Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

39. Bölüm Ateş İskeleti Üzerine Pazarlık

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

Öğle yemeğinden sonra odanın camından aşağıyı izliyordum. Bir bardak suyu fondipledim ve oyuna girmeye hazırlandım!

 Sha!

[Azap Kulesi]’nde gözlerimi açar açmaz ekipmanımın güvende olup olmadığını kontrol etmek için envanterime baktım. [Yeşim Şehri’nin Kılıcı]’nı gördüğümde kalbim durulmuş ve bedenim gevşemişti. Mm, geçen gecenin uğraşları cidden boşa gitmemişti. Bu sabah Liu Ying ve Xu Yue’nin sınıfıma gelip, ortalığı karıştırmasına bakılırsa, gerçekten sinirden deliye dönmüş olmalıydılar. Sonuçta geçen gece sırf onları izlemek için ruh formunda 5 saat kalmıştım. E tabii Liu Ying benim böyle sabırlı bir insan olduğumu düşünmemiş olması da şaşırtıcı değildi.

Mesele daha fazla beni ilgilendirmiyordu. Doğru zamanı bulmak adına 24 saat bekleyecek olsam bile bu benim için bir sorun teşkil etmezdi.

……

Saate baktığımda kuleden çıkmak için daha 74 dakikamın olduğunu gördüm. Zaman olduğundan, ben de yaratmaya çalıştığım kombomu tekrarlamaya koyuldum.

Sağlam bir adım attım ve bir anda kılıcı ileri doğru savurdum. Kılıç bükülmeden, düz bir çizgide ilerlemiş ve etrafa ışık hüzmeleri savurmuştu. Dirseğimi bükerek havaya çarpraz bir kesik attım. Ardından yatay bir kesik, şiddetli bir vücut darbesi ve son olarak çarpraz bir kesik daha… 5 vuruşluk bir kombo, biraz Yan Zhao’nun [Eşsiz Darbe]’sine benzese de sistem henüz bu komboyu onaylamış değildi.

Gerçek hayatta bu tarz saldırıları kullanmak benim için çocuk oyuncağıydı. Tabii bu durum rakipten güçlü olduğum taktirde geçerliydi zira vücut darbelerimin işe yaraması olayın kilit notkasıydı.

……

Göz açıp kapayıncaya dek bir saat geçmiş ve ismim normale dönmüştü. Kadim Mızrağımı aldım ve kuleyi terk ettim. Üstümde ışınlanma kağıdı olmadığından yapacak bir şey yoktu. İlk önce görevi verecek ondan sonra da şehre dönecektim. Şans bu ki kuleyle şehir arasında yalnızca 20 dakikalık bir mesafe vardı.

20 dakika sonra, Ba Huang Şehri’nde…

Ortalık pazar kuran oyuncuların çığlıklarıyla dolup taşıyordu. 26. Seviyede olduğumdan şimdilik seviye kasmak konusunda acele etmeme gerek yoktu. İlk önce eşyaları satacak daha sonra da ne yapacağıma karar verecektim!

Şehrin kuzey kesiminde boş bir alan buldum ve pazarımı kurdum. Elimi savurduktan sonra yerde kızıl bir altıgen belirmişti. Kükreme seslerinden sonra ortaya ateşlerle kaplı bir iskelet çıktı. Gözleri kan çanağına dönmüş ve bana bakıp, sahibini onaylamıştı. Hehe, can ve saldırı odaklı %100 saflık derecesine sahip bir evcil hayvan!

Kalabalığa iskeletin özelliklerini gösterdikten sonra diğer eşyaları da koyup bağırmaya başladım: ‘’Gözlerinize inanın bayanlar baylar çünkü bu yaratık gerçek! 1. Seviye ateş iskeleti, 4 yıldızlık saldırı, 4.5 yıldızlık can ve en önemlisi, hazırsanız söylüyorum…%100’lük saflık derecesi!!! Alıcı değilseniz bile gelin bu mucizeye bir bakın, etrafta dolaşırken %100’lük bir yaratık görmedim demezsiniz! 30 dakikalık açık arttırma, en yüksek teklifi veren kazanır! Ayrıca yaratığın yanında iki-üç tane de ekipman var, acele edin bakayım!’’

Bağırdıktan sonra anında geniş bir kalabalığın dikkatini çekmeyi başarmıştım. Tabii oyuncuların dikkat ettiği asıl nokta %100’lük saflık derecesine sahip olan yaratıktı. Oyunun bu zamanında evcil hayvanı olan insanları bırakın, 1. Seviyedeki yaratıkları mühürlemeyi başaran oyuncu sayısı bile inanılmaz azdı. Yani bu iskeletin dikkat çekmesine pek şaşırmamak gerekiyordu.

Yaratığın namı o kadar yayılmıştı ki, millet ışınlanarak yanıma geliyordu. Sırf bu yaratığı görmek için bile şehre ışınlanan bir sürü insan vardı!

Tick!

Yue Qing Qian bana bir mesaj yolladı: ‘’Xiao Yao, Ba Huang’daki %100’lük yaratığı satan sen misin?’’

‘’Evet, istiyor musun?’’

‘’Yeşil Kaya İskeletini almıştım zaten, ancak amcam o yaratığı gerçekten istiyor. Sonuçta her gün %100’lük bir yaratıkla karşılaşmıyoruz!’’

“O zaman söyle de buraya gelsin!”

“Tamamdır!”

……

Kalabalığın içindeki genç bir kılıç ustası sessiz sessiz olduğu yerde dikiliyordu. 28. Seviyeydi ve elindeki uzun kılıç etrafa parıltılar saçıyordu. Üstündeki zırh en azından siyah demir seviyesindeydi. Başının üstündeki kelimeler durumu açıklıyordu: General Wang Jian. General ailesindeki en önemli figürlerden birisi. Aile içinde Li Mu’dan sonraki en güçlü şahıs.

Gürültülü kalabalığı yararak ilerleyen Wang Jian bana bir bakış fırlattı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, bu iskeleti nereden buldun?’’

Gülümsedim: ‘’Siyah Kan Mağarasından, bir sorun mu vardı?’’

‘’Hayır, o yaratığı istiyorum.’’

‘’Kaç para veriyorsun duyalım bakalım.’’

“100 altın.”

Önerdiği fiyatı duyan kalabalık şok olmuş ve insanların çoğu susmuştu. Wan Jian’ın teklifinden birkaç saniye sonra başka bir ses duyuldu: ‘’Hehe, yalnızca 100 altın mı veriyorsun? Ben 150 veriyorum!’’

Kalabalığın içinden bir başka kılıç ustası çıkmıştı. Suratına baktım ve hassiktir! Herif Batılı Diktatör’den başka biri değildi! Cidden bu iskeleti istiyor gibi gözüküyordu.

Lakin sonuçta iş iştir. Kimin aldığının bir önemi yoktu.

Başımı kaldırdım: ‘’150 altın mı?’’

Batılı Diktatör başıyla onayladı. Yanında ona sokulan Yan Suo seçilebiliyordu: ‘’Ne oldu? Parayı veremeyeceğimizi mi düşünüyorsun?’’

Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Hayır, yalnızca daha fazla veren var mı diye merak ediyorum.’’

“Hmph!”

……

Birkaç dakika geçtikten sonra sonunda Yan Zhao yanında Prag’tan birkaç oyuncuyla gelmişti. Grubun içinde Yue Qing Qian Ve Yue Wei Liang da vardı. Mekana geldikleri an itibariyle ambians değişmiş ve herkes onlara bakmaya başlamıştı. Görünüşe göre şehirdeki oyuncu topluluğu şehrin geleceğinin Prag’ın ellerine olacağını biliyordu. Batılı Diktatör bile ona saygıyla bakıyordu.

“Yan Zhao!!”

General Wang Jian yumruklarını sıktı ve kılıcına doğru hamle yaptı.

Yan Zhao’nun gözleri Wang Jian’ı süzmüş ve adam gülümsemişti: ‘’Oh? Generel ailesi de burada demek? Güzel güzel, %100’lük ateş iskeletini herkes istiyor gibi!’’

Lafını bitirdikten sonra yumruğunu kaldıran Yan Zhao, bağırmaya başladı: ‘’Kaygısız Xiao Yao! Bu ateş iskeletine, 300 altın veriyorum!’’

Tabii ki mutlu olmuştum. Sonuçta fiyat gitgide artıyordu!

General Wang Jian keskin bir bakış fırlattı: ‘’Yan Zhao, bu ateş iskeleti fena bir yaratık olmasa da, genel bağlamda saldırı-can ağırlıklı bir evcil hayvan. Beyni olan herkes bu yaratığın en fazla 200 altın ettiğini bilir. Ne yapmaya çalışıyorsun?’’

Yan Zhao gülümsedi: ‘’Saldırı-can tipi bir yaratık olsa bile, sahibine seviye atlama konusunda akılalmaz yardımlar yapacağına şüphe yok. Diğerlerinden daha yüksek seviyede olmanın getirilerini söylememe gerek yok sanırım. Sorarım sana, bu şehirde kim 1 numara olmak istemiyor ki?’’

Wang Jian dişlerini sıkarak cevap verdi: ‘’Tamam o zaman, bu yaratığı o kadar istediğine göre, al senin olsun. General ailesi çekiliyor.’’

‘’Teşekkür ettim!’’

Ancak yan tarafta duran Yan Suo gülümseyerek konuşmaya başladı: ‘’General ailesi istemiyorsa [Kahramanın Öfkesi] alacak. 400 altın diyorum.’’

Xu Yue’nin sözleri Yan Zhao’nun suratını ekşitmişti: ‘’500 altın. Fiyatı arttırmanın bir manası yok. Batılı Diktatör, dediğimi anlıyorsundur umarım.’’

Pa!

Liu Ying kılıcını kavradı ve soğuk bir ses tonuyla cevap verdi: ‘’Mesele iş olunca herkes eşit şartlardadır. Ne yapmaya çalışıyorsun, yoksa Yan Zhao Prag’ı kullanarak [Kahramanın Öfkesi]’ni baskı altına mı almaya çalışıyor? Görünüşe göre zayıf gördüklerine zorbalık yapıyorsun ha?’’

Yan Zhao elini havaya savurdu ve gülümsedi: ‘’Fazla abartıyorsun. Öyle bir şey kastetmedim ancak…Duyduklarıma göre [Kahramanın Öfkesi]’yle Xiao Yao arasında derin bir nefret bağı kurulmuş. Daha oyun çıkalı bir hafta bile olmamışken, 3 kez PK yapmışsınız. Baş düşmanının yakaladığı yaratığı o kadar mı istiyorsun yani?’’

Liu Ying bana bir bakış fırlattı ve cevap vermeye koyuldu: ‘’Kaygısız Xiao Yao mu? Ha. Bu herifin benim gözümde zerre kadar değeri yok. Onunla uğraşmak istemiyorum. Diğer bir taraftan bu ateş iskeleti akılalmaz bir yaratık. Öylece bırakacak değilim.’’

……

“Hayret bir şey…”

Yan Zhao’nun arkasında duran Qing Qian elini beline asılı duran hançerine koydu ve hafifçe söylendi: ‘’Batılı Diktatör, Xiao Yao’yu aşağılamaya utanmıyor musun?’’

Yan Zhao elini Qing Qian’ın hançerine koyduktan sonra: ‘’Sinirlenme. Burada iş yapmaya çalışıyoruz, savaş çıkarmaya değil.’’diye konuştu.

Liu Ying bir kahkaha patlattı: ‘’Yan Zhao, gerçekten akıllı bir adamsın, ne yapacağız şimdi bu yaratığı?’’

Yan Zhao gülümsedikten sonra cevap verdi: ‘’Madem bu kadar istiyorsun, al senin olsun. Kendime başka bir yaratık bulabilirim.’’

‘’Tamamdır! Ateş İskeleti bizimdir!’’ Xu Yue gülümsedi ve Liu Ying’e sarıldı.

Ateş iskeletini geri çağırdım ve takas sekmesini açtım. ‘’Tamamdır. Batılı Diktatör, 500 altını ver ve yaratığı al!’’

Liu Ying takası kabul etti ve zaman kaybetmeden 500 altını yerleştirdi. Takas tamamlanmıştı!

……

“Oi!”

Ateş İskeleti’ni aldıktan sonra bana keskin bir bakış fırlatan Liu Ying konuşmaya başladı: ‘’Li Xiao Yao, sen göreceksin. Bugün senden aldığım bu yaratıkla ileride kökünü kazıyacağım! Göreceksin!’’

Kaşlarımı çattım: ‘’Tamam dingil, yapacak işlerim var, ikile hadi.’’

‘’Sen!!’’

Liu Ying’in eli kılıcına gitti ve bağırdı: ‘’Kendini bir şey mi sanıyorsun? Kuzey kapısında bire bir mücadeleye ne diyorsun? Cesaretin var mı?!’’

Envanterimde duran [Yeşim Şehri’nin Kılıcı]’na baktım ve kılıcı kullanmak için ne kadar seviye kasmam gerektiğini düşündüm. Gülümsedim ve cevap vermeye koyuldum: ‘’Gerek yok. Sizin gibi dingillerle uğraşacak zamanım yok, yıkıl hadi karşımdan…’’

Kelimelerimi söylerken elimi havaya savurmuş ve Ufak Bobo’yu çağırmıştım. Liu Ying’e keskin bir bakış fırlattıktan sonra: ‘’492 saldırı puanı, 3. Seviye kombo saldırısı, karşılayabilir misin? Kaybol, kendini gülünç duruma düşürme.’’

Liu Ying ister istemez geri adım atmıştı. Arı Lordu’nu görür görmez tırstığına şüphe yoktu.

……

Yan tarafta duran Qing Qian elini hançerine atmış, hazır bir vaziyette bekliyordu: ‘’Batılı Diktatör, eğer Pk yapmak istiyorsan seninle biraz eğlenebiliriz, ne diyorsun?’’

Liu Ying Qing Qian’ı süzdükten sonra: ‘’İstemez, kalsın. Vücudun iyi olsa da en fazla C cup’sın. Senin gibilerle işim yok!’’

(34D’nin yanında C cup…)

‘’Tamamdır…’’

Qing Qian sinirden deliye dönmüştü.

Yan Zhao’ysa düşük bir ses tonuyla: ‘’Qing Qian bu kadar yeter. Gidip seviye kasmaya devam edeceğiz, gereksiz meselelere bulaşma.’’ Diye uyarmıştı.

‘’Tamamdır…’’

Küçük kız bana bir bakış fırlattı ve amcasıyla mekanı terk etti.

……

Şehir duvarlarının yanına kuruldum ve eşyaları satmaya devam ettim. Bütün eşyaları pazar ortalamasının %30 altına sattığım için çok zaman geçmeden tezgahım boşalmıştı. [Yeşim Şehri’nin Kılıcı]’nı envanterime attım ve elime Kadim Mızrağı aldım. Bugün 30. Seviyeye kasmaya uğraşacaktım!