Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

42. Bölüm Yanlış Anlaşılma

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

Buzz!

  Kanlı hançer etrafa kızıl ışık hüzmeleri saçıyordu; Qing Qian dişlerini sıkarak konuşmaya başladı: ‘’Bizi öldürdükten sonra nasıl olur da öylece meseleyi bir kenara bırakabiliriz ki? İlk önce intikamımı alacağım, ondan sonra konuşuruz. Fan Shu Şehri’nin en iyi oyuncularından biri olman beni ilgilendirmiyor!’’

  Ufak adımlarla Qing Qian ilerlemeye başladı. Momentum kazandıktan sonra Wan Er’e doğru atıldı ve bir anda sol elinde de bir hançer belirdi. İki hançerle saldıracaktı!

 “Huh?”

  Lin Wan Er sol elindeki şemsiyeyi Qing Qian’ın göğüslerine doğru uzattı!

Bam!

  Parlak kıvılcımlar dört bir yana saçılırken Wan Er’in gücü ortaya çıkmıştı. Elini ileriye uzatır uzatmaz Qing Qian’ı geri çekilmeye zorlamıştı. Ardından Lin Wan Er geri tepmeyi kullanarak arkaya doğru bir takla attı ve başının üstünde bir ‘’ISKA’’ yazısı çıktı. Yani Wei Liang’ın sinsi saldırısını atlatmayı başarmıştı! Görünüşe göre bütün mücadeleyi önceden hesaplamıştı.

  Wei Liang’ın saldırısı hedefi tutturamayınca kızın dengesi bozulmuş ve Wan Er bu fırsatı kullanarak şemsiyesiyle Wei Liang’a bir darbe indirmişti.

  Bang!

  Wei Liang yere yuvarlandı ve bütün kıyafetleri çime bulandı. Ardından kendini toparlayak ayağa kalktı ve kardeşine bir bakış fırlattı: ‘’Qing…’’

  Qing Qian dişlerini sıkarak Wan Er’e bakıyordu.

  Wan Er gülümsedi ve olduğu yerde keyifli keyifli dikilmeye devam etti. Deri kıyafetlerle kaplanmış figürü gözler önüne serilmişti. Gülümsedi: ‘’Siz iki güzel kadın Li Xiao Yao’nun arkadaşıysanız artık durabilir miyiz? Benim hatamdı…’’

  Qing Qian soğuk bir ifadeyle cevap verdi: ‘’Durmamızı mı söylüyorsun? Unutma ki Prag’tan en az 5 kişiyi öldürdün üstelik ben 2 seviye kaybetmişken, Wei Liang 3 seviye kaybetti. Bu konuyu nasıl halledeceğiz?’’

  Wei Liang eline hançerle konuşmaya koyuldu: ‘’Eğer intikam alamazsak, insanlar Prag’ı küçümsemeye başlar!’’

  ‘’Özür dilerim, tamam mı?’’

  Tam bu sırada bir ses araya girdi: ‘’Bu kadar yeter Wan Er! Meseleyi bu kadar üstelediklerine göre bırak şunlarla dövüşelim, sonra Li Xiao Yao’dan özür dileriz. Hmph! Yoksa millet Fan Shu Şehri’ndekilerin kolayca pes edeceğini düşünmeye başlayacak!’’

……

 Qing Qian başını yukarı kaldırıp havada uçan Rüzgar Elfiyle göz göze geldi. 32. Seviye büyücü, Cang Yue!

  Sha!

  Prag’tan bir savaşçı dirildi ve konuşmaya başladı: ‘’Hass…Cang Yue, Fan Shu Şehri’nin en iyi 7. Oyuncusu. Aynı zamanda yanındaki Cang Tong da 3. Sırada. Şehirdeki en iyi süikastçi olmayı bırakın, dediklerine göre kendisi sunucudaki en iyi oyuncuymuş…’’

  ‘’Demek destek geldi ha?’’ Qing Qian kendi kendine söylendi.

……

  Hemen Qing Qian ve Wan Er’in arasına girdim: ‘’Burada koca bir yanlış anlaşılma var!’’

  Wan Er’ı işaret edip konuşmaya devam edip: ‘’Qing Qian, bu ikili; Cang Tong ve Cang Yue benim üniversiteden arkadaşlarım. Sırf beni görmek için Ba Huang’a geldiler!’’

  Ardından Wan Er’e bir bakış fırlattım: ‘’Hanımefendi, bu Qing Qian. Prag’tan olsa da benim de arkadaşım. Bana bir sürü yardımı dokundu. Bugün de bana yardım etmeye gelmişti. Ancak ben sizin bu kadar kısa bir sürede şehre geleceğinizi düşünmemiştim. Eğer önceden haberim olsaydı, bunların hiçbiri yaşanmazdı…’’

  Wan Er başını çevirip bana baktı: ‘’Onlar…cidden sana yardım mı ediyorlardı?’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Evet…’’

  ‘’O zaman gerçekten de bu yanlış bir anlaşılma…’’

  Wan Er, Qing Qian ve Wei Liang’a doğru yürüdü ve gülümsedi: ‘’Sizin Li Xiao Yao’ya yardım ettiğinizi bilmiyordum. Her ne kadar bu sözlerim seviyelerinizi geri getirmeyecek olsa da sizden özür diliyorum. Yaptıklarımı telafi edeceğim…’’

  Lafını bititr bitirmez Wan Er çantasından bir başlık çıkardı ve başlığı Qing Qian’a uzattı: ‘’Bu 27. Seviye bronz tipi bir başlık, 31. Seviye Boss’undan düşürmüştük. Cang Yue ve ben takmadığımız için sana verebilirim. Lütfen bunu kabul et…’’

 Qing Qian meseleyi üstelemek istiyordu ancak başlığı görünce gözleri parlamaya başlamıştı. Gerçekten de bu 27. Seviye bronz tipi başlık öyle hafife alınabilecek bir şey değildi. Her ne kadar başlığı Qing Qian takamayacak olsa da Yan Zhao’nun kullanabileceğine şüphe yoktu.

  Qing Qian başlığı aldıktan sonra gülümsedi: ‘’Xiao Yao’nun böyle güçlü arkadaşları olmasına şaşırdım. Fan Shu Şehri’nin ilk onu içinde olan iki güzellik gerçekten de Xiao Yao’nun arkadaşıymış. Oldukça şaşırdım çünkü bu aptalın tek başına oynadığını düşünüyordum!’’

 “Ahem,” öksürdüm: “Hey, fırsattan istifade edip bana bulaşmasana……”

  Qing Qian bir kahkaha patlattı: ‘’Tamamdır. Meseleyi üstelemeyeceğim. Başlık için teşekkür ederim Cang Tong. Prag olarak bu konuyu çözülmüş sayacağız ancak [Kahramanın Öfkesi]’ne ne olacak?’’

  Lin Wan Er bir bakış fırlattı: ‘’Ah, cesetlerin başında beklemek çok sıkıcı…’’

  ‘’Öyle demeyin. Yalnızca yarım saat bekleseniz yeter. Yerine getirmem gereken bir görev olduğu için birkaç haydut kesmem lazım. Sonuçta AA seviyesindeki bir görevi bitirmek kolay değil’’

  ‘’Ne?’’ Lin Wan Er donakalmıştı. Göğüsleri bir yukarı bir aşağı inerken güzel kadın ileri atılarak: ‘’Sen..AA zorluğunda ana görevlerden birini mi aldın?’’ diye sitem etti.

  ‘’Evet, yoksa Qing Qian’ın bana yardım etmesine izin vermezdim…’’

  ‘’Tamam…’’ Dong Cheng Yue elindeki yeşil asayla yanıma inmişti: ‘’Wan Er’le yapacak başka bir şeyimiz yok. Görevde sana yardım edelim.

  Biraz utanmıştım: ‘’Ama…ama…bu görev paylaşımlı değil ki…’’

  ‘’Olsun. En azından TP kasmak için yaratık avlayabiliriz, sonuçta düşük seviyeli yaratıklarla uğraşacak değilsin ya…’’

  ‘’Tamamdır!’’

……

Zap!

  Bulutların arasından bir ışık hüzmesi belirdi ve ormanın üzerine doğru hızla ilerlemeye koyuldu.

  Wan Er olduğu yerde dikiliyordu, vücudunun güneş banyosu yapmasına izin veriyordu. Kar beyazı rengindeki teninde güneş lekeleri oluşmaya başlamış; derisinden dumanlar çıkmaya başlamıştı. Bu ırksal bir dezavantajdı zira Ay Elfleri gündüz olduğu zamanlar %25 saldırılarından oluyor ve güneş ışığıyla direkt temasta saniye başı %1 canlarını kaybediyorlardı.

  Ona bir bakış fırlattım ancak bir şey söylemedim.

  Lin Wan Er gözlerini kırptıktan sonra: ‘’Ne oldu?’’ diye sordu.

  Pürüzsüz omuzlarına işaret ederek: ‘’Hanımefendi, tütüyorsunuz…’’dedim.

  Wan Er: ‘’Oh!’’ dedikten sonra şemsiyesini kaldırmış ve bu sayede gün ışığından korunmayı başarmıştı. Ona baktığımda yalnızca güzel ağzını görebiliyordum. Manzara gerçekten muazzamdı. Gündüzleri Ba Huang Şehri’nin etrafında bu tarz şemsiye kullanan oyuncuları görmek mümkündü. Ay Elfleri yalnızca kadınlar tarafından seçilebildiği için değişik bir ırk sayılabilirdi. Irkın özellikleri gereği vücut şeklini ve yüz hatlarını değiştirebildiğiniz için birçok erkek oyuncu Ay Elflerine hayrandı.

  ‘’Oh…bu…’’

  Wan Er cesedin yanına yürüdü ve cesedin yüzünü ayağıyla dürttü: ‘’Oldukça tanıdık gözüküyor…’’

  Dong Cheng Yue araya girdi: ‘’Yoksa bu…?’’

  Lin Wan Er hemen anlamıştı: ‘’Hmm, Liu Ying ve Xu Yue’nin bizim sınıfa gelmesinin sebebini şimdi anladım…’’

  Diğer tarafa işaret ettim: ‘’Orada, şu çılgın kadın, Xu Yue. Ahem, üniversitemizin en güzel on kadınından biri…’’

 Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Xiao Yao’nun zombi mağarasında [Kahramanın Öfkesi] tarafından sinsi bir saldırıya maruz kaldığını duymuştum. Üstelik sırf onu öldürebilmek için Xu Yue masum bir kadın rolüne bürünmüş. Gerçek ortaya çıkınca da Xiao Yao’yu öldürüp, arkasından gülmüşler, doğru mu?’’

  Suratım kıpkırmızı olmuştu: ‘’Geçmiş geçmişte kalsın lütfen…’’

  Lin Wan Er başını kaldırıp bana baktı: ‘’Ondan hoşlanıyor musun?’’

  Başımı aşağı indirdim: ‘’Hayır…’’

  ‘’Hanımefendi, cübbeniz gevşemiş…’’

 “…… Bakmasana!!”

……

   Böylece Qing Qian cesetlerin yanında kalmaya karar vermiş ve [Kahramanın Öfkesi]’nden dirilme gafletinde bulunan herkesi tekrar öldürmeye koyulmuştu. Biraz zaman geçtikten sonra salaklar artık dirilmemeleri gerektiğini anlamışa benziyordu.

  Wan Er ve Dong Cheng Yue’yle haydut avlamaya koyulduk. Yanımda onlar olunca yaratık öldürmek de keyifli bir hal almıştı.

  ‘’Haydut dediğin şunlar mı?’’ diye sordu Cheng Yue.

  ‘’Tamamdır, ben ileride oynayacağım!’’

  ‘’Hayır, geride kal, tek yapman gereken Wan Er’in canını doldurmak.’’

  Dong Cheng Yue asasını kaldırdı ve Keskin Rüzgar büyüsünü kullandı. Haydut direkt darbe almış ve 417 canını kaybetmişti. Gizliden gizliye bu saldırının kaç mana yediğini düşünmeye başlamıştım.

  Sinirden deliye dönen haydut bize doğru atılmaya çalışmıştı ki Lin Wan Er [Oyuk] yeteneğini kullanarak adamı sersemletti!     

319!

  Ufak manevralarla adamın arkasına geçti ve üst üste [Kan], [Arkadan Bıçaklama] yeteneklerini kullandı!

447!

512!”

 Dong Cheng Yue de zaman kaybetmeden Ateş Büyüsünü kullanmış ve haydut öteki dünyayı boylamıştı. Bu ikilinin hareket kombinasyonları gerçekten üst seviyeydi!

  Ellerimi havaya kaldırmış ve pes etmiştim: ‘’Siz…böyle mi seviye kasıyorsunuz?’’

  ‘’Evet, ne oldu ki?’’ diye gülümsedi Dong Cheng Yue.

  ‘’Fazla güçlüsünüz…’’

  Lin Wan Er: ‘’Li Xiao Yao sen nasıl seviye kasıyorsun? Duruma bakılırsa bir ölüp, bir diriliyorsun ancak seviyen hiç de düşük değil…’’

  Elimi havaya kaldırıp Ufak Bobo’yu çağırdım!