım ancak hemen kılıcı envanterime geri koydum. 30. Seviyeye ulaştığımda tekrar gün yüzüne çıkaracaktım!

  Daha sonra bosstan düşen diğer eşyaları çıkardım. Her ne kadar düşen iki eşya fena olmasa da, altın ekipman olan kılıca kıyasla bir hayli zayıftı. İki eşyadan ilki yeşil ekipman olan deri bir dirsek koruyucusuydu ve diğeri de yeşil ekipman olan deri bir başlıktı. İkisini de kullanamayacağım için envanterime attım. Ba Huang’a döndüğümde bunları satıp, birkaç altın kazanabilirdim.

……

  Saate baktığımda sabahın 6’sına yaklaşıyordu. Sabah dersleri 8’de başladığından, genelde 7’de kalkıyordum. Biraz bu kulede kalacak ve ismim beyaza dönünce dünyaya meydan okuyacaktım!